Ana içeriğe geç
Sözlük

doğrusu ile cümle

doğrusu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Hayır, doğrusu, onların işleyip kazandıkları şeyler, kalblerinin üzerine pas olmuştur.No. In fact what they have been doing has rusted their hearts.
Hayır, doğrusu onlar, o gün Rablerinden perdelenmişlerdir.Therefore they will be screened off from their Lord that day,
Doğrusu, nankörler bir yalanlama içindedirler.Yet the infidels persist in denial.
Doğrusu, mutluluğa ermiştir zekat veren;Surely he will succeed who grows in goodness,
Hayır, doğrusu siz (Allah'tan ikram bekliyorsunuz ama kendiniz) yetime ikram etmiyorsunuz.No. In fact you are not generous to the orphans,
Doğrusu o, malı çok sever.And is intractable in his love of worldly goods.
Doğrusu (bu,) Allah'ın hidayete ilettiklerinin dışında kalanlar için büyük (bir yük)tür.And this was a hard (test) except for those who were guided by God.
Doğrusu Allah Yücedir, büyüktür.Surely God is sublime and great.
Kim Allah'a şirk koşarsa, doğrusu büyük bir günahla iftira etmiş olur.And he who ascribes compeers to God is guilty of the gravest sin.
Doğrusu Biz, İbrahim ailesine kitabı ve hikmeti verdik; onlara büyük bir mülk de verdik.So We had given the Book and the Law to Abraham's family, and given them great dominion.
Bununla Allah, size ne güzel öğüt veriyor!.. Doğrusu Allah, işitendir, görendir.Noble are the counsels of God, and God hears all and sees everything.
Doğrusu Allah, münafıkların ve kafirlerin tümünü cehennemde toplayacak olandır.Indeed God will put the hypocrites and infidels together in Hell.
Allah'a kavuşmayı yalan sayanlar, doğrusu hüsrana uğramışlardır.They are surely lost who call the meeting with God a lie.
Doğrusu onlar, seni yalanlamıyorlar, ancak zalimler, Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlar.It is not you in fact they accuse of lies, but the wicked deny the revelations of God!
Doğrusu, ben seni ve kavmini apaçık bir sapıklık içinde görüyorum."I certainly find you and your people in error."
Derler ki: “Doğrusu Allah, bunları inkar edenlere haram (yasak) kılmıştır.”They will answer: "God has verily forbidden these to those who denied the truth.
Doğrusu Allah'ın rahmeti iyilik yapanlara pek yakındır.The blessing of God is at hand for those who do good.
Doğrusu siz, ölçüyü aşan (azgın) bir kavimsiniz."Indeed you are a people who are guilty of excess."
Doğrusu Allah herşeyi bilendir.Verily God knows everything.
Doğrusu, senin duan, onlar için 'bir sükûnet ve huzurdur.' Allah işitendir, bilendir.Your blessings will surely bring them peace, for God hears all and knows everything.
Doğrusu benim Rabbim, herşeyi gözetleyip-koruyandır."Indeed my Lord keeps a watch over all things."
Doğrusu senin Rabbin, güçlü olandır, Aziz olandır.Verily your Lord is mighty and powerful.
Doğrusu İbrahim, yumuşak huylu, duygulu ve gönülden (Allah'a) yönelen biriydi.Abraham was kind, compassionate, and penitent.
Doğrusu sizi çepeçevre kuşatacak olan bir günün azabından korkuyorum."I see you are prosperous, but I fear the doom of an overwhelming Day for you.
Biz doğrusu onu açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz." dedi.We think she is in clear error."
Doğrusu biz seni, iyilik yapanlardan görmekteyiz."You seem to be a righteous man."
Doğrusu benim Rabbim, onların hileli düzenlerini gerçekten bilendir."My Lord is cognisant of their guile."
Doğrusu biz, seni iyilik yapanlardan görmekteyiz."We see you are a virtuous man."
Dedi ki: "Ey Babam, bu, daha önceki rüyamın yorumudur. Doğrusu Rabbim onu gerçek kıldı."O my father," said Joseph, "this is the meaning of my earlier dream.
Doğrusu daha önce beni ortak koşmanızı da tanımamıştım.I disavow your having associated me earlier (with God).
"Gerçekten bize vahyolundu ki: Doğrusu azap, yalanlayan ve yüz çevirenlerin üstünedir."It has been revealed to us that punishment will befall him who denies and turns away.
Doğrusu Allah, herşeyin üzerinde şahid olandır.Verily God is witness to everything.
Çünkü doğrusu, gözler kör olmaz, ancak sinelerdeki kalpler körelir.It is not the eyes alone that do not see, oblivious are the hearts within their breasts.
(Firavun,) Çevresindeki önde gelenlere: "Bu” dedi, "Doğrusu bilgin bir büyücüdür."The Pharaoh said to the chiefs around him: "He is certainly a clever magician.
"Doğrusu, ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum."I fear the punishment of a terrible day for you.
Doğrusu Biz onları, cıvık-yapışkan bir çamurdan yarattık.Indeed (man) We created from fermented clay.
Doğrusu Biz, suçlu-günahkarlara böyle yaparız.That is how We deal with sinners.
Doğrusu Biz, onu kafirler için bir fitne (bir imtihan konusu) kıldık.Which We have reserved as punishment for evil-doers?
Doğrusu İbrahim de onun (soyunun) bir kolundandır.And Abraham indeed was of his inducement,
“Ben, doğrusu hastayım” dedi.And said: "I am sick (of what you worship)!"
Doğrusu bu, apaçık bir imtihandı.That was indeed a trying test.
Doğrusu bu, şaşırtıcı bir şey."This is indeed a strange thing!"
Doğrusu Biz dağlara boyun eğdirdik, akşam ve sabah kendisiyle birlikte (Allah'ı) tesbih ederlerdi.We subjugated the chiefs (of tribes) to struggle day and night with him,
"Ve ey kavmim, doğrusu ben sizin için o feryat (edeceğiniz kıyamet) gününden korkuyorum."O my people, what I fear for you is the day of gathering, crying and calling,
Doğrusu insan, açıkça bir nankördür.Man is surely most ungrateful.
Onlar da demişlerdi ki: "Doğrusu biz, kendisiyle gönderildiğiniz şeye kafir olanlarız."Still they said: "We do not believe in what you have brought."
Katımız'dan bir emir ile; doğrusu Biz, (insanlara elçi) gönderenleriz.As commands from Us. It is indeed We who send (messengers),
Doğrusu, o zakkum ağacı;The tree of Zaqqum will indeed be
"Doğrusu biz, suçlu-günahkar bir kavme gönderildik" dediler.They said: "We have been sent to a wicked people
Dediler ki: "Biz doğrusu daha önce, ailemiz (yakın akrabalarımız) içinde endişe edip-korkardık."Saying: "We were also once full of fear at home.
Doğrusu, hiçbir günahkar, bir başkasının günah yükünü yüklenmez.That no one who carries a burden bears another's load;
Doğrusu, güldüren ve ağlatan O'dur.That it is He who makes you happy and morose,
Doğrusu, öldüren ve dirilten O'dur.And He who ordains death and life;
Doğrusu, çiftleri; erkek ve dişiyi, yaratan O'dur.That He created pairs, male and female,
Doğrusu, muhtaç olmaktan O kurtardı ve sermaye verip-hoşnut kıldı.That it is He who makes you rich and contented;
Doğrusu, 'Şi'ra (yıldızı)nın' Rabbi O'dur.That He is the Lord of Sirius;
Doğrusu, önce gelen Ad (halkın)ı O yıkıma uğrattı.That it was He who destroyed the 'Ad of old,
(Şöyle de sızlanırdınız:) "Doğrusu biz, ağır bir borç altına girip-zorlandık."(And say:) "We have fallen into debt;
Doğrusu onların yaptıkları ne kötüdür.Evil indeed are the things they do!
Doğrusu ben, alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım" dedi.I fear God, the Lord of all the worlds."
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod