Daha sonra Siraküza donanması bu gemilerden üçünü bir direnmeyle karşılaşmadan ele geçirmiştir.A marinha siracusana, aliada dos romanos, conseguiu capturar três dos navios, que se renderam sem luta.
Nicetas, Perslere direnmeye devam etti, ancak Adhri'at'da yenildi.Nicetas continuou a resistir aos persas mas foi derrotado em Adraa (atual Daraa).
Direnme olmadığına göre takviyeye de gerek yoktu.Por não ser frágil, não era necessário emoldurar.
Ancak Sovyet askerlerinin direnmesi kentin düşmesi ile sona ermedi.Porém, o conflito para resistir à ocupação norte–americana não terminou.
Cephenin diğer kısımlarında olduğu gibi Sovyet 39. ve 43. Orduları, ciddi bir direnmeyle karşılaştılar.Zoals langs andere delen van het front ontmoetten het 39e en 43e leger grote tegenstand.
Alman Merkez Ordular Grubu'ndan kalan bazı birlikler 11 ve 12 Mayıs'a kadar direnmeye devam etti.Enkele restanten van het Duitse leger bleven verzet uitoefenen tot 11 mei.
Kenti savunan garnizon kısa bir direnme gösterdi.Het stadsgarnizoen was te zwak voor een langdurige weerstand.
İçeri girmek için direnmemiz işe yaramadı.Het had hem geen moeite gekost binnen te komen.
Bekinmek, inat etmek, direnmek demektir.Hij weigert te geloven, te leven, te hopen.
Ancak az da olsa bir grup direnmeye devam eder.En soms blijft er maar een klein groepje over.
Bu yüzden direnmenin daha zayıf olması gerekir.Als gevolg daarvan neemt de weerstand af.
Kudüs Kralı olan III. Hugues Akka'ya geldi ve şehri kuşatmaya direnmek için hazırlamaya başladı.Kiedy król Jan III Waza wkroczył do miasta, zezwolił na naprawę dachu.
Nicetas, Perslere direnmeye devam etti, ancak Adhri'at'da yenildi.Niketas, kuzyn Herakliusza, próbował powstrzymywać Persów, ale został pokonany pod Adhri'at.
Kenti savunan garnizon kısa bir direnme gösterdi.Strażnica „Trybuchowce” stawiła krótkotrwały opór.
Alexander Dubček halkına direnmemesini söyledi.Alexander Dubček vädjade till folket att inte göra motstånd.
"Uzun: Yazarın Görevi Adalet İçin Direnmek"."Plikten är en handlings nödvändighet av aktning för lagen".
Bu yüzden direnmenin daha zayıf olması gerekir.Detta medför att resistansen ökar.
Direnme olmadığına göre takviyeye de gerek yoktu.Як і слід було сподіватися, на скаргу не зважили.
Kızıl Ordu taarruzu Alman savunmasının sağlam bir direnmesiyle karşılaştı.В районі міста Мішкольц Червона Армія зустріла потужний опір німецьких військ.
Danimarka kısa sürede teslim olurken Norveç direnme gösterdi.Zatímco se Dánsko vzdalo prakticky okamžitě, Norsko kladlo zuřivý odpor.
Ardından yüzyıllar süren Britanya fethi ve İrlandalıların isyan yoluyla direnmesi takip etti.Stalo se tak po stovkách let britského dobývání a irského odporu skrze povstání.
Ancak az da olsa bir grup direnmeye devam eder.Odolá nás pouze několik.
Başlangıçta sağlanan 20 km'lik bir ilerlemeden sonra sert Alman direnmesi karşısında taarruz durdu.Po čtrnáctikilometrovém nočním pochodu nečekaně zaútočil na první turecký tábor.
Karapusa direnmeksizin teslim oldu.Kompaktáta a Kapitulace.
Yabancı kaynaklı yaklaşık 10.000 Taliban savaşçısı teslim olmayı reddetti ve inatla direnmeye devam ettiler.Nejméně 600 internovaných odmítlo tábor opustit.
Ancak Japonlar hâlâ direnmekteydi.Poláci však stále odolávali.
Nicetas, Perslere direnmeye devam etti, ancak Adhri'at'da yenildi.Nepodařilo se jim Chajdua porazit, ale alespoň ho vytlačili na Altaj.
Cephenin diğer kısımlarında olduğu gibi Sovyet 39. ve 43. Orduları, ciddi bir direnmeyle karşılaştılar.Ca și în alte părți ale frontului, Armatele a 39-a și a 43-a au întâmpinat o puternică rezistență.
Alexander Dubček halkına direnmemesini söyledi.Alexander Dubček a cerut populației să nu opună rezistență armată.
Alman Merkez Ordular Grubu'ndan kalan bazı birlikler 11 ve 12 Mayıs'a kadar direnmeye devam etti.Unele subunități germane izolate au mai rezistat până pe 11 mai, sau după unele surse până pe 12 mai.
Bize direnme.Nu te împotrivi nouă.
Güçlü direnme bekliyoruz.Ne așteptăm la o rezistență puternică.
Danimarka kısa sürede teslim olurken Norveç direnme gösterdi.A norvég győzelem után York megadta magát.
Bekinmek, inat etmek, direnmek demektir.Álmodtunk, sírtunk, ösztönöztünk.
Savaşta, teslimiyet yerine direnmeyi seçti.A meghurcoltatás helyett a kivándorlást választotta.
Halkı direnmeye çağırıyorlardı.A lakosságot igyekeztek ellengyelesíteni.
İnsanın doğa karşısındaki çaresizliğini, buna rağmen taşıdığı direnme gücünü sergilemiştir.A természet éltető erejét szembeállította az ember pusztító tevékenységével.
Sıradaki erkekler kimliklerini göstermemekte direnmeye başladı.Jonossa seisoneet miehet alkoivat kieltäytyä näyttämästä henkilökorttejaan.
İçeri girmek için direnmemiz işe yaramadı.Tiineitä se ei vaivautunut astumaan.
Biryuk cinayeti sonrasında, Çikatilo artık cinayet çağrısına direnmeye çalıştı.Birjukin murhan jälkeen Tšikatilo ei enää kyennyt vastustamaan murhanhimoaan.
Kızıl Ordu askerlerinin teslim olmamakta gösterdikleri azim e direnmeydi." yorumunu getirmektedir.Mutta me emme anna periksi punaisille, koska evät meidän vaarimme antaneet periksi.
Kurtarma ve yardım kaptanın açık ve makul direnmesine karşın yapılmış olmamalıdır.Tuomio tulisi, mutta pelastettu, puhdistettu ja uskollinen jäännös tulisi selviämään.
Direnme olmadığına göre takviyeye de gerek yoktu.Hemmotteluun ei hänen mukaansa kuitenkaan ollut tarvetta.
Bununla birlikte Kızıl Ordu direnmesinde bir zayıflama işareti görülmedi.Ωστόσο, αυτή η επίθεση δεν έκαμψε την αντίσταση του Κόκκινου Στρατού.
Kızıl Ordu taarruzu Alman savunmasının sağlam bir direnmesiyle karşılaştı.Ο Κόκκινος Στρατός αμύνεται εναντίον της Γερμανικής Βέρμαχτ.
Ancak Minsk ve Bialystok civarındaki geniş kuşatmalarda Sovyet birlikleri hâlen direnmeye devam ediyorlardı.Men i de store lommer ved Minsk og Bialystok kæmpede de sovjetiske styrker fortsat.
Tüm bunlara karşın Moskova Savunması, Mihver kuvvetlerin istilasına karşı direnmenin bir sembolü oldu.Alligevel blev forsvaret af Moskva et symbol på sovjetisk modstand mod de invaderende aksestyrker.
İçeri girmek için direnmemiz işe yaramadı.Den trak sig imidlertid tilbage, så den ikke kom i kamp.
Genç Calbo ada valisı Erisso'nun muharebeye devam edip şehrin sultana direnmesini istemektedir.Den unge Calbo presser Paolo Erisso til at kæmpe videre og forsvare byen, mens Condulmiero ønsker at give op.
Ancak Japonlar hâlâ direnmekteydi.Portugiserne gav imidlertid ikke op.
1814 yılından itibaren bazı doğu bölgeleri, ilhak edilmemek için direnmeye başladı.Mod slutningen af 1830-tallet begyndte den nationalliberale opposition mod enevælden at tage form.
Önce hapse atılan Kahir, tahttan feragat etmemekte direnmesi üzerine gözlerine mil çekilerek kör edildi.Vi så hans stjerne da den gikk opp ved morgengry, og er kommet for å hylle ham.»
Böylece savunmacılar, direnmeyi sürdürebildiler.Imens fikk forsvarerne tid til å områ seg.
Daha çok direnmeliyiz.Men vi kommer sterkere igjen.
Ancak az da olsa bir grup direnmeye devam eder.Da begynner noen få eller nesten alle å bevege seg rundt.
Kartacalılar, direnmeye ve Roma Ordusu'nun daha fazla tahribat yapmasına izin vermemeye kararlıydılar.Pasukan Kartago berniat menghalau dan mencegah pergerakan lebih lanjut pasukan Romawi.
İçeri girmek için direnmemiz işe yaramadı.Tapi Dan tak berdaya untuk melawannya.
Alexander Dubček halkına direnmemesini söyledi.Alexander Dubček kêu gọi người dân không kháng cự.
Bekinmek, inat etmek, direnmek demektir.Để thương, để nhớ, để sầu cho ai?".
İçeri girmek için direnmemiz işe yaramadı.協力して進軍していたわけではない。