Ana içeriğe geç
Sözlük

dokunma ile cümle

dokunma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Kansere hiç dokunmayan bir ilaç ile elde edilen azalmış bir nüks oranı.Um medicamento que reduz a ocorrência do cancro e que nem sequer toca no cancro.
Kansere hiç dokunmayan bir ilaç ile elde edilen azalmış bir nüks oranı.Una reducción de la reaparición del cáncer por un medicamento que ni siquiera toca el cáncer.
Kansere hiç dokunmayan bir ilaç ile elde edilen azalmış bir nüks oranı.Un médicament qui réduit la survenue du cancer et qui n'y touche même pas.
Kansere hiç dokunmayan bir ilaç ile elde edilen azalmış bir nüks oranı.Verminderde je het optreden van kanker door een geneesmiddel dat zelfs geen invloed had op de kanker.
Kansere hiç dokunmayan bir ilaç ile elde edilen azalmış bir nüks oranı.Zmniejszenie nawrotów raka przez lek który nawet nie oddziałuje na nowotwór.
Kansere hiç dokunmayan bir ilaç ile elde edilen azalmış bir nüks oranı.Намалена проява на рак от лекарство, което няма никакъв допир с рака.
Kansere hiç dokunmayan bir ilaç ile elde edilen azalmış bir nüks oranı.Снижение рецедива рака лекарством, не имеющим ничего общего с раком.
Kansere hiç dokunmayan bir ilaç ile elde edilen azalmış bir nüks oranı.צמצום התרחשות הסרטן באמצעות תרופה שכלל אפילו לא מטפלת בסרטן.
Kansere hiç dokunmayan bir ilaç ile elde edilen azalmış bir nüks oranı.أي انها تم التقليل من احتمالية عودة السرطان بمجرد استخدام عقار لم يقترب من السرطان نفسه
Kansere hiç dokunmayan bir ilaç ile elde edilen azalmış bir nüks oranı.成功できたのです 例えれば土壌を変えてしまえば 種は実らないようなものです
Karnınıza dokunmamın sakıncası var mı?Får jag röra din mage?
Karnınıza dokunmamın sakıncası var mı?Må jeg røre ved din mave?
Karnınıza dokunmamın sakıncası var mı?¿Me dejas que te toque la barriga?
Karnınıza dokunmamın sakıncası var mı?Mógłbym dotknąć pani brzucha?
Karnınıza dokunmamın sakıncası var mı?Posso tocar na sua barriga?
Karnınıza dokunmamın sakıncası var mı?Posso toccarle la pancia?
Karnınıza dokunmamın sakıncası var mı?Saisinko koskettaa masuasi?
Karnınıza dokunmamın sakıncası var mı?Μπορώ να αγγίξω την κοιλιά σας;
Karnınıza dokunmamın sakıncası var mı?А можно мне прикоснуться к вашему животу?
KF: Evet. Ve daha çok olmadan, çoklu-dokunmatik eylemde.1年ほど前の TEDでの講演です
KF: Evet. Ve daha çok olmadan, çoklu-dokunmatik eylemde.커비 퍼거슨: 근데 여기 시범 중인 멀티터치 입력장치가 있습니다.
KF: Evet. Ve daha çok olmadan, çoklu-dokunmatik eylemde.ק"פ: אולם, הנה המולטי טאצ' בפעולה.
KF: Evet. Ve daha çok olmadan, çoklu-dokunmatik eylemde.كيربي فيرغسون: نعم. ومع ذلك، هنا ترون اللمس المتعدد يشتغل.
Köre kalanlar... ...sestir, kokudur, tatdır ve dokunma hissidir.Il reste aux aveugles les sons, les odeurs, le goût et le toucher.
Köre kalanlar... ...sestir, kokudur, tatdır ve dokunma hissidir.Todo lo que se le deja al ciego es el sonido, el olor, el gusto y nuestro sentido del tacto.
Köre kalanlar... ...sestir, kokudur, tatdır ve dokunma hissidir.Tutto ciō che rimane ad un cieco sono i suoni, gli odori, i sapori... ed il tatto.
Köre kalanlar... ...sestir, kokudur, tatdır ve dokunma hissidir.Το μόνο που έχει έναζ τυφλόs είναι... ακοή, όσφρηση, γεύση κι αφή.
Köre kalanlar... ...sestir, kokudur, tatdır ve dokunma hissidir.Все что остается слепому - это звуки, запахи, вкус и осязание.
- Lanet olsun! Kafasız tavuklar gibi koşturursak Tangles'a yararımız dokunmaz.Det kommer inte trassel något gott om vi kör runt som huvudlösa kinder.
Lütfen, ‹Onun kızkardeşiyim› de ki, senin hatırın için bana iyi davransınlar, canıma dokunmasınlar.››Dì dunque che tu sei mia sorella, perché io sia trattato bene per causa tua e io viva per riguardo a te»
Lütfen, ‹Onun kızkardeşiyim› de ki, senin hatırın için bana iyi davransınlar, canıma dokunmasınlar.››Dize, peço-te, que és minha irmã, para que me vá bem por tua causa, e que viva a minha alma em atenção a ti.
Lütfen, ‹Onun kızkardeşiyim› de ki, senin hatırın için bana iyi davransınlar, canıma dokunmasınlar.››Hovor tedy, prosím, že si moja sestra, aby mi bolo dobre za teba, a moja duša bude žiť pre teba.
Lütfen, ‹Onun kızkardeşiyim› de ki, senin hatırın için bana iyi davransınlar, canıma dokunmasınlar.››Kjære, si at du er min søster, så det kan gå mig vel, og mitt liv kan bli spart for din skyld!
Lütfen, ‹Onun kızkardeşiyim› de ki, senin hatırın için bana iyi davransınlar, canıma dokunmasınlar.››원컨대 그대는 나의 누이라 하라 그리하면 내가 그대로 인하여 안전하고 내 목숨이 그대로 인하여 보존하겠노라 하니라
Lütfen, ‹Onun kızkardeşiyim› de ki, senin hatırın için bana iyi davransınlar, canıma dokunmasınlar.››Mów, proszę, żeś jest siostrą moją, aby mi dobrze było dla ciebie, i żywa została dla ciebie dusza moja.
Lütfen, ‹Onun kızkardeşiyim› de ki, senin hatırın için bana iyi davransınlar, canıma dokunmasınlar.››ndd [azért,] kérlek, [hogy] húgom vagy; hogy jól legyen dolgom miattad, s életben maradjak te éretted.
Lütfen, ‹Onun kızkardeşiyim› de ki, senin hatırın için bana iyi davransınlar, canıma dokunmasınlar.››Prav medle, že jsi sestra má, aby mi dobře bylo příčinou tvou, a živa zůstala duše má pro tebe.
Lütfen, ‹Onun kızkardeşiyim› de ki, senin hatırın için bana iyi davransınlar, canıma dokunmasınlar.››Reci, prosim, da si sestra moja, da mi bo dobro zaradi tebe in da bom živel zavoljo tebe.
Lütfen, ‹Onun kızkardeşiyim› de ki, senin hatırın için bana iyi davransınlar, canıma dokunmasınlar.››Säg därför att du är min syster, så att det går mig väl för din skull, och så att jag för din skull får leva.»
Lütfen, ‹Onun kızkardeşiyim› de ki, senin hatırın için bana iyi davransınlar, canıma dokunmasınlar.››sig derfor, at du er min Søster, for at det må gå mig godt, og jeg ikke skal miste Livet for din Skyld!"
Lütfen, ‹Onun kızkardeşiyim› de ki, senin hatırın için bana iyi davransınlar, canıma dokunmasınlar.››Ta xin hãy xưng ngươi là em gái ta, hầu cho sẽ vì ngươi mà ta được trọng đãi và giữ toàn mạng ta.
Lütfen, ‹Onun kızkardeşiyim› de ki, senin hatırın için bana iyi davransınlar, canıma dokunmasınlar.››Ta xin hãy xưng ngươi là em_gái ta , hầu cho sẽ vì ngươi mà ta được trọng_đãi và giữ toàn mạng ta .
Lütfen, ‹Onun kızkardeşiyim› de ki, senin hatırın için bana iyi davransınlar, canıma dokunmasınlar.››Ειπε λοιπον, οτι εισαι αδελφη μου, δια να γεινη καλον εις εμε εξ αιτιας σου, και να φυλαχθη η ζωη μου δια σε.
Lütfen, ‹Onun kızkardeşiyim› de ki, senin hatırın için bana iyi davransınlar, canıma dokunmasınlar.››Кажи, моля, че си ми сестра, за да ми бъда добре покрай тебе и да се опази живота ми, поради твоята дума .
Lütfen, ‹Onun kızkardeşiyim› de ki, senin hatırın için bana iyi davransınlar, canıma dokunmasınlar.››скажи же, что ты мне сестра, дабы мне хорошо было ради тебя, и дабы жива была душа моя чрез тебя.
Lütfen, ‹Onun kızkardeşiyim› de ki, senin hatırın için bana iyi davransınlar, canıma dokunmasınlar.››אמרי נא אחתי את למען ייטב לי בעבורך וחיתה נפשי בגללך׃
Lütfen, ‹Onun kızkardeşiyim› de ki, senin hatırın için bana iyi davransınlar, canıma dokunmasınlar.››قولي انك اختي. ليكون لي خير بسببك وتحيا نفسي من اجلك
Lütfen, ‹Onun kızkardeşiyim› de ki, senin hatırın için bana iyi davransınlar, canıma dokunmasınlar.››求 你 說 、 你 是 我 的 妹 子 、 使 我 因 你 得 平 安 、 我 的 命 也 因 你 存 活
Lütfen, ‹Onun kızkardeşiyim› de ki, senin hatırın için bana iyi davransınlar, canıma dokunmasınlar.››求 你 說 、 你 是 我 的 妹子 、 使我 因 你 得 平安 、 我 的 命 也 因 你 存活
Maddenin gaz halinde,moleküller etrafta sıçrar ve zıplarlar ama birbirlerine dokunmazlar.Die Moleküle werden in Form von Gas nicht herum, springen berühren Sie einander.
Maddenin gaz halinde,moleküller etrafta sıçrar ve zıplarlar ama birbirlerine dokunmazlar.V plynném skupenství budou molekuly poskakovat kolem, ale nebudou se dotýkat.
Maddenin gaz halinde,moleküller etrafta sıçrar ve zıplarlar ama birbirlerine dokunmazlar.W formie gazowej cząsteczki podskakują dookoła bez dotykania siebie.
Maddenin gaz halinde,moleküller etrafta sıçrar ve zıplarlar ama birbirlerine dokunmazlar.お互いに触れます。
Meme kanserini moleküler düzeyde görebildikleri için göğüslerine dokunmalarına gerek kalmadı.Comprendían el cáncer a nivel molecular. No necesitaban explorar sus senos.
Meme kanserini moleküler düzeyde görebildikleri için göğüslerine dokunmalarına gerek kalmadı.De forstod hendes brystkræft på det molekylære niveau; de havde intet behov for at røre hendes bryster.
Meme kanserini moleküler düzeyde görebildikleri için göğüslerine dokunmalarına gerek kalmadı.De förstod hennes bröstcancer på en molekylär nivå -- de behövde inte ta på hennes bröst.
Meme kanserini moleküler düzeyde görebildikleri için göğüslerine dokunmalarına gerek kalmadı.Eles conheciam o cancro da mama ao nível molecular, não tinham necessidade de lhe tocar nas mamas.
Meme kanserini moleküler düzeyde görebildikleri için göğüslerine dokunmalarına gerek kalmadı.Hanno capito il suo cancro al seno a livello molecolare e non avevano bisogno di toccarle il seno.
Meme kanserini moleküler düzeyde görebildikleri için göğüslerine dokunmalarına gerek kalmadı.Họ hiểu về khối u trong ngực cô đến tầm phân tử; thế nên chẳng cần phải chạm đến ngực.
Meme kanserini moleküler düzeyde görebildikleri için göğüslerine dokunmalarına gerek kalmadı.Ils comprenaient son cancer du sein au niveau moléculaire ; ils n'avaient pas besoin de toucher ses seins.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod