Batıda, dinsel bakış açısına bağlı olmaksızın yasa önünde her bir kişi eşittir.Усі громадяни рівні перед законом, права кожного неухильно дотримуються поза залежністю від соціального стану.
İsrail'deki dinsel Shas Partisi kendisini Sefaradların dinsel özelliklerinin koruyucusu olarak tanımlar.Шаріатський суд є релігійним судом, що розглядає питання особистого статусу мусульман в Ізраїлі.
Orta öğretim kurumları özel olup, çoğunlukla dinsel kurumlar tarafından yönetilir.Спеціальні школи знаходяться під контролем ради з шкільної освіті, і, як правило, на основі зокрема Релігія.
Etnik, dinsel ya da bölgesel ayrımlara dayanan bütün siyasi partileri feshetti.Okamžitě zakázal všechny politické strany založené na národnostním, náboženském nebo teritoriálním základě.
Endonezya Anayasası, Endonezyalıların dinsel özgürlüklerini garanti etmektedir.Nantský edikt, který hugenotům zaručoval svobodu vyznání.
Fakat bazı dinsel olmayan müzik parçaları da bestelemiştir.K dalším inspiračním zdrojům patří i prvky neevropské hudby.
Bu sırada İran Şiiliği, ulusal kimliğin dinsel alanda ortaya çıkışı olarak yavaş yavaş kendini gösterdi.V této době se začala utvářet ukrajinská etnicita, která se postupně proměnila v národní vědomí.
Kral Charles bu dinsel reformları İskoçya'da zorla uygulamaya başlayınca büyük zorluklarla karışlaştı.Karlova samostatná vláda skončila, když se pokusil zavést své náboženské reformy ve Skotsku.
Bu arada, kiliseler, dinsel dernekler için tablo siparişleri almıştır.Kostel si vzali do parády mistři malíři.
Dinsel topluluğun içinde siyasal etkinin hiçbir işareti yoktur.Nu există semne de influență politică în cadrul comunității religioase.
Onların Konstantinopolis üzerine yapılan saldırı üzerindeki fikirleri iki dinsel konu üzerinde şekilleniyordu.Afirmația că atacul asupra Constantinopolului era de natură spirituală se baza pe două argumente.
Dinsel eğitim sisteminin kaldırılması ve ulusal eğitim sistemine giriş, 3 Mart 1924.Sistemul de învățământ religios a fost înlocuit, la 3 martie 1924, de sistemul public național de învățământ.
Dinsel yapıda da çeşitlilik vardı.Dar au existat diferențe chiar și în practicile religioase.
Dinsel açıdan halkın durumu nedir?Ideea este acceptabilă din punct de vedere uman?
Yazdığı dinsel eserlerle ünlü bir Hristiyan din adamıdır.Prin conferințe, prin romane alegorice, el desfășoară o vrednică activitate de propagandist creștin.
Dinsel bağlamda lort, çeşitli tanrı ya da tanrısal varlıklara atfen kullanılabilir.În unele cazuri, ei se pot crede de origine regală sau chiar divină.
İsrail'deki dinsel Shas Partisi kendisini Sefaradların dinsel özelliklerinin koruyucusu olarak tanımlar.Evreii care locuiesc în Estonia pot acum să-și apere drepturile ca minoritate națională recunoscută.
Hazırladığı eserler dinsel ve ahlaki didaktik konuları yansatmaktaydı.Era extrem de abil în analizarea unui text de unde extrăgea învățăminte etice și religioase.
"Romalı Kadınların Dinsel Rolleri".Invazia dansatoarelor românce”.
Siyasi ve dinsel makamlara yerleşmiş bu ayrıcalıklı sınıf iktidarı ve otoriteyi tekeline almıştı.În mod deosebit interesați de acest sport reprezentanți ai structurilor de putere și forțelor speciale.
Diğer dinsel varlıkların adı eski yazıtlarda geçmemektedir.Pronaosul nu poate fi precizat din vechile fotografii.
Çin geleneksel dini, Çin halkının dinsel uygulamaları ve inançları paylaştığı bir dini gelenektir.A hagyományos kínai kultúra hisz Istenben és az ég parancsában.
Ezoterizm, sık sık, yanlışlıkla mistisizm ile karıştırılarak dinsel alana sokulmaktadır.Az összbenyomás gyakran olyan titokzatos, ami már-már a vallásos misztériummal határos.
Şehir, 8. yüzyıldan beri Hollanda'nın dinsel merkezlerinden biridir.A város a 8. század óta vallási központ szerepét töltötte be.
Kutsal alanda her yıl 5 gün süren dinsel bayramlar kutlanıyordu.Szent gyülekezet könyörgései hat penitzentziális hetekenn.
Fakat dinsel bakımdan hiçbir zaman tutucu olmamış ve eserlerinde devamlı düşünce aydınlığı göstermistir.A visszaemlékezések szerint nem látszott rajta félelem, s folyamatosan vidám volt.
Kent seçkinleri dinsel önderler, varlıklı toprak sahipleri ve yüksek rütbeli sivil memurlardan oluşmakta idi.Családtagjai gazdag földbirtokosok voltak és magas kormányzati tisztségeket is betöltöttek.
13 yaşına eristigi zaman birkaç dinsel müzik bestesi yapmış bulunmaktaydı.13-vuotiaana hän oli jo säveltänyt paljon uskonnollista musiikkia.
Dinsel yapıda da çeşitlilik vardı.Uskonnossa oli eroja.
1562–1598 döneminde devam eden "Fransa Dinsel Savaşı"'nda Katoliklerin tarafını tuttu.Toinen esimerkki on Ranskan protestanttien ja katolilaisten väliset uskonsodat vuosina 1562–1598.lähde?
Ekber farklı dinsel inanışları birleştirmeye çalıştı.Hubbard sanoi yhdistäneensä uskontoon monen uskonnollisen ajattelijan ajatuksia.
Diğer dinsel varlıkların adı eski yazıtlarda geçmemektedir.Termiä "ortodoksia" ei löydy kirkon vanhoista kirjoista.
Bu bulvarın iki tarafında çok muhteşem törensel ve dinsel yapılar bulunmaktadır.Näissä kahdessa uskonnossa onkin paljon samantapaisia tapoja ja juhlia.
Zaten Ahura Mazda'nın dinsel öğretilerini savunan magiler onun kültünü çoktan bu coğrafyalara taşımıştı.Aiemmin Gatajevia vastaan todistanut kasvattitytär puhuu nyt heidän puolestaan.
Günümüzde Canterbury Başpiskoposu Anglikan Protestanların en yüksek dinsel lideridir.Canterburyn arkkipiispa on Englannin kirkon tärkein johtaja.
Bu deyiş, dinsel bir tanım olmaktan ziyade etnik bir terimdir.Syyn tulee olla vähintään yhtä todellinen formaalisti kuin ajatuksen.
Devlet ve dinsel topluluklar arasındaki ilişki bir ortaklık olarak tanımlanmıştır.Uskonto ja valtio liittyivät siten erottamattomasti toisiinsa.
Dinsel kompozisyonları onu Avrupa'da çağının en ünlü ressamlarından biri yaptı.Η βράβευσή του τον κατέστησε έναν από τους διασημότερους ανθρώπους στην Ευρώπη.
Otto kiliseyi egemenliği altına almak ve Alman topraklarında dinsel imparatorluk gücü kurmak niyetindeydi.Otto havde til hensigt at dominere kirken og forene de tyske landområder.
Bu dönem de o malikanedeki kilise için pek çok dinsel müzik parçası besteledi.I løbet af ugen tilbydes en række kulturelle arrangementer for menigheden i kirken.
Ion kentlerinin aralarında kurdukları Panionion dinsel ve siyasal birliğe katıldılar.De ledet det religiøse og politiske fellesskapet i Medina.
Buradaki fahişe dinsel bir fahişedir ve iğrençlikler yapan biridir.Gjøvik kirke er prostikirke i Toten prosti.
Ölümünün ardından, Elagabalus'un dinsel emirleri geri alındı ve El-Gabal Emesa'ya geri döndü.Hans religiøse kunngjøringer ble tilbakestilt og El-Gabal ble returnert til Emesa.
Otto kiliseyi egemenliği altına almak ve Alman topraklarında dinsel imparatorluk gücü kurmak niyetindeydi.Otto hadde til hensikt å dominere kirken og således kunne forene de tyske landområdene.
Ailede dinsel ve geleneksel kurallar hakimdir.Prostitusjon er lovlig og regulert i Tyskland.
Onların Konstantinopolis üzerine yapılan saldırı üzerindeki fikirleri iki dinsel konu üzerinde şekilleniyordu.Lập luận của họ rằng là các cuộc tấn công vào Constantinopolis xoay quanh hai chủ đề về tinh thần.
Amerika yerlileri meskalin içeren peyote kaktüsünü 5.700 yıldır dinsel törenler için kullanmaktadır.Dân bản địa Bắc Mỹ có vẻ đã sử dụng peyote trong ít nhất 5.500 năm.
Dinsel törensiz dürüstlük, kabalığa dönüşür."Ngay thẳng mà thiếu lễ sẽ trở nên thô lỗ.".
Bir numaralı kültürel ve dinsel etki Çin'den gelmiştir.Các ảnh hưởng tôn giáo và tín ngưỡng chính được du nhập từ Trung Quốc.
Kral Charles bu dinsel reformları İskoçya'da zorla uygulamaya başlayınca büyük zorluklarla karışlaştı.Khi Charles cố gắng áp đặt chính sách tôn giáo của ông đối với người Scotland, ông đối mặt với nhiều khó khăn.
Dinsel anlamı, 7. konsilde oluşturuldu.Bản cương lĩnh này được thông qua tại Đại hội VII.
Ölümünün ardından, Elagabalus'un dinsel emirleri geri alındı ve El-Gabal Emesa'ya geri döndü.Sắc lệnh tôn giáo của ông đã bị hủy bỏ và hòn đá Elagabal được gửi trở lại Emesa.
Bu sebeple Deizm'de Tanrı dışında Teizm'de yer alan dinsel kavramların hiçbiri yer almaz.Vì vậy mọi người hãy tín ngưỡng đền thờ Itsukushima, ta không còn gì mong muốn bằng.
Dinsel açıdan %28,3'ü Müslüman, %1,8'i Hıristiyan olup %1,4'ü hiçbir kategoriye girmemektedir.Cư dân phi Do Thái bao gồm: 28,3% người Hồi giáo, 1,8% Kitô hữu và 1,4% không phân loại.
Vejetaryenlik dinsel, ahlaki ve beslenmeye ilişkin nedenlere dayanır.Họ từ chối ăn thịt vì những lý do tôn giáo, đạo đức, và sức khỏe.
Ayrıca dinsel metinlerde kullanılan ve hutsuri (dinsel) denen bir yazı biçimi daha vardır.また、和紙に絵具や雲母などの装飾をつける時に用いられることもある。
Dinsel sanatın ürünü değildir.芸術品は製造物ではないからである。
Şehir, 8. yüzyıldan beri Hollanda'nın dinsel merkezlerinden biridir.ユトレヒトは8世紀よりオランダの宗教の中心であった。
Görünüşe göre bu kitap herhangi bir dinsel açıdan kitaba karşı tepki çekmemek için yazılmıştı.この文献では帝の後の一文字が読めないため、あらゆる仮説が出されている。
İngiliz ve Hollandalı yerleşimci gruplar ise, dinsel açıdan çok daha fazla farklılıklar gösteriyorlardı.一方、イギリスやオランダの植民地の場合は、宗教的に多様化する傾向があった。