Buna göre bu yerleşimin dokumacılık alanında ciddi bir üretim düzeyi elde ettiği düşünülmektedir.この地で、彼は真剣な創作活動に入るのである。
Dokumacılık, ayakkabıcılık,terzilik en yaygın zanaatlardır.傘や靴は最も整頓が必要である。
Genellikle Evenweave (Düz dokuma) kumaş kullanılır.通常は木型(抜型)が必要。
Kirman, halı dokumacılığı için cazip yünlere sahiptir.太平要術の巻物に関する秘密を知っている。
İpek dokumacılığı başladı.CASE製品認証スキーマ開始。
Belediye müzesinde Kopt dokuma ürünleri koleksiyonu sergilenir.同市に配送センターを建設。
Bir dönem halı dokuma gelişmiş ancak sonra yok olup gitmiştir.準備鍛煉十年前的獄寺,不過卻被其翹掉了練習。
1906’da, Amerika’lı Stuart W. Cramer, dokuma fabrikasındaki havaya nem eklemek için yeni yollar keşfediyordu.1906年,美國北卡羅萊納州夏洛特的史都亞特·W·克拉默(Stuart W. Cramer)正找尋方法增加其南方紡織廠的空氣濕度。
Geçmiş yıllarda dokumacılık yapılmaktayken günümüzde yapılmamaktadır.近年的作品中已不存在。
"Bitlis Yöresi Cicim Dokumaları".《庶務ニ関スル書類缀》。
El dokuma halıları son zamanlarda ön plana çıkmıştır.他們在先前有進行書信往來。
Bilinen en eski dokuma türlerinden biridir.这是已知最早的蚁类之一。
Beldenin bir başka özelliği de kendine has el dokumaları.其他經典武術還有太極拳的武當功夫。
İpek dokumacılığı Çin'den geldi.發現有來自中國的陶瓷器。
Babası Domenico Colombo, Cenova ve Savona arasında orta sınıf bir yün dokuma çalışanı idi.他的父亲是多米尼克·哥伦布(英语:Domenico Colombo),一个在热那亚和萨沃纳工作的中产阶级羊毛纺织工。
Gün boyunca, beyaz dokuma otelin içine yumuşak, süt rengi bir ışık verir.낮 시간에는 하얀색 천(fabric) 때문에 호텔 안에는 부드럽고 우유빛 같은 빛이 들어온다.
Tanrıça Athena'dan daha üstün bir dokuma yeteneğine sahip olduğunu iddia ederek Athena'yı kızdırır.그녀는 자신의 솜씨가 아테나 여신보다 뛰어나다고 실력을 뽐내며, 아테나에게 도전한다.
Eski dönemlerde kente dokuma kıyafetleri sadece krallar tarafından giyilebilmekteydi.보라색을 만들기 힘들었던 시절에는 왕족과 귀족들만 보라색 옷을 입을 수 있었다.
Beldenin bir başka özelliği de kendine has el dokumaları.하나는 발하임의 풍경, 또 다른 하나는 사람이 그려진 그림으로.
Ama bundan sonra dokumacılık hemen kendini topladı.이리하여 공자 상인은 제후로 즉위했다.
Kızlar iplikçilik, dokuma ve dikme sanatını genellikle annelerinden alırlardı.어린 여자 아이는 보통 어머니에게서 실 잣기, 뜨개질, 바느질을 배웠다.
Ev içinde kullanılan dokumacılık ürünlerinin üretimiyle ilgilenen bölümüdür.가내수공업(家內手工業)은 가정에서 제품을 생산하는 공업이다.
Dokumacı Lilith (1964) .....שרלוט המתוקה (1964).
Kurulduğu bölge tarıma uygundur, ayrıca önemli bir dokuma kentidir.שטח השמורה הוא אדמות מדינה, וקיימת בו תב"ע מאושרת.
1937'ye kadar dokumacılıkla 500'den fazla süs eşyası yarattı.До 1937 г. тя създава повече от 500 орнамента.
Bazen palmiyelerden dokumacılıkta yararlanılır.Понякога фалшифицират нужните документи.
İpek dokumacılığı bundan 4.600 yıl önce Çin'de başladı.Историята на коприната започва в Китай преди близо 2600 години.
1893'te Mailliol doğum kasabası olan Banyuls'ta bir dokuma duvar halısı atölyesi açtı.През 1893 г. той отваря работилница за гоблени в Банюл.
Bu farklar tarzda, renkte ve dokumada yer alır.Те са както в стила, така и в цветовете и материите.
Halı dokumalarda genellikle iki tip düğüm görülmektedir.Обикновено в едно тесте има по 2 карти жокер.
Bir dokuma işçisinin oğludur.Sin je poštanskog službenika.
Dokumacılar'da Cağ kebabı çok meşhurdur.U biskupiji se tiska mjesečnik Dobar savjet.
Dokumacılık 1950’li yıllarda halkın en önde gelen geçim kaynağı durumundaydı.V päťdesiatych rokoch bol považovaný za hlavný zimný problém u nás.
Ama bundan sonra dokumacılık hemen kendini topladı.Alobrogi so se kmalu zatem sami uprli.
Ayrıca geçmiş yıllarda yapılan el dokumacılığı günümüzde yapılmamaktadır.Prav gotovo bodo tudi ti, ki so danes v veljavi, čez nekaj let le še preteklost.
Daha sonra atları ve inekleri gütmeye başladı ve sepet dokumacılığı yaptı.Vėliau prisijaukino arklius ir klajodavo lygumomis.
Bu farklar tarzda, renkte ve dokumada yer alır.Jų dėka skiriame daiktų spalvą, detales.
Şehirde pamuklu dokuma sanayisi gelişmiştir.Mieste vystėsi audimo pramonė.
İpek dokumacılığı bundan 4.600 yıl önce Çin'de başladı.Abrikosai pradėti auginti Kinijoje prieš 4000 metų.
Dokumacılık temel gelir kaynağıdır.Mokesčiai yra pagrindinis įplaukų šaltinis.
Babası bir dokumacıydı.Jo tėvas buvo notaras.
İpek dokumacılığı Çin'den geldi.Nuudlite valmistamine ongi pärit Hiinast.
Bu tarihten sonra petrol pazarlama ve dokumacılık işi ile uğraştı.Hiljem tegeles firma kütuse jaemüügi ja tellimuslendudega.
Daha sonra atları ve inekleri gütmeye başladı ve sepet dokumacılığı yaptı.Tal oli valida raha ja lehma vahel ning ta valis lehma.
Hindistan'dan İran'a her yıl dokuma yüklü 25 bin deve Kandahar'da konaklamıştır.Nad nõudsid andamina saarelt 125 tonni kaneeli aastas.
Joseph-Marie Jacquard dokuma tezgâhını geliştirdi.Joseph Marie Jacquard täiustas märgatavalt seda töötamisviisi oma Jaquard'i kangasteljega.
Bir dokumacının oğluydu.Ta oli raamatupidaja poeg.
Ayrıca iplik eğirme ve dokumacılıkla da uğraşırlar.Mingil määral suheldi ja kaubeldi ka inuittidega.
Ama devrim beni kurtardı. O dokumacıydı.Но революцията ме спаси.
Atriumdan başlayalım. Kocaman bir dokuma tezgahında, babanın en son eşi yeni togasını giymiş çalışıyor.Wir können im Atrium anfangen, mit dem Webstuhl, an dem Papas neuste Frau an einer neuen Toga arbeitet.
Ayrıca ipek dokuma da var, Tayland ipeğiNo i mamy własny jedwab.
Ayrıca ipek dokuma da var, Tayland ipeğiOch sedan har vi siden, Thaisiden.
Ayrıca ipek dokuma da var, Tayland ipeğiUnd dann haben wir Seide, Thai Seide.
Ayrıca ipek dokuma da var, Tayland ipeğiY luego tenemos la seda tailandesa.
Ayrıca ipek dokuma da var, Tayland ipeğiA pak tu je hedvábí, thajské hedvábí.
Ayrıca ipek dokuma da var, Tayland ipeğiA potom tu máme hodváb, thajský hodváb.
Ayrıca ipek dokuma da var, Tayland ipeğiAvem apoi mătase, mătase tailandeză.
Ayrıca ipek dokuma da var, Tayland ipeğiChúng tôi có tơ tằm Thái.
Ayrıca ipek dokuma da var, Tayland ipeğiDepois temos a seda, a seda tailandesa.
Ayrıca ipek dokuma da var, Tayland ipeğiEn dan hebben we zijde, Thaise zijde.