Aklının tasarladığını tümüyle yapana dek RABbin öfkesi dinmeyecek. Son günlerde açıkça anlayacaksınız bunu.耶 和 華 的 怒 氣 必 不 轉 消 、 直 到 他 心 中 所 擬 定 的 成 就 了 、 末 後 的 日 子 你 們 要 全 然 明 白
Aklının tasarladığını tümüyle yapana dek RABbin öfkesi dinmeyecek. Son günlerde açıkça anlayacaksınız bunu.耶和華 的 怒氣 必 不 轉消 、 直 到 他 心中 所 擬定 的 成就 了 、 末 後 的 日子 你 們要 全然 明白
Ama dili hiçbir insan evcilleştiremez. Dil öldürücü zehirle dolu, dinmeyen bir kötülüktür.aber die Zunge kann kein Mensch zähmen, das unruhige Übel, voll tödlichen Giftes.
Ama dili hiçbir insan evcilleştiremez. Dil öldürücü zehirle dolu, dinmeyen bir kötülüktür.Ale jazyka žádný z lidí zkrotiti nemůže; tak jest nezkrotitelné zlé, pln jsa jedu smrtelného.
Ama dili hiçbir insan evcilleştiremez. Dil öldürücü zehirle dolu, dinmeyen bir kötülüktür.ale jazyk nemôže nikto z ľudí skrotiť, nepokojné zlo, plný smrťonosného jedu.
Ama dili hiçbir insan evcilleştiremez. Dil öldürücü zehirle dolu, dinmeyen bir kötülüktür.Ale języka żaden z ludzi okrócić nie może, który jest nieokrócone złe i pełne jadu śmiertelnego.
Ama dili hiçbir insan evcilleştiremez. Dil öldürücü zehirle dolu, dinmeyen bir kötülüktür.De a nyelvet az emberek közül senki sem szelidítheti meg; fékezhetetlen gonosz az, halálos méreggel teljes.
Ama dili hiçbir insan evcilleştiremez. Dil öldürücü zehirle dolu, dinmeyen bir kötülüktür.jezika pa ne more ukrotiti noben človek; zlo neukrotno je poln smrtnega strupa!
Ama dili hiçbir insan evcilleştiremez. Dil öldürücü zehirle dolu, dinmeyen bir kötülüktür.혀는 능히 길들일 사람이 없나니 쉬지 아니하는 악이요 죽이는 독이 가득한 것이라
Ama dili hiçbir insan evcilleştiremez. Dil öldürücü zehirle dolu, dinmeyen bir kötülüktür.Maar geen mens heeft ooit de tong kunnen temmen. Zij kan elk ogenblik haar dodelijk vergif uitspuwen.
Ama dili hiçbir insan evcilleştiremez. Dil öldürücü zehirle dolu, dinmeyen bir kötülüktür.ma la lingua nessun uomo la può domare: è un male ribelle, è piena di veleno mortale
Ama dili hiçbir insan evcilleştiremez. Dil öldürücü zehirle dolu, dinmeyen bir kötülüktür.mas a língua, nenhum homem a pode domar. É um mal irrefreável; está cheia de peçonha mortal.
Ama dili hiçbir insan evcilleştiremez. Dil öldürücü zehirle dolu, dinmeyen bir kötülüktür.Men tungan kan ingen människa tämja; ett oroligt och ont ting är den, och full av dödande gift.
Ama dili hiçbir insan evcilleştiremez. Dil öldürücü zehirle dolu, dinmeyen bir kötülüktür.men Tungen kan intet Menneske tæmme, det ustyrlige Onde, fuld af dødbringende Gift.
Ama dili hiçbir insan evcilleştiremez. Dil öldürücü zehirle dolu, dinmeyen bir kötülüktür.men tungen kan intet menneske temme, det ustyrlige onde, full av dødelig gift.
Ama dili hiçbir insan evcilleştiremez. Dil öldürücü zehirle dolu, dinmeyen bir kötülüktür.mutta kieltä ei kukaan ihminen voi kesyttää; se on levoton ja paha, täynnä kuolettavaa myrkkyä.
Ama dili hiçbir insan evcilleştiremez. Dil öldürücü zehirle dolu, dinmeyen bir kötülüktür.Pero ningún hombre puede domar su lengua; porque es un mal incontrolable, llena de veneno mortal
Ama dili hiçbir insan evcilleştiremez. Dil öldürücü zehirle dolu, dinmeyen bir kötülüktür.την γλωσσαν ομως ουδεις των ανθρωπων δυναται να δαμαση ειναι ακρατητον κακον, μεστη θανατηφορου φαρμακου.
Ama dili hiçbir insan evcilleştiremez. Dil öldürücü zehirle dolu, dinmeyen bir kötülüktür.а язык укротить никто из людей не может: это – неудержимое зло; он исполнен смертоносного яда.
Ama dili hiçbir insan evcilleştiremez. Dil öldürücü zehirle dolu, dinmeyen bir kötülüktür.язика ж ніхто з людей не може вгамувати, без упину бо (се) зло, повне отрути смертоносної.
Ama dili hiçbir insan evcilleştiremez. Dil öldürücü zehirle dolu, dinmeyen bir kötülüktür.אבל הלשון אין אדם יכל לכבשה אין מעצור לרעה הזאת וסם המות מלאה׃
Ama dili hiçbir insan evcilleştiremez. Dil öldürücü zehirle dolu, dinmeyen bir kötülüktür.واما اللسان فلا يستطيع احد من الناس ان يذلله. هو شر لا يضبط مملوء سمّا مميتا.
Ama dili hiçbir insan evcilleştiremez. Dil öldürücü zehirle dolu, dinmeyen bir kötülüktür.惟 獨 舌 頭 沒 有 人 能 制 伏 、 是 不 止 息 的 惡 物 . 滿 了 害 死 人 的 毒 氣
Ama dili hiçbir insan evcilleştiremez. Dil öldürücü zehirle dolu, dinmeyen bir kötülüktür.惟獨舌頭沒 有 人 能 制伏 、 是 不 止息 的 惡物 . 滿 了 害死 人 的 毒氣
Deniz gittikçe kuduruyordu. Yunusa, ‹‹Denizin dinmesi için sana ne yapalım?›› diye sordular.A povedali mu: Čo ti máme urobiť, aby sa nám upokojilo more? Lebo more sa búrilo viac a viac.
Deniz gittikçe kuduruyordu. Yunusa, ‹‹Denizin dinmesi için sana ne yapalım?›› diye sordular.In ga vprašajo: Kaj hočemo storiti s teboj, da se morje pomiri proti nam? Kajti morje je vedno bolj divjalo.
Deniz gittikçe kuduruyordu. Yunusa, ‹‹Denizin dinmesi için sana ne yapalım?›› diye sordular.바다가 점점 흉용한지라 무리가 그에게 이르되 우리가 너를 어떻게 하여야 바다가 우리를 위하여 잔잔하겠느냐
Deniz gittikçe kuduruyordu. Yunusa, ‹‹Denizin dinmesi için sana ne yapalım?›› diye sordular.Řekli ještě k němu: Což máme učiniti s tebou, aby se moře spokojilo? (Nebo moře vždy více a více bouřilo se.)
Deniz gittikçe kuduruyordu. Yunusa, ‹‹Denizin dinmesi için sana ne yapalım?›› diye sordular.Vậy họ nói rằng: Chúng ta sẽ làm gì về ngươi, hầu cho biển yên lặng cho chúng ta? Vì biển càng động thêm mãi.
Deniz gittikçe kuduruyordu. Yunusa, ‹‹Denizin dinmesi için sana ne yapalım?›› diye sordular."Wat moeten wij met u doen om een eind te maken aan deze storm?" Want de zee werd steeds dreigender.
Deniz gittikçe kuduruyordu. Yunusa, ‹‹Denizin dinmesi için sana ne yapalım?›› diye sordular.Y le preguntaron: --¿Qué haremos contigo para que el mar se nos calme? Porque el mar se embravecía más y más
Deniz gittikçe kuduruyordu. Yunusa, ‹‹Denizin dinmesi için sana ne yapalım?›› diye sordular.И сказали ему: что сделать нам с тобою, чтобы море утихло для нас? Ибо море не переставало волноваться.
Deniz gittikçe kuduruyordu. Yunusa, ‹‹Denizin dinmesi için sana ne yapalım?›› diye sordular.Тогава му рекоха: Що да ти сторим, за да утихне за нас морето? (Защото морето ставаше все по-бурно).
Deniz gittikçe kuduruyordu. Yunusa, ‹‹Denizin dinmesi için sana ne yapalım?›› diye sordular.ויאמרו אליו מה נעשה לך וישתק הים מעלינו כי הים הולך וסער׃
Deniz gittikçe kuduruyordu. Yunusa, ‹‹Denizin dinmesi için sana ne yapalım?›› diye sordular.فقالوا له ماذا نصنع بك ليسكن البحر عنا. لان البحر كان يزداد اضطرابا.
Deniz gittikçe kuduruyordu. Yunusa, ‹‹Denizin dinmesi için sana ne yapalım?›› diye sordular.他 們 問 他 說 、 我 們 當 向 你 怎 樣 行 、 使 海 浪 平 靜 呢 . 這 話 是 因 海 浪 越 發 翻 騰
Deniz gittikçe kuduruyordu. Yunusa, ‹‹Denizin dinmesi için sana ne yapalım?›› diye sordular.他 們問 他 說 、 我們當 向 你 怎樣行 、 使 海浪 平 靜呢 . 這話 是 因 海浪 越 發翻騰
Durup dinmeden yaş boşanıyor gözümden,Ajin. Moje oko sa rozplýva a nemá pokoja a to tak bez prestania,
Durup dinmeden yaş boşanıyor gözümden,Aku akan menangis tanpa berhenti
Durup dinmeden yaş boşanıyor gözümden,Hvileløst strømmer mit Øje, det kender ej Ro,
Durup dinmeden yaş boşanıyor gözümden,Ik huil onophoudelijk;
Durup dinmeden yaş boşanıyor gözümden,Il mio occhio piange senza sosta perché non ha pac
Durup dinmeden yaş boşanıyor gözümden,내 눈의 흐르는 눈물이 그치지 아니하고 쉬지 아니함이여
Durup dinmeden yaş boşanıyor gözümden,Mắt tôi tuôn nước mắt, không thôi cũng không ngớt,
Durup dinmeden yaş boşanıyor gözümden,Mắt tôi tuôn nước_mắt , không thôi cũng không ngớt ,
Durup dinmeden yaş boşanıyor gözümden,Meine Augen fließen und können nicht ablassen; denn es ist kein Aufhören da,
Durup dinmeden yaş boşanıyor gözümden,Minun silmäni vuotaa lakkaamatta, hellittämättä
Durup dinmeden yaş boşanıyor gözümden,Mi se topeşte ochiul în lacrămi, necurmat şi fără răgaz,
Durup dinmeden yaş boşanıyor gözümden,"Mis ojos vierten lágrimas y no cesan, porque no hay tregua
Durup dinmeden yaş boşanıyor gözümden,Mitt öga flödar utan uppehåll och förtröttas icke,
Durup dinmeden yaş boşanıyor gözümden,Mitt øie rinner og har ikke ro, det får ingen hvile,
Durup dinmeden yaş boşanıyor gözümden,Mon oeil fond en larmes, sans repos, Sans relâche,
Durup dinmeden yaş boşanıyor gözümden,Oči mé slzí bez přestání, proto že není žádného odtušení,
Durup dinmeden yaş boşanıyor gözümden,Oczy moje płyną bez przestanku, przeto, że niemasz żadnej ulgi,
Durup dinmeden yaş boşanıyor gözümden,Oko moje se solzi in ne neha, ni nobenega prestanka,
Durup dinmeden yaş boşanıyor gözümden,Os meus olhos derramam lágrimas, e não cessam, sem haver intermissão,
Durup dinmeden yaş boşanıyor gözümden,Szemem csörgedez és nem szünik meg, nincs pihenése,
Durup dinmeden yaş boşanıyor gözümden,Ο οφθαλμος μου σταλαζει και δεν σιωπα, διοτι δεν εχει ανεσιν,
Durup dinmeden yaş boşanıyor gözümden,Око мое изливается и не перестает, ибо нет облегчения,
Durup dinmeden yaş boşanıyor gözümden,Окото ми пролива сълзи и не престава, защото няма отрада.