Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.A parancsolatnak vége pedig a tiszta szívbõl, jó lelkiismeretbõl és igaz hitbõl való szeretet:
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Ješto konec přikázání jest láska z srdce čistého a z svědomí dobrého a z víry neošemetné.
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.경계의 목적은 청결한 마음과 선한 양심과 거짓이 없는 믿음으로 나는 사랑이거늘
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Le but du commandement, c`est une charité venant d`un coeur pur, d`une bonne conscience, et d`une foi sincère.
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Lecz koniec przykazania jest miłość z czystego serca i z sumienia dobrego, i z wiary nieobłudnej.
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Men budets endemål er kjærlighet av et rent hjerte og en god samvittighet og en uskrømtet tro.
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Men Påbudets Endemål er Kærlighed af et rent Hjerte og af en god Samvittighed og af en uskrømtet Tro,
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Mục đích của sự răn bảo, ấy là sự yêu thương, bởi lòng tinh sạch, lương tâm tốt và đức tin thật mà sanh ra.
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Namen zapovedi pa je ljubezen iz čistega srca in dobre vesti in nehinavske vere,
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Och förmaningens ändamål är kärlek av ett rent hjärta och av ett gott samvete och av en oskrymtad tro.
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.το δε τελος της παραγγελιας ειναι αγαπη εκ καθαρας καρδιας και συνειδησεως αγαθης και πιστεως ανυποκριτου,
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.и благодатта на нашия Господ се преумножи към мене с вяра и любов в Христа Исуса.
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Конець же завітування єсть любов з щирого серця та совісти благої і віри не лицемірної,
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Цель же увещания есть любовь от чистого сердца и доброй совести и нелицемерной веры,
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.כי תכלית המצוה היא האהבה בלב טהור וברוח טובה ובאמונה לא צבועה׃
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.واما غاية الوصية فهي المحبة من قلب طاهر وضمير صالح وايمان بلا رياء.
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.但 命 令 的 總 歸 就 是 愛 . 這 愛 是 從 清 潔 的 心 、 和 無 虧 的 良 心 、 無 偽 的 信 心 、 生 出 來 的
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.但 命令 的 總歸 就 是 愛.這愛 是 從清潔 的 心 、 和 無虧 的 良心 、 無偽 的 信心 、 生出 來的
Bu doğanın çağrıları da ABD'den geldi.Des revendications similaires ont également émergé aux États-Unis.
Bu doğanın çağrıları da ABD'den geldi.Llamados de esta naturaleza también han llegado de Estados Unidos.
Bu doğanın çağrıları da ABD'den geldi.Δείγματα αυτού του είδους προέρχονται επίσης από τις ΗΠΑ.
Bu doğanın çağrıları da ABD'den geldi.Призывы подобной природы доносятся и из США.
Bu doğanın ilacını değiştiriyor.Cambia el curso de la medicina.
Bu doğanın ilacını değiştiriyor.Cambia la natura della medicina.
Bu doğanın ilacını değiştiriyor.Dit verandert de aard van de geneeskunde.
Bu doğanın ilacını değiştiriyor. İlaçlarla ilgili tahminleri değiştiriyor.약의 본성을 변화합니다. 약에 대한 기대가 변화 합니다.
Bu doğanın ilacını değiştiriyor. İlaçlarla ilgili tahminleri değiştiriyor.To zmienia charakter i prognozy medycyny.
Bu doğanın ilacını değiştiriyor. İlaçlarla ilgili tahminleri değiştiriyor.Това променя медицината и способността й да предвижда.
Bu doğanın ilacını değiştiriyor. İlaçlarla ilgili tahminleri değiştiriyor.משנה את אופי התרופה. משנה את החזוי מהתרופה.
Bu doğanın ilacını değiştiriyor. İlaçlarla ilgili tahminleri değiştiriyor.تغيير طبيعة العقار. تغيير تنبؤات العقار.
Bu doğanın ilacını değiştiriyor. İlaçlarla ilgili tahminleri değiştiriyor.薬の効果が変わります
Bu doğanın ilacını değiştiriyor.Schimbă natura medicinei.
Bu doğanın ilacını değiştiriyor.Αλλάζει τη φύση της ιατρικής.
Bu doğanın ilacını değiştiriyor.Это меняет суть медицины.
Bu doğanın kanunu olmalı.Das steht bestimmt irgendwo geschrieben.
Bu doğanın kanunu olmalı.Het zal wel de wet van de natuur zijn.
Bu doğanın kanunu olmalı.Takové jsou přírodní zákony.
Bu doğanın kanunu olmalı.Trebuie să fie legea naturii.
Bu doğanın kanunu olmalı.Valahol már megírták elõre.
Bu doğanın kanunu olmalı.Πρέπει να είναι ο νόμος της φύσης.
Bu doğanın kanunu olmalı.Кому-то суждено жить весело, а мне.
Bu doğanın kanunu olmalı.Сигурно така ми е писано.
Bu doğanın kendisinde var:Das ist in der Natur:
Bu doğanın kendisinde var:Det lægger til naturen:
Bu doğanın kendisinde var:자연에서 일어난 일입니다. 놀이는 육식 본능도,
Bu doğanın kendisinde var:זה קורה בטבע. זה מכריע טבע טורף,
Bu doğanın kendisinde var:هذا في الطبيعة. إنه يتغلب على الطبيعة اللاحمة
Bu doğanın kendisinde var:普通なら死に至る戦いを避けたのです
Bu gerçekten içime doğan birşeyi doğruladı: seyirci aslında yemeği için çalışmayı ister.A confirmat ceva ce bănuiam, şi anume că publicul chiar vrea să-şi câştige pâinea.
Bu gerçekten içime doğan birşeyi doğruladı: seyirci aslında yemeği için çalışmayı ister.Conferma la sensazione che avevo, che il pubblico vuole guadagnarsi il pane.
Bu gerçekten içime doğan birşeyi doğruladı: seyirci aslında yemeği için çalışmayı ister.Confirma la sensación que tuve de que el público quiere ganarse el pan.
Bu gerçekten içime doğan birşeyi doğruladı: seyirci aslında yemeği için çalışmayı ister.Confirmou a intuição que eu tinha sobre isto: é que a audiência quer realmente esforçar-se intelectualmente.
Bu gerçekten içime doğan birşeyi doğruladı: seyirci aslında yemeği için çalışmayı ister.Det bekräftade något jag egentligen hade en idé om, detta att publiken faktiskt vill arbeta för maten.
Bu gerçekten içime doğan birşeyi doğruladı: seyirci aslında yemeği için çalışmayı ister.Es bestätigte etwas, das ich schon lange im Gefühl hatte, und zwar, dass das Publikum etwas beisteuern möchte.
Bu gerçekten içime doğan birşeyi doğruladı: seyirci aslında yemeği için çalışmayı ister.Ez megerősítette, amit nagyon gyanítottam, hogy a közönség valóban meg akar dolgozni a kenyeréért.
Bu gerçekten içime doğan birşeyi doğruladı: seyirci aslında yemeği için çalışmayı ister.Het bevestigde iets dat ik al heel lang op aanvoelde, namelijk dat het publiek wil werken voor zijn eten.
Bu gerçekten içime doğan birşeyi doğruladı: seyirci aslında yemeği için çalışmayı ister.제가 정말 짐작했던 뭔가를 확인했는데, 그것은 관중이 실제로 그들의 끼니를 해결하고 싶어 하는 것입니다.
Bu gerçekten içime doğan birşeyi doğruladı: seyirci aslında yemeği için çalışmayı ister.Nó xác nhận linh cảm của tôi trước đó, là khán giả thật sự muốn tự ăn chén cơm mình kiếm được.
Bu gerçekten içime doğan birşeyi doğruladı: seyirci aslında yemeği için çalışmayı ister.Potvrdil mi něco, co jsem vážně tušil. A to, že diváci si na to chtějí přijít sami.
Bu gerçekten içime doğan birşeyi doğruladı: seyirci aslında yemeği için çalışmayı ister.Potvrdilo to niečo, čo som tušil, že diváci vlastne chcú pracovať na svoje jedlo.