doğuştan ile cümle
doğuştan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Aplastik anemiler doğuştan olabildikleri gibi sonradan da oluşabilirler.De natuurlijk voorkomende antistoffen worden gevormd na de geboorte.
Doğuştan gelme bir tabiattır." dedi."Er is een Kindeke geboren op aard".
Bu duygular kısmen doğuştan gelebilir, ama kuşkusuz çoğu toplumsal olarak koşullanmıştır.Conditie is deels natuurlijk aangeboren, maar is ook deels trainbaar.
Bir kısmı da doğuştan beri mevcuttur.De ziekte is vanaf de geboorte aanwezig.
Doğuştan liderdir.Urodzony przywódca.
Doğuştan Musevi olmasına rağmen, 1976’da Yunan Ortodoks inancını tercih etti ve Rozalia Eskenazi adını aldı.Chociaż urodziła się jako Żydówka, w 1976 roku przeszła na wiarę prawosławną i przyjęła imię Rozalia Eskenazi.
Ama ben doğuştan çok olağandışı derecede hassas ve gerginim.Lecz z natury jestem wrażliwy... nerwowy w bardzo nietypowym stopniu.
Doğuştan gelen bağışıklık sistemi bütün bitki ve hayvan gruplarında bulunur.Wrodzone układy odpornościowe posiadają wszystkie rośliny i zwierzęta.
Kant ve Hobbes gibi bazı felsefeciler insanların doğuştan bencil olduğuna inanmıştır.Podobnie jak Augustyn i Hobbes uważał, że człowiek jest z natury zły.
Tüm yıldızların %85’i kırmızı cüce olduğuna göre Samanyolu’ndaki yıldızları çoğu doğuştan tektirler.Eftersom omkring 85 % av alla stjärnor antas vara röda dvärgar är de flesta stjärnor sannolikt ensamma.
Engeller doğuştan gelebilir veya sonradan geçirilen hastalıklar veya kazalar sonucu ortaya çıkabilir.De kan vara medfödda eller uppkommit genom till exempel olyckor eller sjukdomar.
Audre doğuştan miyoptu ve üç kız kardeşten en küçüğüydü (ablalarının adları Phyllis ve Helen).Одрі мала короткозорість і зростала як молодша з трьох дочок (дві її старші сестри звалися Філліс і Хелен).
Böylece Prusya ordusundaki kariyeri daha doğuştan kesinleşmişti.Таким чином, його кар'єра в прусській армії була забезпечена від самого народження.
Doğuştan liderdir.Je to rozený vůdce.
Doğuştan 12 parmağı vardı.Měl 12 oblouků.
Doğuştan gelebileceği gibi sonradan da kazanılıp, geliştirilebilir.Ihned po narození vidí a umí chodit.
Kazılıklar doğuştan savaşçıdır.Idijot jsem vod narození.
Bir kısmı da doğuştan beri mevcuttur.Jsou samostatná téměř od narození.
Dil doğuştan bilinemez.Maďarština je bezrodý jazyk.
Doğuştan yetenekli bir satıcı olarak her durumda konuşmayı yönlendirebiliyordu.Správný spekulant by si měl umět každý obchod vysvětlit.
Doğuştan gelen bir maharet olmasına karşın büyü çalışma ve eğitimle edinilebilir.Pokud se jim prsten přizpůsobí, mohou se stát zasvěcenými a studovat magii.
Atın bazı yürüyüş biçimleri doğuştan gelir.Semnul ei este alcătuit din forme de cai.
Mensiyus'un öğretisinin temeli, insan yapısının doğuştan iyiliğidir.Toate ideile lui Curtis au servit beneficiului omenirii.
Bu doğuştan var olan ya da gelen bir yetenektir.Ez a képesség egy született adottságuk.
Doğuştan akondroplazi hastasıdır.Van egy achondroplasiás gyermekünk.
Los Angeles, California'da yaşıyor ve doğuştan beri kör.Ekkor kijelenti, hogy Dallasban él, és hogy a születése óta vak.
Doğuştan 12 parmağı vardı.Peukaloisia on 12 lajia.
Böylece Prusya ordusundaki kariyeri daha doğuştan kesinleşmişti.Täten voidaan sanoa hänen uransa Preussin armeijassa olleen varmaa syntymästään lähtien.
Bir kısmı da doğuştan beri mevcuttur.Paljon on siis tapahtunut jo ennen maailman syntymää.
Evan Treborn doğuştan zihinsel sorunları olan bir çocuktur.Lapsuudessaan Evan Treborn alkaa kärsiä yhtäkkisistä muistinmenetyksistä.
"Liber Pontificalis"'e göre Fabianus doğuştan asil bir Romalıydı.Liber Pontificalisin mukaan Sixtus oli syntyjään kreikkalainen.
Yerel Amerikalıların doğuştan kölelik için dünyaya geldiklerini iddia edecektir.Rigveda kertoo alkuperäisten asukkaiden alistamisesta orjiksi.
O doğuştan bir sanatçı.Hän on synnynnäinen taiteilija.
Doğuştan Musevi olmasına rağmen, 1976’da Yunan Ortodoks inancını tercih etti ve Rozalia Eskenazi adını aldı.Παρόλο που είχε γεννηθεί Εβραία, βαπτίστηκε Ορθόδοξη Χριστιανή το 1976 και πήρε το όνομα Ροζαλία Εσκενάζυ.
7 Şubat 1959’da zafer kazanan hükümet tarafından Guevara “doğuştan Küba vatandaşı’’ ilan edildi.I februar 1959 blev Guevara udnævnt til "cubaner af fødsel" af den revolutionære regering.
Graham Bell'in annesi doğuştan işitme engelliydi.Prinsesse Louise var døvstum fra fødslen.
Dil doğuştan bilinemez.På modersmålet vel at mærke.
Tüm yıldızların %85’i kırmızı cüce olduğuna göre Samanyolu’ndaki yıldızları çoğu doğuştan tektirler.Siden rundt 85 % av alle stjerner antas å være røde dverger, er de fleste stjerner følgelig enkeltstjerner.
Onlar Charr ! ve fetih onların doğuştan gelen hakkı.Marion (spilt av Ulrikke Greve) halter og ansiktet hennes er vansiret fra fødselen av.
Bunun üzerine doğuştan kör bir çocuk getirildi.Maka dari itu, Dretarastra (puteranya), ayah para Korawa, terlahir buta.
Doğuştan gelen bağışıklık sistemi bütün bitki ve hayvan gruplarında bulunur.Sistem imun bawaan ditemukan pada semua jenis tumbuhan dan hewan.
Doğuştan vatandaşlık hakkı olan Jus soli'yi savunmaktadır.Ius Soli Hak berdasarkan tanah kelahiran.
Onlar Charr ! ve fetih onların doğuştan gelen hakkı.Para gurunya juga ustadz dan kiai yang dilahirkan dari rahim pesantren.
Doğuştan gelen bağışıklık sistemi bütün bitki ve hayvan gruplarında bulunur.Hệ miễn dịch bẩm sinh được tìm thấy ở tất cả các loài thực vật và động vật.
Bazıları doğuştan yavaştır -diğerleri buna mecbur kalırlar.Một số người được hưởng lợi nhờ sự cạnh tranh tự do; những người khác phải chịu thiệt.
Arleken tipi iktiyozis, adını bu karakterden alan bir doğuştan gelen hastalıktır.Tên gọi đã bao hàm căn nguyên của bệnh nảy sinh từ tính cách.
Virüslere karşı vücudun ilk savunma hattı doğuştan gelen bağışıklık sistemidir.Rào chắn bảo vệ đầu tiên của cơ thể chống lại virus là hệ thống miễn dịch tự nhiên.
Bu duygular kısmen doğuştan gelebilir, ama kuşkusuz çoğu toplumsal olarak koşullanmıştır.Việc loại bỏ này có thể diễn ra theo nhiều cách, nhưng phổ biến nhất là hình thành các tinh thể.
Doğuştan 12 parmağı vardı.Mặt trời có 12 cánh.
Bunun üzerine doğuştan kör bir çocuk getirildi.生まれながらにして盲目であった。
Doğuştan gelme bir tabiattır." dedi.生まれつきの気質か?」と残している。
Yani hastalık doğuştan vardır.生まれつき病気を患っている。
Destanda Oğuz Kağan doğuştan güzel olan biri olarak tasvir edilmektedir.長男は兄弟思いの優しい少年として描かれている。
Ayrıca çok nadir olarak doğuştan animagus olanlar da çıkabilir.稀に繁殖個体が流通することもある。
Bunun üzerine doğuştan kör bir çocuk getirildi.西汉初封夏侯婴为兹氏侯于此。
Doğuştan gelen bağışıklık sistemi bütün bitki ve hayvan gruplarında bulunur.先天性免疫系统存在于所有的动植物中。
Tüm yıldızların %85’i kırmızı cüce olduğuna göre Samanyolu’ndaki yıldızları çoğu doğuştan tektirler.因為85%的恆星是紅矮星,所以在銀河系內多數的恆星都是單獨誕生的。
Doğuştan altı parmaklı doğmuştur.六女维久出生。
Doğuştan kamburdur.,出生地?
Doğuştan atletik olan Beckett, solak bir vurucu olarak krikette çok başarılı oldu.贝克特的板球打得十分出色,是一名左手击球手和左臂中速投球手。