Ana içeriğe geç
Sözlük

doğrudan ile cümle

doğrudan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Senato üyeleri doğrudan halk tarafından seçilmez.O primeiro ministro não é eleito diretamenta pelo cidadão.
Kadılar doğrudan Kazaskere bağlıydı.Acreditava-se que elas eram conectadas à traqueia.
1996 ve 2001 yılları arasında başbakan doğrudan Knesset'ten ayrı olarak seçildi.Nas eleições de 1996 e de 1999 o primeiro ministro foi eleito diretamente pelo cidadão.
Doğrudan vergiler göz önünde tutuluyordu.Ainda continuava a fugir aos impostos.
Fotoğraflar kameradan doğrudan alınabilir.As visitas serão vigiadas por câmeras.
Nexus cihazlarına benzer şekilde Android güncellemelerini doğrudan Google'dan alır.Da mesma forma que os dispositivos Nexus, o Pixel receberá as atualizações do Android diretamente da Google.
Bunu doğrudan doğruya yapmadı.Ele não pediu a mim diretamente.
Doğrudan kremasyon için bazen bir karton kutu kullanıldı.Às vezes é usado creme para o recheio doce.
Doğrudan otomobil ile ulaşılabilir.O acesso torna-se mais fácil se for de carro.
IOS'un kullanıcı arabirimi, çoklu dokunma hareketlerini kullanarak doğrudan manipülasyon kavramına dayanır.A interface do usuário do iOS é baseado no conceito de manipulação direta, utilizando gestos em multi-toque.
Ekvator Frengisi hastalığı taşıyan kişinin yarasından sızan sıvıya doğrudan temas yoluyla yayılır.A bouba é transmitida pelo contato direto com o fluido de uma lesão de uma pessoa infectada.
Ev sahibi ise doğrudan katılma hakkına sahiptir.O proprietário do imóvel tem o direito de decidir seu destino.
2010 yılında, Uruguay’da Meksika’ya yapılan doğrudan yatırım 77 milyon ABD doları olarak gerçekleşmiştir.Estima-se que 80 milhões de dólares em ouro foram levados para França deste modo.
Ayrıca doğrudan ve bir kahverengi cüce yörüngesinde keşfedilen ilk dış gezegendir.Esta é a primeira super-Terra descoberta em uma órbita fria.
Avada Kedavra: Kişiyi doğrudan öldüren tek lanettir ve karşı büyüsü yoktur.Para Zé do Caixão, as crianças são os únicos seres puros, sem maldade no coração.
Cumhurbaşkanı, yeniden seçilme olasılığı olmaksızın beş yıllık bir süre için doğrudan seçilir.O Presidente é eleito por sufrágio direto para um mandato de cinco anos sem possibilidade de reeleição.
Dolayısıyla dil doğrudan sternuma bağlıdır.Dessa forma, a língua é ligada ao esterno.
Bulaşma genellikle; öksürük, yıkanmamış ellere dokunmak ya da öpüşmek gibi doğrudan temas gibi yollarla olur.A doença às vezes o impede de realizar atividades simples, como amarrar os sapatos ou escrever direito.
İletişim bilgilerinde doğrudan kopya.Contato Imediato com Mídia.
İngiltere ev sahibi olarak kupaya doğrudan katıldı.A Inglaterra qualificou-se automaticamente como anfitriã do evento.
Charter seferlerle ise doğrudan uçuş yapılabilmektedir.Desse modo, espera-se que o aeroporto venha a receber voos charter directos.
Avusturya ev sahibi ülke olduğu için finale doğrudan yükselmiştir.Austrália - Como país convidado, tem classificação direta para a final.
Sunucunun desteklediği yazılımlar, sitede yapmak istenileni doğrudan etkileyecektir.Aos que a Ele se dirigem com fé, concede o que pedem.
Başkan ve başkan yardımcısı doğrudan yürütme kurulu tarafından seçilmiştir.Presidente e Vice-Presidente são eleitos por eleição popular direta.
Kamu projelerinin geri kalan çoğu ise doğrudan sipariş edildi.A maioria das demandas que fez aos capitalistas continuam por cumprir.
Gelen yanıt doğrudan ekranda görüntülenebilir ya da özel bir ekranda okunabilir.A informação guardada no microfilme poderia rapidamente ser aberta e exposta num ecrã.
Yahut kaynağı doğrudan alıntılamak ve üzerini numaralandırmaktır.Hij of zij legt zijn of haar ambt neer en gaat met emeritaat (oftewel pensioen).
Nazi Almanyası Avusturya'yı istila edince, Gödel 32 yaşında doğrudan Alman vatandaşı olmuş oldu.Gödel werd toen nazi-Duitsland Oostenrijk annexeerde, op de leeftijd van 32 automatisch Duits staatsburger.
Eta Carinae'nın etkileri bulutsu üzerinde doğrudan görülebilir.De effecten van Eta Carinae op de Carinanevel kunnen rechtstreeks geobserveerd worden.
Doğrudan tüm koşullarıyla bağlayıcıdır ve tüm üye ülkelerde doğrudan uygulamaya girerler.Zij is verbindend in al haar onderdelen en is rechtstreeks toepasselijk in elke lidstaat.
Her prefektörlük doğrudan seçilen bir vali (知事 chiji) tarafından yönetilir.Aan het hoofd van elke prefectuur staat een gouverneur (知事, chiji ).
Türkiye dünyanın beşinci en yüksek doğrudan kullanımlı jeotermal enerji yeterliliğine sahiptir.Turkije heeft de 5de hoogste direct gebruik en capaciteit van geothermische energie in de wereld.
Bunun yerine doğrudan formaldehitin içine koyduk.Onder plaats valt het formeel.
2000 yılında, o DVD Sequel Doğrudan döndü.In de jaren 2000 verplaatste zich dit naar de direct-naar-dvd.
Kur'an'da adı doğrudan geçmez.De naam zou zijn afgeleid van weder ('ram') met de uitgang -uurt ('wierde').
Bir önceki yılın kazananı ve ev sahibi olarak Türkiye doğrudan finalde yarıştı.Als gastheer en winnaar van de editie van vorig jaar was Duitsland rechtstreeks geplaatst voor de finale.
Kadılar doğrudan Kazaskere bağlıydı.Ze werden verbonden met dwarsliggers.
Önce kaleye doğrudan doğruya hücum etmeye karar verdi.Hij moest in eerste instantie het fort innemen.
Bu nedenle Peygamber'den doğrudan şefaat talep etmek, onu Allah'a ortak tutmaktır.God noemt in de Koran de namen van sommige profeten en loft hen ook daarbij.
Ferromanyetik maddelerde ise manyetik kesiklikten dolayı M ile H arasında doğrudan bir ilişki yoktur.In ferromagneten is er echter geen een-op-een relatie tussen M en H ten gevolge van hysterese.
Şehirler ilçelerden bağımsız olup doğrudan prefektörlüklere bağlıdır.Steden hangen rechtstreeks af van de prefecturen en zijn onafhankelijk van de districten.
Bu soruları John, doğrudan birinci ağız olarak yanıtlar.Vragen beantwoordt Johnny slechts met een knik.
1963 - Kremlin ile Beyaz Saray arasında doğrudan görüşmeyi sağlayacak "kırmızı telefon" hattı devreye girdi.1963 - De Hot Line tussen het Kremlin en het Witte Huis wordt in gebruik genomen.
Doğrudan bir ısırık."Het is een doodseskader."
Kayıtlı 99 ülkeden ikisi doğrudan şampiyonanın katılma hakkına sahipti.Er namen deelnemers uit een record aantal van 29 landen deel aan de kampioenschappen.
Bermuda çekilince Trinidad ve Tobago doğrudan ikinci tura yükseldi.Bermuda trok zich terug, daardoor plaatste Trinidad en Tobago zich automatisch voor de derde ronde.
Oyun 1998 tarihli Metal Gear Solid oyununun doğrudan takipçisidir.Het spel is een uitgebreide versie van de PlayStation-bestseller uit 1998 Metal Gear Solid.
Her biri doğrudan 'hayat'a açılır.Iedereen kwam om het leven.
Metin bu kaynaktan doğrudan çevrilmiş içerik de barındırmaktadır.Van dit wapen is het wapen van Standdaarbuiten afgeleid.
Ev sahibi ise doğrudan katılma hakkına sahiptir.Enkel het dominante mannetje heeft het recht om te paren.
Biz ilhamlarımızı gökten ve bilinmeyen alemden değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.Hierdoor waren zij niet langer in het paradijs, dat een idyllisch, onbewust leven inhield.
Ancak, OPPO doğrudan telefon üretimine başlamadı.Suzuki besloot echter om geen serieproductie te beginnen.
Liebig’e kadar humusun bitkiler tarafından doğrudan alındığını varsaymışlardır.Tot de tijd van Liebig werd verondersteld dat humus direct werd opgenomen door planten.
Avrupa Parlamentosu'nda Avrupa Doğrudan Demokrasi ve Özgürlük grubunu kurmuştur.In het Europees Parlement maken zij deel uit van fractie Europa van Vrijheid en Democratie.
Bu anlaşmalar doğrudan kolonilerle ilgiliydi.Deze verdragen werden gesloten met de koloniale besturen.
Pasif bir hub doğrudan bir başka pasif hub'a bağlanamaz.Passieve hub: Een passieve hub kan in tegenstelling tot een actieve hub geen signalen versterken.
Ertesi yıldan itibaren Celayirliler doğrudan yönetimi ellerine aldılar.De volgende dag nam het volk de regie in eigen handen.
Elektron mikroskobu ile doğrudan sayım.Hoofdluis onder de lichtmicroscoop.
Yaygın kanının aksine Pompadour markizi asla doğrudan bir politik etkiye sahip olmamıştır.In tegenstelling tot Madame de Pompadour heeft Madame du Barry geen nefaste invloed op de hoge politiek gehad.
Karakterler okuyucunun hikayeye doğrudan katılmasını sağlar ve bunun için uğraşırlar.Tom legt zijn lezers rustig uit hoe dit probleem aan te pakken.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod