Utandırma beni, ya RAB, sana sesleniyorum; Kötüler utansın, ölüler diyarında sesleri kesilsin.耶和華 阿 、 求 你 叫 我 不至 羞愧 . 因為 我 曾 呼籲 你 . 求你 使 惡人 羞愧 、 使 他 們在陰間緘默 無聲
Uzak diyarlarda gözlere ve kulaklara ihtiyacın var, ve Hithlin'de bir kolcu garnizonuna.Du har brug for øjne og øre i fjerne områder, og udposten i Hithlin er ubemandet.
Uzak diyarlarda gözlere ve kulaklara ihtiyacın var, ve Hithlin'de bir kolcu garnizonuna.Necesitas ojos y oídos en tierras lejanas, y el puesto de Soldado en Hithlin está vacante.
Uzak diyarlarda gözlere ve kulaklara ihtiyacın var, ve Hithlin'de bir kolcu garnizonuna.Potřebuješ oči a uši i ve vzdálených zemích a hraničářská hlídka v Hithlinu je bez posádky.
Uzak diyarlarda gözlere ve kulaklara ihtiyacın var, ve Hithlin'de bir kolcu garnizonuna.Potrebuješ oči a uši na vzdialených územiach, a Hraničiarské postavenie v Hithline je bez posádky.
Uzak diyarlarda gözlere ve kulaklara ihtiyacın var, ve Hithlin'de bir kolcu garnizonuna.Potrzebujesz oczu i uszu w odległych ziemiach, a posterunek na Hithlin wymaga obsady.
Uzak diyarlarda gözlere ve kulaklara ihtiyacın var, ve Hithlin'de bir kolcu garnizonuna.Szemekre és fülekre van szükséged a távoli földeken és senki sincs a kószák őrhelyén Hithlinnél.
Uzak diyarlarda gözlere ve kulaklara ihtiyacın var, ve Hithlin'de bir kolcu garnizonuna.U heeft ogen en oren nodig in verre streken, en de Dolers post bij Hithlin is onbemand.
Uzak diyarlarda gözlere ve kulaklara ihtiyacın var, ve Hithlin'de bir kolcu garnizonuna.Você precisa de olhos e ouvidos em terras distantes, e a base de caçadores em Hithlin está vazia.
Uzak diyarlarda gözlere ve kulaklara ihtiyacın var, ve Hithlin'de bir kolcu garnizonuna.Χρειάζεσαι μάτια και αυτιά σε μακρινούς τόπους, και το φυλάκιο στο Χίθλιν είναι άδειο.
Uzak diyarlarda gözlere ve kulaklara ihtiyacın var, ve Hithlin'de bir kolcu garnizonuna.Тебе нужны глаза и уши в дальних краях, а дозорный пост на Хитлине обезлюдел.
Uzak diyarlarda gözlere ve kulaklara ihtiyacın var, ve Hithlin'de bir kolcu garnizonuna.ヒスリンが手薄ですから ヒスリンだと?
Var mı yaşayıp da ölümü görmeyen, Ölüler diyarının pençesinden canını kurtaran? _iSela(88:49) Кто из людей жил – и не видел смерти, избавил душу свою от руки преисподней?
Var mı yaşayıp da ölümü görmeyen, Ölüler diyarının pençesinden canını kurtaran? _iSelaAi là người sống mà sẽ chẳng thấy sự chết ? Ai sẽ cứu linh_hồn mình khỏi quyền âm_phủ ?
Var mı yaşayıp da ölümü görmeyen, Ölüler diyarının pençesinden canını kurtaran? _iSelaAi là người sống mà sẽ chẳng thấy sự chết? Ai sẽ cứu linh hồn mình khỏi quyền âm phủ?
Var mı yaşayıp da ölümü görmeyen, Ölüler diyarının pençesinden canını kurtaran? _iSelaHvo bliver i Live og skuer ej Død, hvo frelser sin sjæl fra Dødsrigets Hånd? - Sela.
Var mı yaşayıp da ölümü görmeyen, Ölüler diyarının pençesinden canını kurtaran? _iSelaKateri mož je, ki živi in ne bo videl smrti, ki zavaruje dušo svojo zoper oblast groba? (Sela.)
Var mı yaşayıp da ölümü görmeyen, Ölüler diyarının pençesinden canını kurtaran? _iSela누가 살아서 죽음을 보지 아니하고 그 영혼을 음부의 권세에서 건지리이까(셀라)
Var mı yaşayıp da ölümü görmeyen, Ölüler diyarının pençesinden canını kurtaran? _iSelaKom dog i hu hvor kort mitt liv er, hvor forgjengelige du har skapt alle menneskenes barn!
Var mı yaşayıp da ölümü görmeyen, Ölüler diyarının pençesinden canını kurtaran? _iSelalékezzél meg rólam: mily [rövid] az élet! Mily semmire teremtetted te mind az embernek fiait!
Var mı yaşayıp da ölümü görmeyen, Ölüler diyarının pençesinden canını kurtaran? _iSelaMuista, kuinka lyhyt minun elämäni on, kuinka katoavaisiksi sinä olet luonut kaikki ihmislapset.
Var mı yaşayıp da ölümü görmeyen, Ölüler diyarının pençesinden canını kurtaran? _iSela¿Qué hombre vivirá y no verá la muerte? ¿Librarás su vida del poder del Seol? (Selah
Var mı yaşayıp da ölümü görmeyen, Ölüler diyarının pençesinden canını kurtaran? _iSelaQue homem há que viva e não veja a morte? ou que se livre do poder do Seol?
Var mı yaşayıp da ölümü görmeyen, Ölüler diyarının pençesinden canını kurtaran? _iSelaRicorda quant'è breve la mia vita. Perché quasi un nulla hai creato ogni uomo
Var mı yaşayıp da ölümü görmeyen, Ölüler diyarının pençesinden canını kurtaran? _iSelaRozpomeniž se na mne, jak kratičký jest věk můj. Zdaliž jsi pak nadarmo stvořil všecky syny lidské?
Var mı yaşayıp da ölümü görmeyen, Ölüler diyarının pençesinden canını kurtaran? _iSelaRozpomeň sa na mňa! Lebo veď čože je ľudský vek?! Na ktorú márnosť si stvoril všetkých synov človeka?
Var mı yaşayıp da ölümü görmeyen, Ölüler diyarının pençesinden canını kurtaran? _iSelaSiapakah yang dapat hidup terus dan tidak mati? Siapakah yang dapat luput dari kuburan
Var mı yaşayıp da ölümü görmeyen, Ölüler diyarının pençesinden canını kurtaran? _iSelaTänk på huru kort mitt liv varar, och huru förgängliga du har skapat alla människors barn.
Var mı yaşayıp da ölümü görmeyen, Ölüler diyarının pençesinden canını kurtaran? _iSelaWo ist jemand, der da lebt und den Tod nicht sähe? der seine Seele errette aus des Todes Hand? (Sela.)
Var mı yaşayıp da ölümü görmeyen, Ölüler diyarının pençesinden canını kurtaran? _iSelaWspomnijże na mię, jako krótki jest wiek mój; azaś próżno stworzył wszystkich synów ludzkich?
Var mı yaşayıp da ölümü görmeyen, Ölüler diyarının pençesinden canını kurtaran? _iSelaКой човек ще живее без да види смърт, И ще избави душата си от ръката на преизподнята? (Села.)
Var mı yaşayıp da ölümü görmeyen, Ölüler diyarının pençesinden canını kurtaran? _iSelaמי גבר יחיה ולא יראה מות ימלט נפשו מיד שאול סלה׃
Var mı yaşayıp da ölümü görmeyen, Ölüler diyarının pençesinden canını kurtaran? _iSelaاي انسان يحيا ولا يرى الموت اي ينجي نفسه من يد الهاوية. سلاه.
Var mı yaşayıp da ölümü görmeyen, Ölüler diyarının pençesinden canını kurtaran? _iSela誰 能 常 活 免 死 、 救 他 的 靈 魂 脫 離 陰 間 的 權 柄 呢 。 〔 細 拉
Var mı yaşayıp da ölümü görmeyen, Ölüler diyarının pençesinden canını kurtaran? _iSela誰能 常 活 免 死 、 救 他 的 靈魂脫離陰間 的 權柄 呢 。 〔 細拉
Ve okyanus diyarının esas işinin ne olduğunu anlayabilmek için bu teknolojiyi hemen kullanmak zorundayız.E dobbiamo usare subito anche noi queste tecnologie per comprendere meglio il meccanismo del regno oceanico.
Ve okyanus diyarının esas işinin ne olduğunu anlayabilmek için bu teknolojiyi hemen kullanmak zorundayız.E lehetőségeket azonnal ki kell használni, hogy jobban megérthessük az óceán világának működését.
Ve okyanus diyarının esas işinin ne olduğunu anlayabilmek için bu teknolojiyi hemen kullanmak zorundayız.지금 이러한 기술을 이용해서 대양의 작용에 대해 이해하는 시간을 갖도록 하겠습니다
Ve okyanus diyarının esas işinin ne olduğunu anlayabilmek için bu teknolojiyi hemen kullanmak zorundayız.Od razu zaczęliśmy korzystać z tych technologii, aby lepiej zrozumieć, jak działa królestwo oceanów.
Ve okyanus diyarının esas işinin ne olduğunu anlayabilmek için bu teknolojiyi hemen kullanmak zorundayız.Tenemos que emplear estas tecnologías de manera inmediata para entender mejor cómo funciona el reino marino.
Ve okyanus diyarının esas işinin ne olduğunu anlayabilmek için bu teknolojiyi hemen kullanmak zorundayız.Trebuie să folosim imediat această tehnologie pentru a înţelege mai bine cum funcţionează mediul oceanic.
Ve okyanus diyarının esas işinin ne olduğunu anlayabilmek için bu teknolojiyi hemen kullanmak zorundayız.И ние веднага започнахме да използваме тези технологии, за да разберем по-добре как работи подводното царство.
Ve okyanus diyarının esas işinin ne olduğunu anlayabilmek için bu teknolojiyi hemen kullanmak zorundayız.ואנחנו צריכים להשתמש בטכנולוגיה זו במהירות בשביל לקבל הבנה יותר טובה על ממלכת האוקיינוס שלנו ואיך היא פועלת.
Ve okyanus diyarının esas işinin ne olduğunu anlayabilmek için bu teknolojiyi hemen kullanmak zorundayız.وعلينا استخدام هذه التقنيات في الحال للحصول على فهم أفضل عن كيفية عمل مملكة المحيطات
Ve okyanus diyarının esas işinin ne olduğunu anlayabilmek için bu teknolojiyi hemen kullanmak zorundayız.もっとよく理解するためには これらの技術を早急に 使わなければなりません 船から見ると -私でさえ-
Yabancı diyarlarda böyle bir nezaketle karşılaştığım için mutluyum.Agradezco la amabilidad que he encontrado en tierras extranjeras.
Yabancı diyarlarda böyle bir nezaketle karşılaştığım için mutluyum.Alegro-me muito com a bondade encontrada em terras estrangeiras.
Yabancı diyarlarda böyle bir nezaketle karşılaştığım için mutluyum.Bardzo mnie cieszy gościnność w obcych krajach.
Yabancı diyarlarda böyle bir nezaketle karşılaştığım için mutluyum.Jag blir glad över vänligheten man finner i utlandet.
Yabancı diyarlarda böyle bir nezaketle karşılaştığım için mutluyum.Jeg er glad for den venlighed, som jeg møder i udlandet.
Yabancı diyarlarda böyle bir nezaketle karşılaştığım için mutluyum.Olen iloinen ulkomailla kohtaamastani ystävällisyydestä.
Yabancı diyarlarda böyle bir nezaketle karşılaştığım için mutluyum.Sono davvero riconoscente per la generosità che si trova all'estero.
Yabancı diyarlarda böyle bir nezaketle karşılaştığım için mutluyum.Χαίρομαι που βρίσκω τόση καλοσύνη σε ξένες χώρες.
Yabancı diyarlarda böyle bir nezaketle karşılaştığım için mutluyum.Меня очень радует доброта, которую я вижу в чужой стране.
Yabancı diyarlar mı?All'estero?
Yabancı diyarlar mı?Terras estrangeiras?
Yabancı diyarlar mı?¿Tierras extranjeras?
Yabancı diyarlar mı?Udlandet?
Yabancı diyarlar mı?Utlandet?
Yabancı diyarlar mı?W obcych krajach?