doğaçlama ile cümle
doğaçlama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Fakat burada, bu araçları doğaçlama yapıyoruz, misal silah atışları.אבל כאן, אנחנו מאלתרים את הפריטים האלה, כמו היריות.
Fakat burada, bu araçları doğaçlama yapıyoruz, misal silah atışları.لكن هنا, نحن نرتجل الأشياء, مثلا الطلقات النارية.
Fakat burada, bu araçları doğaçlama yapıyoruz, misal silah atışları.例えば ほら今 拳銃が見えるけど
Hepsini tekrar tekrar izledi. Onu doğaçlama yapması konusunda cesaretlendirdik.עודדנו אותו לאלתר.
İlk başta doğaçlamayla başladım.Comencé en la improvisación.
İlk başta doğaçlamayla başladım.Ho cominciato con l'improvvisazione.
İlk başta doğaçlamayla başladım.Ich habe mit Improvisation angefangen.
İlk başta doğaçlamayla başladım.Ik begon met improvisatie, in een bepaalde vorm die 'theaterspellen' heet.
İlk başta doğaçlamayla başladım.Jag började med improvisation.
İlk başta doğaçlamayla başladım.J'ai commencé par l'improvisation.
İlk başta doğaçlamayla başladım.Jeg begyndte med improvisation.
İlk başta doğaçlamayla başladım.처음엔 즉흥극부터 시작했습니다.
İlk başta doğaçlamayla başladım.Zaczynałam z improwizacją.
İlk başta doğaçlamayla başladım.Αρχίζω με αυτοσχεδιασμό.
İlk başta doğaçlamayla başladım.Започнах с импровизация.
İlk başta doğaçlamayla başladım.Началось всё с импровизации, с определённой формы импровизации, называемой театральные игры.
İlk başta doğaçlamayla başladım.התחלתי עם אלתור.
İlk başta doğaçlamayla başladım.بدأت بالإرتجال
İlk önce notaları saydık. Doğaçlama yaptıklarında aslında sadece çok daha fazla nota mı çalıyorlardı?Elsőként a hangjegyeket számoltuk meg: vajon sokkal több hangot játszottak le, amikor improvizáltak?
Improv Everywhere'i (Doğaçlama Her Yerde) yaklaşık 10 yıl önce임프로브 에브리웨어를 시작한 건 10년전입니다.
Improv Everywhere'i (Doğaçlama Her Yerde) yaklaşık 10 yıl önceהתחלתי לאלתר בכל מקום בערך לפני עשר שנים
Jazz doğaçlaması1. 라이브 루핑 (역주: 영상과 음향이 계속 반복되는 필름・테이프) 2. 즉흥 재즈
Jazz doğaçlaması1 Живе ведення циклів, 2.
Jazz doğaçlaması1. לולאה חיה 2. אילתור ג'אז
Jazz doğaçlaması2.即興演奏 そして
Jazz doğaçlamasıAtt skapa loopar live 2.
Jazz doğaçlamasıEen live muzikale cyclus 2.
Jazz doğaçlamasıÉlő loopolás 2. Jazz improvizáció
Jazz doğaçlamasıImprovisação de Jazz
Jazz doğaçlamasıImprovisasi Jazz
Jazz doğaçlamasıLive looping 2.
Jazz doğaçlamasıLupinguri pe viu 2.
Jazz doğaçlamasıUn ciclo en vivo 2.
Jazz doğaçlamasıZapętlanie na żywo 2.
Jazz doğaçlamasıŽivá hudobná slučka 2.
Jazz doğaçlamasıΖωντανές επαναλήψεις 2.
Jazz doğaçlamasıЖивой лупинг 2.
Jazz doğaçlamasıЛупинг наживо 2.
Jennifer'ın doğaçlamasında olduğu gibi - yeni bir gerçeklik, yani bir esriklik anına ulaşıyor.제니퍼가 즉흥 연주에서 그런 것처럼 -- 새로운 현실, 바로 무아경의 순간이 되는 것이죠.
Jennifer'ın doğaçlamasında olduğu gibi - yeni bir gerçeklik, yani bir esriklik anına ulaşıyor.כמו שג'ניפר עשתה באימפרוביזציה שלה-- מציאות חדשה, זהו רגע של אקסטזה.
Jennifer'ın doğaçlamasında olduğu gibi - yeni bir gerçeklik, yani bir esriklik anına ulaşıyor.كما فعلت جنيفر في ارتجالها -- واقع جديد، فهذه لحظة استغراق
Jennifer'ın doğaçlamasında olduğu gibi - yeni bir gerçeklik, yani bir esriklik anına ulaşıyor.これが忘我のひとときです 彼は別の現実に入り込むのです
Kahvehanelere gider, izleyicilerin önünde hikayeler anlatırlar, çoğu zaman doğaçlama yaparlardı.Andavano nelle sale da caffè, dove raccontavano delle storie in pubblico, spesso improvvisando.
Kahvehanelere gider, izleyicilerin önünde hikayeler anlatırlar, çoğu zaman doğaçlama yaparlardı.Chodili do kaváren, kde vyprávěli příběh před publikem a často improvizovali.
Kahvehanelere gider, izleyicilerin önünde hikayeler anlatırlar, çoğu zaman doğaçlama yaparlardı.De gick till caféer, där de berättade en historia inför publik, ofta improviserade de.
Kahvehanelere gider, izleyicilerin önünde hikayeler anlatırlar, çoğu zaman doğaçlama yaparlardı.Eles iam aos cafés, onde contavam uma história perante uma audiência, frequentemente improvisando.
Kahvehanelere gider, izleyicilerin önünde hikayeler anlatırlar, çoğu zaman doğaçlama yaparlardı.Họ tới những quán cà phê, nơi họ kể chuyện trước đám đông, thường là ngẫu hứng.
Kahvehanelere gider, izleyicilerin önünde hikayeler anlatırlar, çoğu zaman doğaçlama yaparlardı.Iban a los café, donde contaban un cuento frente a una audiencia, casi siempre improvisando.
Kahvehanelere gider, izleyicilerin önünde hikayeler anlatırlar, çoğu zaman doğaçlama yaparlardı.Ils allaient dans des cafés, où ils racontaient une histoire devant un auditoire, en improvisant souvent.
Kahvehanelere gider, izleyicilerin önünde hikayeler anlatırlar, çoğu zaman doğaçlama yaparlardı.Kávéházakba ültek be, és nézőközönség előtt történeteket meséltek, gyakran improvizáltak.
Kahvehanelere gider, izleyicilerin önünde hikayeler anlatırlar, çoğu zaman doğaçlama yaparlardı.커피가게에서 들러 사람들 앞에서 이야기를 전했어요. 종종 즉석에서 만들어 냈다죠.
Kahvehanelere gider, izleyicilerin önünde hikayeler anlatırlar, çoğu zaman doğaçlama yaparlardı.Mergeau în cafenele, unde spuneau o poveste în faţa publicului, improvizând adesea.
Kahvehanelere gider, izleyicilerin önünde hikayeler anlatırlar, çoğu zaman doğaçlama yaparlardı.Wędrowali z kawiarni do kawiarni, opowiadając historie przed publicznością, często improwizując.
Kahvehanelere gider, izleyicilerin önünde hikayeler anlatırlar, çoğu zaman doğaçlama yaparlardı.Ze gingen naar koffiehuizen waar ze een verhaal vertelden voor een publiek, vaak al improviserend.
Kahvehanelere gider, izleyicilerin önünde hikayeler anlatırlar, çoğu zaman doğaçlama yaparlardı.Πήγαιναν στα καφενεία, όπου αφηγούνταν μια ιστορία μπροστά σε ένα κοινό, συχνά αυτοσχεδίαζαν.
Kahvehanelere gider, izleyicilerin önünde hikayeler anlatırlar, çoğu zaman doğaçlama yaparlardı.Вони ходили по кав'ярнях і розповідали слухачам історії, часто імпровізуючи.
Kahvehanelere gider, izleyicilerin önünde hikayeler anlatırlar, çoğu zaman doğaçlama yaparlardı.Они ходили по кофейням и рассказывали истории перед публикой, часто импровизируя.
Kahvehanelere gider, izleyicilerin önünde hikayeler anlatırlar, çoğu zaman doğaçlama yaparlardı.Те отивали в кафенетата, където разказвали истории пред публика, често импровизирайки.
Kahvehanelere gider, izleyicilerin önünde hikayeler anlatırlar, çoğu zaman doğaçlama yaparlardı.הם נהגו להגיע לבתי קפה, שבו היו מספרים סיפור אל מול קהל היושבים, לעיתים מאלתרים.
Kahvehanelere gider, izleyicilerin önünde hikayeler anlatırlar, çoğu zaman doğaçlama yaparlardı.كانوا يذهبون إلى المقاهي, حيث يحكون قصة أمام جمهور من المستمعين وغالبا ما يرتجلون