Steve Jobs bize birkaç dizüstü vermişti, biz Senegal'deydik.Steve Jobs tài trợ một số máy tính xách tay cho chúng tôi, ở Senegal.
Steve Jobs bize birkaç dizüstü vermişti, biz Senegal'deydik.Steve Jobs wyposażył nas w laptopy, byliśmy w Senegalu.
Steve Jobs bize birkaç dizüstü vermişti, biz Senegal'deydik.Ο Στιβ Τζομπς μάς είχε δώσει κάποιους φορητούς υπολογιστές και βρισκόμασταν στη Σενεγάλη.
Steve Jobs bize birkaç dizüstü vermişti, biz Senegal'deydik.Мы были в Сенегале, Стив Джобс дал нам несколько ноутбуков.
Steve Jobs bize birkaç dizüstü vermişti, biz Senegal'deydik.Стив Джобс ни беше дал някои лаптопи, бяхме в Сенегал.
Steve Jobs bize birkaç dizüstü vermişti, biz Senegal'deydik.סטיב ג'ובס נתן לנו כמה לפטופים, הינו בסנגל.
Steve Jobs bize birkaç dizüstü vermişti, biz Senegal'deydik.أعطانا ستيف جوبز بعض الحواسيب المحمولة، كنا في السنغال.
Steve Jobs bize birkaç dizüstü vermişti, biz Senegal'deydik.ラップトップを送ってくれました。大量ではないものの、途上国にコンピューターを届ける活動ではありました
Tavandaki kameralar ve bir dizüstü bilgisayar kapalı küresel konumlama sistemi olarak iş görüyor.A mennyezeti kamerák és egy laptop együttese afféle beltéri GPS-t alkot.
Tavandaki kameralar ve bir dizüstü bilgisayar kapalı küresel konumlama sistemi olarak iş görüyor.Câmaras no teto e um portátil servem como um sistema de posicionamento global de interior.
Tavandaki kameralar ve bir dizüstü bilgisayar kapalı küresel konumlama sistemi olarak iş görüyor.Camera's op het plafond en een laptop dienen als een overdekt global positioning system.
Tavandaki kameralar ve bir dizüstü bilgisayar kapalı küresel konumlama sistemi olarak iş görüyor.Ci sono delle fotocamere sul soffitto e un computer che assieme funzionano da GPS.
Tavandaki kameralar ve bir dizüstü bilgisayar kapalı küresel konumlama sistemi olarak iş görüyor.Des caméras sur le toit et un ordinateur portable servent de système global de positionnement d'intérieur.
Tavandaki kameralar ve bir dizüstü bilgisayar kapalı küresel konumlama sistemi olarak iş görüyor.Kamera di langit-langit dan sebuah laptop berfungsi sebagai global positioning system indoor.
Tavandaki kameralar ve bir dizüstü bilgisayar kapalı küresel konumlama sistemi olarak iş görüyor.Kameraer i loftet og en bærbar computer fungerer som et indendørs globalt positionssystem.
Tavandaki kameralar ve bir dizüstü bilgisayar kapalı küresel konumlama sistemi olarak iş görüyor.Kameras an der Decke und ein Laptop dienen als ein Innenraum-GPS.
Tavandaki kameralar ve bir dizüstü bilgisayar kapalı küresel konumlama sistemi olarak iş görüyor.Kamere na stropu in prenosnik služijo kot notranji globalni sistem določanja položaja.
Tavandaki kameralar ve bir dizüstü bilgisayar kapalı küresel konumlama sistemi olarak iş görüyor.Kamery na suficie i laptop działają jako system pozycyjny.
Tavandaki kameralar ve bir dizüstü bilgisayar kapalı küresel konumlama sistemi olarak iş görüyor.천장에 달린 카메라와 랩톱 컴퓨터가 전반적인 실내 위치 제어 시스템으로 작동합니다.
Tavandaki kameralar ve bir dizüstü bilgisayar kapalı küresel konumlama sistemi olarak iş görüyor.Máy quay trên trần nhà và một máy tính cá nhân sẽ đóng vai trò như một hệ thống định vị toàn cầu trong nhà
Tavandaki kameralar ve bir dizüstü bilgisayar kapalı küresel konumlama sistemi olarak iş görüyor.Pe tavan sînt camere, legate la un laptop, care formează un sistem de poziționare local.
Tavandaki kameralar ve bir dizüstü bilgisayar kapalı küresel konumlama sistemi olarak iş görüyor.Κάμερες στην οροφή και ένας φορητός υπολογιστής δρουν ως παγκόσμιο σύστημα εντοπισμού εσωτερικού χώρου.
Tavandaki kameralar ve bir dizüstü bilgisayar kapalı küresel konumlama sistemi olarak iş görüyor.Видеокамеры на потолоке и портативный компьютер выступают в роли комнатной GPS.
Tavandaki kameralar ve bir dizüstü bilgisayar kapalı küresel konumlama sistemi olarak iş görüyor.Камери на стелі та в портативному комп"ютері служать вхідною глобальною системою визначення місцезнаходження.
Tavandaki kameralar ve bir dizüstü bilgisayar kapalı küresel konumlama sistemi olarak iş görüyor.Камери на тавана и лаптоп служат като вътрешен GPS.
Tavandaki kameralar ve bir dizüstü bilgisayar kapalı küresel konumlama sistemi olarak iş görüyor.מצלמות בתקרה ומחשב נייד משמשים כמערכת מיקום גלובלית במתחם סגור.
Tavandaki kameralar ve bir dizüstü bilgisayar kapalı küresel konumlama sistemi olarak iş görüyor.الكاميرات في السقف وحاسوب محمول يعملان كنظام تموضع عالمي داخلي.
Tavandaki kameralar ve bir dizüstü bilgisayar kapalı küresel konumlama sistemi olarak iş görüyor.この室内の測位システムの 役割をしていて 反射マーカーを付けた物の
Tavandaki kameralar ve bir dizüstü bilgisayar kapalı küresel konumlama sistemi olarak iş görüyor.天花板嘅攝像鏡頭同呢部手提電腦 形成咗室內嘅定位系統
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.A minha única arma era o meu portátil e a minha Leica.
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.Egyetlen fegyverem a hordozható számítógépem és a Leica fényképezőgépem volt.
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.제가 가진 무기라고는 공책과 라이카 카메라밖에 없었습니다.
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.La mia unica arma erano il mio computer e la mia Leica.
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.Ma seule arme, c'était mon carnet et mon Leica.
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.Meine einzige Waffe waren mein Notebook und meine Leica.
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.Mijn enige wapens waren mijn notitieboek en mijn fototoestel.
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.Mitt enda vapen var min anteckningsbok och min Leica. (Kamera)
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.Mi únicas armas eran mi cuaderno y mi Leica.
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.Moją jedyną bronią był notatnik i aparat Leica.
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.Mojí jedinou zbraní byl můj notebook a můj fotoaparát Leica.
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.Mojou jedinou zbraňou bol môj notebook a môj fotoaparát, Leica.
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.Satu-satunya senjata saya adalah buku catatan dan Leica.
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.Singura mea armă era carneţelul şi camera mea Leica.
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.Το μόνο μου όπλο ήταν το σημειωματάριό μου και η φωτογραφική μου μηχανή.
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.Единственным моим оружием были блокнот и моя Leica.
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.Моето единствено оръжие, беше тетрадката ми и моя фотоапарат Лейка.
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.Моєю єдиною зброєю був мій записник і моя Leica.
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.הנשק היחידי שלי
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.سلاحي الوحيد كان حاسبي وكاميرتي
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.我唯一唧武器 就喺我本筆記簿同我部相機。
Tek silahım dizüstü bilgisayarım ve Lecia marka fotoğraf makinemdi.私のノートとライカでした 私はスーフィ教のお祈りを聞きました
Unutmayın, dizüstü bilgisayar üreticisi bir satılan mallar maliyetine sahip.COGSと略されることもあり ここに含まれるのは製造原価、部品代などです
Unutmayın, dizüstü bilgisayar üreticisi bir satılan mallar maliyetine sahip.아까 말했지만, 노트북의 제조사는 제조 비용이 들었습니다
Unutmayın, dizüstü bilgisayar üreticisi bir satılan mallar maliyetine sahip.تذكر أن لدى مصنّع الجهاز المحمول تكلفة سلع
Uruguay'daki her çocuğun dizüstü bilgisayarı olacak-- ...küçük yeşil bir dizüstü.2009, každé dítě v Uruguayi bude mít notebook - malý zelený notebook.
Uruguay'daki her çocuğun dizüstü bilgisayarı olacak-- ...küçük yeşil bir dizüstü.우루과이의 모든 아이들은 작은 녹색의 랩탑 컴퓨터를 가지게 될 것입니다
Uruguay'daki her çocuğun dizüstü bilgisayarı olacak-- ...küçük yeşil bir dizüstü.לכל הילדים באורוגוואי יהיה מחשב נייד -- מחשב נייד קטן וירוק.
Uruguay'daki her çocuğun dizüstü bilgisayarı olacak-- ...küçük yeşil bir dizüstü.سيحصل كل طفل في الأرغواي على كمبيوتر محمول -- كمبيوتر محمول أخضر صغير.
Uruguay'daki her çocuğun dizüstü bilgisayarı olacak-- ...küçük yeşil bir dizüstü.持つ事になります それで成果はどのようなものなのでしょうか?
Ve aniden... bu çocuklar internete bağlı dizüstü bilgisayar sahibi oldular.A pak si najednou děti zapojily notebooky.