Annem, dinleyicilerin içinden, ayağa fırlayıp,Moje máma v publiku vyskočila vzhůru:
Annem, dinleyicilerin içinden, ayağa fırlayıp,В этот момент моя мама выскочила из толпы со словами
Annem, dinleyicilerin içinden, ayağa fırlayıp,Майка ми скочи и извика:
Annem, dinleyicilerin içinden, ayağa fırlayıp,אמי, בקהל, קפצה ממקומה,
Annem, dinleyicilerin içinden, ayağa fırlayıp,أمي، التي كانت من بين المستمعين، قفزت،
Annem, dinleyicilerin içinden, ayağa fırlayıp,「あらまあ、ジョニーが話してる!」
Aynı zamanda dinleyiciler arasında muhalefet destekçileri olmamasından dolayı memnuniyetini de dile getirdi.También expresó su satisfacción por la falta de seguidores de oposición en el público.
Başka? (Dinleyici: En iyi flüt çalana verelim.)Άλλος; (Κοινό:
Bazı hikâyeler esnasında, hikâyeci bazen dinleyicilere hikâyelerine katılma şansı verir.Durante qualche storia, il narratore a volte dava agli ascoltatori la possibilità di partecipare alla storia.
Bazı hikâyeler esnasında, hikâyeci bazen dinleyicilere hikâyelerine katılma şansı verir.그리고 몇몇 이야기에서 이야기하는 사람은 때때로 청중들에게 이야기에 참여할 기회를 줍니다.
Bazı hikâyeler esnasında, hikâyeci bazen dinleyicilere hikâyelerine katılma şansı verir.Y en algunas historias, a veces el narrador daba la oportunidad de participaren la historia.
Bazı hikâyeler esnasında, hikâyeci bazen dinleyicilere hikâyelerine katılma şansı verir.И иногда рассказчик даёт возможность слушателям поучаствовать в повествовании.
Bazı hikâyeler esnasında, hikâyeci bazen dinleyicilere hikâyelerine katılma şansı verir.И по време на историите, разказвачът понякога дава на слушателите възможност да вземат участие в историята.
Ben de şu anda burada bulunan dinleyicilerin çoğunu, bunun bir arada tuttuğunu düşünüyorum.Et penser cela explique une grande partie du travail que les personnes dans cette assemblée effectuent.
Ben de şu anda burada bulunan dinleyicilerin çoğunu, bunun bir arada tuttuğunu düşünüyorum.Ich glaube, das fasst einen Großteil der Arbeiten der Leute in diesem Publikum zusammen.
Ben de şu anda burada bulunan dinleyicilerin çoğunu, bunun bir arada tuttuğunu düşünüyorum.Ik denk dat dat de aanpak van een groot deel van het werk van de mensen in dit publiek omschrijft.
Ben de şu anda burada bulunan dinleyicilerin çoğunu, bunun bir arada tuttuğunu düşünüyorum.그것이 서로 연결되어 여러분들이 바라보는 이런 저를 만들어 내게 되었습니다.
Ben de şu anda burada bulunan dinleyicilerin çoğunu, bunun bir arada tuttuğunu düşünüyorum.Myslím si, že to je spoločnou črtou veľkej časti prác, ktoré vykonávajú ľudia v tomto hľadisku.
Ben de şu anda burada bulunan dinleyicilerin çoğunu, bunun bir arada tuttuğunu düşünüyorum.Sądzę, że taki sąd przyświeca pracy Sądzę, że taki sąd przyświeca pracy wielu osób na sali.
Ben de şu anda burada bulunan dinleyicilerin çoğunu, bunun bir arada tuttuğunu düşünüyorum.Și cred că acest lucru susține o bună parte din munca pe care oamenii din acest public o abordează.
Ben de şu anda burada bulunan dinleyicilerin çoğunu, bunun bir arada tuttuğunu düşünüyorum.Y pienso que ello es lo que aglutina una gran cantidad del trabajo cercano a la gente de esta audiencia.
Ben de şu anda burada bulunan dinleyicilerin çoğunu, bunun bir arada tuttuğunu düşünüyorum.И я считаю, что именно это держит вместе ту огромную работу, которую делают люди в этой аудитории.
Ben de şu anda burada bulunan dinleyicilerin çoğunu, bunun bir arada tuttuğunu düşünüyorum.Според мен това държи заедно голяма част от работата към която подхождат хората в тази публика.
Ben de şu anda burada bulunan dinleyicilerin çoğunu, bunun bir arada tuttuğunu düşünüyorum.ואני חושב שזה מה שגורם חלק גדול מהעבודה שהאנשים מהקהל עושים, נעשה.
Ben de şu anda burada bulunan dinleyicilerin çoğunu, bunun bir arada tuttuğunu düşünüyorum.وهذا ما أعتقد أنه الأساس لعملي وأساس قدر كبير من العمل الذي يقوم به قدر كبير من بين المتواجدين هنا.
Ben de şu anda burada bulunan dinleyicilerin çoğunu, bunun bir arada tuttuğunu düşünüyorum.この会場にいる皆さんにも 共通するものだと思います もちろん私は火星にとても関心があります
Beni arkadaş olarak ekleyin. Dinleyicilerden gülenler oldu.Demandez-moi d'être votre ami.
Benim en çok dikkatimi çeken şey ise, dinleyicilerin sadece %30'dan azının erkek olduğuydu.이 연설에서 저에게 와 닿는것은 30 퍼센트 미만의 청중들이 남성이었다는 것이였습니다
Benim en çok dikkatimi çeken şey ise, dinleyicilerin sadece %30'dan azının erkek olduğuydu.Ale to čo ma zaujalo najviac bolo, že menej než 30% publika tvorili muži.
Benim en çok dikkatimi çeken şey ise, dinleyicilerin sadece %30'dan azının erkek olduğuydu.Ale to co mě zaujalo nejvíce bylo to, že méně než 30% publika tvoří muži.
Benim en çok dikkatimi çeken şey ise, dinleyicilerin sadece %30'dan azının erkek olduğuydu.Maar wat me opviel was dat minder dan 30% van het publiek man was.
Benim en çok dikkatimi çeken şey ise, dinleyicilerin sadece %30'dan azının erkek olduğuydu.Mais ce qui m'a le plus marqué, c'est que les hommes ne représentaient que 30 pour cent de son auditoire.
Benim en çok dikkatimi çeken şey ise, dinleyicilerin sadece %30'dan azının erkek olduğuydu.Mas o que me chamou mais a atenção, foi que menos de 30% do público eram homens.
Benim en çok dikkatimi çeken şey ise, dinleyicilerin sadece %30'dan azının erkek olduğuydu.Men hvad der var det mærkeligste for mig var at mindre end 30% af publikummet var mandlige.
Benim en çok dikkatimi çeken şey ise, dinleyicilerin sadece %30'dan azının erkek olduğuydu.Men vad som stod ut mest för mig var att mindre än 30 procent av publiken var män.
Benim en çok dikkatimi çeken şey ise, dinleyicilerin sadece %30'dan azının erkek olduğuydu.Nhưng điều mà tôi muốn nhấn mạnh ở đây chính là chỉ có ít hơn 30% các quý vị khán giả là nam giới.
Benim en çok dikkatimi çeken şey ise, dinleyicilerin sadece %30'dan azının erkek olduğuydu.Pero lo que más me llamó la atención es que menos del 30% del público eran hombres.
Benim en çok dikkatimi çeken şey ise, dinleyicilerin sadece %30'dan azının erkek olduğuydu.Tapi yang paling menonjol untuk saya adalah bahwa kurang dari 30 persen audiensnya adalah laki-laki.
Benim en çok dikkatimi çeken şey ise, dinleyicilerin sadece %30'dan azının erkek olduğuydu.Όμως, αυτό που ξεχώρισε περισσότερο για μένα ήταν ότι λιγότερο από το 30% του κοινού ήταν άντρες.
Benim en çok dikkatimi çeken şey ise, dinleyicilerin sadece %30'dan azının erkek olduğuydu.Але я звернула увагу, що чоловіки складали навряд чи третину аудиторії.
Benim en çok dikkatimi çeken şey ise, dinleyicilerin sadece %30'dan azının erkek olduğuydu.Но я обратила внимание, что мужчины составляли едва ли треть аудитории.
Bilet fiyatları genel dinleyicinin ilgisini çekmek için makul şekilde düşük olmalıdır.Cena powinna być w miarę niska, żeby przyciągnąć szeroką widownię.
Bilet fiyatları genel dinleyicinin ilgisini çekmek için makul şekilde düşük olmalıdır.Der Eintrittspreis sollte niedrig genug sein, um ein großes Publikum anzuziehen.
Bilet fiyatları genel dinleyicinin ilgisini çekmek için makul şekilde düşük olmalıdır.El precio de las entradas debe ser razonablemente bajo para atraer a un público más amplio.
Bilet fiyatları genel dinleyicinin ilgisini çekmek için makul şekilde düşük olmalıdır.입장권은 더 많은 관중을 모을 수 있도록 적절하게 낮은 가격이어야 합니다.
Bilet fiyatları genel dinleyicinin ilgisini çekmek için makul şekilde düşük olmalıdır.Les prix doivent être suffisamment bas pour attirer une large audience.
Bilet fiyatları genel dinleyicinin ilgisini çekmek için makul şekilde düşük olmalıdır.O preço das entradas deve ser barato para atrair bastante público.
Bilet fiyatları genel dinleyicinin ilgisini çekmek için makul şekilde düşük olmalıdır.Τα εισιτήρια πρέπει να είναι αρκετά φθηνά για να προσελκύσουν ένα ευρύ κοινό.
Bilet fiyatları genel dinleyicinin ilgisini çekmek için makul şekilde düşük olmalıdır.Билеты должны быть достаточно дешёвыми, чтобы привлечь широкую аудиторию.
Bilet fiyatları genel dinleyicinin ilgisini çekmek için makul şekilde düşük olmalıdır.מחירי כרטיסים צריכים להיות יחסית נמוכים על מנת למשוך קהל מגוון.
Bilet fiyatları genel dinleyicinin ilgisini çekmek için makul şekilde düşük olmalıdır.ينبغي أن تكون أسعار التذاكر منخفضة إلى حد معقول لجذب جمهور اوسع.
Bilet fiyatları genel dinleyicinin ilgisini çekmek için makul şekilde düşük olmalıdır.忘れないでください スピーカーや
Bilirsiniz Viyanalı dinleyiciler genelde müziğe müdahale etmezler.Anda tahu kalau penonton Wina biasanya tidak berinteraksi dengan musik yang digelar.
Bilirsiniz Viyanalı dinleyiciler genelde müziğe müdahale etmezler.En général, le public viennois n'interfère pas avec la musique.
Bilirsiniz Viyanalı dinleyiciler genelde müziğe müdahale etmezler.Het Weense publiek bemoeit zich normaal gesproken niet met de muziek moet u weten.
Bilirsiniz Viyanalı dinleyiciler genelde müziğe müdahale etmezler.비엔나의 관객들은 보통 음악을 방해하지 않습니다.
Bilirsiniz Viyanalı dinleyiciler genelde müziğe müdahale etmezler.Ni förstår, wienare brukar inte störa i musiken.
Bilirsiniz Viyanalı dinleyiciler genelde müziğe müdahale etmezler.Sapete, il pubblico viennese di solito non interferisce con la musica.
Bilirsiniz Viyanalı dinleyiciler genelde müziğe müdahale etmezler.Stiți, publicul vienez de obicei nu interferează cu muzica.
Bilirsiniz Viyanalı dinleyiciler genelde müziğe müdahale etmezler.Tudják, a bécsi közönség ritkán avatkozik bele a zenébe.