Ana içeriğe geç
Sözlük

doğrudan ile cümle

doğrudan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Birleşik Devletler’de tedavinin doğrudan maliyetinin yıllık 1.6 milyar Dolar olduğu tahmin edilmektedir.În Statele Unite, costul direct al tratamentului este estimat la 1,6 miliarde USD anual.
Bu uzlaşma doğrudan doğruya ilhak demekti."Stăniloae însă a fost categoric."
Meksika Bağımsızlık Savaşı'ndan sonra ise ülke doğrudan Madrid'e bağlanmıştır.După obținerea independenței Mexicului, trgiunea a fost condusă direct de la Madrid.
1873'te Kral Gojong, kraliyeti doğrudan doğruya yönettiğini ilan etmiştir.In 1873, regele Gojong a anunțat preluarea lui de regulă regale.
Sonuçta rahipler, insanlara doğrudan doğruya tanrıların iradesini bildirecek kahinler sistemini geliştirdiler.Ca rezultat, preoți au dezvoltat un sistem de oracole pentru a comunica voința zeilor direct prin oameni.
Saç biti, enfekte olmuş birinin saçlarıyla doğrudan temas yoluyla yayılır.Păduchii se răspândesc prin contactul direct cu părul unei persoane infectate.
Her prefektörlük doğrudan seçilen bir vali (知事 chiji) tarafından yönetilir.Șeful executivului fiecărei prefecturi este ales direct, fiind un guvernator (知事, chiji?).
Rus şiirinde Gumilyov'un doğrudan etkisi şiddetliydi ama kısa sürdü.Influența lui Gumiliov asupra poeziei ruse a fost intensă, dar de scurtă durată.
Doğrudan Başkan'a rapor verir.Va raporta direct Consiliului de Ministere.
Bu virüsler, insanlar öksürdüğünde veya doğrudan temasta bulunduğunda havada yayılabilir.Aceste virusuri se pot răspândi prin aer când oamenii tușesc sau prin contact direct.
Birinci düzeyde 9 il, iki doğrudan yönetilen şehir ve üç özel idari bölüm bulunmaktadır.Pe primul nivel sunt nouă provincii, două orașe guvernate direct și trei diviziuni administrative speciale.
Doğrudan duygularımı yansıttığım müziklerimin öfkeli bir yönü olduğunu düşünüyorum."Cred că există un aspect de animozitate în muzică, care reflectă direct sentimentele mele din acea perioadă.”
Elektron mikroskobu ile doğrudan sayım.Examinare directă la microscopul electronic.
Nazi Almanyası Avusturya'yı istila edince, Gödel 32 yaşında doğrudan Alman vatandaşı olmuş oldu.În 1938, când Germania nazistă a anexat Austria, Gödel devine cetățean german.
Şirketin amacı kullanıcıların sorularına doğrudan veya dolaylı cevap verebilmektir.Misiunea companiei este de a oferi răspunsuri la întrebările utilizatorilor (explicite sau implicite).
Prenslik, Boemondo'nun ölümünden sonra doğrudan Bizans idaresine geri dönecekti.Principatul urma să revină sub directa conducere bizantină după moartea lui Bohemond.
Adalar bir taraftan da Roma Cumhuriyetinin sona ermesiyle doğrudan bağlantılıdır.Orașul a intrat imediat sub controlul Romei, la sfârșitul perioade Republicii.
Öyküde verilmek istenen bir ders varsa bile, Poe bunu metin içinde doğrudan belirtmemiştir.În cazul în care povestirea are într-adevăr o morală, Poe nu o prezintă în mod explicit în text.
Fotoğraflar kameradan doğrudan alınabilir.Fotografiile se pot realiza cu camera foto.
Doğrudan vergiler göz önünde tutuluyordu.Erau scutite de plata unor impozite.
Safran tiplerinin pazar fiyatı ISO değerlerine doğrudan bağlıdır.Andreea SASEANU Prețul influențează direct proporțional marimea profitului.
Suyun elektriksel iletkenliği doğrudan sudaki çözünmüş iyonize katıların konsantrasyonu ile ilgilidir.Conductivitatea electrică a apei este direct legată de concentrația de solide ionizate dizolvate în apă.
Ancak, gıda veya farmasötik ürünlerle doğrudan temas edemez.Ea nu poate aduce stricăciuni mobilierului sau produselor alimentare.
Doğrudan kamu borcu 2007'de yüzde 32'ye düşürülmüştür.Datoria publică directă era în 2007 la circa 32% din PIB.
Ev sahibi ise doğrudan katılma hakkına sahiptir.Titularul dreptului de abitație nu are dreptul de a înstrăina dreptul său.
Hükümlülerin yaklaşık %60'ı doğrudan inceleme prosedürünü eksiksiz atlatmaktadır.Peste 60% din pedepsele date de judecători sunt condamnări cu suspendare.
Doğrudan rakipleri Airbus A340-600 ve A350-1000'dir.Competiția este Airbus A340-300.
Virüsü doğrudan tedavi etme amaçlı bir aşı ya da ilaç üzerinde çalışmalar yapılmaktadır.În prezent, se lucrează la dezvoltarea unui vaccin și a unui tratament care să combată direct virusul.
Türkiye, Hindistan'a doğrudan yabancı yatırım girişleri konusunda 41. sıradadır.Turcia ocupă de asemenea locul al 14-lea în topul investitorilor străini în România.
Norveç ev sahibi ülke olduğundan doğrudan katılmıştır.Norvegiei i s-a atribuit un loc suplimentar, fiind țara deținătoare a titlului.
Bütün pratik amaçlar için doğrudan bir tedavi yoktur.Nu există măsurători obiective pentru durere.
Finale doğrudan katılan Azerbaycan, İtalya ve İspanya bu yarı finalde oy kullandı.Azerbaidjan, Italia și Spania au votat în această semifinală.
Sözleri ciddi ve doğrudandı.Trebuie să fiu sincer și cinstit.
Bu kitapta doğrudan siyaset yapmaktan çekildiğini açıkladı.Din spital a anunțat că se retrage din politică.
Doğrudan HTML5 eşleniği olmayan pek çok Flash özellikleri bulunmaktadır.În special, HTML5 aduce multe noi caracteristici sintactice.
Japonca josei kelimesi sadece "dişi" anlamına gelir ve cinselliğin doğrudan bir göstergesi değildir.În Japoneză, cuvântul josei înseamnă "femelă" și nu are nici o conotație legată de manga.
Daha pahalı ve daha geniş evler doğrudan sokağa bakıyordu.Casele săsești aveau latura mai scurtă înspre stradă.
Toplantıdan sonra o doğrudan masasına doğru yöneldi.După întâlnire el s-a îndreptat direct spre biroul lui.
Birleşik Devletler’de tedavinin doğrudan maliyetinin yıllık 1.6 milyar Dolar olduğu tahmin edilmektedir.Az Egyesült Államokban a kezelés közvetlen költségét évi 1,6 milliárd dollárra becsülik.
B-cache doğrudan ilişkilidir.A B-cache közvetlen leképzésű.
Kullanıcıların, doğrudan internette gezinmelerine ve DMZ korumalarını atlatmalarına izin verilmemiş olur.Nem engedélyezett, hogy az internetet közvetlenül használják és megkerüljék a DMZ védelmét.
Her prefektörlük doğrudan seçilen bir vali (知事 chiji) tarafından yönetilir.Minden prefektúra elnöke egy közvetlenül megválasztott kormányzó (知事 csidzsi).
Avrupa Parlamentosu'nun üyeleri arasında ilk demokratik, doğrudan seçimler 1979 yılında gerçekleştirildi.1979-ben megtartották az első közvetlen, demokratikus választásokat az Európai Parlamentbe.
Örneğin, rinovirüs çoğunlukla doğrudan temasla bulaşmaktadır.A rhinovírus például többnyire közvetlen érintkezés útján terjed.
1963 - Kremlin ile Beyaz Saray arasında doğrudan görüşmeyi sağlayacak "kırmızı telefon" hattı devreye girdi.1963 – Forródrótot létesítenek a Fehér Ház és a Kreml között.
Miloš Zeman doğrudan seçilen ilk cumhurbaşkanı oldu.Miloš Zeman volt az első közvetlenül megválasztott köztársasági elnök.
Örneğin, herhangi bir fotoğraf ekini doğrudan Aktif Görüntüleme'yi kullanarak önizleyebilir.Például bármely fénykép melléklet előnézetét az aktív nézet segítségével meg lehet tekinteni.
Kütleyi doğrudan ölçmek zordur.Közvetlenül meghatározni a testzsírt nehéz.
Bu sefer Kıbrıs adasının idaresi doğrudan doğruya Arapların eline geçti.Ezzel a Szászánida Birodalom végérvényesen az arabok kezébe került.
Finale doğrudan katılan Azerbaycan, İtalya ve İspanya bu yarı finalde oy kullandı.A részt vevő országokon kívül Azerbajdzsán, Olaszország és Spanyolország is az első elődöntőben szavazott.
Genel sekreter doğrudan Amerika Birleşik Devletleri başkanı tarafından atanmaktadır.Igazgatóját közvetlenül az USA elnöke jelöli ki.
Cumhuriyetçi Parti (Amerika Birleşik Devletleri) Özgürlük ve Doğrudan Demokrasi Partisi (Çekya)Szabadság és Közvetlen Demokrácia - Csehország
Türkiye dünyanın beşinci en yüksek doğrudan kullanımlı jeotermal enerji yeterliliğine sahiptir.Törökország a geotermikus energia-potenciált tekintve a világon az ötödik helyen áll.
Metcalfe'nin önerisi ile doğrudan Bill Gates ile Microsoft’ta çalışmaya başladı.1981-ben Metcalfe javaslatára megkereste Bill Gates-t, aki munkát kínált neki a Microsoftnál.
Şubeler yerel üyelerce demokratik bir şekilde ve doğrudan kontrol edilir.A vezető testületek tagjait demokratikusan és titkosan, alulról felfelé választják meg.
Cumhurbaşkanı, yeniden seçilme olasılığı olmaksızın beş yıllık bir süre için doğrudan seçilir.Az elnököt ötéves időszakra választják, egyszeri újraválasztási lehetőséggel.
Doğrudan savaş eylemiyle ölenlerin sayısı azdır.Ám feltehető, hogy a kevés harci tevékenység tekintetében a további áldozatok száma elenyésző.
Bazı soy gazlar tıp alanında doğrudan kullanıma sahiptir.Néhány nemesgáz közvetlenül is alkalmazható a gyógyászatban.
Yerel dosyalar doğrudan sayfaya düşebilir.Az epizódokat meg lehet tekiteni a honlapon.
Koklama; beyinle dış dünya arasındaki en doğrudan bağlantıdır.A hallás a legközvetlenebb összeköttetés a külvilággal; ez az ember és környezete közti legfőbb kapocs.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod