Ana içeriğe geç
Sözlük

dinsel ile cümle

dinsel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Müslüman olmayan dinsel gruplara grup faaliyetlerini açıkça tavsiye etmeleri izni verilmiştir.ただしムスリム市民がイスラム教を教えない私立学校へ通学することは許されている。
Genel olarak dinsel inançlar insanın bedeninde onu yaşatan bir ruh bulunduğu inancını kabul ederler.霊魂信仰の考え方では、霊魂が肉体の中に安定しているときその人は生きていられる、と考える。
Bu deyiş, dinsel bir tanım olmaktan ziyade etnik bir terimdir.これは物語というよりもエッセイだと言ったほうがよさそうだ。
Onların Konstantinopolis üzerine yapılan saldırı üzerindeki fikirleri iki dinsel konu üzerinde şekilleniyordu.他们对君士坦丁堡发动攻击的论点,围绕着两个主题。
Mısır toplumu geliştikçe dinsel eylemlerin belirtileri daha açık hâle gelmiştir.随着古埃及社会愈加复杂,逐渐出现了更加明显的宗教活动的迹象。
Yıllardır dinsel törenlere katılmamasına rağmen, cenaze töreni zerdüşt bir rahip tarafından yönetildi.雖然他已經很多年都沒有參加宗教活動,但他的葬禮是以瑣羅亞斯德教(祆教)儀式進行。
Fakat bazı dinsel olmayan müzik parçaları da bestelemiştir.此外還有一些尚未定論的道教相關音樂。
Yedi tepenin sakinleri bir seri dinsel oyun sırasında birbirleriyle ilişki kurmaya başladılar.而在其後,這七座山丘的居民開始共同參與一系列的宗教活動,並且逐漸組合起來。
Dinsel topluluğun içinde siyasal etkinin hiçbir işareti yoktur.澳门社会中并无严格意义上的政党存在。
Aynı zamanda farklı dinsel kökenlere sahiplerdi.當中也有不同宗教的辦公部。
Ayrıca, Yahudi temellerini yansıtan pek çok dinsel tema işledi.그가 조용히 은퇴한 것에 대해서 많은 팬들 사이에서 논란이 되었다.
Aflak Baba, halktan bir derviş veya dinsel yönü ağır basan tarikat ehlidir.사자산문(獅子山門) 또는 사자산파(獅子山派)는 신라 말기와 고려 초기에 성립된 선종 구산의 하나이다.
İçerisinde geç 13. yüzyıldan kalma dinsel tablolar bulunur.이곳 내부에는 13세기 프레스코화가 걸려 있다.
Onların Konstantinopolis üzerine yapılan saldırı üzerindeki fikirleri iki dinsel konu üzerinde şekilleniyordu.הטענה שההתקפה על קונסטנטינפול הייתה דתית סבבה סביב שני רעיונות.
Aynı zamanda farklı dinsel kökenlere sahiplerdi.כמו כן ישב בראש מועצות דתיות שונות.
Fakat bazı dinsel olmayan müzik parçaları da bestelemiştir.בנוסף, ישנם תיאורים של פעילות מוזיקלית לא דתית.
Hristiyan dünyası için tarihsel ve dinsel bir kutsallığa sahiptir.זכרונות הגסיפוס והיסטוריה שלו על כנסייה הנוצרית.
Dinsel açıdan halkın durumu nedir?מה הוא היה עד כה מבחינה פוליטית?
Lâik hukuk, her çeşit dinsel veya felsefi inanç sistemlerine eşit yaklaşım göstermektedir.גם באופיה שונה האתיקה החילונית מכל מערכת חוקית-חילונית או דתית.
İngiliz ve Hollandalı yerleşimci gruplar ise, dinsel açıdan çok daha fazla farklılıklar gösteriyorlardı.Английските и холандските колонии, от друга страна, имат по-голямо религиозно разнообразие.
Birçok dinsel görüşte de ruh, doğaüstü yani maddi doğanın ötesindeki bir öz olarak kabul edilir.В много религии тя присъства като форма на свръхестественото или извънземното.
İçselleştirme süreci, dinsel törenin en önemli sürecidir.Причастието е върховният миг на литургията.
Bu kral-rahipler dinsel ve siyasal işleri yürütürlerdi.Местните свещеници са извършвали административна и учебна дейност.
Şehir, 8. yüzyıldan beri Hollanda'nın dinsel merkezlerinden biridir.Jedan od razloga je i taj što je ovaj grad do 8. stoljeća bio religijski centar Nizozemske.
Ayrıca bu karşılaşmaların aralarında dinsel ve geleneksel görevler yerine getirilir.U svezi s ovom kapelom postoje vjerske tradicije i molitve.
Etnik, dinsel ya da bölgesel ayrımlara dayanan bütün siyasi partileri feshetti.Okamžite zakázal všetky politické strany založené na národnostnom, náboženskom alebo teritoriálnom základe.
Luvice'nin dinsel konularda önemi vardı.Valasi sa na salašoch náboženstvu veľmi nevenovali.
Devlet ve dinsel topluluklar arasındaki ilişki bir ortaklık olarak tanımlanmıştır.Vzájomný vzťah štátu a občana môžeme nazvať štátno-občianskym vzťahom.
Urbanus'un verdiği dinsel konuşma çok güzel planlanmıştı.Urbanov govor je bil skrbno načrtovan.
Avrupa'da yeni bir Haçlı ordusu kurulmak üzere büyük bir dinsel faaliyet başladı.Koncil je sklenil, naj se v Palestino poda nova križarska vojska.
Ezoterizm, sık sık, yanlışlıkla mistisizm ile karıştırılarak dinsel alana sokulmaktadır.Pogosto politično nekorekten povzroča nemir znotraj intelektualnih krogov.
Dinsel törensiz özen, utangaçlığı getirir.Prizma, ki ni pokončna, je poševna prizma.
Dinsel yapıda da çeşitlilik vardı.Posledično je bila raznolika tudi verska sestava.
13 yaşına eristigi zaman birkaç dinsel müzik bestesi yapmış bulunmaktaydı.Do trinajstega leta je skomponiral več sakralnih glasbenih del.
Türk edebiyatında sözlü edebiyatın oluşması dinsel temellere dayanır.Savitą vietą Libano literatūroje užima emigrantų kūryba.
Dinsel anlamı, 7. konsilde oluşturuldu.Rezervatas buvo įkurtas pagal 7-ąją sutartį.
Dinsel içerikli yayınların yapılmasından kaçınılırdı.Tiesa, spaustuvei yra pavykę išspausdinti necenzūruotų leidinių.
Bir yıl sonra dinsel nedenler dolaysıyla bu evlilik feshedilmiştir.Po beveik 1 metų bylinėjimosi teismas leido įvykti vestuvėms.
Billy, Güneyli Baptist Mezhebi'nin bir üyesidir ve birçok ABD başkanına dinsel danışmanlık yapmıştır.Ta tegutses Lõuna Baptistide Konventsioonis ja oli mitme USA presidendi vaimulik nõuandja.
Pogrom; dinsel, etnik veya siyasi nedenlerle bir gruba karşı yapılan şiddet hareketleridir.Pogromm on mingi ühiskonna grupi, näiteks vähemusrahvuse või usuvähemuse, vastu suunatud vägivaldne rünnak.
Bu sırada İran Şiiliği, ulusal kimliğin dinsel alanda ortaya çıkışı olarak yavaş yavaş kendini gösterdi.9. sajandi jooksul muutus frankide identiteet järk-järgult etnilisest identiteedist riiklikuks identiteediks.
Laicus; dinsel olmayan demektir.Vastuväide: Ei ole spontaansust.
17. yüzyıl başlarında "singspiel" oyunlarının dinsel konulardan uzaklaşmaya başladığı görülür.19. sajandi alguses kandusid Singspiel'i traditsioonid üle nn päästmisooperitesse.
Dinsel sembollerin yalnızca okul kiliselerinde bulundurulmasına izin verildi.Sinodil leiti, et pilte tuleks kirikutes sallida vaid ornamentidena.
Aranızda gece menisi boşaldığı için dinsel açıdan kirli biri varsa, ordugahın dışına çıkıp orada kalsın.Bude-li mezi vámi kdo, ješto by poškvrněn byl příhodou noční, vyjde ven z stanů, a nevejde do nich;
Aranızda gece menisi boşaldığı için dinsel açıdan kirli biri varsa, ordugahın dışına çıkıp orada kalsın.Če je kdo med vami, ki se po noči v sanjah oskruni, naj gre ven iz taborišča in ne pride v tabor;
Aranızda gece menisi boşaldığı için dinsel açıdan kirli biri varsa, ordugahın dışına çıkıp orada kalsın.Gdy pożyczysz czego bliźniemu twemu, nie wchodźże do domu jego, abyś wziął co w zastawie od niego.
Aranızda gece menisi boşaldığı için dinsel açıdan kirli biri varsa, ordugahın dışına çıkıp orada kalsın.Keď bude niekto medzi vami, kto nebude čistý pre nočnú príhodu, vyjde von za tábor, nevojde do tábora.
Aranızda gece menisi boşaldığı için dinsel açıdan kirli biri varsa, ordugahın dışına çıkıp orada kalsın.너희 중에 누가 밤에 몽설함으로 부정하거든 진 밖으로 나가고 진 안에 들어오지 아니하다가
Aranızda gece menisi boşaldığı için dinsel açıdan kirli biri varsa, ordugahın dışına çıkıp orada kalsın.Quando uscirai e ti accamperai contro i tuoi nemici, guardati da ogni cosa cattiva
Aranızda gece menisi boşaldığı için dinsel açıdan kirli biri varsa, ordugahın dışına çıkıp orada kalsın.Если у тебя будет кто нечист от случившегося ему ночью, то он должен выйти вон из стана и не входить в стан,
Aranızda gece menisi boşaldığı için dinsel açıdan kirli biri varsa, ordugahın dışına çıkıp orada kalsın.כי יהיה בך איש אשר לא יהיה טהור מקרה לילה ויצא אל מחוץ למחנה לא יבא אל תוך המחנה׃
Aranızda gece menisi boşaldığı için dinsel açıdan kirli biri varsa, ordugahın dışına çıkıp orada kalsın.ان كان فيك رجل غير طاهر من عارض الليل يخرج الى خارج المحلّة لا يدخل الى داخل المحلّة.
Aranızda gece menisi boşaldığı için dinsel açıdan kirli biri varsa, ordugahın dışına çıkıp orada kalsın.你 們 中 間 若 有 人 、 夜 間 偶 然 夢 遺 不 潔 淨 、 就 要 出 到 營 外 、 不 可 入 營
Aranızda gece menisi boşaldığı için dinsel açıdan kirli biri varsa, ordugahın dışına çıkıp orada kalsın.你 們中間 若 有 人 、 夜 間 偶然 夢遺不潔淨 、 就 要 出 到 營外 、 不 可 入營
Basit dinsel tasarıların ötesinde evrimleşmeliyiz.Nous devons dépasser les notions religieuses simplistes.
Basit dinsel tasarıların ötesinde evrimleşmeliyiz.Trebuie să evoluăm dincolo de noțiunile simpliste religioase.
"Bu parasal değil, bu dinsel bir öğe." dediler." Ce n'est pas une histoire d'argent. C'est une histoire de religion ", disaient-ils.
"Bu parasal değil, bu dinsel bir öğe." dediler.De sagde "Det handler ikke om penge. Det er noget religiøst."
"Bu parasal değil, bu dinsel bir öğe." dediler.Ei au zis, "Nu este o problemă de bani. Asta este o problemă religioasă."
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod