Ana içeriğe geç
Sözlük

dinleyici ile cümle

dinleyici kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Şimdi Amerikalı dinleyiciler fincan istifleme ile ilgili herşeyi bilecek.Now the Americans in the audience will know all about cup stacking.
Dini lider Malcolm X, Müslüman olmayan bir dinleyici topluluğuna hitap ederken de kayda alınmıştı.Minister Malcolm X as he addressed a non-Muslim audience.
İşte, Malcolm'un dinleyicileri üzerinde böyle bir hükme sahip olmasının sebebi budur.That's Malcolm's great authority over any of his audiences.
Evet, tabii ki.[dinleyiciler alkışlar]Oh, yes. Oh, yes. [audience applause]
Dinleyicilerin biraz sessiz olmaları gerekli. [güler]The audience will have to be quiet.
Kardeş Malcolm öldü ve onu geri getirmek için yapabileceğimiz bir şey yok. >>DİNLEYİCİLER:Brother Malcolm is dead and there's nothing we can do to bring him back. AUDlENCE:
Televizyonu seveniniz var mı?(Dinleyiciler:Any of you like television? Audience:
[dinleyiciler] Takbir![audience chants "God is Mighty" in Arabic] Takbir!
Çoğu sizin gibi olan bir dinleyici grubuna konuşma yapıyormuş.He was speaking to an audience much like yourselves.
Ancak, dinleyicilerin üçte ikisiyle kalanları arasında bir perde varmış.However, two-thirds of the way there was a barrier.
Bill Gates, dinleyicileri süzdükten sonra,So Bill Gates, as he was staring out at the audience, he said,
Biz kültüre bağlı dinleyicileriz.We're culture-bound listeners.
(Dinleyici: en kötü çalana.)(Audience: The worst flute players.)
Şiirin adı "Libation", bir tür ikram içeceği. Vusi için geliyor, dinleyicilerin arasında bir yerde.The poem is called "Libation," and it's for my friend Vusi who is in the audience here somewhere.
Sayın dinleyiciler, bu harika bir oturum oldu.Members of the audience, that was a fantastic session.
Dinleyiciler arasında böyle birini tanıyan var mı?Does any one of you in the audience have that person?
Ondan sonra alkışlayan dinleyiciler, değil mi, aslında müziğin yapılmasına katılıyorlar.Then you have the clapping audience, yeah, actually taking part in doing the music.
Bilirsiniz Viyanalı dinleyiciler genelde müziğe müdahale etmezler.You know Viennese audiences usually don't interfere with the music.
Viyana'nın tersine, mesela İsrail'de dinleyiciler sürekli öksürür.Unlike, for example Israel, where audiences cough all the time.
Biliyorsunuz, etkinliği sizin gibi, evet, dinleyiciler oluşturur.You know, audiences like you, yeah, make the event.
Bir topluluk olarak dinleyicilerin bir hikâyesi var.You have the story of the audience as a community. Yeah.
Orkestradaki ve dinleyici grubundaki bireylerin kendi hikâyeleri var.You have the stories of the individuals in the orchestra and in the audience.
Siz, seçkin dinleyicilersiniz ve bunu görebiliyorsunuz.You're an elite audience. You get it.
Eğer birinin ...... (dinleyici: oyuncak ayı, oyuncak ayı)For the teddy bear? The teddy bear?
Dinleyicilerimizin tüm dikkatini toplamayı beceremedik ne yazık ki.I'm afraid we have failed to hold the full attention of our audience.
(dinleyicilerden biri:(Audience Member:
Dinleyici kitlesi cevap da verebiliyor.The audience can talk back.
Müzisyenler ve dinleyici arasında suni bir ayrım yaratmışız.We've created this artificial divide between musicians and audience.
Etrafıma baktığımda bu TEDxAmsterdam toplantısında çok özel bir dinleyici kitlesi görüyordum.When I look around this TEDxAmsterdam venue, I see a very special audience.
Buradaki dinleyicilerden, bu üç iPod'u ödünç aldım, size ne demeye çalıştığımı göstermek için.I borrowed these three iPods from people here in the audience to show you what I mean.
Şu görülen cihaz Bağırsak Dinleyici olarak adlandırılıyor.So this particular device is called the Gut Listener.
Dinleyici ţayet, ana-akým çevrecilerden, barýţ ve sosyal adalet aktivistlerinden oluţuyorsa,This is actually what it is. It is the most insane thing that people are doing.
Öyleyse dinleyicileri açık bir delil getirsin.Let one who has heard then bring a clear proof.
Dinleyici kitlesi her geçen gün büyüyor ve konser biletleri çok önceden tükeniyor.The audience is growing and tickets are sold out in advance.
Harika bir dinleyici kitlemiz, 1700’den fazla üyemiz var.We have a great audience, more than 1,700 subscribers.
Papanın dinleyicileri arasında Efendiya Ceriç de vardı.Among those in the papal audience was Efendija Ceric.
Dünyadaki caz dinleyici kitlelerinin dikkatini çekmek ikinci planda olmalıdır."Getting the attention of jazz audiences in the world should come after."
Biden genç dinleyicilere doğrudan bir mesajda gönderdi. "'89'lular gibi olun.Biden sent a direct message to the young audience. "Be like those in '89.
Konu, dinleyicilerin bam teline dokundu.The issue struck a chord with the audience.
Üsküp'te Caz Festivali dinleyicileri büyülediSkopje's Jazz Fest strikes a soulful chord
Arnavutluk'ta verdiği çoğu konserde dinleyiciler kendisinden bis yapmasını istedi.[1]She was asked to encore several times each concert when she performed in Albania.[3]
Müziğin bu kısmı, dinleyiciyi eserin başka kısımlarında da ana motiflerle tanıştırır.This section of the music introduces the main motifs, which are used in other parts of the cycle.
Konferansın sonunda Platon kalan dinleyicilere şöyle dedi: 'İyi Olan'dır.[2]At the end of the lecture Plato said to those hearers who remained: 'The Good is the One".[11]
Benmerkezci konuşma, dinleyicinin söylediklerine adapte olmayan konuşmaya atıfta bulunuyor. [2]Egocentric speech is referring to the speech that is not adapted to what the listener just said.[2]
Her halükarda, İzlandalı dinleyicilere birçok Fransız müziği tanıtmış olmaktan övünebilirim.In any case, I can boast of having introduced a lot of French music to Icelandic listeners.
Ayrıca bu yapıların bir dinleyici tarafından algılanışını da inceler.It is also concerned with the perception of these constructions by a listener.
İşin püf noktası, bu sistemdeki dinleyiciye ve ineklere ne olduğudur.The punch line is what happens to the listener and the cows in this system.
Aynı mesaj, dinleyiciye ve duruma bağlı olarak çok farklı etkilere sahip olabilir.The same message may have very different effects depending on the audience and the occasion.
Ardından dinleyicilere söz hakkı verir.Danach verneigt sich die Gemeinschaft für die Danksagung.
Fakat asıl oluşan efekt, dinleyiciyi sinirlendirmek olabilir.Der tatsächlich eingetretene Effekt ist aber, dass der Hörer sich ärgert.
Bu denemenin ilk taslağını 26 Ocak 1848 tarihinde, burada dinleyicilere okudu.Das Manuskript dieses Essays hatte er am 26. Januar 1848 dort vorgelesen.
Dinleyiciyle sıcak bir sohbet olsun istedim."Ein Versuch für seine Zuhörer“.
Bazı konserleri 12.000 dinleyiciye ulaştı.Es kamen bis zu 12.000 Zuhörer pro Konzert.
Birçok dinleyicileri olur.Sie fand zahlreiche Zuhörer.
Dinleyici: "On dolar."Gesprochen: „Zehn Vau“.
Bazı dinleyiciler tarafından bağırdılar.Viele Zuhörer applaudierten.
Sonunda dinleyicimize ulaşabilmiştik.Schlussendlich konnte sich man sich qualifizieren.
O müziğin dinleyicisi bulup dinliyor zaten.Musik schöpfen, Musik hören.
Konuşmacı, sözeylemle dinleyicinin gülmesini amaçlayabilir.Der Sprecher kann bei einem Sprechakt z. B. beabsichtigt haben, dass der Hörer lacht.
Kapsayıcı zamirler hem konuşmacıyı hem de konuşulanları içerirken, özel zamirler dinleyicileri dışlar.Reden beide gleichzeitig, wird der Lautere zum Sprecher und der Leisere kann nur hören.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod