İyi bir çizim yapmanın zararı dokunmazEs schadet nie, eine schöne Zeichnung haben.
İyi bir çizim yapmanın zararı dokunmaz좋은 그림이 있어서 나쁠 건 없으니까요
İyi bir çizim yapmanın zararı dokunmazNunca está de más tener un bonito dibujo.
İyi bir çizim yapmanın zararı dokunmazZawsze lepiej mieć ładny rysunek.
İyi bir çizim yapmanın zararı dokunmazציור יפה אף פעם לא מזיק.
İyi bir çizim yapmanın zararı dokunmazليس من الخطأ الحصول على رسم جيد
Jeff Han: Çoklu-dokunmatiğin hissi hiçbir şey değil- tamamen yeni değil.Jeff Han: el multi-touch no es algo... no es algo muy novedoso.
Jeff Han: Çoklu-dokunmatiğin hissi hiçbir şey değil- tamamen yeni değil.제프 한: 다중 터치 기술은 결코 새로운 게 아닙니다.
Jeff Han: Çoklu-dokunmatiğin hissi hiçbir şey değil- tamamen yeni değil.ג'ף האן: תחושה של מולטי טאצ' אינה --
Jeff Han: Çoklu-dokunmatiğin hissi hiçbir şey değil- tamamen yeni değil.جيف هان: الاستشعار عن طريق اللمس المتعدد ليس أي شيء --
Jeff Han: Çoklu-dokunmatiğin hissi hiçbir şey değil- tamamen yeni değil.完全に新しいものではありません ビル・バクストンは
Kafasız tavuklar gibi koşturursak Tangles'a yararımız dokunmaz.Azzal nem segítünk Hínárhajon, ha észnélkül elkezdünk itt rohangálni.
Kafasız tavuklar gibi koşturursak Tangles'a yararımız dokunmaz.Das wird Tangles nicht helfen wenn wir wie kopflose Hühner herumlaufen.
Kafasız tavuklar gibi koşturursak Tangles'a yararımız dokunmaz.Ei hyödytä Tanglesia yhtään, jos juoksentelemme täällä, kuin päättömät kanat.
Kafasız tavuklar gibi koşturursak Tangles'a yararımız dokunmaz.Het doet Tangles geen goed als we rond rennen als kippen zonder kop.
Kafasız tavuklar gibi koşturursak Tangles'a yararımız dokunmaz.Não é bom para o Tangles se corrermos por aí como loucos.
Kafasız tavuklar gibi koşturursak Tangles'a yararımız dokunmaz.Nie pomożemy Tanglesowi biegając dookoła jak bezgłowe kurczaki.
Kafasız tavuklar gibi koşturursak Tangles'a yararımız dokunmaz.No será bueno para Tangles si andamos corriendo como locos..
Kafasız tavuklar gibi koşturursak Tangles'a yararımız dokunmaz.No será bueno para Tangles si andamos corriendo como locos..
Kafasız tavuklar gibi koşturursak Tangles'a yararımız dokunmaz.Tanglesovi to rozhodně nepomůže, když se jen tak bezhlavě rozběhneme.
Kafasız tavuklar gibi koşturursak Tangles'a yararımız dokunmaz.Δεν θα βοηθήσουμε τον Tangles αν τρέχουμε σαν ακέφαλα κοτόπουλα.
Kafasız tavuklar gibi koşturursak Tangles'a yararımız dokunmaz.Нећемо много да помогнемо Тенглсу ако трчимо около као луди.
(Kahkahalar) Pek yardimi dokunmadi(sambil tertawa) tapi hal ini tidak membantu.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.A všecken zástup hledal se ho dotknouti; nebo moc z něho vycházela, a uzdravovala všecky.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.A všetok zástup hľadal dotknúť sa ho, lebo vychádzala od neho moc a uzdravovala všetkých.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.A wszystek lud szukał, jakoby się go dotknąć; albowiem moc wychodziła z niego, i uzdrawiała wszystkich.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Cả đoàn dân đến kiếm cách rờ Ngài , vì từ Ngài có quyền phép ra , chữa lành hết mọi người .
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Cả đoàn dân đến kiếm cách rờ Ngài, vì từ Ngài có quyền phép ra, chữa lành hết mọi người.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.És az egész sokaság igyekezik vala õt illetni: mert erõ származék belõle, és mindeneket meggyógyíta.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.E toda a multidão procurava tocar-lhe; porque saía dele poder que curava a todos.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Et toute la foule cherchait à le toucher, parce qu`une force sortait de lui et les guérissait tous.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Iedereen probeerde Hem aan te raken, omdat een geweldige kracht van Hem uitging. Hij maakte ze allemaal beter.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.In vsa množica je iskala, da bi se ga dotikali, ker moč je iz njega šla in ozdravljala vse.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Ja kaikki kansa tahtoi päästä koskettamaan häntä, koska hänestä lähti voima, joka paransi kaikki.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.온 무리가 예수를 만지려고 힘쓰니 이는 능력이 예수께로 나서 모든 사람을 낫게 함이러라
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Och allt folket sökte att få röra vid honom, ty kraft gick ut ifrån honom och botade alla.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Og alt folket søkte å få røre ved ham; for en kraft gikk ut fra ham og helbredet alle.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.og hele Skaren søgte at røre ved ham; thi en Kraft gik ud fra ham og helbredte alle.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Semua orang berusaha menjamah Yesus, karena ada kuasa yang keluar dari diri-Nya yang menyembuhkan mereka semua
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Şi tot norodul căuta să se atingă de El, pentrucă din El ieşea o putere, care -i vindeca pe toţi.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Tutta la folla cercava di toccarlo, perché da lui usciva una forza che sanava tutti
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Und alles Volk begehrte ihn anzurühren; denn es ging Kraft von ihm und er heilte sie alle.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.y toda la gente procuraba tocarle; porque salía poder de él, y sanaba a todos
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Και πας ο οχλος εζητει να εγγιζη αυτον, διοτι δυναμις εξηρχετο παρ' αυτου και ιατρευε παντας.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.И весь народ искал прикасаться к Нему, потому что от Него исходила сила и исцеляла всех.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.І ввесь народ шукав приторкнутись до Него: бо сила від Него виходила, й сцїляла всіх.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.тоже и измъчваните от нечисти духове се изцеляваха.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.וכל ההמון מבקשים לגעת בו כי גבורה יצאה מאתו ורפאה את כלם׃
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.وكل الجمع طلبوا ان يلمسوه لان قوة كانت تخرج منه وتشفي الجميع
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.眾 人 都 想 要 摸 他 . 因 為 有 能 力 從 他 身 上 發 出 來 、 醫 好 了 他 們
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.眾 人 都 想要 摸 他 . 因為 有 能力 從 他 身上發 出來 、 醫 好 了 他 們
Kanıyor! Dokunma! Dokunma!- Nu atinge!Doare asa de rau!
Kanıyor! Dokunma!- Đừng động vào, đau quá.
Kanıyor! Dokunma!- Nu atinge!Doare asa de rau!
Kan! Kanıyor! Dokunma!Не го докосвай, боли!
Kansere hiç dokunmayan bir ilaç ile elde edilen azalmış bir nüks oranı.Csökkent a rák kiújulásának kockázata egy olyan gyógyszer hatására, amelynek köze nincs a rákhoz.
Kansere hiç dokunmayan bir ilaç ile elde edilen azalmış bir nüks oranı.암의 발병을 줄인 이 약은 직접적으로 암에 영향을 끼친게 아닙니다.
Kansere hiç dokunmayan bir ilaç ile elde edilen azalmış bir nüks oranı.Recidive ridotte da un farmaco che nemmeno tocca il tumore.
Kansere hiç dokunmayan bir ilaç ile elde edilen azalmış bir nüks oranı.Reducerea reapariţiei cancerului datorată unui medicament care nici nu s-a atins de cancer.
Kansere hiç dokunmayan bir ilaç ile elde edilen azalmış bir nüks oranı.Reduzierte Entstehung von Krebs durch ein Medikament, das den Krebs nicht einmal berührt.