O, köpeğini etsiz bir diyetle besler.She feeds her dog a meat-free diet.
Sanırım bir diyet yapmayı düşünmemin zamanıdır.I think it's time for me to consider going on a diet.
Ukrayna'da bir diyet kola 2₴.A diet Coke in Ukraine costs ₴2.
Annem beni daha sağlıklı bir diyet yemeye teşvik etti.My mother tried to encourage me to eat a healthier diet.
Ailesinin dengeli bir diyet yaptığından emin.She makes sure that her family eats a balanced diet.
Dengeli bir diyet yemenin sizin için yararlı olduğunu hepimiz biliyoruz.We all know that eating a balanced diet is good for you.
Bir diyet yapmayı denemek isteyebilirsin.You might want to try going on a diet.
Tom'un diyeti proteinden yoksun.Tom's diet is deficient in protein.
Tom düşük-yağlı, yüksek-proteinli diyet yapıyor.Tom is on a low-fat, high-protein diet.
Tom üç aydır diyette.Tom has been on a diet for three months.
Tom birçok insanın sağlıklı bir diyet dediğini yedi.Tom ate what many people call a healthy diet.
Düşük kalorili bir diyet benimsemek yaşam sürenizi artıracaktır.Adopting a low calorie diet will increase your lifespan.
Tom diyet yapmaya ve biraz zayıflamaya karar verdi.Tom decided to go on a diet and lose some weight.
Doktor Tom'a daha dengeli bir diyet yemesi gerektiğini söyledi.The doctor told Tom he needed to eat a more balanced diet.
Tom diyet yapmak zorunda.Tom has to go on a diet.
Milli diyet tartışmasının yayınını dinledin mi?Did you listen to the broadcast of the National Diet's debate?
Kilo vermem lazım, bu yüzden diyet yapacağım.I have to lose weight, so I'm going on a diet.
Temel Japon diyeti ağırlıklı olarak pirinç ve balıktan oluşur.The basic Japanese diet consists mainly of rice and fish.
Yarın diyete başlıyorum.Tomorrow, I start the diet.
Sen hiç diyete gitmeleri için çocuklarını teşvik ettin mi?Have you ever encouraged your children to go on a diet?
Kadın diyet yapacağına, sigarayı bırakacağına ve fiziksel egzersiz yapacağına söz verdi.The woman promised to go on a diet, to stop smoking, and to do physical exercises.
Diyete girmek zorundayım.I have to go on a diet.
Laurie diyet kola sevmez.Laurie doesn't like Diet Cola.
Şu anda diyetteyim.I’m on a diet right now.
Şu an diyetteyim.I’m on a diet at the moment.
Tom dengeli bir diyet yemez.Tom doesn't eat a balanced diet.
Diyette misiniz?Are you on a diet?
Diyete gitmelisin.You should go on a diet.
Diyete başlamalısın.You should go on a diet.
Akdeniz diyeti sağlığımız için iyi gibi görünüyor.The Mediterranean diet seems to be good for our health.
Kim diyet yapıyor?Who's dieting?
Ben diyet yapıyorum.I'm dieting.
Biz diyet yapıyoruz.We're dieting.
Tom diyet yapıyor.Tom is dieting.
Bazı insanlar yüksek yağ ve düşük karbonhidrat diyetinin sağlıklı olduğunu söylüyorlar.Some people say a high fat–low carbohydrate diet is healthy.
Diyete başlamaya karar verdim.I've decided to go on a diet.
Yeni bir diyete başladım. İki hafta içinde on dört gün kaybettim!I started a new diet. In two weeks I lost fourteen days!
Diyet hapları, onların dedikleri kadar sağlıklı mı?Are diet pills as healthy as they say?
Dengeli bir diyet yemeye çalışıyorum.I try to eat a balanced diet.
Tom diyette.Tom is on a diet.
Annem bir muz diyetinde.My mother is on a banana diet.
Hepimiz diyetimizde çeşitliliğe ihtiyacımız var.We all need variety in our diet.
Tom bir paleo diyeti izler.Tom follows a paleo diet.
Bana bir şavurma ve bir diyet kola ver.Give me a shawarma and a diet cola.
Tatilden sonra, muhtemelen yine bir diyete gitmem gerekecek.After the holidays, I'll probably need to go on a diet again.
Diyete başlamalıyım.I need to go on a diet.
Hep birlikte bir diyete gitmeliyiz.We should all go on a diet together.
O biraz fazla kilolu olduğu için diyette.She's on a diet because she is a little overweight.
Düşük karbonhidrat diyetlerine inanmıyorum.I don't believe in low-carb diets.
Karım sıkı diyette.My wife keeps to a strict diet.
Tom genellikle diyet kök bira içer.Tom usually drinks diet root beer.
Tom diyetteydi, bu yüzden tatlı için yediği tek şey bir çilekti.Tom was on a diet, so all he ate for dessert was one strawberry.
Biri Tom'a diyete gitmesi gerektiğini söylemek zorunda.Someone has to tell Tom he should go on a diet.
Çok şişman olduğu için bir diyete girmeli.She must go on a diet because she is too fat.
Kilo kaybetmek için diyete başlamak zorundayım.I have to go on a diet to lose weight.
Sana bir diyet soda alabilir miyim?Can I get you a diet soda?
Tom'un diyete girmesi gerektiğini düşünüyorum.I think Tom should go on a diet.
Tom sıkı bir vegan diyeti izler.Tom follows a strict vegan diet.
Tom bir diyet kola içiyor.Tom is drinking a diet cola.
Diyetten nefret ediyorum.I hate dieting.