Alkol bana dokunmaz demiştin.Azt mondta bírja az alkoholt.
Alkol bana dokunmaz demiştin.Dijiste que podías controlar el alcohol.
Alkol bana dokunmaz demiştin. Hem yarın buradan gidiyoruz. - Peki, olur - Harika!Je kunt wel tegen wat drank, omdat we morgen vertrekken.
Alkol bana dokunmaz demiştin.Parcă ţineai la băutură.
Alkol bana dokunmaz demiştin.Pensei que tinhas dito que controlavas bem o álcool.
Alkol bana dokunmaz demiştin.Tu as dit que tu supportais bien I'alcool.
Alkol bana dokunmaz demiştin.قلت أنك تستطيعين أن تمتنعي عن شرب الكحول
Ama bu adam diyor ki, " Eğer bana kendi rızanla gelmezsen, sana dokunmayacağım.Dar tipul ăsta zice, "dacă nu mi te dăruieşti de bună voie eu nici nu te ating." -exact-
Ama bu adam diyor ki, " Eğer bana kendi rızanla gelmezsen, sana dokunmayacağım.Den här killen bara: "Om du inte vill rör jag dig inte."
Ama bu adam diyor ki, " Eğer bana kendi rızanla gelmezsen, sana dokunmayacağım. Doğru...A on stwierdził: jeśli tego nie zechcesz, nie dotknę cię.
Ama bu adam diyor ki, " Eğer bana kendi rızanla gelmezsen, sana dokunmayacağım. Doğru...Invece lui: "se non vieni di tua spontanea volonta', non ti tocchero'."
Ama bu adam diyor ki, " Eğer bana kendi rızanla gelmezsen, sana dokunmayacağım. Doğru...Mutta tämä vain totesi: "ellet tule suosiolla, en kajoa sinuun."
Ama bu adam diyor ki, " Eğer bana kendi rızanla gelmezsen, sana dokunmayacağım. Doğru...Tohle je chlápek jako "pokud za mnou nepůjdeš dobrovolně, já se tě nedotknu." - Správně.
Ama bu adam diyor ki, " Eğer bana kendi rızanla gelmezsen, sana dokunmayacağım. Doğru...「力ずくでは奪わない」と
Ama bu adam diyor ki, " Eğer bana kendi rızanla gelmezsen, sana dokunmayacağım.Este é um vilão que diz: "Se tu não vieres ter comigo, eu não te vou tocar."
Ama bu adam diyor ki, " Eğer bana kendi rızanla gelmezsen, sana dokunmayacağım.Ez meg aszongya, "ha nem jössz hozzám önként, nem nyúlok hozzád."
Ama bu adam diyor ki, " Eğer bana kendi rızanla gelmezsen, sana dokunmayacağım.Nhưng đó lại là một người thế này, "nếu nàng không bằng lòng đến với ta, ta sẽ không đụng đến nàng."
Ama bu adam diyor ki, " Eğer bana kendi rızanla gelmezsen, sana dokunmayacağım.Parece que dice: "si no quieres, no te tocaré".
Ama bu adam diyor ki, " Eğer bana kendi rızanla gelmezsen, sana dokunmayacağım.Tapi dia malah, "Jika kamu tidak datang padaku dengan kemauanmu sendiri, aku tidak akan menyentuhmu."
Ama bu adam diyor ki, " Eğer bana kendi rızanla gelmezsen, sana dokunmayacağım.Und dann dieser Typ, "Wenn Du nicht freiwillig kommst, berühre ich Dich nicht."
Ama bu adam diyor ki, " Eğer bana kendi rızanla gelmezsen, sana dokunmayacağım.Той е човек от типа: "ако не дойдеш при мен по своя воля, няма да те докосна."
Ama dokunma ve hissetme üzerine kurulu dünyamızda... ...yazılmamış, acımasız, doğal kanunları keşfettik.Mais... Le monde tactile est régi par une loi étrange et terrible à la fois.
Ama dokunma ve hissetme üzerine kurulu dünyamızda... ...yazılmamış, acımasız, doğal kanunları keşfettik.Ma nel nostro mondo di tatto e sensazioni, scoprimmo leggi naturali mai scritte, ed inesorabili.
Ama dokunma ve hissetme üzerine kurulu dünyamızda... ...yazılmamış, acımasız, doğal kanunları keşfettik.И вот в нешем мире прикосновений и ощущений, мы открыли ненаписанные, но неопровержимые законы природы.
Ama farkettim ki, bizi eğlendiren tek şey dokunmaktır. Dokunsal tatminimizdir esas olan.Ma ho scoperto che il tatto č l'unica cosa che mi soddisfa.
Ama farkettim ki, bizi eğlendiren tek şey dokunmaktır.Pero lo que he descubierto es que el tacto es el único modo en que podemos divertirnos.
Ama farkettim ki, bizi eğlendiren tek şey dokunmaktır.Tout bien considéré,
Ama farkettim ki, bizi eğlendiren tek şey dokunmaktır.Ανακάλυψα, όμωs, ότι η αφή είναι η μόνη μαs ψυχαγωγία.
Ama farkettim ki, bizi eğlendiren tek şey dokunmaktır.Но я понял, что прикосновения - единственный способ удовлетворить нас.
"Ama göğüslerime dokunmadılar." diye ekledi."Aber", fuhr sie fort, "sie fasten meine Brüste nicht an."
"Ama göğüslerime dokunmadılar." diye ekledi."Ale" , powiedziała, "ale nie dotknęli moich piersi".
"Ama göğüslerime dokunmadılar." diye ekledi.Dar, a spus ea, "dar nu mi-au atins sânii."
"Ama göğüslerime dokunmadılar." diye ekledi."De volt egy kis baj" — fűzte hozzá, "az orvosok hozzá se nyúltak a mellemhez."
"Ama göğüslerime dokunmadılar." diye ekledi.Jenomže --," řekla nakonec, "jenomže se nikdo nedotýkal mých prsou."
"Ama göğüslerime dokunmadılar." diye ekledi.근데 말이지 의사들이 내 가슴을 만져보질 않더라고"라고 말했습니다
"Ama göğüslerime dokunmadılar." diye ekledi.'Maar,' zei ze, 'Ze hebben mijn borsten niet aangeraakt.'
"Ama göğüslerime dokunmadılar." diye ekledi.Ma", disse, "ma non mi toccavano il seno".
"Ama göğüslerime dokunmadılar." diye ekledi."Mais", dit-elle, "mais ils n'ont pas touché mes seins."
"Ama göğüslerime dokunmadılar." diye ekledi.Men," sade hon, "de tog inte på mina bröst."
"Ama göğüslerime dokunmadılar." diye ekledi.Men," sagde hun, "men de rørte ikke mine bryster."
"Ama göğüslerime dokunmadılar." diye ekledi.Namun," katanya, "mereka tidak menyentuh payudara saya."
"Ama göğüslerime dokunmadılar." diye ekledi.Nhưng," cô ấy nói, "họ hoàn toàn không chạm vào ngực mình."
"Ama göğüslerime dokunmadılar." diye ekledi.Pero", dijo, "ellos no tocaban mis senos".
"Ama göğüslerime dokunmadılar." diye ekledi."um rececionista que nos levava de um lado para o outro. "Mas não me tocaram nas mamas."
"Ama göğüslerime dokunmadılar." diye ekledi.Αλλά," μου είπε, "αλλά κανείς ποτέ δεν άγγιξε το στήθος μου."
"Ama göğüslerime dokunmadılar." diye ekledi."Но," каза тя, "те изобщо не преглеждаха гърдите ми"
"Ama göğüslerime dokunmadılar." diye ekledi.Но," - она сказала - "они не прикасались к моей груди".
"Ama göğüslerime dokunmadılar." diye ekledi.אבל, היא אמרה, "הם לא נגעו בשדיי."
"Ama göğüslerime dokunmadılar." diye ekledi.ولكن" قالت: "ولكنهم لم يلمسوا ثديي".
"Ama göğüslerime dokunmadılar." diye ekledi.そこでは 胸に一度も触わらなかったの」 胸に触る必要さえなかったと
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.Aber wenn man blind ist, hat man ein taktiles Gedächtnis für Dinge.
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.Ale, keď ste slepí, máte pre veci hmatovú pamäť.
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.Dar când eşti orb, ai memoria tactilă a lucrurilor.
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.De mikor látáskárosult valaki, akkor a taktilis memóriájára hagyatkozik.
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.Gdy jest się niewidomym, trzeba polegać na swoim dotyku.
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.하지만, 눈이 보이지 않으면, 사물에 대해 촉각의 기억을 가지게 됩니다
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.Mais quand vous êtes aveugle, vous avez une mémoire tactile des choses.
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.Ma quando sei cieco, devi affidarti alla memoria tattile.
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.Mas quando somos cegos, temos a memória táctil das coisas.
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.Men når man er blind, har man taktile minder om tingene.