doğaçlama ile cümle
doğaçlama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Kahvehanelere gider, izleyicilerin önünde hikayeler anlatırlar, çoğu zaman doğaçlama yaparlardı.披露するのです メッダフは登場人物によって 声を使い分け
Mooji ile doğaçlama sohbetler Monte Sahaja - 25 Aralık 2011Conversazioni spontanee con Mooji
Mooji ile doğaçlama sohbetler Monte Sahaja - 25 Aralık 2011Spontán beszélgetések Moojival
Mooji ile doğaçlama sohbetlerRelacionamentos
Mooji ile doğaçlama sohbetlerWat betekent het leven dan voor jou...
Mooji ile doğaçlama sohbetlerשיחות ספונטניות עם מוג'י
(Müzik: Doğaçlama "Chopsticks") (Alkış) (Müzik) (El çırpmalar)(拍手)
(Müzik: Doğaçlama "Chopsticks")(Hudba: improvizace na téma "Hůlky")
(Müzik: Doğaçlama "Chopsticks")(음악: "젓가락 행진곡" 즉흥 변주곡)
(Müzik: Doğaçlama "Chopsticks")[Música:
(Müzik: Doğaçlama "Chopsticks")(Musique : improvisation sur " Chopsticks ")
(Müzik: Doğaçlama "Chopsticks")(Muziek: improvisatie op 'Chopsticks')
(Müzik: Doğaçlama "Chopsticks")[Μουσική: αυτοσχεδιασμός "Chopsticks"]
(Müzik: Doğaçlama "Chopsticks")("Чопстикс", импровизация)
(Müzik: Doğaçlama "Chopsticks")(מוזיקה:״מקלות סיניים״ אלתור)
(Müzik: Doğaçlama "Chopsticks")(موسيقى: "شابستيكس" مرتجلة)
Ne geldiğini bilmiyorlar ama doğaçlama biçimde duyuyorlar.Ei nu stiu ce urmeaza, dar vor auzi ceva spontan
Ne geldiğini bilmiyorlar ama doğaçlama biçimde duyuyorlar.Eles não sabem quais são, vão ouvir algo de improviso.
Ne geldiğini bilmiyorlar ama doğaçlama biçimde duyuyorlar.Ils ne savent pas ce qui arrive, mais ils entendront quelque chose d'impromptu.
Ne geldiğini bilmiyorlar ama doğaçlama biçimde duyuyorlar.그들은 어떤 것을 제시받을지 모르지만, 즉흥적으로 뭔가를 듣게 될 것입니다.
Ne geldiğini bilmiyorlar ama doğaçlama biçimde duyuyorlar.Még nem tudják, hogy mi várható, de hallani fognak valami spontán dolgot.
Ne geldiğini bilmiyorlar ama doğaçlama biçimde duyuyorlar.Mereka tidak tahu apa yang akan datang, tetapi mereka mendengar sesuatu dipotong.
Ne geldiğini bilmiyorlar ama doğaçlama biçimde duyuyorlar.Nevedia, čo bude nasledovať ale počujú niečo bez prípravy.
Ne geldiğini bilmiyorlar ama doğaçlama biçimde duyuyorlar.Nie wiedzą co nadchodzi, to co usłyszą weźmie ich z zaskoczenia.
Ne geldiğini bilmiyorlar ama doğaçlama biçimde duyuyorlar.Non sanno cosa, ma all'improvviso arriva.
Ne geldiğini bilmiyorlar ama doğaçlama biçimde duyuyorlar.No saben lo que va a venir, van a escuchar algo sacado de la manga.
Ne geldiğini bilmiyorlar ama doğaçlama biçimde duyuyorlar.Sie wissen nicht, was kommt, aber sie werden etwas spontan hören.
Ne geldiğini bilmiyorlar ama doğaçlama biçimde duyuyorlar.Ze weten niet wat er gaat komen.
Ne geldiğini bilmiyorlar ama doğaçlama biçimde duyuyorlar.Δεν γνωρίζουν ποιες είναι, αλλά θα ακούσουν κάτι απροετοίμαστοι.
Ne geldiğini bilmiyorlar ama doğaçlama biçimde duyuyorlar.Те не знаят какво предстои, но чуват нещо на момента.
Ne geldiğini bilmiyorlar ama doğaçlama biçimde duyuyorlar.הם לא יודעים מה מצפה להם, אבל הם ישמעו משהו ללא הכנה.
Ne geldiğini bilmiyorlar ama doğaçlama biçimde duyuyorlar.وهم لا يعرفون ما هي .. سوف يسمعون الكلمة .. ومن ثم سوف يسردون " الراب الحر " إعتماداً عليها
Ne geldiğini bilmiyorlar ama doğaçlama biçimde duyuyorlar.右のサウンドアイコンをクリックしてください
Önceden bir planım yok, doğaçlama yapıyorum.Así que no tengo que planearla previamente, pero puedo improvisar, acortándola ó alargándola en la marcha.
Önceden bir planım yok, doğaçlama yapıyorum.Così non devo pianificarla prima, ma posso improvvisare, rendendola più lunga o più corta.
Önceden bir planım yok, doğaçlama yapıyorum.Deci nu trebuie sa fac planul in prealabil, pot improviza, prelungind sau scurtand melodia din mers.
Önceden bir planım yok, doğaçlama yapıyorum.미리 계획을 짤 필요 없이 즉흥적으로 연주할 수 있고 하면서 길이를 늘이거나 줄일 수 있습니다.
Önceden bir planım yok, doğaçlama yapıyorum.Mogę improwizować, zmieniać długość. Mogę improwizować, zmieniać długość.
Önceden bir planım yok, doğaçlama yapıyorum.Мені не потрібно планувати це заздалегідь, я можу імпровізувати, роблячи його довшим чи коротшим у процесі.
Önceden bir planım yok, doğaçlama yapıyorum.Поэтому мне не обязательно планировать, я могу импровизировать, удлиняя или укорачиваю на ходу.
Önceden bir planım yok, doğaçlama yapıyorum.,אז אני לא צריך לתכנן את זה מראש, אבל אני יכול לאלתר .ולהאריך או לקצר כשאני מתקדם
Önceden bir planım yok, doğaçlama yapıyorum.لذا ليس لدي خطة لها مسبقا ، ولكن يمكنني أن الارتجال ، عبر جعلها أطول أو أكثر حسب حركتي.
Önceden bir planım yok, doğaçlama yapıyorum.即興もできる 最後に音量を左に傾け
Onu doğaçlama yapması konusunda cesaretlendirdik.Chúng tôi khuyến khích anh ấy để ứng biến.
Onu doğaçlama yapması konusunda cesaretlendirdik.Da parte nostra lo incoraggiavamo a improvvisare.
Onu doğaçlama yapması konusunda cesaretlendirdik.우리는 브래드에게 내키는 대로 연기를 하도록 요구했고
Onu doğaçlama yapması konusunda cesaretlendirdik.L-am încurajat să improvizeze.
Onu doğaçlama yapması konusunda cesaretlendirdik.Lo motivamos a improvisar.
Onu doğaçlama yapması konusunda cesaretlendirdik.Nous l'encouragions à improviser.
Onu doğaçlama yapması konusunda cesaretlendirdik.We moedigden hem aan om te improviseren.
Onu doğaçlama yapması konusunda cesaretlendirdik.Zachęcaliśmy go do improwizacji.
Onu doğaçlama yapması konusunda cesaretlendirdik.Τον ενθαρρύναμε να αυτοσχεδιάσει.
Onu doğaçlama yapması konusunda cesaretlendirdik.Ми заохочували його до імпровізації.
Onu doğaçlama yapması konusunda cesaretlendirdik.Мы поощряли его на импровизацию.
Onu doğaçlama yapması konusunda cesaretlendirdik.وقمنا بتشجيعه على الارتجال.
Onu doğaçlama yapması konusunda cesaretlendirdik.ブラッドは私たちが予想だにしなかった
Onunla doğaçlama yapmıştım, Adam.A trebuit să improvizez atunci, Adam.
Onunla doğaçlama yapmıştım, Adam.Con sẽ ngẫu hứng với nó, thầy Adam à.
Onunla doğaçlama yapmıştım, Adam.Ho improvvisato, Adam.
Onunla doğaçlama yapmıştım, Adam.Ich habe damit improvisiert, Adam.