Yapay zeka, doğal aptallığı yenemez.Artificial intelligence cannot beat natural stupidity.
Bu cümlenin daha doğal durması için yeniden nasıl yazardınız?How would you reword this sentence to make it sound more natural?
Tom'un doğal bir konuşma yeteneği var.Tom has a way with words.
Tom doğal bir ölümle öldü.Tom died a natural death.
Benim sadece doğaçlama yapmam gerekecek.I'll just have to improvise.
Biz doğal olarak ülkemizin eski tapınaklarıyla gurur duyuyoruz.We naturally take pride in the old temples of our country.
Aile üyelerinin birbirlerine yardım etmesi doğaldır.It's natural for family members to help each other.
İspanya'da doğan bir kişi İspanyoldur.A person who is born in Spain is a Spaniard.
Birçok Amerikalı için, iki partili siyasal sistem doğal görünüyor.To many Americans, a two-party political system seems natural.
Yaşamın doğası döngüseldir.Life's nature is cyclic.
Onlar doğal gözleriyle gördüler ama biz kalbimizin gözleriyle görüyoruz.They saw with their natural eyes but we see with the eyes of our heart.
Güneş birazdan doğacak.The sun will rise soon.
Hayatın doğası açıklanamaz.Life's nature is inexplicable.
Doğa gizemle doludur.Nature is full of mystery.
Fransa'da doğan bir kişi Fransız'dır.A person who is born in France is a French.
İnsanlar doğal olarak yürür.People walk naturally.
Endorfinler doğal ağrı kesicilerdir.Endorphines are natural analgesics.
Dünyanın tek doğal uydusu aydır.The only natural satellite of the Earth is the Moon.
Biz birbirimize yardımcı olmalıyız, doğanın kanunu bu.We must help each other, it's nature's law.
Anne yeni doğan tayı besledi.The mother fed the newborn colt.
Doğa Koruma Derneği kar amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşudur.The Society for Protection of Nature is a non-profit, non-governmental organization.
Yarın erken kalkarsan, doğan güneşi görebilirsin.If you get up early tomorrow, you can see the rising sun.
O, doğal nedenlerden öldü.He died of natural causes.
Doğanın dengesi çok hassastır.The balance of nature is very vulnerable.
Tom doğal sporcu.Tom is a natural athlete.
Tom'un doğal bir yeteneği var.Tom has a natural talent.
Bu köyün insanları doğayla uyum içinde yaşarlar.The people of this village live in harmony with nature.
Su önemli bir doğal kaynaktır.Water is an important natural resource.
O soru doğal olarak tartışmayı davet etti.That question naturally invited discussion.
O sorun doğal olarak tartışmayı davet etti.That problem naturally invited discussion.
O soru doğal olarak tartışmaya davet etti.That question naturally invited debate.
Doğa hiçbir sınır tanımaz.Nature knows no boundaries.
Doğa harikadır.Nature is awesome.
Doğa korkutucu.Nature is scary.
Onların doğal yırtıcı hayvanları yok.They have no natural predators.
Doğadaki insan müdahalesinin hiçbir sınırı yoktur.Human intervention in nature has no limits.
Ejderhalar ateşte doğarlar.The dragons are born in the fire.
Doğa, her sayfasında önemli içerik sunan tek kitaptır.Nature is the only book that offers important content on every page.
O doğaya daha yakın yaşamak istiyor.He wants to live closer to nature.
O, doğaya daha yakın yaşamak istiyor.She wants to live closer to nature.
O doğal değil.It's not natural.
Bu doğal değil.This is not natural.
Ben doğal sarışınım.I'm a natural blonde.
Kahverengi, onun doğal saç rengi değil.Brown is not her natural hair color.
İnsanın doğasında var.It's human nature.
Tom, yataktan kalktı pencereye doğru yürüdü ve güneş doğarken dışarı baktı.Tom got out of bed, walked over to the window and looked out at the sunrise.
Tamamen doğal.It's completely natural.
Japonya doğal güzelliği ile ünlüdür.Japan is famous for its scenic beauty.
Doğaçlama yapalım.Let's improvise.
Ben güneş doğana kadar gitmiş olmanı istiyorum.I want you gone by sunrise.
Doğal felaketler yıkıcı olabilir.Natural disasters can be devastating.
Alpha Centauri Bb gezegeninin gerçek doğası hala bir sırdır.The true nature of the planet Alpha Centauri Bb is still a mystery.
Doğaçlama yaptım.I improvised.
Mona onların sorularını doğaçlama olarak yanıtladı.Mona answered their questions off the cuff.
Tanrı veya doğa.God or nature.
Doğa bir banka olsaydı onu zaten kurtarırlardı.If nature were a bank they would have saved it already.
O bir doğal.She's a natural.
Tom doğaçlama yaptı.Tom improvised.
Sen bir doğalsın.You're a natural.
"Bu gerçekten doğal bir ifade midir?" "Bay Google'a soralım.""Is this really a natural expression?" "Let's ask Mr. Google."