Ana içeriğe geç
Sözlük

doğrultu ile cümle

doğrultu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Anayasa ise bu doğrultuda 1 Ağustos 1976'da kabul edilmiştir.A tomada de posse ocorreu no dia 1 de outubro de 1976.
Pist doğrultusu 06/24'tür.De richting van de baan is 06-24.
Bu bölgelerin her birinde moleküller aynı doğrultuya sahiptirler.Binnen een domein zijn de moleculen grofweg allemaal in dezelfde richting gelegen.
Ayrıca Heimskringla isimli Norveç krallarını İskandinav tarihi doğrultusunda anlatan kitabın da yazarıydı.Ook was hij de auteur van de Heimskringla dat over de historie van de Noorse koningen verhaalt.
Sadece sıralamayı bilmeliyiz, doğrultuyu değil.Alleen de richting wordt doorgegeven, niet de bewegingssterkte.
Genel siyasi çizgisi liberal-muhafazakâr doğrultudaydı.Binnen de PC vertegenwoordigde hij de liberaal-conservatieve richting.
Bende bu hedefler doğrultusunda kulübüme katkı yapmak istiyorum.De vereniging heeft als doel het ondersteunen van de club.
Gerekli olan bir nokta ve bir doğrultudur.Een weg en een doel.
Bu çabalar doğrultusunda yıldızlara ait bir hareket belirtisi elde edilememiştir.Inderdaad denk ik dat aan de planeten geen beweging wordt meegedeeld...
Ayrıca manastır biraları ticari amaçlar doğrultusunda da üretilebilir.Deze chatbots kunnen ook voor commerciële doeleinden worden ingezet.
Bu da taşın doğrultusunu kaybetmemesini sağlar.Dit zorgt ervoor dat de steen niet dicht gaat zitten.
Buna karşın bazı sığınaklar planları doğrultusunda yıllar sonra açılır.Binnen enkele jaren na de sloop is de Gasthuisstraat aangelegd.
Pistin doğrultusu 11/29'dur.De richting van de startbaan is 10/28.
Helal ve hayırlı işler Allah'ın adıyla, ve O'nun emir ve müsaadeleri doğrultusunda yapılan işlerdir.Er bestaat een god van het goede (Ahura Mazda) en een god van het kwade (Ahriman).
Ayrıca halk kendi ihtiyacı doğrultusunda buğday ve arpa ekimi yapmaktadır.Ook worden aardappelen en groenten voor eigen gebruik geteeld.
Nijer Nehri, akarsuların yol alabileceği en ilginç doğrultulardan birini izler.Een rivier trekt dus nomaden aan die op zoek zijn naar een meer zekere toekomst.
Bilinen bu kümelerin 1/3'ü bu doğrultuda toplanmıştır.Eerst werd in de lengte zo’n 1/3 deel omgevouwen aan de bovenkant.
1924 - Roma Antlaşması doğrultusunda İtalya, Rijeka'yı topraklarına kattı.1924: het verdrag van Rome wijst het door Italië reeds bezette Rijeka definitief toe aan Italië.
Doğrultu kontrol düzeni soğuk gaz püskürtmesiyle sağlanacaktı.Temperatuurcontrole geschiedde door middel van een gas-/vloeistofkoeling.
Egoizm genel anlamıyla bireyin kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmesi ile ilgilidir.Egoïsme is simpelweg het handelen uit eigenbelang.
İsveç de aynı doğrultuda bu kenti kendi askeri politikalarınca kullandı.Ten tijde van de bezetting van de stad richtten de Zweden de stad voor hun militaire doelen in.
Daha sonra Jessie ısırılır ve Ron Rick'e silah doğrultur.Jim draait zich om en schiet Ryder dood.
İnsanlar da, bu manzara içerisinde kendi çıkarları doğrultusunda bir strateji izlemek durumunda kalmıştır.In dat programma krijgen de gasten een minuut om hun visie op de politiek uiteen te zetten.
O silahını Veronica'ya doğrultur ve onu zorla götürür.Jason weet hem echter weer toe te leiden naar Veronica en ze schiet hem neer.
Yazılan tiyatro eserleri sanat için sanat anlayışı doğrultusunda oynanmak için değil okumak için yazılmıştır.Het stuk is bedoeld om te worden gelezen, niet voor het theater.
Hitler'in son istekleri doğrultusunda Dönitz, Almanya'nın yeni devlet başkanı olarak atandı (Reichspräsident).Zgodnie z ostatnim życzeniem Hitlera, Dönitz został mianowany nowym prezydentem Niemiec (Reichspräsident).
Onun müslüman olup olmadığı doğrultusunda ihtilaf var.Według nich nie kłóci się ona z Koranem.
İddia makamı, bu amaçlar doğrultusunda Norveç'te Troçki ile gizlice görüştüğüne dair kanıtlar sundu.W czasie procesu Piatakow zeznał, że spotkał się w Norwegii z Trockim.
Kendi değerlerim doğrultusunda yaşamak benim en doğal hakkım.Najważniejszym prawem natury jest prawo do obrony własnego życia.
Boşlukta düz bir doğrultuda yayılırlar.Rozgałęzia się pod prostym kątem.
Aynı doğrultuda olmayan en az üç nokta bir düzlem belirtir.Istnieją co najmniej trzy różne punkty, nieleżące na jednej prostej.
Bu kapsamda bölgeye asker gönderen Japonya ise kendi amaçları doğrultusunda davranmaktadır.Japoński oddział, który patrolował właśnie tę okolicę, poszedł sprawdzić co się stało.
Sekizinci bir harika 24 Kasım 2006 tarihinde kullanıcılardan gelen geri bildirimler doğrultusunda seçildi.Ósmy cud został wybrany 24 listopada z głosów oglądających.
Fabrika sistemi ile üretim, talep artışı doğrultusunda bir gereksinme olarak ortaya çıktı.Tempo wytwarzania musi być dostosowane do rzeczywistego popytu.
Bu amaç doğrultusunda Einsatzgruppen, Wehrmacht'ın işlerini büyük ölçüde kolaylaştırdı.W tym zadaniu Wehrmacht został w dużym stopniu odciążony przez jednostki Einsatzgruppen.
Bu doğrultuda elbetteki ilk hedef Abhazya idi.Jedynym odstępstwem od tej reguły była Abisynia.
Kendi çıkarları doğrultusunda her prensibi unutuyor." ifadelerini kullanmıştı.Nie podążają za zasadami; chcą robić wszystko „po swojemu”.
Bunlar, birbirine yakın doğrultularda yer alan, ancak Dünyaya uzaklıkları çok farklı olan yıldızlarca çizilir.Dwie z nich mają masy zbliżone do Ziemi, ale krążą dosyć blisko gwiazdy.
Njal, oğullarının evlerini koruyabileceklerini ve bu doğrultuda bir plan yapmalarını önerir.Njal sugeruje swoim synom, żeby bronili się wewnątrz domu.
Pragmatik teori ise analojiyi, amacı doğrultusunda ele alır.Teoria funkcjonalna – podchodzi do winy z punktu widzenia jej celu.
Maquis, II. Dünya Savaşı yıllarında Fransız Direnişi doğrultusunda hareket eden gerilla grupları.Maquis – członkowie francuskiego ruchu oporu walczący w oddziałach partyzanckich w czasie II wojny światowej.
Bu anlayış doğrultusunda Arap milliyetçiliğinin temelleri de atılmış oldu.Egipt w ten sposób całkowicie odciął się od arabskiego nacjonalizmu.
13/31 doğrultusunda iki adet pisti bulunmaktadır.O mankamentach 31 wspominam z dwóch powodów.
Anayasa ise bu doğrultuda 1 Ağustos 1976'da kabul edilmiştir.Święcenia kapłańskie przyjął 1 sierpnia 1976.
Bende bu hedefler doğrultusunda kulübüme katkı yapmak istiyorum.Jego celem jest awans z tym klubem do ekstraklasy.
Cephe birlikleri STAVKA'nın emirleri doğrultusunda 29 Ağustos'tan itibaren savunma pozisyonu aldı.Do 29 sierpnia dywizja zajęła przygotowane pozycje obronne.
Üç el ateş edilir.Michael, silahını banka çalışanına doğrultur ve kasayı açmasını söyler.Lola wpada w furię, wyszarpuje strażnikowi pistolet i napada na kasę banku.
Mevcut model, iyi yönetim ve etkin iletişim ilkeleri doğrultusunda oluşturulmuştur.Den nuvarande modellen har utformats i enlighet med principerna om god förvaltning och effektiv kommunikation.
Sekizinci bir harika 24 Kasım 2006 tarihinde kullanıcılardan gelen geri bildirimler doğrultusunda seçildi.Ett åttonde underverk lades till den 24 november 2006 efter synpunkter från tittare.
Kullanıcının kendi isteği doğrultusunda programlanamaz.Användaren kan själv bygga på installationen efter eget önskemål.
Farklı insanlar, belirtileri doğrultusunda farklı tedavilere ihtiyaç duymuşlardır.Olika människor behöver olika behandlingar beroende på vilka symptom de har.
Bu doğrultuda para bastırarak, kendi adına hutbe okuttu.Den hade han själv tillsammans med Fecht skrivit.
Bir elektromanyetik dalga her iki alanın da salınım doğrultusuna dik açıya sahip bir yönde hareket eder.En elektrisk dipol i ett elektriskt fält försöker alltid ställa in sig i fältets riktning.
Firmaya avantajı üretim maliyetlerini düşürme doğrultusunda bir yaklaşım olmasıdır.Kan företaget göra en vinst om produkten lanseras?
İddia makamı, bu amaçlar doğrultusunda Norveç'te Troçki ile gizlice görüştüğüne dair kanıtlar sundu.Agenterna lovade att hålla detta sitt avtal med Goebbels hemligt.
Uluslararası Bira Festivali şu üç amaç doğrultusunda kutlanır: Arkadaşlarla toplanıp biranın tadını çıkarmak.Свято має на меті 3 речі: Збиратися з друзями і насолоджуватися смаком пива.
Çizgili kaslar, isteğimiz doğrultusunda çalışan kaslardır.Ми використовуємо взірці як моделі, на яких базуються наші дії.
Petrov bu düşünceleri doğrultusunda üstlerine herhangi bir bilgilendirmede bulunmadı.Петро І не повірив їх повідомленню.
Aynı doğrultuda olmayan en az üç nokta bir düzlem belirtir.Існують принаймні три точки, які не належать одній прямій.
Terim'in talimatları doğrultusunda takıma katkı sağlamak için elimden geleni yapacağım.Для виправлення становища слід вирушити на допомогу Трої.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod