doğaçlama ile cümle
doğaçlama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Bu, akor çalma çalıcısına bir süre doğaçlama akor çalmaması gerektiğini ifade eder.This instructs the chord-playing instrumentalist not to play any improvised chords for a period.
Mercury'nin doğaçlamasının olmadığı daha klasik bölüm John Deacon tarafından bir araya getirildi.The more classical section, without Mercury's improvisation, was put together by John Deacon.
Mahalle barlarında pek çok ünlü payada (doğaçlama lirik yarışmalar) düzenlendi.Many famous payadas (improvised lyric contests) took place in the neighborhood bars.
K6-92 , Ermenistan'da üretilen bir dizi doğaçlama Hafif makineli silah.The K6-92 is one of a number of improvised firearms produced in Armenia.
McAvoy'a kendisi için doğaçlama yapması için bir senaryo veya diyalog sağlanmayacak. [1]McAvoy will not be supplied with a script or dialogue, being made to improvise for himself.[1]
Döneminde zekası ve doğaçlama yeteneği ile tanınıyordu.He was noted in his time for his wit and ability to improvise.
20. yüzyılın sonlarında Dario Fo, son derece doğaçlama tarzıyla uluslararası beğeni topladı.Numerous modern Italian architects, such as Renzo Piano, are famous worldwide.[17]
Bu epizodik kalite, Sholem Aleichem'in spontane, doğaçlama tarzına iyi karşılık gelir.Sutzkever went on to be one of major poets of the 20th century.
Söyledikleri şarkılardan biri "Attica State"in doğaçlama versiyonuydu.One of the songs they sang was an ad-libbed version of "Attica State."
Bir LARP doğaçlama tiyatro gibi daha iyi oynanır.Die Serie wirke befreit wie improvisiertes Theater.
Beşli, müziklerini "doğaçlama barok harmonik pop" olarak tanımlar.Das Quintett beschreibt seine Musik selbst als „baroque harmonic pop jams“.
Kolektif doğaçlama pek görülmez.Generalization is clearly impossible.
Beşli, müziklerini "doğaçlama barok harmonik pop" olarak tanımlar.Le groupe définit lui-même sa musique comme un mélange "baroque harmonique pop".
Filmin büyük bir kısmı doğaçlamalardan oluşuyordu özellikle Edward'ın doğum sahnesi ve Kore'deki sahneler.Gran parte de las escenas fueron improvisadas, incluyendo la escena del nacimiento y la de Corea.
Acapella: Rap müzikte doğaçlama ve canlı performanslara denir."Fizz": La producción musical está inspirada en ritmos acústicos y psicodélicos.
Doğaçlamanın kökenleri yine Afrika'ya dayanmaktadır.Los orígenes de la soul food pueden remontarse a África.
Paul Sills ilk doğaçlama tiyatro topluluğu Compass Players'tan sonra Second City'yi kurmuştur.En Nueva York fue miembro del grupo de teatro los Compass Players y más tarde de The Second City.
Filmin büyük bir bölümü doğaçlama olarak çekilmiştir, zaten senaryo sadece 56 sayfaydı.En este cómic se acorta mucho la película, pues tan solo cuenta con 42 páginas.
Doğaçlama, Commedia dell'Arte'nin ayırt edici özelliğidir.Descripción de Arlequín de la commedia dell'arte.
Parçaların özgün yapısına yeni akorlar ekleyerek doğaçlamalarında her ikisinden de faydalanıyordu.Los dos nuevos miembros se integran perfectamente, involucrándose incluso en la composición de nuevos temas.
Laurie doğaçlama yaparak, baston yerine şemsiye kullandı.Laurie improvvisò usando un ombrello come bastone.
Los Angeles'taki Groundlings okulunda doğaçlama üzerine eğitim görmüştür.Ha studiato improvvisazione presso la scuola Groundlings di Los Angeles.
Daha sonra bir tiyatro grubu kurarak doğaçlama oyunlar sergilemeye başladı.Fu immediatamente decisa la costruzione di un nuovo teatro.
Her iki etki de cazın büyük bir parçası haline gelen doğaçlama kullanmıştır.Mentre alcuno dei due ebbe effetto sull'aumento della mobilità della spalla.
Paul Sills ilk doğaçlama tiyatro topluluğu Compass Players'tan sonra Second City'yi kurmuştur.Позже он попал в шоу The Second City, правопреемнику Compass Players.
Yönetmenler profesyonel olmayan oyuncularla doğaçlama oyunculuğu tercih ettiler.Предпочитает работать с непрофессиональными актёрами.
1953-1955 yıllarında Haarlem'de düzenlenen Uluslararası Doğaçlama Müzik yarışmasını kazanmıştır.В 1953—1955 годах трижды подряд выиграл Международный конкурс органной импровизации в Хаарлеме.
Laurie doğaçlama yaparak, baston yerine şemsiye kullandı.Лори импровизировал, используя зонтик из камыша.
Sergileme öncesi prova yapmak ya da doğaçlama yapmak sanatçıya bağlıdır.Её стараются либо подавить, либо искусственно создать.
Welch sıklıkla doğaçlama şarkı söylediği için okulda problemler yaşardı.وولش غالبا ما حصل في ورطة في مدرسة للغناء مرتجلة.
İki Dil Bir Bavul, gerçek kişilerden oluşmakta ve tüm konuşmalar doğaçlamaya dayanmaktadır."لغتان وحقيبة سفر" يتكون من سخصيات حقيقية ، و يستند على إرتجالية الحديث كله .
Overton, doğaçlama konuşmasını uzun yıllar boyunca düşündü.فكر أوفرتون في خطابه المرتجل لسنوات عديدة بعد ذلك.
Welch sıklıkla doğaçlama şarkı söylediği için okulda problemler yaşardı.Welch frequentemente se envolvia em confusão na escola por cantar de improviso.
Acapella: Rap müzikte doğaçlama ve canlı performanslara denir.“Fizz”: A produção musical está inspirada nos ritmos acústicos e psicodélicos.
Her iki etki de cazın büyük bir parçası haline gelen doğaçlama kullanmıştır.Ambos foram amplamente adotados como uma medida do efeito da poluição.
Doğaçlama, Commedia dell'Arte'nin ayırt edici özelliğidir.Tartaglia is een potsierlijk personage uit de commedia dell'arte.
Beşli, müziklerini "doğaçlama barok harmonik pop" olarak tanımlar.De band beschrijft hun muziek als harmonische pop-barokmuziek.
İlginçtir ki, bazen bunların doğaçlamadan daha güzel bir hava yarattığını gözleriz.Ze zijn soms nog beter voelbaar dan zichtbaar.
Laurie doğaçlama yaparak, baston yerine şemsiye kullandı.Laurie improwizował, używając parasolki zamiast laski.
Los Angeles'taki Groundlings okulunda doğaçlama üzerine eğitim görmüştür.Studiował teatr improwizowany w Groundlings School w Los Angeles.
İlginçtir ki, bazen bunların doğaçlamadan daha güzel bir hava yarattığını gözleriz.Högre värden är bättre då de anger en längre felfri tid.
Paul Sills ilk doğaçlama tiyatro topluluğu Compass Players'tan sonra Second City'yi kurmuştur.Пізніше він потрапив в шоу The Second City, правонаступника Compass Players.
Bundan ötürü yönetmenler, güçlü doğaçlama yetenekleri olan oyuncular için Backstage dergisinde ilan verdi.Následně režiséři inzerovali v časopisu Back Stage, že hledají herce s velmi dobrými schopnostmi improvizace.
Doğaçlama, Commedia dell'Arte'nin ayırt edici özelliğidir.Hlavní inspirací byla komedie dell'arte.
Brooks, tüm diyaloglarını doğaçlama yaptı.Harris oprește apoi toate comunicațiile.
Laurie doğaçlama yaparak, baston yerine şemsiye kullandı.Laurie improvizált, egy esernyőt használt botként.
Welch sıklıkla doğaçlama şarkı söylediği için okulda problemler yaşardı.Welch gyakran került bajba az iskolában rögtönzött éneklései miatt.
Doğaçlama, Commedia dell'Arte'nin ayırt edici özelliğidir.A karakter a commedia dell’artéből származik.
İlginçtir ki, bazen bunların doğaçlamadan daha güzel bir hava yarattığını gözleriz.Toisinaan oli vaan tyydyttävä odottamaan suopeampaa aikaa luonnonvoimilta.
Laurie doğaçlama yaparak, baston yerine şemsiye kullandı.Laurie improvisoi käyttäen sateenvarjoa kävelykeppinä.
Bir diğer kıta da "doğaçlama" görüntüsü vermesi amacıyla tümüyle ritimsiz olarak bestelenir.Tämän vuoksi myös jokainen tuntematon luonnonlaki antaisi tulokseksi "suunniteltu".
Daha sonra bir tiyatro grubu kurarak doğaçlama oyunlar sergilemeye başladı.He alkoivat suunnitella teatteriryhmän perustamista.
Birlikte doğaçlama çalmaya başladılar fakat bas gitarist ve davulcuları eksikti.Yhtye oli perustettu, mutta siitä puuttuivat rumpali ja kitaristi.
Kolektif doğaçlama pek görülmez.Η ανασυγκρότηση του συλλόγου φάνταζε αδύνατη.
Bundan ötürü yönetmenler, güçlü doğaçlama yetenekleri olan oyuncular için Backstage dergisinde ilan verdi.Derefter averterede instruktørerne i Back Stage Magazine efter skuespillere, der var gode til at improvisere.
Doğaçlama, Commedia dell'Arte'nin ayırt edici özelliğidir.Kort fortalt var naturalismens teater noget helt andet end f.eks. commedia dell'arte.
Bir birbirinden farklı turlar (round) doğaçlama olarak oynanır.De fleste spiller med at bordrydninger (svuppere) udligner hinanden.
Armstrong'un soloları tema-doğaçlama kavramının çok ötesine geçti ve ezgilerden ziyade akorlara dayanıyordu.Armstrong havde en meget høj grænse for, hvor meget han kunne udholde.
Kolektif doğaçlama pek görülmez.Verdsetting av samlingen er umulig.
"İnat" sözcüğü üzerine doğaçlama hikâyeler türetilecektir.Men det skulle oppstå usikkerhet om ordet tiān.