Gerekli olan bir nokta ve bir doğrultudur.Шлях і ціль — є одно!
3. Kuvvet daima kendi yönündeki açı doğrultusunda ikinciyi doldurmaya meyillidir.Третя Сила щоразу сильніше стукає у Ворота Світу.
Birleşmiş Milletler'e karşı Malezya'nın taahhüdü doğrultusunda kurulmuştur.Малайці в цілому встали в опозицію до Малайського союзу.
Nick ona silahını doğrultur.Кейн стріляє в неї.
Bıkmak çoğu zaman usanmak ile aynı doğrultudadır.Іноді випаровуваність практично дорівнює опадів.
Aracın doğrultu kontrol sistemi tam otomatikti.Автомат заряджання повністю автоматичний.
Bilinen bu kümelerin 1/3'ü bu doğrultuda toplanmıştır.При цьому 1/3 обсягів припадала на гарматний.
Mevcut model, iyi yönetim ve etkin iletişim ilkeleri doğrultusunda oluşturulmuştur.Současný model byl navržen ve shodě s principy správného řízení a efektivní komunikace.
Geride kalanların isteği doğrultusunda isimler değiştirilmiştir.Na přání těch, kteří přežili, byla jejich jména změněna.
Nüfus bilgileri Litvanya Cumhuriyeti İstatistik Kurumu'ndan alınan bilgiler doğrultusunda hazırlanmıştır.Pokud není uvedeno jinak, statistika pochází z dat Maďarského statistického úřadu.
Bu özgürlük kullanıcının kendi bireysel ihtiyaçları doğrultusunda yazılımı değiştirebileceği anlamına gelir.Je volný v tom smyslu, že uživatel může měnit program k jeho individuálním potřebám.
Aynı doğrultuda, Suriye'de de site engellenmiştir.Ze stejného důvodu je nyní pozastaveno členství Sýrii.
Vostok aracının yörüngesini değiştirme imkânı yoktu, sadece doğrultu değiştirebiliyordu.Vostok 1 nemohl měnit oběžnou dráhu, ale jen výšku.
İsveç de aynı doğrultuda bu kenti kendi askeri politikalarınca kullandı.Ten využíval toto město jako svou vojenskou základnu.
Her iki bobin de aynı doğrultuda eşit miktarda elektrik akımı elde eder.Ty naplníme tak, aby v obou bylo stejné množství tekutiny.
Buradan a → {\displaystyle {\vec {a}}} vektörünün pozitif z-ekseni doğrultusunda olduğu anlaşılır.Má se za to, že vektor a → {\displaystyle {\vec {a}}} je směřován podélkladné osy z.
İniş modülü derhal uygun iniş doğrultusunu alır.Pomalu spustit ramena do výchozí polohy.
1780’lerde bir dizi ölçü aygıtı yardımıyla 600 yönde bakış doğrultusu boyunca gözlemlediği yıldızları saydı.Od roku 1780 vykonával řadu měření na 600 různých místech a v každém z nich spočítal pozorované hvězdy.
İç mekanda ise kullanıcıların istekleri doğrultusunda bir dizi yeniliğe gidildi.Poté je k dispozici několik typů balíčků odstupňovaných podle nároků uživatele.
Genel olarak doğu-batı doğrultusunda uzanır.Celkově je protáhlé ve směru východo-západním.
Kullanıcının kendi isteği doğrultusunda programlanamaz.Uživatelské programy nemohou tato volání použít.
Pragmatik teori ise analojiyi, amacı doğrultusunda ele alır.Naopak pragmatismus pokládá za racionální to, co je účinné a co vede k cíli.
Bir Dilek Tut Derneği, amacı doğrultusunda çocukların isteklerini gerçekleştirmeye çalışmaktadır.Dítě chce plnit to, co od něj očekávají blízcí.
Sanatçının saç modeli de yine bu doğrultudadır.Cu toate astea atelierul de artist e la modă, din nou.
1930'larda edebiyat üzerinde sansür sosyalist gerçekçilik politikası doğrultusunda sıkılaştırıldı.În 1930, cenzura literaturii a fost înăsprită în conformitate cu politica realismului socialist.
Harry silahı kapıp Ben'e doğrultur, ancak Ben silahı geri alır ve Harry'yi vurur.Harry observă arma și o îndreaptă spre Ben, care i-o ia din mână și îl împușcă.
Bu ilke doğrultusunda, yargı gücü Türk milleti adına yalnızca bağımsız mahkemeler tarafından kullanılabilir.Apelul contra sentințelor se putea face doar la nivelul parlamentelor regionale.
Fizik kanunları eğer uzayın farklı doğrultuları için fark gözetmezlerse, "SO(3)-değişmez"dir.Legile fizicii sunt SO(3)-invarianta în cazul în care nu se distinge diferite direcții în spațiu.
Kendi değerlerim doğrultusunda yaşamak benim en doğal hakkım.Consider că dreptul ființelor umane de a fi propriile lor stăpâni este un drept natural.
Petrov bu düşünceleri doğrultusunda üstlerine herhangi bir bilgilendirmede bulunmadı.Peck nu pare să fi acordat nici o atenție acestor plângeri.
Normal doğrultusunda gelen ışınlar, geldikleri doğrultuda geri yansırlar.Umerii coboară natural, retrași spre înapoi.
Mevcut model, iyi yönetim ve etkin iletişim ilkeleri doğrultusunda oluşturulmuştur.A jelenlegi irányítási modell a jó kormányzás és a hatékony kommunikáció elvei szerint lett kialakítva.
1945 - 28 devletin üzerinde anlaştığı ilkeler doğrultusunda Dünya Bankası kuruldu.1945 – 28 állam megalapítja a Világbankot.
Bunların her ikisi de Özgür Masonluk doğrultusundadır.Mindkettő a szabad szellemű eretnekségre jellemző.
AOS bu doğrultuda bir adım önde olmayı hedeflemektedir.Az AOS célja az, hogy ebbe az irányba mozdítsa el a folyamatot.
Nick ona silahını doğrultur.Michael fegyvert szegez rá.
Birliğe üyelik şartı İngiltere'deki kulübün prensipleri doğrultusunda gelişmiştir.A csoport hatása megmutatkozott az angol preraffaeliták mozgalmában.
Bu doğrultuda da birçok yeni inanışın çıkmasına sebebiyet vermiştir.Ehhez képest nagyon sokan csatlakoztak az új valláshoz.
Diğer tarım ürünleri ve meyve üretimi, daha çok halkın ihtiyaçları doğrultusunda yetiştirilir.Termékeny fekete- és szürketalajait azonban az ember sokkal jobban kihasználja mezőgazdasági célokra.
Tüm bunların doğrultusunda 1493 yılında müziğin kanunu olarak adlandırılan Akhakvebım yazıldı.1964-ben az évnyitó ünnepségén a Szózat hangzott el zenei aláfestésként.
Kurtulan Norveçli araştırmacılara silah doğrultur ve istasyon amiri Garry tarafından vurularak öldürülür.A villanyszerelő túléli a lövést, és panaszt tesz Büky őrnagynál.
Doğrultu kontrol düzeni soğuk gaz püskürtmesiyle sağlanacaktı.Pályakorrekciókat hideg gáz fúvókáival biztosította.
Dil değişimi ayrıntılı olarak dilin gereksinimi doğrultusunda kendiliğinden oluşur.Az ékírás jellegét alapvetően meghatározta a nyelv változása.
Sanatçının saç modeli de yine bu doğrultudadır.Itt áll a festőművész mellszobra is.
Kullanıcının kendi isteği doğrultusunda programlanamaz.Nem minden PLA programozható a használó aktuális igénye szerint.
O zamanlar elde edilen veriler doğrultusunda Maxwell hızı 310,740,000 m/s olarak buldu.Sillon saatavilla olevan tiedon avulla Maxwell sai nopeudeksi 310 740 000 m/s.
Bu doğrultuda elbetteki ilk hedef Abhazya idi.Pääasiallisena tavoitteena oli Abhasia.
Boşlukta düz bir doğrultuda yayılırlar.Ne etenevät tyhjässä putkessa suoraviivaisesti.
06:51 UTC Gagarin, güneşe göre doğrultu düzeltme düzeneğinin açıldığını bildirir.6.25 UTC Gagarin kysyy, onko hän saavuttanut vakaan kiertoradan.
18/36 doğrultusunda bir adet pisti bulunmaktadır.Vuokra-alueeseen kuuluu kiitotie 18/36 ympäristöineen.
Aynı doğrultuda olmayan en az üç nokta bir düzlem belirtir.Tasossa on ainakin kolme pistettä, jotka eivät ole samalla suoralla.
3. Kuvvet daima kendi yönündeki açı doğrultusunda ikinciyi doldurmaya meyillidir.2. Myyrää on siirrettävä aina suoraan eteenpäin.
1945 - 28 devletin üzerinde anlaştığı ilkeler doğrultusunda Dünya Bankası kuruldu.1945 – Maailmanpankki perustettiin 28 maan päätöksellä.
Bir Dilek Tut Derneği, amacı doğrultusunda çocukların isteklerini gerçekleştirmeye çalışmaktadır.Eduskunnan toivomuksesta hän seuraa myös lasten oikeuksien toteutumista.
Harry silahı kapıp Ben'e doğrultur, ancak Ben silahı geri alır ve Harry'yi vurur.Ben onnistuu saamaan kiväärin takaisin ja ampuu Harryä.
Mimari tarzlar, her bir müşterinin talep ve gereksinimleri doğrultusunda evrilir.Lapsen kehitystä säätelevät kunkin tapa tai tarpeet.
Parti genel çizgisi genel olarak bu ilke doğrultusunda belirlenir.Sarjan juoni sijoittuu pääsääntöisesti tämän lupauksen ympärille.
Nick ona silahını doğrultur.Samaan aikaan Nick varastaa aseen takaisin.
Hükümet, verdiği söz doğrultusunda darbecileri 30 Nisan'da affetti.MacDonagh kuitenkin antautui Pearselta saamansa käskyn mukaisesti 30. huhtikuuta.
Bu amaç doğrultusunda faaliyetlerde bulundu.Tämä protesti onnistui saavuttamaan välittömän päämääränsä.