Ana içeriğe geç
Sözlük

doğrusu ile cümle

doğrusu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Daha doğrusu Kyle Bodine böyle düşünmektedir.В частности, так считает сам Кельвин.
Hayır doğrusu – bizim tek bir iğnemiz var ama Allah, onun iki tane!”Наш Бог и ваш Бог — один, и мы покоряемся только Ему“».
Daha doğrusu sporcuların yaşam biçimidir.Циклика — Спортивный образ жизни.
"Doğrusu bu kostümleri giyiyor olmamızın tek nedeni çekingenliğimiz.«Быть одетым в силу — это и есть его подлинная сущность».
"Onların çoğu şirk koşmadan Allah'a iman etmezler" "Doğrusu Allah, kendisine ortak koşulmasını asla affetmez."Many Kinds of Universes, and None Require God (أنواع كثيرة من الأكوان، ولا أحد منها احتاج الإله)".
Allah her şeyin doğrusunu bilir ki; çok sevindik ve memnun olduk.نعوذ بالله من علم يصير حجة علينا."».
Halbuki annesi İrini kendi inançları doğrusunda bir "putsever (ikonodul)" idi.لولا أن أمها (زوجة الابن) تكن له مشاعر الكره، فتنجح في إقناع زوجها بطرد والده من البيت.
Daha doğrusu ilgili bilgiler genelde laboratuvarda tavşanlar üzerine yapılan çalışmalardan elde edilmiştir.إضافة إلى أن المعلومات المتعلقة في هذا الموضوع مصدرها المختبرات التي تجري تجاربها على الأرانب.
Doğrusu "göze girmek" olmalıdır.)5 ـ يكون للاشتراك بمعنى : " تفاعل ".
Daha doğrusu uzun bir süre kalamaz.لن أتمكن من الاستمرار في أي لفترة أطول.
Daha doğrusu Kyle Bodine böyle düşünmektedir.ويزدري ليوبن هذا التصور.
Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde hüküm verecektir."Ordens de Deus é aquilo que eles obedecem implicitamente!
Doğrusu asıl ebter (soyu kesik) olan sana kin duyandır.""Não importa quem ele seja, ele ainda pode ser um pervertido", disse ela. ] ] ]
Doğrusu sen görülmemiş bir şey yaptın." 28- "Ey Harun'un kızkardeşi!Consultado em 3 de fevereiro de 2016 ] ] ] ] ] ] ] ] ] ] «RJTV, da Rede Globo» 🔗.
Sadece başkanla ben inişi daha doğrusu o inişin çıkışını göze aldık.Tendo, somente ele, a chave para abri-lo.
Daha doğrusu, çok pahalıya mal olmaktadır.Mas custa muito caro.
işin doğrusu, seni, yapmak istemediğin şeyi yapman için zorlamam.Obviamente, não posso obrigá-la a fazer algo que não quer fazer.
“Doğrusu, Biz, onu Kadr gecesinde indirdik.Sindsdien wordt dag en nacht nieuws uitgezonden.
Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde hüküm verecektir."Al hetgeen zij besluiten is van God.
Size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır.Hij meent dat ze hun beloning aan het verbrassen zijn.
Sayı ekseninde (sayı doğrusunda) 0'ın sağ yanında yer alırlar.Aan de dalen kan een rangorde worden toegekend (figuur rechts).
Doğrusu asıl ebter (soyu kesik) olan sana kin duyandır."Ik ben zeker dat hij het jullie vergeeft."
Daha doğrusu ilgili bilgiler genelde laboratuvarda tavşanlar üzerine yapılan çalışmalardan elde edilmiştir.De relevante kennis is in plaats daarvan grotendeels afkomstig van laboratoriumonderzoek met konijnen.
Doğrusu onlar bizim yanımızda seçkin iyi kimselerdir."En het is zeker goed voor kinderen."
Kesen, bir eğriye herhangi bir P noktasındaki teğet doğrusuna yaklaşık gösterir.We laten een punt P over de cirkel lopen.
Doğrusu O, zalimleri sevmez."En die geven niets aan bij de fiscus."
Doğrusunu istersen, ben bunun bir önemi olduğunu düşünmüyorum.Eerlijk gezegd, denk ik niet dat het wat uitmaakt.
Doğrusu ne söyleyeceğimi bilmiyordum.Ik wist eigenlijk niet wat ik moest zeggen.
Doğrusunu söylemek gerekirse, kendimi seviyorum.Eerlijk gezegd, hou ik van mezelf.
Hayır doğrusu – bizim tek bir iğnemiz var ama Allah, onun iki tane!”Wręcz przeciwnie – my mamy tylko jedno żądło, a On ma dwa!'”.
Biz bundan tam bir gaflet içinde idik, daha doğrusu kendimize zulmettik!" diyecekler.Zrobiliśmy z nimi wielką pomyłkę (Мы сделали с ними большую ошибку)”.
Örneğin, A B ⊥ C D {\displaystyle AB\perp CD} AB doğrusunun CD doğrusuna dik olduğunu gösterir.Przykładowo zapis A B ⊥ C D {\displaystyle AB\perp CD} oznacza, ze prosta AB jest prostopadła do prostej CD.
Doğrusu istenirse, eğer g o b s {\displaystyle g_{obs}} sonlu ise bu kuram içten tutarsız olmaktadır.Jeśli g o b s {\displaystyle g_{obs}} jest skończone, teoria jest wewnętrznie niespójna.
Daha doğrusu Kyle Bodine böyle düşünmektedir.Podobną opinię wyraża również Marianne Krull.
Doğrusu asıl ebter (soyu kesik) olan sana kin duyandır."Thenne er ey bätre än hin!"
Doğrusu onlar bizim yanımızda seçkin iyi kimselerdir."Sådana vackra drag finns det bland deras sedvänjor".
Biz bundan tam bir gaflet içinde idik, daha doğrusu kendimize zulmettik!" diyecekler.Det har varit ett lovprisande till Gud att vi har förstört dem."
Daha doğrusu ilgili bilgiler genelde laboratuvarda tavşanlar üzerine yapılan çalışmalardan elde edilmiştir.Det är snarare så att den relevanta kunskapen oftast härrör från laboratoriestudier på kaniner.
"Onların çoğu şirk koşmadan Allah'a iman etmezler" "Doğrusu Allah, kendisine ortak koşulmasını asla affetmez.De flesta trosriktningar anser dessutom att Jesus är Gud inkarnerad (förkroppsligad) och del i en treenig Gud.
İtalya, İlliryum'un bir bölümü ve Afrika Valentinianus'un, daha doğrusu annesi Justina'nın yönetimindeydi.Hans del av Romarriket; Italien, Illyrien och Africa styrdes av hans mor Justina.
Daha doğrusu Kyle Bodine böyle düşünmektedir.Nisse Bean på sådan.
Onların en ufak bir hareketinin, onların en ufak bir niyetinin çok daha doğrusu alınıyor."Їхній найменший рух, їхній найменший намір відтворюється максимально точно».
Doğrusu "göze girmek" olmalıdır.)Має значення «заходити».
Örneğin, A B ⊥ C D {\displaystyle AB\perp CD} AB doğrusunun CD doğrusuna dik olduğunu gösterir.Наприклад, A B ∥ C D {\displaystyle AB\parallel CD} позначає, що пряма AB паралельна прямій CD.
Daha doğrusu, çok pahalıya mal olmaktadır.Однак це, як правило, досить дорого.
Ancak ben bunu öğrendiğimde şaşırmadım doğrusu.Знаючи його, я не дивуюся цьому вчинку.
Kuvvet okları kuvvet doğrusu boyunca yer almalıdır.Вони зумовлюють постійну силу при розтягуванні.
“Doğrusu, Biz, onu Kadr gecesinde indirdik.Nicméně přežila a vydala i své paměti (One Long Night: A Tale of Truth).
Daha doğrusu,ötelemelerin yarıdoğrusal çarpım'ı ve Lorentz grubudur.Přesněji jde o polopřímý součin translací a Lorentzovy grupy.
Hayır doğrusu – bizim tek bir iğnemiz var ama Allah, onun iki tane!”Což nás nestvořil jediný Bůh?“ (Malachiáš 2:10).
Size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır.Úřady vyplácejí za jejich dopadení odměnu.
“Doğrusu, Biz, onu Kadr gecesinde indirdik.Noi am pogorât în Noaptea Al-Qadr.
Doğrusu O, işitir ve görür."El este cu adevărat Cel care Aude Totul și Cel care Vede Totul!”
Size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır.Adevărat vă spun, că și-au luat răsplata.
Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde hüküm verecektir."Dumnezeu va hotărî înțelegerea între ei, dacă vor voi să se împace.
Daha doğrusu ilgili bilgiler genelde laboratuvarda tavşanlar üzerine yapılan çalışmalardan elde edilmiştir.Date pertinente au fost obținute în cea mai mare parte în urma studiilor de laborator efectuate pe iepuri.
“Size doğrusunu söyleyeyim, burada taş üstünde taş kalmayacak, hepsi yıkılacak!”Adevărat grăiesc vouă: Nu va rămâne aici piatră pe piatră, care să nu se risipească.”
Kollardan birinin 90°/270° doğrusu üzerinden ayna simetrisi alınırsa, diğer kol elde edilir.Luând imaginea în oglindă a unui braț al său peste linia de la 90°/270° se obține un alt braț.
Örneğin, A B ⊥ C D {\displaystyle AB\perp CD} AB doğrusunun CD doğrusuna dik olduğunu gösterir.De exemplu, A B ∥ C D {\displaystyle AB\parallel CD} arată că dreapta AB este paralelă cu dreapta CD.
Shai'tan gücün bu kısmına uzanamaz daha doğrusu hiçbir erkek uzanamaz.În lipsa celor doi, puterea lui Cersei nu mai este îngrădită de nimeni.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod