Yeter sayıda takviyeli olan Haçlı ordusunun doğrudan doğruya Kahire üzerine yürümesi kararlaştırıldı.Nikto presne nevedel, s akým veľkým vojskom Caesar postupuje na juh.
Doğrudan tüm koşullarıyla bağlayıcıdır ve tüm üye ülkelerde doğrudan uygulamaya girerler.Nariadenie je záväzné vo svojej celistvosti a priamo uplatniteľné vo všetkých členských štátoch.
En önemli bulaşma yolu hastalıklı ve hastalıksız domuzların doğrudan temasıdır.Najúčinnejšia forma prevencie je vyhýbanie sa kontaktu s infikovanými zvieratami a ľuďmi.
Greenpeace amaçlarına ulaşmak için doğrudan eylem, lobicilik ve araştırmadan yararlanır.Greenpeace uporablja neposredne ukrepe, lobiranje in raziskave za doseganje svojih ciljev.
Birleşik Devletler’de tedavinin doğrudan maliyetinin yıllık 1.6 milyar Dolar olduğu tahmin edilmektedir.V ZDA so neposredni stroški zdravljenja ocenjeni na 1,6 milijarde $ letno.
Her prefektörlük doğrudan seçilen bir vali (知事 chiji) tarafından yönetilir.Vodja vsake prefekture je neposredno izvoljen upravnik (知事 ,chiji ?).
Bu nedenle, Bizans bilimi her dönemde antik felsefe ve metafizik ile doğrudan bağlantılı oldu.Bizantinska znanost je bila v vseh obdobjih tesno povezana z antično filozofijo in metafiziko.
Geleneksel adına rağmen, "Homerik İlahiler"'in Homeros ile doğrudan bağlantısı yoktur.Kljub svojem tradicionalnem imenu Homerske himne nimajo neposredne povezave s Homerjem.
Birincil sektör, ekonomide doğrudan doğal kaynaklardan yararlanılan sektördür.Prvi obsega gospodarsko dejavnost neposredno na podlagi naravnih virov.
Sonuçta rahipler, insanlara doğrudan doğruya tanrıların iradesini bildirecek kahinler sistemini geliştirdiler.Posledično so svečeniki razvili sistem preročišč, v katerih so bogovi svojo voljo sporočali neposredno ljudem.
Ancak Hitler'in verdiği doğrudan emir karşısında taarruza devam etti.Toda roke sem imel zvezane zaradi neposrednih ukazov od Hitlerja.
Bu organizmalar genellikle ciltle doğrudan temas, yutulma veya taşıyıcı bir haşere ile vücuda girer.Ti organizmi običajno pridejo v telo z neposrednim stikom prek kože, zaužitja ali prek žuželke-nosilca.
Ön beyinde 5-HT2A'nın doğrudan agonistidir.V krvožilju prevladujejo zlasti 5-HT2A-receptorji.
Elektron mikroskobu ile doğrudan sayım.Glavni članek: Elektronski mikroskop.
Bir kol doğrudan bir denize veya okyanusa akmaz.Pritoki se ne izlivajo neposredno v morje, ocean ali jezero.
Hükümlülerin yaklaşık %60'ı doğrudan inceleme prosedürünü eksiksiz atlatmaktadır.Vendar pa pri 60 % primerov vzrok ostane neodkrit.
Halkın tanrılar ile ilişkileri daha az doğrudan yollarla sağlanıyordu.S svetom so bolj povezana nižja božanstva.
Seebeck etkisi, sıcaklık farklılıklarının doğrudan elektriğe dönüşümüdür.Seebeckov pojav je neposredna pretvorba temperaturne razlike v električno napetost.
Dönme, doğrudan izometridir.Pogled na dogajanje je izometričen.
Mütevelli Heyet Başkanı T.C. Cumhurbaşkanı tarafından doğrudan atanmaktadır.Priznanje mu je podelil takratni predsednik GZS g.
Avrupa Parlamentosu'nda Avrupa Doğrudan Demokrasi ve Özgürlük grubunu kurmuştur.Njena politična skupina v Evropskem parlamentu je Evropa narodov in svobode.
Fakat BASIC dilinde yazılmış programlar doğrudan çalışabilmektedir.Skladenjska pravila so zasnovana na programskem jeziku BASIC.
ABD ile Küba arasında 15 yıl aradan sonra ilk kez doğrudan telefon hattı kuruldu.20. julij - Kuba in Združene države Amerike prvič po 54 letih vzpostavijo polne diplomatske odnose.
İş etüdü verimlilikle doğrudan ilişkilidir.Ta je namreč ozko povezana z delovno uspešnostjo.
Çift yıldız sistemlerindeki yıldızların kütlesi doğrudan ölçülebilir.Lastno gibanje bližnjih zvezd lahko izmerimo.
Kan tahlili ya da mikroskopi kullanılarak doğrudan gözle muayene yoluyla teyit edilir.Diagnoza se potrjuje s pomočjo krvnih testov ali z neposrednim izvidom (mikroskopija).
İsveç ev sahibi olarak kupaya doğrudan katıldı.Švedska kot gostiteljica je na prvenstvo uvrščena neposredno.
Ev sahibi takım dörtlü finale doğrudan katılımaktadır.Udeležili so se je zaključni 4. letniki.
Yukarıdakilerin hepsi doğrudan birlik yetkisi tarafından doğrudan kontrol edilebilirdi.Veliki župan je vršil nadzor nad vso splošno upravo v oblasti.
Menekşeler ışıklı ortamları severler, fakat doğrudan güneş ışığına maruz kalmamaları gerekir.Ne moti je namočena zemlja, vendar pa potrebuje direktno sončno svetlobo.
Tüm soyluların kralın seçimine doğrudan katılması sağlandı.Skoraj vse važne odločitve je sprejemal kraljevi svet.
Shakespeare'in bunları doğrudan Belleforest'ten mi yoksa Ur-Hamlet 'ten mi aldığı belirsiz kalmıştır.Neaišku, ar Šekspyras pasiskolino šias detales tiesiogiai iš Belleforest, ar iš Ur-Hamleto.
Bu nedenle, Bizans bilimi her dönemde antik felsefe ve metafizik ile doğrudan bağlantılı oldu.Todėl visais laikais Bizantijos mokslas buvo artimai susijęs su Antikos filosofija ir metafizika.
Kent meclisi ve belediye üyeleri doğrudan seçimlerde seçilir.Savivaldybių tarybos ir miestų merai renkami tiesioginiuose rinkimuose.
Salih 1999'daki başkanlık seçimlerinde oyların %91.2'sini alarak Yemen'in ilk doğrudan seçilmiş başkanı oldu.1999 m. Jemene įvyko pirmieji prezidento rinkimai, kuriuos laimėjo, surinkęs 91,2 % rinkėjų balsų.
Avrupa Parlamentosu'nun üyeleri arasında ilk demokratik, doğrudan seçimler 1979 yılında gerçekleştirildi.1979 m. birželio 7−10 d. įvyko pirmieji visuotiniai ir tiesioginiai Europos Parlamento rinkimai.
Bazıları ise doğrudan organa giderler.Kai kurie turi pusiausvyros organus.
Menekşeler ışıklı ortamları severler, fakat doğrudan güneş ışığına maruz kalmamaları gerekir.Mėgsta šviesą, bet reikia vengti tiesioginių saulės spindulių.
II. Dünya Savaşı sırasında müze üç kez doğrudan bomba saldırısına maruz kaldı.Antrojo pasaulio karo metu muziejus nukentėjo nuo bombų.
Bunun yerine doğrudan denizde savaşa girilmesi gerektiğini savundu.Be to, Nemunas užuot įsiliejęs į Kuršių marias, įteka tiesiai į jūrą.
Doğrudan savaş eylemiyle ölenlerin sayısı azdır.Karuose, kuriuos jos inicijuoja, žuvusių karių skaičius mažesnis nei įprastai.
2001 yılında ilk kez doğrudan seçilmiş için belediye başkanı oldu.1996 m. pirmą kartą tiesiogiai išrinktas prezidentas.
Finale doğrudan katılan Azerbaycan, İtalya ve İspanya bu yarı finalde oy kullandı.Azerbaidžanas, Italija ir Ispanija balsavo šiame pusfinalyje.
Doğrudan Başkan'a rapor verir.Vyriausybė atskaitinga prezidentui.
Bu soruları John, doğrudan birinci ağız olarak yanıtlar.Apie tai Penas paaiškino jau pačioje pirmoje laidoje.
Doğrudan kullanıcıları hedef alan birçok çeşit İnternet dolandırıcılığı bulunmaktadır.Plačiai naudoti apgaulingi taikiniai.
Ancak son zamanlarda daha fazla sayıda sinema filmi doğrudan dijital ortama çekilmektedir.Netrukus po to, vis daugiau internetinių animacinių filmų atsirado internete.
Ancak Hitler'in verdiği doğrudan emir karşısında taarruza devam etti.Nepaisydamas beviltiškos kariuomenės padėties, klausydavo A. Hitlerio nurodymų.
Amerika Birleşik Devletleri'nin doğu kıyısıyla Panama Kanalı arasındaki doğrudan denizyolu üzerindedir.Sąsiauriu driekiasi pagrindinis laivų kelias iš JAV link Panamos kanalo.
Dolayısıyla doğrudan demokrasi dizgesi, demokrasinin ülküsel anlamına en yakın olan hâlidir.Tarp trūkumų nurodoma, kad tiesioginė demokratija lėčiau priima sprendimus, nei atstovaujamoji demokratija.
Utangaçlık doğrudan içedönüklükle ilgili değildir.Išdavimas nepaliečia pačios tiesos.
Bombardıman uçakları denen bu uçaklardan bombalar doğrudan hedefe bırakılır.Šie bombonešiai buvo naudojami kamikadzių lėktuvams Ohka iki taikinio nugabenti.
ISDN ağa doğrudan bağlantı yapılabilmesi için sistemlerin, ISDN arayüzlere sahip olmaları gereklidir.Norint naudotis ISDN, pirmiausia būtina instaliuoti ISDN prieigą.
Güney Kore'de seçimler ilk defa doğrudan 1948'de gerçekleştirildi.Lietuvoje kambro sistema pirmą kartą buvo pragręžta 1948 metais Vilniuje.
Savunma Bakanı Başkan'a doğrudan cevap vermektedir.Teisėjo padėjėjas tiesiogiai pavaldus skyriaus pirmininkui.
Trabzonspor doğrudan B grubunda yer almıştır.B kuopa – atsakinga už saugumą įvairiose vietose.
Taçtan doğrudan gol olmaz.Atvirai degdamas nesprogsta.
Müzik aynı zamanda doğrudan Windows Store'dan da satın alınabilir.Ji taip pat gali būti integruota į Windows meniu.
Doğrudan ve dolaylu ilişkilerin net etkisi trofik zinciri olarak adlandırılır.Veiksminga ir efektyvi verslo operacijų priežiūra, vadinama valdymu.
Doğrudan kremasyon için bazen bir karton kutu kullanıldı.Kartais panaudoti papirusai būdavo sunaudojami kartonažo gamybai.