Ona kızması çok doğal.It is quite natural that she should get angry with him.
Onun doğal karizması var.She has inherent dignity.
Onun saçı doğal olarak kıvırcık.Her hair is naturally curly.
Her şeyi doğal karşılar.She takes everything for granted.
İngilizceyi çok doğal bir şekilde konuşabilir.She can speak English very naturally.
O bir şiirde doğa için duygularını ifade etti.She expressed her feelings for nature in a poem.
Doğa ona hem sağlıklı bir akıl hem de sağlıklı bir vücut bahşetti.Nature endowed her with both a sound mind and a sound body.
Doğa ona zeka ve güzellik vermiş.Nature endowed her with wit and beauty.
O, doğal olarak faturayı ona ödetti.She let him pay the bill as a matter of course.
Uçak kalktığında gergin olmak doğal.It's natural to be nervous when the plane takes off.
Fizik esas doğa bilimidir.Physics is the basic physical science.
Amerika Birleşik Devletleri'nin doğal kaynakları boldur.The United States is abundant in natural resources.
Hokkaido kısmı hâlâ doğal durumunda duruyor.Part of Hokkaido still remains in its natural state.
O bir canlı, dolayısıyla doğal olarak sıçıyor da.It's a living being, so of course it shits.
"Ryu, göremiyorum!" "Doğal, çünkü senin gözlerini kapıyorum.""Ryu, I can't seeee!" "Naturally, that's because I'm covering your eyes."
Doğası gereği iddialıydı.He was assertive by nature.
Onun gerçek doğasının ne olduğunu ona göstermeye çalıştım ama gösteremedim.I tried to get him to show what his true nature was, but I couldn't.
İnsanlar doğarlar ve haklar bakımından özgür ve eşit kalırlar.Men are born and remain free and equal in rights.
Bütün insanlar doğal olarak birbirlerinden nefret ederler.All men naturally hate each other.
Toplumsal düzen doğadan gelmez. Gelenekler üzerine kurulmuştur.Social order does not come from nature. It is founded on customs.
Aşk, doğası gereği kördür.Love is blind.
Aşk doğal olarak kördür.Love is blind.
Onun, oğluyla gurur duyması tamamen doğal.It is perfectly natural for him to be proud of his son.
Onun onun oğluyla gurur duyması tamamen doğal.It is perfectly natural for him to be proud of her son.
Eğer tamsayı sadece sıfırdan büyük veya eşit ise tamsayı doğaldır.An integer is natural if and only if it is greater or equal to 0.
Nefes alışı kadar doğal şekilde yalan söyler.He lies as naturally as he breathes.
Fizik temel doğa bilimidir.Physics is a fundamental natural science.
Doğa bilimleri sosyal bilimlerden daha zordur.The natural sciences are harder than the social sciences.
Bu doğal boyutlarında bir heykel.This is a life-sized statue.
Ben doğal maden suyu içmeyi severim.I like to drink natural mineral water.
Doğal maden suyu içmeyi severim.I like to drink natural mineral water.
Ben Showa döneminde doğan bir insanım.I'm a person who was born during the Showa era.
Kelimesi kelimesine direkt çeviriler değil, doğal görünen çeviriler istiyoruz.We want natural-sounding translations, not word-for-word direct translations.
Doğal gıdalardan çok işlenmiş gıdalar yiyoruz.We eat more processed food than natural food.
Saldırganlık doğal mı, yoksa öğrenilir mi?Is aggression natural, or is it learned?
Doğanın güzelliği değerlidir.The beauty of nature is precious.
Doğa değişiyor.Nature is changing.
Güneş sabah erken doğar.The sun rises early in the morning.
Su, doğal olarak, bir sıvıdır.Water, in its natural state, is a fluid.
Kömür ve doğal gaz doğal yakıtlardır.Coal and natural gas are natural fuels.
Genetik mühendisliği doğayı geliştirir mi?Does genetic engineering improve nature?
Onun saçı doğal kırmızı mı?Is her hair naturally red?
Birçok yerde, doğa insan faaliyeti tarafından tehdit edilir.In many places, nature is threatened by human activity.
Eski insanlar doğaya yakın yaşadı.Ancient people lived close to nature.
Gaz önemli bir doğal kaynaktır.Gas is an important natural resource.
Dünyanın ayı doğal bir uydudur.The earth's moon is a natural satellite.
İnsan olarak hayvan doğamızı aşmalıyız.To be human we must transcend our animal nature.
Kara Orman keki doğal bir afrodizyaktır.The Black Forest cake is a natural aphrodisiac.
Kara Orman pastası doğal bir afrodizyaktır.The Black Forest gateau is a natural aphrodisiac.
Bir yabancı dili öğrenmek için en önemli kitap, doğal olarak, bir sözlüktür.The most important book to learn a foreign language is, naturally, a dictionary.
Kalp krizlerinin doğanın size öleceğinizi söyleme şekli olduğunu hep düşünürdüm.I always thought that a heart attack was nature's way of telling you you're going to die.
Her zaman bir kalp krizinin öleceğinizi size söylemenin doğal yolu olduğunu düşündüm.I always thought that a heart attack was nature's way of telling you you're going to die.
Doğayı severim.I love nature.
Sanırım doğayı korumak için herkes çaba göstermek zorunda.I think that everyone has to make efforts to save nature.
Gerisi doğal olarak izler.The rest follows naturally.
Güzelliğinin sırrı doğallığıdır.The secret of her beauty is her naturalness.
Nezaket güçten doğar.Kindness is born out of strength.
Doğal olmaktan hoşlanıyorum.I like to be spontaneous.
Ben doğayı seviyorum.I love the great outdoors.
Bu apaçık görünebilir ama senin kendi yazdığın cümleler en doğal görünüyor.It may seem obvious, but sentences you write yourself look the most natural.