Rablerini sayıp dinleyenler ise yığınlar halinde cennete götürülürler.And those who feared their Lord will be led to Paradise in throngs.
Onların arasında, seni dinleyenler vardır.Among them some give ear to you.
Onlardan seni (okuduğun Kur'an'ı) dinleyenler de vardır.Some of them listen to you.
Onlardan seni Kur'ân okurken dinleyenler de vardır.Some of them listen to you.
Kötü olmayan kayıt etiketleri şarkıcılar ve dinleyenler için aynı şekilde güzeldirThe non evil record label that is fair to artists and customers alike
1990'ların başı ve ortalarında rock müzik dinleyenler Cult konserini cazip buldular.Those who followed rock music in the early and mid-1990s found the Cult's concert luring.
Sismolog, "Durmadan raporlar yazıyoruz ve önerilerde bulunuyoruz fakat dinleyen yok," dedi."We keep writing reports and making suggestions, but nobody listens," the seismologist said.
11 Ağustos'ta bir eğitim kampında talimatları dinleyen PKK militanları görülüyor.PKK militants listen to instructions in a training camp on 11 August.
Bu efsane, MÖ 8. yüzyılın sonlarında Homeros'u dinleyenler tarafından zaten biliniyordu. [2]This myth was already known to the hearers of Homer in the late 8th century BC.[1]
Forrester okula gider ve pür dikkat dinleyen izleyicilere içten bir deneme okur.Forrester appears, and reads a heartfelt essay to the captive audience.
Liderlerin dileklerini dinleyen iki kahraman sonunda uzlaşır.Hearkening to prayers of comrades, the two heroes reconciled at last.
Yabancı bir şarkı gibiyim. Dinleyenim çok anlayanım az.Ich bin wie ein fremdes Lied.Viele hören mich, aber nur wenige verstehen mich.
Bunları dinleyenler de (gıybet) günahına ortak olurlar.Diese meinten wiederum denjenigen, den diejenigen meinten, von denen sie den Namen gehört haben.
Kapıları dinleyenler tuttukları dileklere göre konuşmaları yorumlarlar.Gebannt lauscht die Gästeschar seinen Worten.
Bu yüzden kendi başlarına geçimlerini sağlayamazlar ve "dinleyenler" onların ihtiyaçlarını temin ederler.Die Oberen dürfen nicht die Beichte Untergebener hören, es sei denn, diese bitten von sich aus darum (can.
Bunu dinleyen binlerce insan “Hissediyoruz!Puis des milliers de gens me verront, quelle honte ! ».
Bu yüzden kendi başlarına geçimlerini sağlayamazlar ve "dinleyenler" onların ihtiyaçlarını temin ederler.Pourtant, ceux-ci ne parviennent pas à émerger et à voir leurs œuvres lues.
Anne ve babası onun uslu, tatlı ve söz dinleyen bir kız olduğunu düşünürler.Eddie a été décrit par ses parents comme un enfant tendre, gentil et aimant.
Günümüzde sadece bu tarz müzikleri dinleyenler de mevcuttur.C'est à ce moment que naquirent les sociétés musicales qui existent encore à l'heure actuelle.
Albümümü dinleyen insanların gülümsemesini istiyorum.Quiero que la gente sonría cuando escuche este disco.
Onu dinleyen ogrenciler bu masalların ne mana verdiğini anlayamamislardir.Los que todavía creen en eso, olvídense de ese cuento.
Dinleyenler tarafından genelde Bill Haley & His Comets'ın Rock Around The Clock parçasına benzetilir.Más tarde la banda sería registrada como Bill Haley & His Comets.
Dinleyenler tarafından genelde Bill Haley & His Comets'ın Rock Around The Clock parçasına benzetilir.Due mesi prima, a maggio, Bill Haley & His Comets registrarono Rock Around the Clock.
Grupların genel amacı dinleyenlerin içindeki intihar eğiliminin gerçekleşmesini sağlamaktır.Obiettivo comune di queste composizioni è quello di muovere l'animo di chi ascolta.
Klasik rabinik kaynaklarda bu isim Tanrı'yı dinleyen anlamına geldiği savunulur.В Коране ризком называются средства существования, которые Аллах даёт человеку.
Bunu dinleyen binlerce insan “Hissediyoruz!Среди них: Послушайте!
Bunları dinleyenler de (gıybet) günahına ortak olurlar.Те, которые не исполнили этого повеления, были перебиты.
Maksimum ses seviyesinde müzik dinleyen hoparlörler başarısız olabilir.Динамики при частом прослушивании музыки на максимальной громкости могут выйти из строя.
Grubun şarkılarını dinleyen Jessie J , Ekim ayında kızlara destek olacağını söylemiştir.Затем, в октябре, девушки объявили, что будут поддерживать Джесси Джей.
Konuşması ve belagatı o kadar güzeldi ki onu dinleyenler ağlamakla olmaktaydılar.Мольбы наместника были услышаны и он исцелился.
Bu durum da dinleyeni; belki başka hiçbir türde bulamayacağı bir sıcaklığa kavuşturur.“للكلمة (يُمَّه) وقعٌ موجعٌ إذا ما جاءت في وقتٍ لا تسمعكَ فيه”.
Beş ay sonra, kardeşinin prodüksiyonu olan bir mixtape'i dinleyen Dr. Dre tarafından keşfedildi.Cinco meses depois, ele foi descoberto por Dr. Dre, que ouviu uma mixtape produzida por seu irmão.
Bu yüzden kendi başlarına geçimlerini sağlayamazlar ve "dinleyenler" onların ihtiyaçlarını temin ederler.Os homens seriam capazes de ouvir os pés tremendo e, em seguida, vem em seu socorro.
Dinleyenleri güldürür ya da etki bırakır.As pessoas riam, jogavam objetos e até cuspiam.
Onu dinleyen ogrenciler bu masalların ne mana verdiğini anlayamamislardir.Adultos nunca devem ouvir vocês usarem essas palavras.
Anne ve babası onun uslu, tatlı ve söz dinleyen bir kız olduğunu düşünürler.Os pais confiaram nela como uma menina religiosa e correta.
Günümüzde sadece bu tarz müzikleri dinleyenler de mevcuttur.Este estilo psicodélico da música ainda é muito ouvido hoje.
Dinleyenler tarafından genelde Bill Haley & His Comets'ın Rock Around The Clock parçasına benzetilir.12 - In een New Yorkse studio nemen Bill Haley and his Comets het nummer Rock around the clock op.
Albümden "So Cold", "Sooner or Later", ve "Rain" adlı şarkılar tekli olarak dinleyenlere sunulmuştur.Singles van dit album zijn "So Cold", "Sooner or Later" en "Rain".
Sanatçı bu defa beyazlar içinde daha sade bir görünümle dinleyenlerinin karşısına çıktı.In de volgende jaren zou deze muziek een snelle opmars ook bij blanke luisteraars beleven.
Ve yine oldukça kaliteli bir işle dinleyenlerinin alkışlarını aldılar:"Puritanical Euphoric Misanthropia".Myślę, że wszyscy padną na kolana przed 'Puritanical Euphoric Misanthropia'".
Konuşması ve belagatı o kadar güzeldi ki onu dinleyenler ağlamakla olmaktaydılar.Vid andra tillfällen skall han ha talat till fåglar; de verkade lyssna och tystnade när han bad dem detta.
1999'da, "Human"ın erken dönem demosunu dinleyen besteci Will Gregory ile tanıştırıldı.Hon träffade kompositören Will Gregory 1999 efter att han hade lyssnat på en tidig version av låten "Human".
Egemenlik öykülerini işiten ben ben, Kulluk şarkısını dinleyen ben ben.Видав «Співаник народних пісень», Службу Божу в народних молитвах.
Sanatçı bu defa beyazlar içinde daha sade bir görünümle dinleyenlerinin karşısına çıktı.V těchto představeních hráli běloši s načerněnými obličeji.
Berrak sesi ve türküleri özgün yorumuyla dinleyenlerin hayranlığını kazanmıştır.Hovořil pak jasným a zvučným hlasem, kterým si získával srdce posluchačů.
Değerli dinleyenler, bunu kendimize hiç unutturmayalım.Za dobro buďte vděční, nezapomínejte na ně.
Albümümü dinleyen insanların gülümsemesini istiyorum.Vreau ca oamenii să zâmbească când îl aud.
Dinleyenleri güldürür ya da etki bırakır.Îi place să râdă de oameni, făcându-i să strănute, sau umblându-le prin lucruri.
Beş ay sonra, kardeşinin prodüksiyonu olan bir mixtape'i dinleyen Dr. Dre tarafından keşfedildi.Öt hónappal később Dr. Dre fedezte fel, aki meghallgatta a mixtape-jét, melynek a producere Game bátyja volt.
Hava gitarı hem konserde bulunan hem de evde müzik dinleyen hayranlar arasında popülerdir.A metálrajongók között népszerű a léggitározás, mind koncerten, mind az otthoni zenehallgatás közben.
Dinleyenler tarafından genelde Bill Haley & His Comets'ın Rock Around The Clock parçasına benzetilir.Ezentúl Bill Haley & His Comets néven zenéltek, egyre közelebb a világhírhez.
Sözlerine şu cümle ile devam etti: “Ayakta dersi dinleyen birçok kişi vardı.Erről így nyilatkoztak: „Sok hely van, ahol meghallgatásokat tarthatunk.
Albümden "So Cold", "Sooner or Later", ve "Rain" adlı şarkılar tekli olarak dinleyenlere sunulmuştur.Albumin kolme kappaletta "So Cold", "Sooner or Later" ja "Rain" julkaistiin singleinä.
Albümümü dinleyen insanların gülümsemesini istiyorum.Piirpauken albumeilla vierailleita muusikoita.
Egemenlik öykülerini işiten ben ben, Kulluk şarkısını dinleyen ben ben.Η μουσική είναι ο τρόπος ζωής μου, τραγουδώ για την χαρά που μου δίνει το τραγούδι.
Dinleyenleri güldürür ya da etki bırakır.Den bestemmer og påvirker ved at udgyde latter over inuitterne.
Bu konuşmayı dinleyenler arasında, Amiral Karl Dönitz ve Silahlı Kuvvetler Bakanı Albert Speer vardı.Hadirin yang mendengarkan pidato ini termasuk Laksamana Karl Dönitz dan Menteri Albert Speer.
Bunu dinleyen binlerce insan “Hissediyoruz!"Ribuan Masyarakat Dayak Dukung Jokowi-Ma'ruf Amin".
“Hayret edilecek şekilde, ilgiyle dinleyen çok az kişi buldum."Sedikit sekali manusia yang tahu berterima kasih.