Ana içeriğe geç
Sözlük

doğrusu ile cümle

doğrusu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
"Sonra, doğrusu ben onları açıkça çağırdım."Then I called them loudly and more openly,
Dedim ki: "Rabbinizden bağışlanma dileyin; doğrusu O, çok bağışlayandır.And I told them: 'Ask your Lord to forgive you.
"Doğrusu Rabbimizin yüceliği her yücelikten üstündür. O, zevce ve çocuk edinmemiştir."Exalted is the glory of our Lord; He has neither wife nor son.
"Doğrusu aramızdaki beyinsiz, Allah'a karşı yalanlar uyduruyordu."Certainly the foolish among us say preposterous things of God.
"Doğrusu insanların ve cinlerin Allah'a karşı yalan uydurabileceklerini sanmazdık."We had in fact thought that men and jinns would never speak a lie about God,
Doğrusu Biz, sana, taşıması ağır bir söz vahyedeceğiz.We shall soon entrust to you a message heavy (with solemnity).
Doğrusu bu anlatılanlar birer öğüttür.Verily this is a reminder.
Hayır; daha doğrusu ahiretten korkmazlar.By no means. In fact they do not fear the Hereafter.
Doğrusu o vahyolunanı kalbine yerleştirmek ve onu sana okutturmak Bize düşer.Surely its collection and recitation are Our responsibility.
Doğrusu, inkarcılar için zincirler, demir halkalar ve çılgın alevli cehennem hazırladık.We have prepared for unbelievers chains and collars and a blazing fire.
Doğrusu Allah, bilendir, Hakim'dir.Verily He is all-knowing and all-wise.
Yiyiniz, biraz zevkleniniz bakalım, doğrusu sizler suçlularsınız.Eat and enjoy for a while: You are certainly sinners.
Doğrusu, hüküm gününün vakti elbette tesbit edilmiştir.Surely a time is fixed for the Day of Judgement.
Doğrusu bir tek çığlık yetecektir.It will only be a single blast,
"Firavun'a git; doğrusu o azmıştır.""Go to the Pharaoh who has become refractory,
Doğrusu bunda Allah'tan korkan kimseye ders vardır.Truly there is a lesson in this for those who fear (the consequences).
Doğrusu suyu bol bol indirmekteyiz.We poured down rain abundantly,
Hayır, hayır; doğrusu siz dini yalanlıyorsunuz.Even then you deny the Judgement.
Hayır; doğrusu onlar o gün, Rablerinden yoksun kalacaklardır.Therefore they will be screened off from their Lord that day,
İnananları gördükleri zaman: "Doğrusu bunlar sapık olanlardır" derlerdi.And when they saw them, they said: "They have indeed gone astray."
Doğrusu Rabbinin yakalaması amansızdır.The grip of your Lord is severe indeed!
Doğrusu inkar edenler, hep yalanlayagelmişlerdir.Yet the infidels persist in denial.
Doğrusu sana vahyedilen bu Kitap, Levhi Mahfuz'da bulunan şanlı bir Kuran'dır.This is indeed the glorious Qur'an
Doğrusu bu Kuran kesin bir sözdür.That this (Qur'an) is a decisive word
Doğrusu açığı da, gizliyi de bilen O'dur.He knows the visible and knows what is hidden.
Doğrusu bu hükümler ilk sahifelerde, İbrahim ve Musa'nın sahifelerinde de vardır.This is surely in the earlier Books,
Doğrusu onların dönüşü Bize'dir.To Us is surely their returning;
Doğrusu Rabbin hep gözetlemektedir.Your Lord is certainly in wait.
Doğrusu sizin çalışmalarınız çeşitlidir.That your endeavour is for different ends.
Doğrusu ahiret senin için dünyadan daha hayırlıdır.What is to come is better for you than what has gone before;
Doğrusu, Biz, Kuran'ı kadir gecesinde indirmişizdir.TRULY WE REVEALED it on the Night of Determination.
Doğrusu kendisi de bunların hepsine şahittir.And is himself witness to it,
Doğrusu Rableri o gün onların her şeyinden haberdardır.Surely their Lord will be aware of their (deeds).
Doğrusu sana pek çok nimet vermişizdir.HAVE SURELY given you pre-eminence (in numbers and following);
Doğrusu adı sanı ortadan kalkacak olan, sana kin tutan kimsedir.It is surely your opponents whose line will come to end.
Ey inananlar, çekinin Allah'tan ve sözün düzünü, doğrusunu söyleyin.O you who believe, obey the commands of God, and say straightforward things
De ki: "Allah, doğrusunu söylemiştir/vaadinde sadıktır.Say: "God has veritably spoken the truth.
İşin doğrusu şu: Önceden gizlemekte oldukları karşılarına dikildi.But no. What they were hiding has now become clear to them.
De ki: "Bekleyin! Doğrusu biz de bekliyoruz."Tell them: "Wait on, we are waiting too (for the good and evil to become distinct)."
Doğrusu siz sınır tanımayan bir topluluksunuz."Indeed you are a people who are guilty of excess."
Doğrusu şu ki onlar, ödleri patlayasıya korkan bir topluluktur.They are only a frightened lot.
Doğrusu şu ki insan, gerçekten çok zalim, çok nankördür.Man is most unjust indeed, full of ingratitude.
Dedi: "Doğrusu sen benimle beraberliğe dayanamazsın."He said: "You will not be able to bear with me.
İşte Meryem'in oğlu İsa budur! Hakkında kuşku ve çelişmeye düştükleri şeyin doğrusu bu sözdür.This was Jesus, son of Mary: A true account they contend about.
İşin doğrusu şu: Onlar da öncekilerin söylediği gibi söylediler.And talk as did the people of old.
Demişti ki Mûsa: "Rabbim, doğrusu ben, beni yalanlamalarından korkuyorum.": He said: "O Lord, I fear that they will deny me.
Doğrusu siz haddi aşmış bir kavimsiniz."But you are a people who exceed the bounds."
Melike dedi: "Rabbim, doğrusu ben öz benliğime zulmetmişim.(Solomon) told her: "This is paved with tiles of glass."
Dedi: "Uğursuzluk kuşunuz Allah katındadır. Daha doğrusu siz, imtihana çekilen bir topluluksunuz.In reality you are a people under trial (for your own inauspiciousness)."
Doğrusu siz cehalete saplanmış bir topluluksunuz."You are indeed a stolid people."
Daha doğrusu onlar ondan kuşku duymaktadırlar.In fact they are in doubt about it.
O halde, Allah onlara zulmediyor değildi. Doğrusu, onlardı öz benliklerine zulmedip duranlar.It was surely not for God to wrong them, they wronged themselves.
Doğrusu şu ki, onlar cinlere tapıyorlardı.In fact, they worshipped the devils.
Doğrusu şu: Allah dilediğini/dileyeni saptırır, dilediğini/dileyeni de doğruya ve güzele kılavuzlar.God leads whosoever He please astray and guides whosoever He will.
Doğrusu bu, büyük başarının ta kendisidir.This will indeed be great happiness.
Doğrusu biz, daha önce hiçbir şeye yakarmıyormuşuz."In fact it was nothing that we prayed to before."
Dediler: "Doğrusu, biz seninle gönderilen şeyi tanımıyoruz."Still they said: "We do not believe in what you have brought."
Doğrusu şu ki, Allah, sizin yaptıklarınızdan haberdardır.Surely God is well aware of what you do.
İşin doğrusu şu ki, onlar çok az anlıyorlar/onlar, az bir kısmı hariç, anlamıyorlar.The fact is they understand but little.
Doğrusu, onlar bundan önce de iyilik ve güzellik sergilemekteydiler.They were surely the virtuous before this.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod