Burası, Sahil Sekoya ağacının diyarıdır.Това е царството на крайбрежната секвоя.
Burası, Sahil Sekoya ağacının diyarıdır.Это - ареал Берегового Красного дерева.
Burası, Sahil Sekoya ağacının diyarıdır.זוהי ממלכתו של עץ הרדווד החופי.
Burası, Sahil Sekoya ağacının diyarıdır.هذا هو عالم شجرة السكويا الساحلية.
Burası, Sahil Sekoya ağacının diyarıdır.学名はセコイア センペルヴィレンス
Bu unsur mimaride bir süredir kayıp, çünkü mimarinin tarafsızlaştırılmış olanın diyarı olduğunu düşünüyoruz.그러나 건축에서는 표현이라는 것이 많이 사라졌습니다. 왜냐면 건축은 중성적이라고 우리는 믿기 때문이죠.
Bu unsur mimaride bir süredir kayıp, çünkü mimarinin tarafsızlaştırılmış olanın diyarı olduğunu düşünüyoruz.זה היה חסר בחלק גדול מן הארכיטקטורה. כי אנו חושבים שהארכיטקטורה היא תחום מסורס,
Bu unsur mimaride bir süredir kayıp, çünkü mimarinin tarafsızlaştırılmış olanın diyarı olduğunu düşünüyoruz.نفتقده من زمن في كثير من معمارنا لاننا نظن ان العمارة هي مملكة المحايدين
Bu unsur mimaride bir süredir kayıp, çünkü mimarinin tarafsızlaştırılmış olanın diyarı olduğunu düşünüyoruz.なぜなら建築は中性性の領域、 意見を主張しない状態の領域、価値観を持たない
Bu yabani diyar kızım için uygun yer değildir."A selva não é lugar para filha minha!"
Bu yabani diyar kızım için uygun yer değildir."A vadon nem a lányomnak való!"
Bu yabani diyar kızım için uygun yer değildir."Det Vilde er ikke et sted for min datter!"
Bu yabani diyar kızım için uygun yer değildir."De wildernis is geen plaats voor mijn dochter!"
Bu yabani diyar kızım için uygun yer değildir."Die Wildnis ist kein Platz für meine Tochter!"
Bu yabani diyar kızım için uygun yer değildir."Divočina není dobré místo pro mou dceru!"
Bu yabani diyar kızım için uygun yer değildir."Divočina nie je dobré miesto pre moju dcéru!"
Bu yabani diyar kızım için uygun yer değildir."Dzicz to nie miejsce dla mojej córki!"
Bu yabani diyar kızım için uygun yer değildir."¡El bosque no es lugar para mi hija!"
Bu yabani diyar kızım için uygun yer değildir."Erämaa ei ole sopiva paikka tyttärelleni."
Bu yabani diyar kızım için uygun yer değildir."La foresta non è posto per mia figlia!"
Bu yabani diyar kızım için uygun yer değildir."La nature n'est pas une place pour ma fille !"
Bu yabani diyar kızım için uygun yer değildir."Vildmarken är inget ställe för min dotter."
Bu yabani diyar kızım için uygun yer değildir."Η ερημιά δεν είναι μέρος για την κόρη μου!"
Bu yabani diyar kızım için uygun yer değildir."Глухоманье не место для моей дочери!"
Bu yabani diyar kızım için uygun yer değildir.だが 私は感謝しているよ
Bu yüzden öfkeyle ant içtim: ‹‹Huzur diyarıma asla girmeyecekler!›› Say.14:26-35; İbr.4:1-7).(94:11) и потому Я поклялся во гневе Моем, что они не войдут в покой Мой".
Bu yüzden öfkeyle ant içtim: ‹‹Huzur diyarıma asla girmeyecekler!›› Say.14:26-35; İbr.4:1-7).Aussi je jurai dans ma colère: Ils n`entreront pas dans mon repos!
Bu yüzden öfkeyle ant içtim: ‹‹Huzur diyarıma asla girmeyecekler!›› Say.14:26-35; İbr.4:1-7).Daarom heb Ik, toen Ik toornig was, gezworen dat het geen rust bij Mij zou vinden.
Bu yüzden öfkeyle ant içtim: ‹‹Huzur diyarıma asla girmeyecekler!›› Say.14:26-35; İbr.4:1-7).daß ich schwur in meinem Zorn: Sie sollen nicht zu meiner Ruhe kommen.
Bu yüzden öfkeyle ant içtim: ‹‹Huzur diyarıma asla girmeyecekler!›› Say.14:26-35; İbr.4:1-7).De aceea am jurat în mînia Mea: ,,Nu vom intra în odihna Mea!``
Bu yüzden öfkeyle ant içtim: ‹‹Huzur diyarıma asla girmeyecekler!›› Say.14:26-35; İbr.4:1-7).Ja niin minä vihassani vannoin: `He eivät pääse minun lepooni`."
Bu yüzden öfkeyle ant içtim: ‹‹Huzur diyarıma asla girmeyecekler!›› Say.14:26-35; İbr.4:1-7).Jimž jsem přisáhl v hněvě svém, že nevejdou v odpočinutí mé.
Bu yüzden öfkeyle ant içtim: ‹‹Huzur diyarıma asla girmeyecekler!›› Say.14:26-35; İbr.4:1-7).kiknek megesküdtem haragomban: Nem mennek be az én nyugalmam [helyére.]
Bu yüzden öfkeyle ant içtim: ‹‹Huzur diyarıma asla girmeyecekler!›› Say.14:26-35; İbr.4:1-7).그러므로 내가 노하여 맹세하기를 저희는 내 안식에 들어오지 못하리라 하였도다
Bu yüzden öfkeyle ant içtim: ‹‹Huzur diyarıma asla girmeyecekler!›› Say.14:26-35; İbr.4:1-7).Którymem przysiągł w popędliwości mojej, że nie wnijdą do odpocznienia mego.
Bu yüzden öfkeyle ant içtim: ‹‹Huzur diyarıma asla girmeyecekler!›› Say.14:26-35; İbr.4:1-7).Nhơn đó ta nổi giận mà thề rằng: Chúng nó sẽ chẳng hề vào sự yên nghỉ ta.
Bu yüzden öfkeyle ant içtim: ‹‹Huzur diyarıma asla girmeyecekler!›› Say.14:26-35; İbr.4:1-7).Nhơn đó ta nổi_giận mà thề rằng : Chúng_nó sẽ chẳng hề vào sự yên_nghỉ ta .
Bu yüzden öfkeyle ant içtim: ‹‹Huzur diyarıma asla girmeyecekler!›› Say.14:26-35; İbr.4:1-7).perciò ho giurato nel mio sdegno: Non entreranno nel luogo del mio riposo»
Bu yüzden öfkeyle ant içtim: ‹‹Huzur diyarıma asla girmeyecekler!›› Say.14:26-35; İbr.4:1-7).Por eso juré en mi ira: '¡Jamás entrarán en mi reposo!'
Bu yüzden öfkeyle ant içtim: ‹‹Huzur diyarıma asla girmeyecekler!›› Say.14:26-35; İbr.4:1-7).por isso jurei na minha ira: Eles não entrarão no meu descanso.
Bu yüzden öfkeyle ant içtim: ‹‹Huzur diyarıma asla girmeyecekler!›› Say.14:26-35; İbr.4:1-7).Så svor jag då i min vrede: »De skola icke komma in i min vila.»
Bu yüzden öfkeyle ant içtim: ‹‹Huzur diyarıma asla girmeyecekler!›› Say.14:26-35; İbr.4:1-7).Så svor jeg da i min Vrede: De skal ikke gå ind til min Hvile!
Bu yüzden öfkeyle ant içtim: ‹‹Huzur diyarıma asla girmeyecekler!›› Say.14:26-35; İbr.4:1-7).Så svor jeg i min vrede: Sannelig, de skal ikke komme inn til min hvile.
Bu yüzden öfkeyle ant içtim: ‹‹Huzur diyarıma asla girmeyecekler!›› Say.14:26-35; İbr.4:1-7).takže som konečne prisahal vo svojom hneve, že nevojdú do môjho odpočinku.
Bu yüzden öfkeyle ant içtim: ‹‹Huzur diyarıma asla girmeyecekler!›› Say.14:26-35; İbr.4:1-7).Zatorej sem prisegel v jezi svoji: Nikakor ne pridejo v pokoj moj!
Bu yüzden öfkeyle ant içtim: ‹‹Huzur diyarıma asla girmeyecekler!›› Say.14:26-35; İbr.4:1-7).Δια τουτο ωμοσα εν τη οργη μου, οτι εις την αναπαυσιν μου δεν θελουσιν εισελθει.
Bu yüzden öfkeyle ant içtim: ‹‹Huzur diyarıma asla girmeyecekler!›› Say.14:26-35; İbr.4:1-7).Затова се заклех в гнева Си, Че няма да влязат в Моята почивка.
Bu yüzden öfkeyle ant içtim: ‹‹Huzur diyarıma asla girmeyecekler!›› Say.14:26-35; İbr.4:1-7).אשר נשבעתי באפי אם יבאון אל מנוחתי׃
Bu yüzden öfkeyle ant içtim: ‹‹Huzur diyarıma asla girmeyecekler!›› Say.14:26-35; İbr.4:1-7).فاقسمت في غضبي لا يدخلون راحتي
Bu yüzden öfkeyle ant içtim: ‹‹Huzur diyarıma asla girmeyecekler!›› Say.14:26-35; İbr.4:1-7).所 以 我 在 怒 中 起 誓 、 說 、 他 們 斷 不 可 進 入 我 的 安 息
Bu yüzden öfkeyle ant içtim: ‹‹Huzur diyarıma asla girmeyecekler!›› Say.14:26-35; İbr.4:1-7).所以 我 在 怒 中 起誓 、 說 、 他 們斷 不 可 進入 我 的 安息
Çünkü bana sevgin büyüktür, Canımı ölüler diyarının derinliklerinden sen kurtardın.(85:13) ибо велика милость Твоя ко мне: Ты избавил душу мою от ада преисподнего.
Çünkü bana sevgin büyüktür, Canımı ölüler diyarının derinliklerinden sen kurtardın.Căci mare este bunătatea Ta faţă de mine, şi Tu îmi izbăveşti sufletul din adînca locuinţă a morţilor.
Çünkü bana sevgin büyüktür, Canımı ölüler diyarının derinliklerinden sen kurtardın.Car ta bonté est grande envers moi, Et tu délivres mon âme du séjour profond des morts.
Çünkü bana sevgin büyüktür, Canımı ölüler diyarının derinliklerinden sen kurtardın.Denn deine Güte ist groß über mich; du hast meine Seele errettet aus der tiefen Hölle.
Çünkü bana sevgin büyüktür, Canımı ölüler diyarının derinliklerinden sen kurtardın.For din miskunnhet er stor over mig, og du har utfridd min sjel av det dype dødsrike.
Çünkü bana sevgin büyüktür, Canımı ölüler diyarının derinliklerinden sen kurtardın.Ker velika je milost tvoja do mene, in rešil si dušo mojo, da ni šla v najglobočji pekel.
Çünkü bana sevgin büyüktür, Canımı ölüler diyarının derinliklerinden sen kurtardın.이는 내게 향하신 주의 인자가 크사 내 영혼을 깊은 음부에서 건지셨음이니이다
Çünkü bana sevgin büyüktür, Canımı ölüler diyarının derinliklerinden sen kurtardın.Lebo tvoja milosť je veľká nado mnou a vytrhol si moju dušu z najhlbšieho pekla.
Çünkü bana sevgin büyüktür, Canımı ölüler diyarının derinliklerinden sen kurtardın.Mert nagy én rajtam a te kegyelmed, és kiszabadítottad lelkemet a mélységes pokolból.