Ana içeriğe geç
Sözlük

doğrusu ile cümle

doğrusu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Doğrusu "göze girmek" olmalıdır.)Domnia Sa nu trebuie ”să se implice”.
Ancak ben bunu öğrendiğimde şaşırmadım doğrusu.Spuneam că nu m-am mirat aflând că dl.
Batı dillerinde, daha doğrusu Hint-Avrupa dillerinin çoğunda vardır.În schimb, majoritatea limbilor indo-europene preferă prepozițiile.
Doğrusu Tom'un ortaya çıkacağını düşünmemiştim.Sincer nu m-am gândit că Tom va apărea.
Doğrusu, endişelenecek bir şey yok.Sincer nu există motiv de îngrijorare.
Doğrusu ondan hoşlanmıyorum.Drept să spun, nu îmi place de el.
Doğrusu ondan hoşlanmıyorum.Sincer, nu îmi place de el.
Şimdi gidersek bu muhtemelen en doğrusu.Probabil cel mai corect ar fi dacă am pleca acum.
Doğrusunu isterseniz, benim resimlerimi gören biri kendi kendine şu basit soruyu sorar: 'Bunun manası ne?'Amint nézik a képeket, az emberek ezt az egyszerű kérdést teszik fel maguknak: Mit akar ez jelenteni?
Doğrusu "göze girmek" olmalıdır.)A szótő viś azt jelenti 'behatolni'."
Daha doğrusu, Nahçıvan bu kültürün yayılma arealına dahil edildi.A Kükládok ekkor már a mükénéi kultúra elterjedési területéhez tartoztak.
Batı dillerinde, daha doğrusu Hint-Avrupa dillerinin çoğunda vardır.Így például az indoeurópai nyelvek többségében közös a vas szó.
Örneğin, A B ⊥ C D {\displaystyle AB\perp CD} AB doğrusunun CD doğrusuna dik olduğunu gösterir.Például A B ∥ C D {\displaystyle AB\parallel CD} azt jelenti, hogy az ABegyenes párhuzamos a CD egyenessel.
Kollardan birinin 90°/270° doğrusu üzerinden ayna simetrisi alınırsa, diğer kol elde edilir.Az egyik ág tükörképe a 90°/270° egyenesre, mint tükörtengelyre a másik ágat adja.
Doğrusu sen görülmemiş bir şey yaptın." 28- "Ey Harun'un kızkardeşi!Helsingin Sanomat 18.4.2007 }}
Doğrusu "göze girmek" olmalıdır.)Se tarkoittaa ”tulen pitäjää”.
"Doğrusu bu kostümleri giyiyor olmamızın tek nedeni çekingenliğimiz.Vaatteiden fysiologiset ominaisuudet nousevat tällöin pukeutumisen tärkeimmäksi syyksi.
Size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır.Σίγουρα οι προσπάθειές τους ανταμείφθηκαν.
Daha doğrusu sporcuların yaşam biçimidir.Αυτά έχει η ζωή του αθλητή.
Doğrusu "göze girmek" olmalıdır.)E.), με την ένδειξη «εις γήρας».
Doğrusu böyle bir şeyi tahmin edebiliyordum.Θα μπορούσα άμεσα να αποδεχθώ μια τέτοια κατάσταση.
Ama kimlik olarak alt mıyım yoksa üst müyüm doğrusu bilmiyorum. diye yanıtladı.Πάσο - Παραιτούμαι από τη δήλωσή μου ή δεν ανοίγω καθόλου.
Doğrusu “mücevher Lotus çiçeği” olarak nitelendirilir.De oversættes direkte som 'OM juvelen i lotusen HUM'.
İtalya, İlliryum'un bir bölümü ve Afrika Valentinianus'un, daha doğrusu annesi Justina'nın yönetimindeydi.Hans del av Romerriket, Italia, Illyria og Africa ble styrt av hans mor Justina.
Doğrusu "göze girmek" olmalıdır.)Gaņdhavyū betyr «å trenge inn i virkeligheten».
Daha doğrusu imparatorluk toprakları tek bir hanedanın malı değildi.En byborgers eiendom besto ikke bare av et bolighus.
Daha doğrusu Kyle Bodine böyle düşünmektedir.Spesielt Nikolaj Bukharin støttet dette synet.
Doğrusu asıl ebter (soyu kesik) olan sana kin duyandır."Sesungguhnya kamu adalah orang yang sangat penyantun lagi berakal".
Doğrusu O, işitir ve görür."Maka ketahuilah Allah Maha Mendengar, Maha Melihat.
Doğrusu onlar bizim yanımızda seçkin iyi kimselerdir."Dan kami dapat melakukan semua itu dengan baik (O'Hara).
Daha doğrusu ilgili bilgiler genelde laboratuvarda tavşanlar üzerine yapılan çalışmalardan elde edilmiştir.Pengetahuan relevan kebanyakan diperoleh dari studi laboratorium pada kelinci.
Doğrusu, sana gelmeyen bir ilim bana geldi.Kamu juga memiliki ilmu yang diajarkan kepadamu yang tidak kuketahuinya.”
“Doğrusu, Biz, onu Kadr gecesinde indirdik.Maka nabi Zulkifli menyuruhnya untuk datang pada malam hari saja.
“Size doğrusunu söyleyeyim, burada taş üstünde taş kalmayacak, hepsi yıkılacak!”Tidak satu batupun akan dibiarkan terletak di atas batu yang lain, semuanya akan diruntuhkan."
Allah her şeyin doğrusunu bilir ki; çok sevindik ve memnun olduk.Pengertiannya yaitu; Kita dan semuanya adalah bagian dari dzat Allah.
Size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır.Aku berkata kepadamu: Sesungguhnya mereka sudah mendapat upahnya.".
Doğrusu "göze girmek" olmalıdır.)Mengandung arti: 'Membuat jadi' (kausatif).
Daha doğrusu uzun bir süre kalamaz.Dia tidak bisa bertahan lebih lama.
Ben de onları öldürmeye, daha doğrusu kafalarını kesmeye karar verdim.Namun, dia tidak mati, sehingga diputuskan untuk memenggal kepalanya.
Doğrusunu söylemek gerekirse Halilov’un başarısının sırrı da burada yatmaktadır.Juga pemukiman Novyye Lyady termasuk di dalamnya.
Daha doğrusu Themistokles'in görüşü buydu ve Atinalılara bunu empoze etmek için büyük çaba harcadı.Pada periode ini, Themistokles terus berupaya supaya Athena mengembangkan kekuatan lautnya.
Hayır doğrusu – bizim tek bir iğnemiz var ama Allah, onun iki tane!”2) Perhatikanlah bahwa dalam satu arti Allah menyimpan doa-doa kita.
Daha doğrusu sporcuların yaşam biçimidir.Thi đấu động vật cũng là hình thức thể thao động vật.
Doğrusu nedir, pek tartışılmadı.Một sự thật không có gì phải tranh cãi.
3 (mavi): P ve Q noktalarını birleştiren dik PQ doğrusu çizin.Bước 3 (lam): nối Q và R để thu được đường thẳng PQ mong muốn.
Size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır.Tương tự như vậy, các tác phẩm của bà đã được trao giải thưởng.
Doğrusu "göze girmek" olmalıdır.)Vậy nên mới phải "phi thực".
Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde hüküm verecektir."これはかれらの行いに対する、アッラーの見せしめのための懲しめである。
Doğrusu, sana gelmeyen bir ilim bana geldi.「あなた方は自分の知識ではわたしの印を理解出来なかったではないか。
Hatta; zaman, yaralar hariç her şeyi sarar, desek en doğrusu olur.(中略)しかれば御釈(玄義分)にも、「一切善悪凡夫得生者」と等のたまへり。
Size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır.実際、報酬は貰っている。
Bu noktaların tümünden geçen doğru Euler doğrusu olarak bilinir.本当にあなたは凡ての奥義を熟知なされています。
Doğrusunu söylemek gerekirse Halilov’un başarısının sırrı da burada yatmaktadır.元々ウラディミール・ホロヴィッツが好んでレコードに録音していたのも事実である。
Doğrusu "göze girmek" olmalıdır.)おくせる:「しり込みする」の意。
Ben de onları öldürmeye, daha doğrusu kafalarını kesmeye karar verdim.彼らを殺すには首を切り落とすしかない。
"Doğrusu bu kostümleri giyiyor olmamızın tek nedeni çekingenliğimiz.志望動機は制服がかわいかったから。
Bunlarda bir akıl doğrusu söz konusudur ve bu önermeler her zaman doğrudur.諱は信宗とも伝わるが、尚清が正しいとされる。
Daha doğrusu Kyle Bodine böyle düşünmektedir.トム・ボンバディルは(意図して)そうなっています。
Sadece başkanla ben inişi daha doğrusu o inişin çıkışını göze aldık.当初はマネージャーも付かず、仕事を自分たちで取りに行くしかなかった。
Doğrusu onlar bizim yanımızda seçkin iyi kimselerdir."乘此善因,生彼天宮,重於我所,聞法解悟,證須陀洹。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod