Ana içeriğe geç
Sözlük

doğrusu ile cümle

doğrusu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bizden cehennem azabını uzaklaştır; doğrusu onun azabı sürekli ve acıdır.Avert from us the torment of Hell. Verily!
Lut: "Doğrusu yaptığınıza çok kızanlardanım."My Lord!
Doğrusu kendime yazık ettim, beni bağışla" dedi.Verily, I have wronged myself, so forgive me."
Durumunuzun gerektirdiğini yapın; doğrusu ben de yapacağım.Work according to your way, I am working (according to my way).
Doğrusu O, kalplerde olanı bilendir.Verily, He knows well what (the secrets) are in the breasts (of mankind).
Ama O, dilediğini bir ölçüye göre indirir. Doğrusu O, kullarından haberdardır, onları görendir.Verily! He is in respect of His slaves, the Well-Aware, the All-Seer (of things that benefit them).
Allah'tan ve Peygamberinden öne geçmeyin; Allah'tan sakının, doğrusu Allah işitir ve bilir.Do not put (yourselves) forward before Allah and His Messenger (SAW), and fear Allah. Verily!
Doğrusu Allah, göklerin ve yerin gaybını bilir.Verily, Allah knows the unseen of the heavens and the earth.
Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız bir imtihandır.Your wealth and your children are only a trial, whereas Allah!
Doğrusu biz çok asık suratların bulunacağı bir günde Rabbimizden korkarız" derler.We wish for no reward, nor thanks from you.
Doğrusu, onlar, tam yalancıdırlar.And indeed they are liars.
Doğrusu biz de bekliyoruz."Say: "Wait you! we (too) are waiting."
Doğrusu da şu ki sanı, haktan hiçbir şey ifade etmez.Certainly, conjecture can be of no avail against the truth.
Doğrusu, onun azabı inatçı ve yapışkandır."Verily! Its torment is ever an inseparable, permanent punishment."
Doğrusu şu ki, onlar cinlere tapıyorlardı. Onların çoğu cinlere iman etmekteydi."Nay, but they used to worship the jinns; most of them were believers in them."
Doğrusu ben, üstünüze gelecek büyük bir günün azabından korkuyorum.Certainly, I fear for you the torment of a Great Day!"
Doğrusu insanlar kötülük ettikleri halde Rabbin onlar için mağfiret sahibidir.But verily, your Lord is full of Forgiveness for mankind inspite of their wrong-doing.
Doğrusu onun azabı gelip geçici değil, devamlıdır.Verily! Its torment is ever an inseparable, permanent punishment."
Doğrusu, beni yalancılıkla suçlamalarından korkuyorum.Verily, I fear that they will belie me,
Doğrusu kendime zulmettim (başıma iş açtım).Verily, I have wronged myself, so forgive me."
Elinizden geleni yapın; doğrusu ben de yapacağım!Work according to your way, I am working (according to my way).
Doğrusu benim fendim çok sağlamdır!Verily, My Plan is strong.
Doğrusu Rabbim dilediğine lutfunu ihsan eder.Certainly, my Lord is the Most Courteous and Kind unto whom He will.
Doğrusu zalimler için acı bir azab vardır!Verily, there is a painful torment for the Zalimun (polytheists and wrong-doers, etc.)."
Doğrusu o çok şükredici bir kuldu.Verily, he was a grateful slave."
Doğrusu onlar kötü, fasık bir kavimdi.Verily, they were a people given to evil, and were Fasiqun (rebellious, disobedient, to Allah).
Doğrusu onun azabı geçici bir şey değildir.Verily! Its torment is ever an inseparable, permanent punishment."
Doğrusu ben korkarım ki beni yalancı sayarlar."Verily, I fear that they will belie me,
Doğrusu kendimi ziyana uğrattım.Verily, I have wronged myself, so forgive me."
Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır.Your wealth and your children are only a trial, whereas Allah!
Doğrusu benim tuzağım sağlamdır.Verily, My Plan is strong.
Doğrusu (kâfir) insan azgınlık eder.Verily, man does transgress all bounds (in disbelief and evil deed, etc.).
Doğrusu Allah her şeye kadirdir.And Allah is Able to do all things.
Doğrusu, ben nefsimi temize çıkarmam.And, verily!
Doğrusu onlar (putlar) insanların birçoğunu saptırdılar.They have indeed led astray many among mankind.
Doğrusu O kullarının bütün hallerini bilip görmektedir.” [6,19; 69,44-46]Verily! He is the All-Knower, the All-Seer of His slaves."
Doğrusu ben arkamdan yerime geçecek akrabamdan ötürü endişeliyim."And Verily!
Sen doğrusu nankörün tekisin!” {KM, Sayılar 12,1}And you are one of the ingrates."
Doğrusu biz kendimize zulmetmişiz!” deyip, birbirlerini kınamaya başladılar.Verily, we have been Zalimun (wrong-doers, etc.)."
Doğrusu biz suç işlemiştik!We were definitely in the wrong.”
Doğrusu, senin duan, onlar için 'bir sükûnet ve huzurdur.'Your prayer is comfort for them.
Sen de (kadın) günahın dolayısıyla bağışlanma dile. Doğrusu sen günahkarlardan oldun."And you, woman, ask forgiveness for your sin; you are indeed in the wrong.”
Doğrusu puta tapanlar pistirler, bu sebeple, bu yıllardan sonra Mescidi Haram'a yaklaşmasınlar.The polytheists are polluted, so let them not approach the Sacred Mosque after this year of theirs.
Doğrusu onların başına gelen onun başına da gelecektir.She will be struck by what will strike them.
Aşırı gitmeyin, doğrusu Allah yaptıklarınızı görür.He is Seeing of everything you do.
"Rabbimiz! Doğrusu Sen gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da bilirsin.“Our Lord, You know what we conceal and what we reveal.
Doğrusu Ben, tevbe edeni, inanıp yararlı iş işleyerek doğru yola gireni bağışlarım.And I am Forgiving towards him who repents, believes, acts righteously, and then remains guided.
Doğrusu Allah, inanıp yararlı iş işleyenleri, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar.But God will admit those who believe and do good deeds into Gardens beneath which rivers flow.
Doğrusu bunlarda dersler vardır.Surely in that are signs.
Doğrusu, zeval bulmasın diye gökleri ve yeri tutan Allah'tır.God holds the heavens and the earth, lest they fall apart.
Doğrusu Allah, inanıp yararlı işler işleyenleri içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar.God will admit those who believe and do good deeds into gardens beneath which rivers flow.
Doğrusu, biz sizin ibadetinizden tamamen habersizdik."We were unaware of your worshiping us.”
Doğrusu biz de büyük suç işlemiştik."We were definitely in the wrong.”
Doğrusu şu ki, o onlara ansızın gelecek de onları şaşkınlıktan donduracak.In fact, it will come upon them suddenly, and bewilder them.
Daha doğrusu onlar ondan kuşku duymaktadırlar. Hayır, hayır!In fact, they are in doubt about it.
Ey Rabbimiz! Doğrusu sen, kimi cehenneme koyarsan, artık onu rüsvay etmişsindir.“Our Lord, whomever You commit to the Fire, You have disgraced.
Doğrusu biz, o hidayeti (Kur'an'ı) işitince ona iman ettik.And when we heard the guidance, we believed in it.
Doğrusu siz, bundan önce gerçekten sapmışlardandınız.Although, before that, you were of those astray.
Doğrusu ben, üstünüze gelecek büyük bir günün azabından korkuyorum."I fear for you the punishment of a tremendous Day.”
Doğrusu insan çok cimridir.The human being has always been stingy.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod