Ocak, Şubat ve Mart aylarında doğan insanlar; lütfen buraya toplanın.People born in January, February, and March, please gather over here.
Doğal olarak, ben çok endişeliydim.Naturally, I was very concerned.
Bu doğal olarak oldu.It happened naturally.
Giderek daha çok insan doğal tedaviden umut ediyor.More and more people look for natural treatments.
Doğal sebeplerden öldü.She died of natural causes.
Bütün insanlar aynı haklarla doğarlar.All people are born with the same rights.
Doğal gibisi yok.Nothing like the natural.
Başkalarına yardım etmeyi istemeye doğal bir arzumuz var.We have a natural desire to want to help others.
Çay ağacı yağı akneyi tedavi etmek için kullanılabilen doğal bir çözümdür.Tea tree oil is a natural remedy that can be used to treat acne.
Doğal olarak tepki gösterdim.I reacted instinctively.
İnsanın doğası beni korkutur.Human's nature scares me.
Spiral doğada en yaygın geometrik biçimlerinden biridir.The spiral is one of the most common geometrical forms in nature.
Doğal saç rengin nedir?What is your natural hair color?
Doğa her sayfada büyük bir içerik sağlayan tek kitaptır.Nature is the only book that provides great content on every page.
Herkes doğal olarak davranır.Everyone behave naturally!
Bu manevra doğaçlamaydı.This maneuver was improvised.
Ben ikinci kez doğacak olsam Kanadalı olmak isterim.If I were to be born a second time, I would like to be Canadian.
Atların doğal yemi ottur.The natural feed of horses is grass.
En karanlık gece bile sona erecek ve güneş doğacak.Even the darkest night will end and the sun will rise.
Ben bunun doğal olduğunu düşünüyorum.I think it's natural.
Kuşlar böceklerin doğal düşmanlarıdır.Birds are the natural enemies of insects.
Beluga balinalarının tek doğal düşmanı kutup ayılarıdır.The only natural enemies of beluga whales are polar bears.
İnsanlar doğanın bir parçasıdır.Humans are part of nature.
Doğaüstü varlıklar var.Supernatural beings exist.
Bir hatip yapılır, ancak bir şair doğar.An orator is made, but a poet is born.
O doğal nedenlerden ölmüştü.He had died of natural causes.
Onun hiciv romanı, insan doğasının zaaflarını eleştirdi.His satirical novel criticized the foibles of human nature.
Onun hiciv romanı, insan doğasının zayıf yönlerini eleştirdi.His satirical novel criticized the foibles of human nature.
Sen doğal olarak sarışın mısın?Are you naturally blonde?
Tom ve Mary bir doğa belgeseli izlediler.Tom and Mary watched a nature documentary.
Cinlerin doğayla güçlü bir bağlantısı vardır.Elves have a strong connection to nature.
Doğal tik ormanları sadece dört ülkede bulunur: Hindistan, Laos, Burma ve Tayland.Natural teak forests occur in only four countries: India, Laos, Burma and Thailand.
Lateks, kauçuk ağaçlarından gelen doğal bir maddedir.Latex is a natural ingredient that comes from rubber trees.
Bu negatif doğal sonuçların arkasındaki ana nedenler nedir?What are the main reasons behind these negative concomitants?
Sana küllerinden yeniden doğabilen adamı göstereceğim.I will show you that man can be reborn from his ashes.
İnsan doğasındaki en güçlü dürtü, önemli olmak arzusudur.The strongest drive in human nature is the wish to be important.
Ülke, doğal kaynaklarda zengin değildir.The country isn't rich in natural resources.
Tilkilerin birkaç doğal yırtıcısı vardır.Foxes have few natural predators.
Ben hep Tom'la doğaçlama yapmak istemişimdir.I've always wanted to jam with Tom.
Tom doğal olarak hayal kırıklığına uğradı.Tom is naturally disappointed.
Doğal olması gerekir.It's supposed to be natural.
Tom doğası gereği iyimserdir.Tom is by nature an optimist.
Onu çok doğadışı buldum.I found that very unnatural.
İşler doğal olarak gelişecektir.Things will come naturally.
Tom bunu doğal karşıladı.Tom took it all in stride.
Tom daha doğaldı.Tom was more spontaneous.
Tom işlerini hep doğaçlama yapıyor.Tom is always winging it.
Doğaçlama iyi bir örtüşme ruhudur.Improvisation is the soul of a good conversation.
Tom bunu doğal olarak yapıyor.Tom does it naturally.
Bu doğal bir sayı mı?Is this a natural number?
Aşık olmak dünyadaki en doğal şeydir.Falling in love is the most natural thing in the world.
Japonya, doğal manzaraları ile ünlüdür.Japan is famous for its scenic landscapes.
Benim doğaçlamalarım berbattır.My improvisations are terrible.
Fadıl, 76 yaşında doğal nedenlerden dolayı hapishanede öldü.Fadil died in prison, aged 76, of natural causes.
Kapalı kapılar ardında Fadıl'ın gerçek doğası ortaya çıkıyor.Behind closed doors, Fadil's true nature is revealed.
Doğaçlama cazın ayrılmaz bir parçasıdır.Improvisation is an integral part of jazz.
Tom, doğa ile güçlü bir ilişkiye sahiptir.Tom has a strong connection with nature.
Mary'nin doğa ile güçlü bir ilişkisi vardır.Mary has a strong connection with nature.
Doğaçlamayı seviyorum.I love improvising.
Benim doğaçlamalarım görece iyidir.My improvisations are tolerably good.