Magliabechiano el yazması Esas olarak dinsel bir metindir.El Códice Magliabecchiano es fundamentalmente un documento religioso.
Dinsel yapıda da çeşitlilik vardı.Pero es bueno que haya diversidad religiosa.
Galyalılar da meşeye dinsel bir değer atfetmişlerdi.Los romanos daban igualmente un culto solemne a la fortuna.
İtilaf Devletleri ordusu değişik etnik ve dinsel gruplardan gelen askerlerden oluşmaktadır.El ejército estadounidense sigue estando formado por grupos de soldados aislados y dispersos.
Dinsel bilgiye kesin iman ile inanılır, eleştirisi yapılamaz.Hablar con seguridad y libertad, sin temor a la crítica.
Mauricius dinsel alanlarda Kalsedon Konsili kararlarına ve prensiplerine destek vermekteydi.Guaratarí siguió fiel a sus ideales y principios.
Bazı dinsel eserlere yaptığı haşiyeleri bulunmaktadır.Sí se conocen algunas de sus obras de temática religiosa.
Magliabechiano el yazması Esas olarak dinsel bir metindir.Il codice Magliabechiano è soprattutto un documento religioso.
Devlet ve dinsel topluluklar arasındaki ilişki bir ortaklık olarak tanımlanmıştır.La relazione fra lo Stato e le comunità religiose è regolata da una partnership.
Kent seçkinleri dinsel önderler, varlıklı toprak sahipleri ve yüksek rütbeli sivil memurlardan oluşmakta idi.L'élite era composta dai sacerdoti, dai ricchi proprietari terrieri e dagli impiegati statali d'alto rango.
Ruhun ölümsüzlüğü ile ilgili inançların Babilliler'in dinsel inançlarından kaynaklandığını düşünürler.I babilonesi credevano nella immortalità dell'anima,.
Önceki tüm ibadetlerin ve dinsel inançların terk edilmesi.Via via i restanti apostoli e profeti.
Dinsel törensiz dürüstlük, kabalığa dönüşür.""Qua e là la sincerità diventa verità.
Genç adam yakalandı ve dinsel saygısızlıktan mahkûm edildi.Fu condannato all'ergastolo e degradato con infamia dall'Armada.
Dinsel törensiz özen, utangaçlığı getirir.За обман всегда стыдно, за честность — нет.
Dinsel yapıda da çeşitlilik vardı.Ещё одним различием служат религиозные обряды.
Erişim tarihi: 6 Temmuz 2009. ^ "Sizinki bastırılmış cinsellik Sizinki de bastırılmış dinsellik azizim!!!".Мир!!!», сценарий которого в 1959 году одобрил худсовет.
"Romalı Kadınların Dinsel Rolleri".«Тайны дома Романовых.
Şeyh Cüneyd posta oturuncaya kadar Erdebil Şeyhleri siyasetle ilgilenmez, sadece dinsel işlerle uğraşırlardı.До шейха Джунейда Ардебильские шейхи не интересовались политикой, занимались только религиозными делами.
Dinsel ritüelleri takip eden titiz bir Katolik olarak tanındı.Был известен как последовательный критик католицизма.
Floransalı sanatçı eserlerinde daha çok dinsel konuları işlemiştir.В творчестве художника преобладают лирические темы.
Çalgının o dönemlerde de dinsel törenlerde kullanıldığı sanılmaktadır.Оба этих напитка часто используются там в ходе религиозных церемоний.
Seküler İbrani kültürü: Yahudiliğe ait dinsel olmayan kültürel manifestolardır.ثقافة يهودية علمانية، والمظاهر الثقافية لليهودية التي ليست على وجه التحديد دينية.
Dinsel alandaki bu türden kişilere ise keramet sahibi evliyalar gözüyle bakılır.حيث تفضل العائلات المهاجرة ذلك النوع من الزواج المدبر.
Dinsel törensiz dürüstlük, kabalığa dönüşür."في المسابقات الرياضية، من الخطأ أن تغضب".
13 yaşına eristigi zaman birkaç dinsel müzik bestesi yapmış bulunmaktaydı.رغم رحيله المبكر في سن الحادية والثلاثين، قام بتأليف أكثر من 1000 مقطوعة موسيقية.
Dinsel törensiz cesâret, isyâna dönüşür.تبدأ القبلة تتحول عندها إلى أمنية.
Devlet ve dinsel topluluklar arasındaki ilişki bir ortaklık olarak tanımlanmıştır.A relação entre o estado e comunidades religiosas é definida como uma parceria.
Amerika yerlileri meskalin içeren peyote kaktüsünü 5.700 yıldır dinsel törenler için kullanmaktadır.Os nativos estadunidenses têm usado o peiote, que contém mescalina, em cerimônias religiosas há 5 700 anos.
Yine de halkın dinsel inançları hakkında bilinen çok az bilgi elit tabakanın gelenekleriyle uyumludur.Mas no geral, o pouco que se sabe sobre a crença religiosa popular é consistente com a tradição da elite.
Dinsel yapıda da çeşitlilik vardı.Também havia diferenças na religião.
Dinsel törenlerini druid denen din adamları yönetirdi.Assim, ele as levou para o líder da Ordem dos Druidas.
Kahire'de softalar dinsel maksatlı isyan çıkardılar ve Yukarı Mısır'da halk ayaklanmaları çıktı.Revoltas religiosas irromperam no Cairo e rebeliões no Alto Egito foram duramente reprimidas.
Tanrılar bu dönemden önce tarihöncesi dinsel inançlardan kaynaklanarak ortaya çıkmış olmalıdır.Deus teria tomado esta decisão antes da criação do Universo.
Seküler İbrani kültürü: Yahudiliğe ait dinsel olmayan kültürel manifestolardır.Cultura secular judaica, manifestações culturais dos judeus sem conotação religiosa.
Bazı dinsel eserlere yaptığı haşiyeleri bulunmaktadır.Possui algumas obras de inspiração religiosa.
"Antik Çağ'da Amisos ve Çevresinde Yaşayan Halkların Dinsel İnanışları"."De natura et dignitate amoris" ("Sobre a Natureza e a Dignidade do Amor") por volta da mesma época.
Bunlardan ikisi laik, diğerleri dinsel niteliktedir.Os dois são Deuses, mas o da direita tem mais experiência.
Kral Charles bu dinsel reformları İskoçya'da zorla uygulamaya başlayınca büyük zorluklarla karışlaştı.Quando Carlos tentou impor suas políticas religiosas na Escócia, acabou enfrentando diversas dificuldades.
Urbanus'un verdiği dinsel konuşma çok güzel planlanmıştı.A programação religiosa na vila era intensa.
Hristiyan dünyası için tarihsel ve dinsel bir kutsallığa sahiptir.Deze heeft een bijzondere historische waarde voor het christendom.
Dinsel sembollerin yalnızca okul kiliselerinde bulundurulmasına izin verildi.Afbeeldingen van Confucius mochten op katholieke scholen aanwezig zijn.
Dinsel açıdan halkın durumu nedir?Wat is visueel acceptabel in de publieke ruimte?
Anadil durumuna geldi ve İbranice sadece dinsel amaçlı kullanıldı.De taal voor dagelijks gebruik was het Jiddisch, het Hebreeuws was meer gereserveerd voor religieuze zaken.
Dinsel yapıda da çeşitlilik vardı.Er waren zonder twijfel ook religieuze motieven.
Şehirler genelde coğrafi, etnik ve dinsel olarak birbirinden ayrı düşmüş insanlardan oluşmuştu.De trotse en zelfbewuste bevolking voelde zich nu expliciet deel van een aparte etniciteit.
Fakat dinsel bakımdan hiçbir zaman tutucu olmamış ve eserlerinde devamlı düşünce aydınlığı göstermistir.Uiteindelijk zou hij echter nooit onverdeeld voor de kunst kiezen: zijn leven lang bleef hij gelovig.
Fakat bazı dinsel olmayan müzik parçaları da bestelemiştir.Er zitten echter ook ongepubliceerde muziekstukken dan wel muziekfragmenten tussen.
Bir numaralı kültürel ve dinsel etki Çin'den gelmiştir.Główne kulturowe i religijne wpływy pochodziły z kultury Chin.
Siyasi ve dinsel makamlara yerleşmiş bu ayrıcalıklı sınıf iktidarı ve otoriteyi tekeline almıştı.Bardzo szybko zdobył sobie na dworze opinię zdolnego polityka i dyplomaty.
Ezoterizm, sık sık, yanlışlıkla mistisizm ile karıştırılarak dinsel alana sokulmaktadır.Pod pogodnym poglądem na świat często w jego twórczości ukrywa się mistycyzm.
Yine Strasbourg'dayken küçük boyutlu dinsel resimler de yaptı.W czasie pobytu w Anglii malował też wielkoformatowe portrety zbiorowe.
Munzevi keşiş Pirro'ya dinsel öğütler vererer onu yatıştırmaya çalışır.W ostatnich wersetach psalmu podmiot liryczny błaga, by Bóg go wysłuchał.
13 yaşına eristigi zaman birkaç dinsel müzik bestesi yapmış bulunmaktaydı.Jak sam późnej stwierdził, decyzję o poświęceniu się muzyce podjął w wieku trzynastu lat.
Prensip olarak Gandi dinsel birlik görüşüyle çatıştığı için siyasi bölünmeye karşıydı.I regel var Gandhi motståndare till idén om Indiens delning då den gick emot hans vision om religiös enighet.
Kent sakinleri kendilerini daha çok dinsel terminolojileri ile tanımlamakta idiler.På senare tid har etnologer försökt hitta mer entydiga definitioner av byar.
Bu deyiş, dinsel bir tanım olmaktan ziyade etnik bir terimdir.Det var snarare en religiös titel än ett politiskt erkännande.
Dinsel ve batıl inançlar yerine deneyselliğe ve akılcı düşünceye geri dönüldü.De styrdes mera av det känslo- och upplevelsemässiga istället för det reflekterande och analytiska.
Söz konusu arşivlerde birçoğu edebi ve dinsel içerikli “Mitannice” metin bulunmuştur.De allra flesta individer befinner sig någonstans mellan bokstavstrogen religiositet och ateism.
İçselleştirme süreci, dinsel törenin en önemli sürecidir.Підперезати зброєю — головна частина церемонії.