Allah'ın kulları arasında O'ndan korkan, ancak bilginlerdir. Doğrusu Allah güçlüdür, bağışlayandır.Those only of His bondmen who have knowledge fear Allah Verily Allahis the Mighty, the Forgiving.
Yoksa bir işe mi karar verdiler? Doğrusu Biz de kararlıyız.Have they determined an affair? then verily We are also determining.
Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz.Verily He!
Doğrusu zalimler birbirlerinin dostudurlar.And verily the wrong doers! friends are they one Unto another.
Doğrusu seni şahit, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.Verily We!
Doğrusu ben tövbeleri çok çok kabul edenim, rahmeti sınırsız olanım.And I am the Relenting, the Merciful!
Daha doğrusu siz, imtihana çekilen bir topluluksunuz.Aye! ye are a people being tested.
Diyecekler ki: "Bizden uzaklaşıp kayboldular. Doğrusu biz, daha önce hiçbir şeye yakarmıyormuşuz."They will say: they have failed us: aye! we have not been calling upon aught afore.
Doğrusu, biz insanı karışım olan bir spermden yarattık.Verily We!
Allah seni insanlardan koruyacaktır. Doğrusu Allah, kafirler topluluğuna rehberlik etmez.Allah shall protect thee from mankind; verily Allah shall not guide a disbelieving people.
Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim, çok cahildir.And man bore it; verily he was very iniquitous and very ignorant-
Yoksa (müşrikler) bir işe kesin karar mı verdiler? Doğrusu biz de kararlıyız!Have they determined an affair? then verily We are also determining.
Doğrusu o işitendir, bilendir.He is the Hearer, the Knower.
Sonra kıyamet günü onlara yaptıklarını haber verecektir. Doğrusu Allah, her şeyi bilendir.Verily Allah is of everything Knower.
O'nu, size gösterdiği şekilde zikredin. Doğrusu siz, bundan önce gerçekten sapmışlardandınız.Remember Him as He hath guided you, and ye were afore of the erring.
Doğrusu Allah, inkârları sebebiyle onların kalplerini mühürlemiştir. Pek azı hariç onlar inanmazlar.Aye! Allah hath set a seal upon them for their infidelity, wherefore they believe not but a little.
(Kavmi) "Tanrılarımıza bunu kim yaptı? Doğrusu o zalimlerden biridir." dediler.They said: who hath wrought this to our gods? verily he is of the wrong-doers.
Doğrusu onlar benim Kur'ân'ımdan bir kuşku içindeler.Yea! they are in doubt concerning My admonition.
Ve doğrusu onlar henüz azabımı tatmadılar.Yea! they have not yet tasted My torment.
Doğrusu o gün onlar imandan ziyade küfre yakın idiler.Nearer were they on that day to infidelity than to belief.
Doğrusu siz imtihana tutulan bir toplumsunuz.” diye cevap verdi.He said: your augury is with Allah.
Doğrusu, yoldan sapan kâfirlerin hesap defterleri Siccîn'dedir.Verily the record of the ungodly is in Sijjin.
Doğrusu Semud (halkı) Rab'lerine karşı geldi; Semud yok olup gitti.Lo! verily Thamud disbelieved in their Lord. Lo! away with Thamud.
Gömleğine yalandan kan bulaştırmışlardı. Dedi ki: "Doğrusu, egonuz sizi bir işe sürüklemiş.And they brought his shirt with false blood.
Doğrusu, onların ahiret hakkındaki bilgileri derme-çatmadır. Aslında ondan kuşku içindedirler.Aye! their knowledge attaineth not to the Hereafter, Aye! they are in doubt thereof.
Doğrusu, Allah işiten, görendir.Truly, Allah is Ever All-Hearer, All-Seer.
Doğrusu zalimler için acı bir azab vardır!"Verily, there is a painful torment for the Zalimun (polytheists and wrong-doers, etc.)."
Doğrusu Allah bilendir.Truly!
Ey Nuh ile beraber (gemide) taşıdıklarımızın çocukları, doğrusu o (Nuh), çok şükreden bir kuldu."O offspring of those whom We carried (in the ship) with Nuh (Noah)!
Doğrusu şeytan, insanın apaçık düşmanıdır.Surely, Shaitan (Satan) is to man a plain enemy.
Doğrusu Allah, işiten ve görendir.And verily, Allah is All-Hearer, All-Seer.
Doğrusu benim tuzağım sağlamdır (onu kimse bozamaz).Verily, My Plan is strong.
Talut, orduyla birlikte ayrıldığında dedi ki: "Doğrusu Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir.Then when Talut (Saul) set out with the army, he said: "Verily! Allah will try you by a river.
Doğrusu Allah, işitendir, görendir.Truly, Allah is Ever All-Hearer, All-Seer.
Doğrusu ben, sizin için büyük bir günün azabından korkmaktayım."Certainly, I fear for you the torment of a Great Day!"
Doğrusu Rabbim onu gerçek kıldı.My Lord has made it come true!
Doğrusu O, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir."Truly, He is Oft-Forgiving, Most Merciful."
Doğrusu Allah her yeri kaplar ve her şeyi bilir.Surely! Allah is All-Sufficient for His creatures' needs, All-Knowing.
Doğrusu Allah insanlara şefkat gösterir, merhamet eder.Truly, Allah is full of kindness, the Most Merciful towards mankind.
Doğrusu Allah şükrün karşılığını verendir ve bilendir.And whoever does good voluntarily, then verily, Allah is All-Recogniser, All-Knower.
Kitap hakkında ayrılığa düşenler doğrusu derin bir çıkmazdadırlar.And verily, those who disputed as regards the Book are far away in opposition.
Doğrusu geleceği şüphe götürmeyen günde, insanları toplayacak olan Sensin.Verily, it is You Who will gather mankind together on the Day about which there is no doubt.
Doğrusu Allah her şeyi Bilen ve haberdar olandır.Indeed Allah is Ever All-Knower, Well-Acquainted with all things.
Doğrusu O Güçlü'dür, Hakim'dir.Certainly He is All-Mighty, All-Wise.
Doğrusu Senin vadin haktır.Verily, my son is of my family!
Bundan vazgeç, doğrusu Rabbinin emri gelmiştir.Indeed, the Commandment of your Lord has gone forth.
Durumunuzun gerektirdiğini yapın, doğrusu ben de yapacağım.Act according to your ability and way, and I am acting (on my way).
Doğrusu o bizim çok samimi kullarımızdandır.Surely, he was one of Our chosen, guided slaves.
Doğrusu biz senin iyi davrananlardan olduğunu görüyoruz" dediler.Indeed we think that you are one of the Muhsinun (good-doers - see V. 2:112)."
Doğrusu Rabbinin, insanların zulümlerine rağmen onlara mağfireti vardır.But verily, your Lord is full of Forgiveness for mankind inspite of their wrong-doing.
Doğrusu Sen gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da bilirsin.Certainly, You know what we conceal and what we reveal.
Doğrusu senin Rabbin dilediği kimsenin rızkını genişletir ve bir ölçüye göre verir.Truly, your Lord enlarges the provision for whom He wills and straitens (for whom He wills).
Doğrusu şeytan aralarını bozmak ister.(Because) Shaitan (Satan) verily, sows disagreements among them.
Doğrusu O, kullarını görür, haberdardır."He is the All-Knower, the All-Seer of His slaves."
Doğrusu, inanıp yararlı iş yapanlara, işte onlara, içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır.As for those who believe and do righteous deeds, certainly!
Doğrusu Yecüc ve Mecüc bu ülkede bozgunculuk yapıyorlar.Verily! Ya'juj and Ma'juj (Gog and Magog) are doing great mischief in the land.
Doğrusu, benden sonra yerime geçecek yakınlarımın iyi hareket etmeyeceklerinden korkuyorum."And Verily!
Doğrusu sana gelmeyen bir ilim bana geldi.Verily! There has come to me of knowledge that which came not unto you.
Doğrusu onlar yoldan çıkmış kötü bir milletti.Verily, they were a people given to evil, and were Fasiqun (rebellious, disobedient, to Allah).
Doğrusu milletim bu Kuran'ı terketmişti" der.Verily, my people deserted this Quran (neither listened to it, nor acted on its laws and orders).