Ana içeriğe geç
Sözlük

dokunma ile cümle

dokunma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bizim vücutlarımıza dokunmadan imha yeteneğini kullanamayacağını biliyoruz!Vi ved, at du skal røre os for at kunne tilintetgøre os.
Bizim vücutlarımıza dokunmadan imha yeteneğini kullanamayacağını biliyoruz!Vi vet att du måste röra vid oss för att kunna förgöra oss.
Bizim vücutlarımıza dokunmadan imha yeteneğini kullanamayacağını biliyoruz!Wiemy, że dopóki nas nie dotkniesz, destrukcja ciała ci nie wyjdzie.
Bizim vücutlarımıza dokunmadan imha yeteneğini kullanamayacağını biliyoruz!Αν δεν αγγίξεις τα σώματά μας, δεν μπορείς να μας καταστρέψεις!
Bizim vücutlarımıza dokunmadan imha yeteneğini kullanamayacağını biliyoruz!Мы знаем, что, не прикоснувшись к нашим телам, ты не сможешь нас уничтожить!
-Bırak da bir bakayım... -Hayır, dokunma!Pokaż mi.
-Bırak da bir bakayım... -Hayır, dokunma!Ukaž.
Böyle bir şeyi bulup - dokunma imkanını edindiğinizde - bu tarihin bir parçası.이중 몇분은 이걸 만질 기회를 가질겁니다. 그 역시 역사의 한 부분입니다. 여러분이 만진 이것은 1억 천만년이나 된 녀석입니다.
Böyle bir şeyi bulup - dokunma imkanını edindiğinizde - bu tarihin bir parçası.1億1千万年前の歴史に触れているのです これは親指のかぎ爪を見つけた直後の写真です
Böyle bir şeyi bulup - dokunma imkanını edindiğinizde - bu tarihin bir parçası.Dotykając tego dotykacie przeszłości: 110 milionów lat temu. Dotykając tego dotykacie przeszłości:
Böyle bir şeyi bulup - dokunma imkanını edindiğinizde - bu tarihin bir parçası.Kun poimit jotain tämän kaltaista-- ja jotkut teistä ovat koskeneet sitä-- tämä on pala historiaa.
Böyle bir şeyi bulup - dokunma imkanını edindiğinizde - bu tarihin bir parçası.وبعضكم قد سنحت له فرصة لمس هذه العظام هذا جزء من التاريخ, أنت تلمس شيء يبلغ من القدم 110 ملايين عام
Böyle yiyeceklere dokunmak istemiyorum, Beni hasta ediyorlar.Ach, kterýchž se ostýchala dotknouti duše má, ty jsou již bolesti těla mého.
Böyle yiyeceklere dokunmak istemiyorum, Beni hasta ediyorlar.A teraz práve to, čoho sa nechcela dotknúť moja duša, je ako mojím pokrmom v nemoci.
Böyle yiyeceklere dokunmak istemiyorum, Beni hasta ediyorlar.Ce que je voudrais ne pas toucher, C`est là ma nourriture, si dégoûtante soit-elle!
Böyle yiyeceklere dokunmak istemiyorum, Beni hasta ediyorlar.Česar se ni hotelo moji duši dotekniti, to mi je kakor gnusna jed sedaj.
Böyle yiyeceklere dokunmak istemiyorum, Beni hasta ediyorlar.Ciò che io ricusavo di toccare questo è il ributtante mio cibo
Böyle yiyeceklere dokunmak istemiyorum, Beni hasta ediyorlar.Czego się przedtem nie chciała dotknąć dusza moja, to teraz jest boleścią ciała mego.
Böyle yiyeceklere dokunmak istemiyorum, Beni hasta ediyorlar.Det byr mig imot å røre ved det*; det er for mig som utskjemt mat. / {* d.e. ved mine lidelser.}
Böyle yiyeceklere dokunmak istemiyorum, Beni hasta ediyorlar.이런 것을 만지기도 내 마음이 싫어하나니 못된 식물 같이 여김 이니라
Böyle yiyeceklere dokunmak istemiyorum, Beni hasta ediyorlar.Lelkem iszonyodik érinteni is; olyanok azok nékem, mint a megromlott kenyér!
Böyle yiyeceklere dokunmak istemiyorum, Beni hasta ediyorlar.Mi alma rehúsa tocarlos, pero ellos están como mi repugnante comida
Böyle yiyeceklere dokunmak istemiyorum, Beni hasta ediyorlar.Min Sjæl vil ej røre derved, de Ting er som Lugt af en Løve.
Böyle yiyeceklere dokunmak istemiyorum, Beni hasta ediyorlar.Nessas coisas a minha alma recusa tocar, pois são para mim qual comida repugnante.
Böyle yiyeceklere dokunmak istemiyorum, Beni hasta ediyorlar.Orice lucru de care aş vrea să nu m'ating, acela -i hrana mea, fie cît de greţoasă ea!
Böyle yiyeceklere dokunmak istemiyorum, Beni hasta ediyorlar.Så vägrar nu min själ att komma vid detta, det är för mig en vämjelig spis.
Böyle yiyeceklere dokunmak istemiyorum, Beni hasta ediyorlar.Sieluni ei tahdo koskea sellaiseen, se on minulle kuin saastainen ruoka.
Böyle yiyeceklere dokunmak istemiyorum, Beni hasta ediyorlar.Tidak sudi aku menyentuhnya; muak aku jika memakannya
Böyle yiyeceklere dokunmak istemiyorum, Beni hasta ediyorlar.Vật gì linh hồn tôi từ chối đá đến, Lại trở nên vật thực gớm ghê của tôi.
Böyle yiyeceklere dokunmak istemiyorum, Beni hasta ediyorlar.Vật gì linh_hồn tôi từ_chối đá đến , Lại trở_nên vật thực gớm_ghê của tôi .
Böyle yiyeceklere dokunmak istemiyorum, Beni hasta ediyorlar.Was meine Seele widerte anzurühren, das ist meine Speise, mir zum Ekel.
Böyle yiyeceklere dokunmak istemiyorum, Beni hasta ediyorlar.Τα πραγματα, τα οποια η ψυχη μου απεστρεφετο να εγγιση, εγειναν ως το αηδες φαγητον μου.
Böyle yiyeceklere dokunmak istemiyorum, Beni hasta ediyorlar.До чего не хотела коснуться душа моя, то составляетотвратительную пищу мою.
Böyle yiyeceklere dokunmak istemiyorum, Beni hasta ediyorlar.Душата ми се отвращава да ги допре; Те ми станаха като омразно ястие.
Böyle yiyeceklere dokunmak istemiyorum, Beni hasta ediyorlar.מאנה לנגוע נפשי המה כדוי לחמי׃
Böyle yiyeceklere dokunmak istemiyorum, Beni hasta ediyorlar.ما عافت نفسي ان تمسّها هذه صارت مثل خبزي الكريه
Böyle yiyeceklere dokunmak istemiyorum, Beni hasta ediyorlar.看 為 可 厭 的 食 物 、 我 心 不 肯 挨 近
Böyle yiyeceklere dokunmak istemiyorum, Beni hasta ediyorlar.看為可厭 的 食物 、 我心 不 肯 挨近
Bu algoritmaları baz alarak ve standart grafik GPU'ları kullanarak geliştirdiğimiz bir dokunmatik cihaz.Det är en touch-enhet som vi har utvecklat baserat på dom här algoritmerna och med vanliga grafikkort.
Bu algoritmaları baz alarak ve standart grafik GPU'ları kullanarak geliştirdiğimiz bir dokunmatik cihaz.Es ist ein Touch-Device, das wir mit Standard-Grafikkarten basierend auf diesen Algorithmen entwickelt haben.
Bu algoritmaları baz alarak ve standart grafik GPU'ları kullanarak geliştirdiğimiz bir dokunmatik cihaz.Es un dispositivo táctil que hemos desarrollado en base a estos algoritmos que usan tarjetas gráficas comunes.
Bu algoritmaları baz alarak ve standart grafik GPU'ları kullanarak geliştirdiğimiz bir dokunmatik cihaz.E' un strumento sensibile al tocco che abbiamo sviluppato basato su questi algoritmi, che usano GPU standard.
Bu algoritmaları baz alarak ve standart grafik GPU'ları kullanarak geliştirdiğimiz bir dokunmatik cihaz.Het is een door ons ontwikkeld aanraakscherm met behulp van standaard GPU's.
Bu algoritmaları baz alarak ve standart grafik GPU'ları kullanarak geliştirdiğimiz bir dokunmatik cihaz.우리가 개발한 터치스크린 테이블입니다. 저희의 연산프로그램을 바탕으로 일반 그래픽카드를 사용했죠.
Bu algoritmaları baz alarak ve standart grafik GPU'ları kullanarak geliştirdiğimiz bir dokunmatik cihaz.זה מכשיר מגע שפיתחנו בהתבסס על האלגוריתמים האלה, בעזרת מעבדים גראפיים סטנדרטים.
Bu algoritmaları baz alarak ve standart grafik GPU'ları kullanarak geliştirdiğimiz bir dokunmatik cihaz.وهو جهاز يعمل باللمس .. طورناه مبني على برمجيات خوارزمية .. معتمدة على اساسيات رسوميات الحاسوب
Bu algoritmaları baz alarak ve standart grafik GPU'ları kullanarak geliştirdiğimiz bir dokunmatik cihaz.元に私たちが開発したタッチデバイスです 実際には
Bu başka tür bir facia, ve masalarımızın altına saklanmanın bize faydası dokunmayacak.C'est un holocauste d'un autre genre, et se cacher sous nos bureaux ne va pas nous aider.
Bu başka tür bir facia, ve masalarımızın altına saklanmanın bize faydası dokunmayacak.Đây cũng là một thảm hoạ diệt chủng, và nấp dưới gầm bàn sẽ không giúp ích được gì.
Bu başka tür bir facia, ve masalarımızın altına saklanmanın bize faydası dokunmayacak.Es ist ein Holocaust einer anderen Art, und das zu ignorieren, hilft niemandem.
Bu başka tür bir facia, ve masalarımızın altına saklanmanın bize faydası dokunmayacak.Este un alt fel de Holocaust, si nu o sa ne ajute la nimic daca ne ascundem sub masa.
Bu başka tür bir facia, ve masalarımızın altına saklanmanın bize faydası dokunmayacak.Es un holocausto diferente, y escondernos bajo la mesa no va a servir de ayuda.
Bu başka tür bir facia, ve masalarımızın altına saklanmanın bize faydası dokunmayacak.È un Olocausto in forme diverse, e nasconderci sotto il tavolo non servirà a nulla.
Bu başka tür bir facia, ve masalarımızın altına saklanmanın bize faydası dokunmayacak.Ez egy más tipusú holokauszt lesz, és az asztalunk alá bújás nem fog segíteni rajtunk.
Bu başka tür bir facia, ve masalarımızın altına saklanmanın bize faydası dokunmayacak.Het is een holocaust van een andere soort, en verstoppen onder onze bureaus zal niet helpen.
Bu başka tür bir facia, ve masalarımızın altına saklanmanın bize faydası dokunmayacak.Jedná se o holokaust jiného druhu, a skrývání se pod lavicemi nepomůže.
Bu başka tür bir facia, ve masalarımızın altına saklanmanın bize faydası dokunmayacak.종류만 다르지 모두 대재앙이지요, 그리고 책상밑에 숨어 있는것은 도움이 되질 않습니다.
Bu başka tür bir facia, ve masalarımızın altına saklanmanın bize faydası dokunmayacak.Se on erilainen holokausti, eikä piiloutuminen auta.
Bu başka tür bir facia, ve masalarımızın altına saklanmanın bize faydası dokunmayacak.To je holokaust iného typu a schovávanie sa pod stolom nepomôže.
Bu başka tür bir facia, ve masalarımızın altına saklanmanın bize faydası dokunmayacak.To jest Holocaust innego rodzaju, a ukrywanie się pod biurkami nic nie pomoże.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod