Göklere çıksam, oradasın, Ölüler diyarına yatak sersem, yine oradasın.Farer jeg op til himmelen så er du der, og vil jeg rede mitt leie i dødsriket, se, da er du der.
Göklere çıksam, oradasın, Ölüler diyarına yatak sersem, yine oradasın.Fore jag upp till himmelen, så är du där, och bäddade jag åt mig i dödsriket, se, så är du ock där.
Göklere çıksam, oradasın, Ölüler diyarına yatak sersem, yine oradasın.Führe ich gen Himmel, so bist du da. Bettete ich mir in die Hölle, siehe, so bist du auch da.
Göklere çıksam, oradasın, Ölüler diyarına yatak sersem, yine oradasın.Ha a mennybe hágok fel, ott vagy; ha a Seolba vetek ágyat, ott is jelen vagy.
Göklere çıksam, oradasın, Ölüler diyarına yatak sersem, yine oradasın.Jestliže bych vstoupil na nebe, tam jsi ty; pakli bych sobě ustlal v hrobě, aj, přítomen jsi.
Göklere çıksam, oradasın, Ölüler diyarına yatak sersem, yine oradasın.Jeźlibym wstąpił do nieba, jesteś tam; i jeźlibym sobie posłał w grobie, i tameś przytomny.
Göklere çıksam, oradasın, Ölüler diyarına yatak sersem, yine oradasın.Jika aku naik ke langit, Engkau ada di sana, jika aku tidur di alam maut, di situ pun Engkau ada
Göklere çıksam, oradasın, Ölüler diyarına yatak sersem, yine oradasın.Keby som vystúpil na nebesia, tam si ty; keby som si postlal v hrobe, hľa, i tam si.
Göklere çıksam, oradasın, Ölüler diyarına yatak sersem, yine oradasın.내가 하늘에 올라갈지라도 거기 계시며 음부에 내 자리를 펼지라도 거기 계시니이다
Göklere çıksam, oradasın, Ölüler diyarına yatak sersem, yine oradasın.Ko bi stopil na nebesa, tam si ti, ali bi ležišče si izbral v kraju mrtvih, tudi ondi si.
Göklere çıksam, oradasın, Ölüler diyarına yatak sersem, yine oradasın.Nếu tôi lên trời , Chúa ở tại đó , Ví tôi nằm dưới âm - phủ , kìa , Chúa cũng có ở đó .
Göklere çıksam, oradasın, Ölüler diyarına yatak sersem, yine oradasın.Nếu tôi lên trời, Chúa ở tại đó, Ví tôi nằm dưới âm-phủ, kìa, Chúa cũng có ở đó.
Göklere çıksam, oradasın, Ölüler diyarına yatak sersem, yine oradasın.Se salgo in cielo, là tu sei, se scendo negli inferi, eccoti
Göklere çıksam, oradasın, Ölüler diyarına yatak sersem, yine oradasın.Se subir ao céu, tu aí estás; se fizer no Seol a minha cama, eis que tu ali estás também.
Göklere çıksam, oradasın, Ölüler diyarına yatak sersem, yine oradasın.Si je monte aux cieux, tu y es; Si je me couche au séjour des morts, t`y voilà.
Göklere çıksam, oradasın, Ölüler diyarına yatak sersem, yine oradasın.Si subo a los cielos, allí estás tú; si en el Seol hago mi cama, allí tú estás
Göklere çıksam, oradasın, Ölüler diyarına yatak sersem, yine oradasın.Εαν αναβω εις τον ουρανον, εισαι εκει εαν πλαγιασω εις τον αδην, ιδου, συ.
Göklere çıksam, oradasın, Ölüler diyarına yatak sersem, yine oradasın.Ако възляза на небето, Ти си там; Ако си постеля в преизподнята и там си Ти.
Göklere çıksam, oradasın, Ölüler diyarına yatak sersem, yine oradasın.אם אסק שמים שם אתה ואציעה שאול הנך׃
Göklere çıksam, oradasın, Ölüler diyarına yatak sersem, yine oradasın.ان صعدت الى السموات فانت هناك. وان فرشت في الهاوية فها انت.
Göklere çıksam, oradasın, Ölüler diyarına yatak sersem, yine oradasın.我 若 升 到 天 上 、 你 在 那 裡 . 我 若 在 陰 間 下 榻 、 你 也 在 那 裡
Göklere çıksam, oradasın, Ölüler diyarına yatak sersem, yine oradasın.我 若 升到 天上 、 你 在 那裡 . 我 若在 陰間 下榻 、 你 也 在 那 裡
Hiç bir fikri olmayan, değersiz bir eyalet gibi bir diyar.건축은 의견도 없고 가치도 없다고 믿고 있습니다.
Hiç bir fikri olmayan, değersiz bir eyalet gibi bir diyar.le royaume de ceux qui déclarent qu'ils n'ont pas d'opinion, ça n'a pas de valeur.
Hiç bir fikri olmayan, değersiz bir eyalet gibi bir diyar.תחום של מעין העדר-דיעה, שאין לו ערך משלו.
Hiç bir fikri olmayan, değersiz bir eyalet gibi bir diyar.مملكة طبقة ما ليس لها رأي ليس لها قيم
Hiç bir fikri olmayan, değersiz bir eyalet gibi bir diyar.領域のものと考えられているからです それでも、私は表現性、
İçtikleri su kirli... ...bu nedenle de kolera, diyare ve sarılık oluyorlar... ...ve ölüyorlar.Beau apa despre care ştiu cǎ este murdarǎ, se îmbolnǎvesc de holerǎ, fac diaree, fac gǎlbinare şi mor.
İçtikleri su kirli... ...bu nedenle de kolera, diyare ve sarılık oluyorlar... ...ve ölüyorlar.Beben agua que saben que está sucia, y contraen cólera, diarrea, ictericia, y mueren.
İçtikleri su kirli... ...bu nedenle de kolera, diyare ve sarılık oluyorlar... ...ve ölüyorlar.Bevono l'acqua pur sapendo che è sporca, contraggono il colera, la dissenteria, l'itterizia e muoiono.
İçtikleri su kirli... ...bu nedenle de kolera, diyare ve sarılık oluyorlar... ...ve ölüyorlar.Họ uống nước mà họ biết là bẩn, họ mắc bệnh tả, tiêu chảy, bệnh vàng da và họ chết.
İçtikleri su kirli... ...bu nedenle de kolera, diyare ve sarılık oluyorlar... ...ve ölüyorlar.물이 더러운 걸 알면서도 그 물을 마시고 콜레라, 설사병, 황달에 걸려서 결국 죽습니다.
İçtikleri su kirli... ...bu nedenle de kolera, diyare ve sarılık oluyorlar... ...ve ölüyorlar.Piją wodę, o której wiedzą, że jest brudna, nabawiają się cholery, dostają biegunki, żółtaczki i umierają.
İçtikleri su kirli... ...bu nedenle de kolera, diyare ve sarılık oluyorlar... ...ve ölüyorlar.Ze drinken water waarvan ze weten dat het vies is, ze krijgen cholera, diarree en geelzucht en sterven.
İçtikleri su kirli... ...bu nedenle de kolera, diyare ve sarılık oluyorlar... ...ve ölüyorlar.Πίνουν το νερό που γνωρίζουν ότι είναι βρώμικο, προσβάλλονται από χολέρα, διάρροια, ίκτερο και πεθαίνουν.
İçtikleri su kirli... ...bu nedenle de kolera, diyare ve sarılık oluyorlar... ...ve ölüyorlar.Вони свідомо п'ють брудну воду, захворюють на холеру, діарею, дістають жовтуху і помирають.
İçtikleri su kirli... ...bu nedenle de kolera, diyare ve sarılık oluyorlar... ...ve ölüyorlar.Они пьют воду, зная, что она загрезнена, они заболевают холерой, диареей или желтухой и они умирают.
İçtikleri su kirli... ...bu nedenle de kolera, diyare ve sarılık oluyorlar... ...ve ölüyorlar.Пият вода, за която знаят, че е мръсна, разболяват се от холера, получават диария, хващат жълтеница и умират.
İçtikleri su kirli... ...bu nedenle de kolera, diyare ve sarılık oluyorlar... ...ve ölüyorlar.הם שותים מים שידוע שהם מלוכלכים, הם מקבלים כולרה, הם מקבלים שלשול, הם מקבלים צהבת והם מתים.
İçtikleri su kirli... ...bu nedenle de kolera, diyare ve sarılık oluyorlar... ...ve ölüyorlar.فهم يشربون الماء الذي يعلمون انه معدٍ ويصابون بالكوليرا والاسهال واليرقان ومن ثم يموتون
İçtikleri su kirli... ...bu nedenle de kolera, diyare ve sarılık oluyorlar... ...ve ölüyorlar.コレラに感染し、下痢をし、黄疸を発症し 命を落とします 政府はきれいな水を提供できていません
İnsan onun değerini bilmez, Yaşayanlar diyarında ona rastlanmaz.Ei tunne ihminen sille vertaa, eikä sitä löydy elävien maasta.
İnsan onun değerini bilmez, Yaşayanlar diyarında ona rastlanmaz.El hombre no conoce el valor de ella; no se halla en la tierra de los vivientes
İnsan onun değerini bilmez, Yaşayanlar diyarında ona rastlanmaz.Halandó a hozzá vivõ utat nem ismeri, az élõk földén az nem található.
İnsan onun değerini bilmez, Yaşayanlar diyarında ona rastlanmaz.Hikmat tidak ada di tengah-tengah manusia; tak ada yang tahu nilainya yang sesungguhnya
İnsan onun değerini bilmez, Yaşayanlar diyarında ona rastlanmaz.Intet menneske kjenner dens verd, og den finnes ikke i de levendes land.
İnsan onun değerini bilmez, Yaşayanlar diyarında ona rastlanmaz.그 값을 사람이 알지 못하나니 사람 사는 땅에서 찾을 수 없구나
İnsan onun değerini bilmez, Yaşayanlar diyarında ona rastlanmaz.L`homme n`en connaît point le prix; Elle ne se trouve pas dans la terre des vivants.
İnsan onun değerini bilmez, Yaşayanlar diyarında ona rastlanmaz.L'uomo non ne conosce la via, essa non si trova sulla terra dei viventi
İnsan onun değerini bilmez, Yaşayanlar diyarında ona rastlanmaz.Mennesket kender ikke dens Vej, den findes ej i de levendes Land;
İnsan onun değerini bilmez, Yaşayanlar diyarında ona rastlanmaz.Neví smrtelný člověk ceny její, aniž bývá nalezena v zemi živých.
İnsan onun değerini bilmez, Yaşayanlar diyarında ona rastlanmaz.Người ta chẳng biết được giá trị nó; Nó không ở tại trên đất của loài sống.
İnsan onun değerini bilmez, Yaşayanlar diyarında ona rastlanmaz.Người_ta chẳng biết được giá_trị nó ; Nó không ở tại trên đất của loài sống .
İnsan onun değerini bilmez, Yaşayanlar diyarında ona rastlanmaz.Niemand weiß, wo sie liegt, und sie wird nicht gefunden im Lande der Lebendigen.
İnsan onun değerini bilmez, Yaşayanlar diyarında ona rastlanmaz.Nie wie człowiek śmiertelny ceny jej, ani bywa znaleziona w ziemi żyjących.
İnsan onun değerini bilmez, Yaşayanlar diyarında ona rastlanmaz.O homem não lhe conhece o caminho; nem se acha ela na terra dos viventes.
İnsan onun değerini bilmez, Yaşayanlar diyarında ona rastlanmaz.Omul nu -i cunoaşte preţul, ea nu se găseşte în pămîntul celor vii.
İnsan onun değerini bilmez, Yaşayanlar diyarında ona rastlanmaz.Priset för henne känner ingen människa; hon står ej att finna i de levandes land.
İnsan onun değerini bilmez, Yaşayanlar diyarında ona rastlanmaz.Smrteľný človek nezná jej ceny, ani sa nenajde v zemi živých.
İnsan onun değerini bilmez, Yaşayanlar diyarında ona rastlanmaz.Smrtni človek ne pozna njene cene, in v deželi živečih je ni najti.