dogma ile cümle
dogma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu model Peugeot Boxer ve Citröen Jumper modellerinin doğmasına sebep oldu.Bei PSA hießen die entsprechenden Modelle jetzt Peugeot Boxer und Citroën Jumper.
Kısa bir süre sonra 1766’da kız kardeşi Luise’nin doğmasıyla ailesi Ludwigsburg’a taşındı.Kurz nachdem 1766 Friedrichs zweite Schwester Luise geboren worden war, zog die Familie nach Ludwigsburg.
Bu vakitte güneş ışınları zayıftır, güneş henüz doğmamıştır ve ufkun altındadır.Jene Sonne, von der im Unterricht die Rede ist, hat für ihn nichts gemein mit der Sonne, die er sieht.
Tüm homunculuslar ondan doğmadır.Alle späteren Peers stammen von ihm ab.
Arjantin'de doğmasına karşın İspanyol bir aileden gelmektedir.Sie selbst sieht sich trotz ihrer argentinischen Herkunft als Mexikanerin.
Fakat bu evlilikten de tıpkı ilkinden olduğu gibi bir veliaht doğmadı.Was vielleicht daran liegt, dass er auch kein Prinz wie alle anderen ist.
Hristiyanlığın dogmalarından nefret eden bir insandı.Eine Kritik der christlichen Dogmen.
Bu akım milli devletlerin doğmasına ve imparatorlukların yıkılmasına neden oldu.Ergebnis des Ersten Weltkriegs war der Zerfall dieser Imperien und die Entstehung neuer Nationalstaaten.
İşte Serse opearasının doğmasının arka planı budur.In diesem Vorhaben liegt die eigentliche Gründungsurkunde der Hofpfarrei.
Yeraltında yeniden doğmayı bekleyen ruhları da Erlik Han kontrol eder.Die Reinkarnation der in der Unterwelt hausenden Seelen steht unter seiner Kontrolle.
Kendisi İngiltere'de doğmasına karşın daha çok Kenya'da bulunmuştur.Obwohl er in der Bretagne geboren worden war, war er vor allem in England aktiv.
Örneğin birinin herhangi bir aileye mensup olarak doğması kişiye doğrudan bir hak getirmezdi.Vor allem aber hatte er als Waisenkind keine Familie vorzuweisen.
Doğmamış çocukta hasara yol açabilir.Auch ein ungeborenes Kind kann in seiner Gesundheit geschädigt werden.
"Şerif" adı, kendisi doğmadan önce ölen amcasının adına ithafen verilmiştir.Er wurde nach seinem älteren Bruder, der noch vor seiner Geburt verstarb, benannt.
Onlar orada yeryüzünde tekrar doğmaya hazırlanırlar.Sur terre, ils se réunissent pour rigoler entre eux.
Portekiz'de doğmasına karşın bütün eğitimini İspanya'da almıştır.Il est né au Portugal mais il a effectué toutes ses études en Espagne.
İki Elçi, “Biz anadan doğma körü ve abraşı iyileştiririz” dediler.Mais ils lui dirent : Irions-nous acheter des pains pour deux cents deniers, et leur donnerions-nous à manger?
Kendisi doğmadan önce ebeveynleri, çalışmak ve eğitimlerini tamamlamak için Londra'ya gelmişlerdi.Avant sa naissance, ses parents ont emménagé à Londres pour travailler et finir leurs études.
Bu da yama işi göreliliğin doğmasına olanak sağlamıştır.Cela pourrait également expliquer comment la matamata a traversé les âges.
Anne babası doğmadan önce boşanır.Ses parents se séparent avant sa naissance.
Yoshino; Ino, Kōchi Bölgesindeki Kamegamori Dağından (瓶ケ森) doğmakta ve doğuya doğru akmaktadır.Le Yoshino prend sa source sur le Mont Kamegamori (瓶ケ森) à Ino, Préfecture de Kōchi, et s'écoule vers l'est.
Aynı dönemde Kevin Smith'in "Dogma" isimli filminde Tanrı rolünde oynar.Elle apparaît en tant que Dieu dans Dogma le film de Kevin Smith.
6. yüzyıl Roma deniz gücünün yeniden doğmasıyla tanınır.Le VIe siècle marque la renaissance de la puissance navale romaine.
Büyük torunu Ratu Sir George Cakobau, Fiji'nin ilk doğma büyüme Genel Valisidir (1973 - 1983).Son arrière-petit-fils, Ratu Sir George Cakobau, fut Gouverneur général de Fidji de 1973 à 1983.
Robert'dan doğma gayrimeşru bir kız çocuğu vardır.Marie est sur le point d'accoucher.
Arjantin'de doğmasına karşın İspanyol bir aileden gelmektedir.Bien que né en Argentine, il possède la nationalité espagnole.
Doğurmadı ve doğmadı.Il n’a point enfanté, et n’a point été enfanté.
Satürn bunu engellemek için bütün çocuklarını doğar doğmaz yiyordu.Saturne, ne devant pas avoir de descendance, mangeait ses enfants dès leur naissance.
Taht, II. Hürmüz'ün eşlerinden birinden henüz doğmamış olan çocuğuna kalmıştı.Le trône est réservé pour le fils encore à naître d'une des femmes de Hormizd II.
Bu noktada haberi doğrulama gereksinimi doğmaktadır.La presse y vit enfin la preuve qu'il avait raison.
Rastgele (Yönetmen: Sinan Çetin) Ruhun Duymaz (Yönetmen: Yücel Yolcu) Bir Ümit Doğmaz Mı?N'avez vous donc point d'âme pourvue d'une raison ?
Bu durumda doğması imkânsızlaşır, o halde cinayeti nasıl işleyebilir?Mais est-ce bien un assassinat ? et si oui, comment aurait-il commis ce meurtre impossible ?
Doğma büyüme Chicago’lu olan Fernando Sucre’nin başı adalet sistemiyle pek çok kez derde girdi.D’origine portoricaine, Fernando Sucre a grandi à Chicago où il a connu plusieurs démêlés avec la justice.
Çünkü yolcu daha doğmamıştır ) gibi paradokslara izin vermez.N'étant pas partiel le Martien en arrive à ne pas être partial...
Bu dersler ikili arasında büyük bir dostluk ve sanatsal ortaklığın doğmasına neden oldu.C'est le début d'une profonde amitié et d'une collaboration entre ces deux poètes.
Sözcük, "Doğmak" kökünden gelir.Toute vie résulte de ce principe qu'est la naissance.
Sansür, Comedy Central'a karşı güçlü bir tepkinin doğmasına sebep oldu.Un autre coup de foudre a provoqué un grand feu de brousse dans la région de Reedy Creek.
Mu dininin esası, Tanrı’nın tek oluşuna ve ruhsal gelişim için tekrar tekrar doğmak inanışına dayanıyordu.Ça renforce encore plus ma foi en Dieu et en mon voyage spirituel.
Bu sayede çok daha kısa sürede vites değiştirme imkanı doğmaktadır.Un sauvetage par mutation est donc plus probable.
Ben doğmadan önce babam öldü.Mi padre murió antes de que yo naciera.
Çayın bulunmasından önce doğmadığım için memnunum.Me alegro de no haber nacido antes del descubrimiento del té.
Japonya'da doğmayı tercih ederdim.Yo preferiría haber nacido en Japón.
Kanadalı olarak doğmak isterdim.Quisiera haber nacido canadiense.
Güneş batıdan doğmaz.El sol no sale por el oeste.
Onlar orada yeryüzünde tekrar doğmaya hazırlanırlar.Así pudieron éstos alcanzar la superficie de la Tierra.
Londra boyunca, Adipose doğmaya başlar ve kısa sürede binlerce sayıya ulaşır.Por todo Londres, los adiposos comienzan a nacer y pronto hay varios miles.
Anne babası doğmadan önce boşanır.Sus padres se divorciaron antes de su nacimiento.
Tüm homunculuslar ondan doğmadır.Se supone que todos los raksasas nacieron de él.
Taht, II. Hürmüz'ün eşlerinden birinden henüz doğmamış olan çocuğuna kalmıştı.El trono se reservó para el hijo no nacido de una de las viudas de Ormuz II.
Biz O'nu doğmamış olarak çağrırız, doğası gereği doğmuş olan onun aksine.Para el pueblo, lo que nosotros llamamos deshonestidad se da por descontado.
Gnostisizm ise Hristiyan dogmatizmine akılcılık yaklaşımını benimseyerek karşı koymuştur.La controversia era que el Cristianismo aún tenía que aceptar el concepto de divorcio.
İki Elçi, “Biz anadan doğma körü ve abraşı iyileştiririz” dediler.Además tiene inscritas dos leyendas: "A beber sin abusar te invitamos con agrado.
Burkina Faso'dan doğmakta ve Gana'daki Volta Gölü'ne doğru akmaktadır.Se origina en Burkina Faso y fluye hasta el Lago Volta en Ghana.
Güneşin doğmasıyla birlikte civarda dolaşan balıkçı tekneleri tarafından şamandıra görüldü.Es típico verlas volar alrededor de los barcos pesqueros a la espera de alimento.
Bu sayede çok daha kısa sürede vites değiştirme imkanı doğmaktadır.En el punto final hay una rápida modificación del potencial.
Arjantin'de doğmasına karşın İspanyol bir aileden gelmektedir.Aunque español de nacimiento, adoptó a Argentina como patria.
Öyle ki, bu gözlemler “foo fighters” (uçakları takip eden ışık küreleri) teriminin doğmasına neden olmuştur.Se cree que los pilotos de estos aviones fueron quienes les dieron el apodo definitivo de “foo fighters”.
Aşkın varlık ve evrene ait temel dogmalar vardır.¿Están los planetas dotados de alma y razón?
Büyük torunu Ratu Sir George Cakobau, Fiji'nin ilk doğma büyüme Genel Valisidir (1973 - 1983).Su bisnieto, Ratu Sir George Cakobau, ostentó el cargo de Gobernador-General desde 1973 hasta 1983.
Akılcılığı esas alarak dinî dogmalara karşı çıkmıştır.Profesaban, pues, una perfecta indiferencia respecto a los dogmas.