Ana içeriğe geç
Sözlük

doğrudan ile cümle

doğrudan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Ekvator Frengisi hastalığı taşıyan kişinin yarasından sızan sıvıya doğrudan temas yoluyla yayılır.Фрамбезията се разпространява чрез директен конткакт с течността от лезия на заразен със заболяването човек.
Kan tahlili ya da mikroskopi kullanılarak doğrudan gözle muayene yoluyla teyit edilir.Потвърждаването на диагнозата става или чрез кръвни изследвания или пряко визуално изследване с микроскопия.
Kurumsal yönetimin geliştirilmesi kurumun sağladığı ürün kalitesinde doğrudan bir artış sağlar.Новият президент на компанията обръща особено внимание на качеството на продукта.
"Büyük Dörtlü"den biri olan İspanya doğrudan finale kalmıştır.Завръща се Италия, с което „Голямата четворка“ става „Голямата петорка“.
Köyde yaşayan hiç kimsenin Bulgaristan ile doğrudan bir bağlantısı bulunmamaktadır.Интересно е, че в България няма друго село с това име.
Açtıkları galerilerin doğrudan dışarıya açılan giriş deliği yoktur.Опитват безрезултатно заклинената врата да бъде отворена отвън.
Bu durum da, elektrik ve manyetizma arasındaki doğrudan ilişkiyi teyit ediyordu.Така той стига до извода за фундаменталната връзка между електричество и магнетизъм.
1996 ve 2001 yılları arasında başbakan doğrudan Knesset'ten ayrı olarak seçildi.От 1996 до 2001 г. премиер-министърът на Израел се избира с пряк народен вот.
Finale doğrudan katılan Azerbaycan, İtalya ve İspanya bu yarı finalde oy kullandı.Азербайджан, Испания и Италия също гласуват в този полуфинал.
Aynı zamanda doğrudan gelir desteği de halkın geçimine katkıda bulunur.Влияние оказва също и помохамеданчването на населението.
Dahası doğrudan kente karşı girişilecek bir saldırı, bu güçleri de karşılarına almak olacaktı.Новият им опит да нападнат града бил посрещнат по същия начин.
Kraliçe karınca doğrudan emirler vermez ve karıncalara ne yapmaları gerektiğini söylemez.Вергилий пише, че не трябва да се стрижат болни овце и да не се ползва вълната добита от тях.
Doğrudan 1xx ya da 444xxxx biçiminde aranırlar.Преименувани са на 4М-120-I и 4М-120-II.
Menekşeler ışıklı ortamları severler, fakat doğrudan güneş ışığına maruz kalmamaları gerekir.Растенията обичат полусенчестите места, не е желателно да бъдат огрявани пряко от слънцето.
Ukrayna devlet başkanı, 18 yaş ve üzeri olan Ukrayna vatandaşları tarafından doğrudan halk oyuyla seçilir.Избира се директно от гражданите на Узбекистан, навършили 18 години.
Bu koşulun günümüzde LA-ICP-MS tekniği ile doğrudan belirlenebildiği bilinmektedir.Тази схема е може би по-познатата днес като Типовете индикатори на Майерс-Бригс.
Herofilus venler ile arterleri ayırsa da, nabzın doğrudan arterlerin bir özelliği olduğu düşünmüştür.Херофил е различавал между вени и артерии, но е вярвал, че артериите сами създават пулса.
Büyük Dörtlüden biri olan Fransa finalde doğrudan yarışmıştır.С френския национален отбор участва на четири големи първенства.
Doğrudan bir bomba, hastanenin kuzey yerleşkesni tamamen yok etti. [1]С пряко бомбено попадение напълно е разрушено северното крило с тежки поражения в останалата част.[4]
Amerika Birleşik Devletleri’nde, doğrudan masrafların 17 milyar dolar olduğu tahmin edilmektedir.U SAD-u se neposredni troškovi procjenjuju na 17 milijardi $.
Ocak 1959'da, Sovyet uydusu Luna 1 ilk doğrudan Güneş rüzgârı gözlemiş ve gücünü ölçülmüştür.Godine 1959. je sovjetski satelit Luna 1 prvi uočio Sunčev vjetar i mjerio njegovu jačinu.
ANBU, Kage’ni doğrudan emri altında hizmet eden bir organizasyondur.ANBU je organizacija koja služi pod izravnim zapovjedima svojeg Kagea.
Birleşik Devletler’de tedavinin doğrudan maliyetinin yıllık 1.6 milyar Dolar olduğu tahmin edilmektedir.Izravni troškovi liječenja u Sjedinjenim Američkim Državama procjenjuju se na 1,6nbsp;milijardi USD godišnje.
Güç nispeten hızlı bir şekilde en çok ihtiyaç alanlara doğrudan yönlendirilebilir.Snaga se može relativno brzo preusmjeriti izravno na područja koja ga najviše trebaju.
Buzul çökelleri başlıca iki farklı tiptedir: Buzul tili: Doğrudan buzuldan bırakılan çökelti.Ledenjački nanos je uglavnom dvije vrste: ledenjačka oranica: materijal je direktno nanesen s ledom.
Bunun üzerine, P&G doğrudan perakendeciye satış yapacağını açıklayarak, 450 pazarlamacı istihdam etti.Kao reakciju, P&G je najavio plan samostalne izravne prodaje maloprodajama i zaposlio 450 trgovačkih putnika.
Asya ile Avrupa arasında doğrudan bağlantı kurulmasında, 13. yy.da Moğollar’ın büyük katkısı olmuştur.Odlučujući doprinos direktnom povezivanju Azije i Europe dali su Mongoli u 13. stoljeću.
AS’in ana semptomlarını doğrudan tedavi eden bir ilaç yoktur.Nijedan lijek ne liječi direktno ključne simptome AS-a.
Yerçekimi potansiyel enerjisi doğrudan ısıya dönüştü.Oslobođena gravitacijska energija pretvara se u toplinu.
C’nin aksine C++ kodları doğrudan Swift içinde kullanılamaz.Zbog toga u starijim inačicaam jezika C++ mehanizam iznimaka nije bio korišten u većoj mjeri.
2. düzey için doğrudan kaıt izin verildi.Dopuštene su izravne registracije druge razine.
Bu organizmalar genellikle ciltle doğrudan temas, yutulma veya taşıyıcı bir haşere ile vücuda girer.Ovi organizmi najčešće uđu u tijelo putem izravnog dodira s kožom, gutanjem ili putem kukaca nositelja.
Kuzey Ren-Vestfalya, tüm Almanya çapında en çok doğrudan yabancı yatırımın gerçekleştiği eyalettir.Sjeverna Rajna-Vestfalija najgušće je naseljeno područje u Njemačkoj.
Federal hükümetin doğrudan kontrolü altındadır.Teritorijima izravno upravlja savezna vlast.
Kur’an’ı doğrudan Arapça’dan Rusça’ya tercüme eden ilk Rus oryantalisti oldu.Grguru koje je iz grčkog originala prevedeno na arapski.
Öyle ki, bazıları bu sistemi, ‘delege edilebilir vekillerle doğrudan demokrasi’ olarak tanımlar.Neki ukratko definiraju demokraciju kao "vladavina većine uz prava manjine."
Ön beyinde 5-HT2A'nın doğrudan agonistidir.Psilocin je agonist za 5-HT1a i 5-HT2A/2C.
Otizm tedavisi pahalıdır ve doğrudan olmayan maliyet oldukça yüksektir.Liječenje autizma ima velike financijske troškove, najviše indirektnih.
Doğrudan kayıt sisteminde seçmenler, aday listesinin yanındaki butona basarak tercihlerini iletirler.Birači za svog odabranog kandidata glasuju tajno zaokružujući njegovo ime na glasačkom listiću.
Doğrudan yokedilemezler.Nisu otišli neprimjetno.
Bu onu doğrudan bir role sokmuş ve yeni sorumluluklar almasına hak kazandırmıştır.Ona se susrela s njim kako bi razjasnila nesporazum i omogućila si daljnje angažmane.
Bu tip bibliyografyalarda eserlere doğrudan müracaat yoktur.Ipak, ona u Bibliji nije tako opisana.
Perakende ticaret, malların doğrudan doğruya tüketicilere satılmasıdır.Hawkins je odlučio prodavati proizvode direktno kupcima.
Charter seferlerle ise doğrudan uçuş yapılabilmektedir.Pored toga, obavi se i znatan broj charter letova.
Tüketicilerin doğrudan üreticiden elektrik satın alması yeni bir olgudur.Kupci za stvarno budu plaćeni od strane proizvođača energije.
En iyi dereceye sahip 10 katılımcı doğrudan yarı finale katılır.Deset zemalja s najviše bodova odlazi u finale.
Toz örtüsü ve gazın yoğun tabakası, bizim görüş açımızdan merkezi yıldızın doğrudan gelen ışığını engeller.Prašina i plin blokiraju svijetlost zvijezda iza sebe i onemogućavaju naš pogled u dubinu galaksije.
Kütleyi doğrudan ölçmek zordur.Točan obuhvat populacije je vrlo teško utvrditi.
III Yıldızlar Popülasyonların doğrudan gözlemlenmeseler bile, onlar zorlayıcı kaynaklardır.Aj bez priameho pozorovania sú hviezdy III. populácie vhodnejším zdrojom.
İkinci düzey kayıtlara doğrudan izin verilmektedir. .com.aw ticari siteler için açılmıştır.Registrovať možno priamo na druhej úrovni, k dispozícii je aj doména pre komerčné webové stránky .com.aw.
Dünyanın yaratılışı doğrudan su ile bağlantılıdır.Predpokladá sa, že jej vznik je spojený s činnosťou vody.
Yerel ağ üzerinden ya da doğrudan bağlantıyla ya da internet üzerinden oynanabilir.Lokálne siete je možné prepájať pomocou aktívnych prvkov medzi sebou navzájom alebo s internetom.
Avrupa Parlamentosu'nun üyeleri arasında ilk demokratik, doğrudan seçimler 1979 yılında gerçekleştirildi.V roku 1979 sa konali prvé priame voľby do Európskeho parlamentu.
Doğrudan ilişkili, 8KB ve 32 bayt önbellek satırı boyutuna sahiplerdir.Vedenie, rytmus a beaty sa obvykle menia každých 32 beatov.
ONA'lar, başlangıçta doğrudan internette yayınlandıktan sonra televizyonda da yayınlanabilmektedir.Boli uverejňované najskôr na internete a až potom v televízii.
O zamandan bu yana hiçbir araç kraterlere doğrudan bakamadı.Odvtedy nie sú poschodové vozne na trať nasadzované.
Kent meclisi ve belediye üyeleri doğrudan seçimlerde seçilir.Stoličné zhromaždenia a sedrie sa konávali vo Zvolene.
Buna doğrudan etkili süreç denir.Nazýva sa JALOVÝ VÝKON.
Roma İmparatorları Caligula, Claudius ve Nero doğrudan onun soyundan gelirler.Týkalo sa údajne vlády cisárov Caligulu, Claudia a Nerona, jeho súčasníkov.
Çin Halk Cumhuriyeti'nde dört adet doğrudan yönetilen şehir bulunmaktadır.V správnom systéme Čínskej republiky je centrálne spravovaným mestom.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod