Nick ona silahını doğrultur.Uperi u njega pištolj.
Teori, iyi yemek yiyen ninjanın aynı zamanda iyi de performans göstereceği doğrultusunda idi.Postojala je teorija da ninje koje dobro jedu također dobro rade.
Ayrıca halk kendi ihtiyacı doğrultusunda buğday ve arpa ekimi yapmaktadır.Uz to su se proizvodile mahunarke i žitarice za vlastite potrebe.
08/26 doğrultusunda bir adet pisti vardır.Asfaltna pista je usmjerena 08/26.
Sanatçının istekleri doğrultusunda Leonard yüksek tempolu şarkıyı geliştirdi.Po njezinoj želji, Leonard je stvorio brzu pjesmu.
Translatum, skopos doğrultusunda oluşturulur.Prevođenjem se dobije objektni kod.
Doğayı anlayabilir, denetimi altına alabilir ve kendi amaçları doğrultusunda doğanın güçlerini kullanabilir.Predstavlja snagu kojom možemo iskoristiti sile univerzuma i usmjeriti ih prema svojim ciljevima.
Yeraltı suyu eğim doğrultusunda akışa geçer, kaynak olarak yeryüzüne çıkar.Tako voda, filtrirana prolaskom kroz zemlju, može ući u bunar.
Acıbadem Üniversitesi bu doğrultuda kurulmuştur.Osnovnu školu pohađao u Trpnju.
İniş modülü derhal uygun iniş doğrultusunu alır.Pripravte sa na núdzové pristátie, pripravte sa na núdzové pristátie!
Yani kurumları kendi istekleri ve talepleri doğrultusunda şekillendirirler.To umožňovalo cenzorom postupovať podľa vlastnej vôle a požiadaviek.
Gerekli olan bir nokta ve bir doğrultudur.Je to konkrétny a jednoznačný cieľ.
Sağlık Bakanlığı mevzuatı doğrultusunda Hasta Hakları Birimi kurulmuştur.Zdravotné dôvody stanovilo ministerstvo zdravotníctva.
Bu ilke doğrultusunda, yargı gücü Türk milleti adına yalnızca bağımsız mahkemeler tarafından kullanılabilir.V súlade s týmto princípom je súdna moc vykonávaná nezávislými súdmi konajúcimi pre turecký národ.
Aynı doğrultuda şarkı, uluslararası bir başarı elde etmiştir.Táto pieseň bola opäť obrovským hitom v medzinárodnom rozsahu.
Adaylar kamuoyundan gelen öneriler doğrultusunda seçilir ve oylamaya açılır.Prišli ľudia z univerzity a navrhli mi, aby som kandidoval.
Yani kurumları kendi istekleri ve talepleri doğrultusunda şekillendirirler.Zemlja so si razdelili seveda po lastnih željah in interesih.
Aynı doğrultuda, hidrojen klorürün elde edilmesi de birkaç farklı yöntemle gerçekleşebilir.V laboratoriju je mogoče metilaminski hidroklorid enostavno pridobivati z različnimi drugimi metodami.
Bu doğrultuda da birçok yeni inanışın çıkmasına sebebiyet vermiştir.Iz več religij je tako ustvaril novo religijo.
Bu doğrultuda ışınların parçacıklı yapıda olduklarını anladı.To ga je pripeljalo do zaključka, da so katodni žarki sestavljeni iz delcev.
Mimari tarzlar, her bir müşterinin talep ve gereksinimleri doğrultusunda evrilir.Arhitekturni slogi se razvijajo in spreminjajo v skladu z zahtevami vsakega posameznega odjemalca.
Çevirmenin isteği doğrultusunda kullanılırlar.Poskusi z prevajalcem.
Bu görüş doğrultusunda slikozis hastası kot kumlama işçilerinine destek olundu.Ob tem se zastavlja vprašanje, ali je bil kateri od grajskih oskrbnikov protestant.
Ayrıca halk kendi ihtiyacı doğrultusunda buğday ve arpa ekimi yapmaktadır.Prehranjuje se samo z zeljem in krompirjem, ki ga prideluje na svojem polju.
Parlamento, kapitalizm ilkeleri doğrultusunda iç piyasada özgür rekabeti önleyici bütün engelleri kaldırmıştı.To pomeni, da je konkurenca v smislu prvotnih pravil kapitalizma dejansko prenehala obstajati.
Aynı doğrultuda şarkı, uluslararası bir başarı elde etmiştir.Abi šios dainos susilaukė tarptautinio pasisekimo.
Geride kalanların isteği doğrultusunda isimler değiştirilmiştir.Kitų ralių pakeisti pavadinimai.
D 650 Kuzey-Güney doğrultusundaki devlet yollarından birisidir.Piliakalnio viršuje esanti 50x26 m dydžio aikštelė, orientuota šiaurės – pietų kryptimi.
Bu amacı doğrultusunda Amerika Birleşik Devletleri'ne savaş ilan etmiştir.JAV vyriausybė kažkuriuo tikslu šią katastrofą suorganizavo.
Mezar 1'in beş metre uzağındaki Mezar 2 doğu-batı doğrultudadır.Antrasis kapinynas yra 120 m į vakarus nuo pirmojo.
Şehirde aynı doğrultuda nüfus her yıl ortalama 1000 kişi artmaktadır.Panaši situacija yra visoje Rusijoje, kurioje kiekvienais metais gyventojų skaičius sumažėja 1 milijonu.
Belediyenin kayıtları doğrultusunda, tarihçiler tüm karakterlerin kim olduğunu belirleyebilmiştir.Me ütleksime neile härrastele: ajaloolised faktid on teie vastu.
06/24 doğrultusunda bir adet pisti bulunmaktadır.Sealse raja suund oli 06/24.
Hoşea, Tanrı'nın isteği doğrultusunda bir fahişeyle evlendi.Pulmad toimusid naise soovil katoliku kombe kohaselt.
Nick ona silahını doğrultur.Max katsetab oma uut püssi.
Bilinen bu kümelerin 1/3'ü bu doğrultuda toplanmıştır.9/10 leitud ulukiluudest pärinevad just neilt.
Sağ yanal doğrultu atımlı San Andreas fayı.Käänukohas suubub vasakult jõkke Tiduvere oja.
Buna karşın bazı sığınaklar planları doğrultusunda yıllar sonra açılır.Idanema hakkavad nad mõni päev pärast lume sulamist.
Bu tanım doğrultusunda çok disiplinli bir bilim dalı olan yer bilimleri topluluğunun bir dalını oluşturur.Pole ühte argumenti, mis ütleks, millal ratsionaalne teadlane peaks paradigmat vahetama.
1. gün bir kurum hakkında inançlar doğrultusunda... ...denenmemiş bir yığın hipotez vardı.1일차와 5일차를 비교해 보면 1일차에는 창업가의 믿음에 기반한 검증되지 않은 가설들이 많았고
1. gün bir kurum hakkında inançlar doğrultusunda... ...denenmemiş bir yığın hipotez vardı.Pierwszy dzień to seria nieprzetestowanych hipotez i przedsięwzięcie oparte na wierze.
1. gün bir kurum hakkında inançlar doğrultusunda... ...denenmemiş bir yığın hipotez vardı.День перший - ряд неперевірених припущень, підприємство засноване на вірі.
1. gün bir kurum hakkında inançlar doğrultusunda... ...denenmemiş bir yığın hipotez vardı.في اليوم الخامس. في اليوم الأول سلسلة من الفرضيات غير المفحوصة، ومشروع قائم على الحدس.
1. gün bir kurum hakkında inançlar doğrultusunda... ...denenmemiş bir yığın hipotez vardı.最初は憶測に基づいたビジネスモデルでしたが 最後には憶測が事実に変わりました
AÇA stratejisi 6. çevre eylem programı ile aynı doğrultudadır.Strategia AEM este conformă cu cel de-al 6-lea Program de acţiune asupra mediului.
AÇA stratejisi 6. çevre eylem programı ile aynı doğrultudadır.Strategie EEA navazuje na 6. akční program pro životní prostředí.
Ailem çok sabırlıydı, bir yandan da mistik arayışlarım doğrultusunda부모님은 거기에 대해 아무말 하지 않았고, 전 종교순례를 위해 인도에 잠시
Ailem çok sabırlıydı, bir yandan da mistik arayışlarım doğrultusundaMí rodiče byli velice trpěliví, ale tou dobou jsem střídavě pobýval v Indii při hledání tajemna.
Ailem çok sabırlıydı, bir yandan da mistik arayışlarım doğrultusundaMis padres tenían mucha paciencia.
Ailem çok sabırlıydı, bir yandan da mistik arayışlarım doğrultusundaVà bố mẹ tôi đã rất kiên nhẫn
Ailem çok sabırlıydı, bir yandan da mistik arayışlarım doğrultusundaוההורים שלי היו מאוד סבלניים, אבל הייתי עורך ביקורים תקופתיים בהודו
Ailem çok sabırlıydı, bir yandan da mistik arayışlarım doğrultusundaو كان ولدي جد صبورين نحوي، لكني كنت أقوم برحلات متناوبة إلى الهند
Ailem çok sabırlıydı, bir yandan da mistik arayışlarım doğrultusunda私は神秘主義修行のためインドに 短期留学しました
Ama eğer doğrultusunu ya da büyüklüğünü değiştirirseniz vektör değişir. a ve b vektörleri bunlar.מגדיל אותו או מקטין אותו, או אם הייתי משנה את כוונו. על כן, גרפית זהו b, זהו a, ואם אחבר את a ל- b,
Cetvelin doğrultusuاتجاه المسطرة
Cetvelin doğrultusuルーラーの向き
Cetvelin doğrultusuルーラーの方向
Aslında, bu bir tepeye sahip değil. Bu bir yönde sonsuza kadar bu doğrultuda gider.Den har faktiskt ingen topp, utan skulle egentligen kunna fortsätta oändligt i den där riktningen.
Aslında tam olarak ters yöne bakıyor, ama yine de aynı doğrultu üzerinde değil mi? -정반대 방향에 있네요 하지만 같은 직선 상에 있는 건 같죠?
Aslında tam olarak ters yöne bakıyor, ama yine de aynı doğrultu üzerinde değil mi? -Realmente estamos en el exacto sentido contrario. ¿Pero estamos todavía en la misma línea, correcta?