Ayrıca istasyon danışmanı'nın ofisi ve otobüs şoförleri için dinlenme odaları da bulunmaktadır.Rakennuksessa oli myös taukotila linja-autonkuljettajille sekä henkilökunnan asuntoja.
Sebt, haftalık bir dinlenme günü ya da ibadet zamanıdır.Pyhäpäivä on sunnuntai tai kirkollinen juhlapäivä.
Abraham dinlenmek ister ancak Glenn yola devam etmek istemektedir.Yrittää vähän kapinoida, jos vain Glenda antaa luvan.
Postabdomen, dinlenme sırasında yana doğru kıvrık durur.Juomisen jälkeen hän lepää palmupuun alla.
İyileşmesi için altı ay kadar dinlenmek zorunda kaldı.Hän joutui olemaan hoidossa puoli vuotta, jonka jälkeen hän parantui.
Dokuzuncu gece dinlenmek için durakladılar.Iltayhdeksältä alkoivat iltatoimet.
Biz dinlenmeden daha uzağa gidemeyiz.Jos emme saa levätä, emme pysty menemään kauemmas.
Sen hastasın. Dinlenmek zorundasın.Olet sairas. Sinun on levättävä.
Sadece dinlenmek istiyorum.Haluan vain levätä.
Dokuzuncu gece dinlenmek için durakladılar.Ανακτήθηκε στις 9 Νοε.
Eğrek: Dinlenme yeri.Ξεκούραση, ανάπαυση.
Bir müddet dinlenmeye bırakılır.Κάποτε θα μπορεί να αναπαυθεί εν ειρήνη.
Çevresi, dinlenme havuzu olarak kullanılmaktadır.Το περιστύλιο χρησιμοποιούταν ως χώρος αναψυχής.
İyileşmesi için altı ay kadar dinlenmek zorunda kaldı.Χρειάστηκε εννέα μήνες για να αναρρώσει.
Dinlenme (D): Yorgunluğun üstesinden gelmek için kısa süreli yapılan istirahat.Γ’ Βαθμού (III): Πρόπτωση κατά το σκύψιμο που απαιτεί χειροκίνητη μείωση.
Dinlenmek şarttır.Fjernelse af rust.
Bundan sonra Michaels'ın dinlenmesi gerekti.Herefter tog Michaels endnu engang pause fra wrestling.
Optimum medicamentum quies est En iyi ilaç dinlenmektir.Den Grønne Eco, den mest simple, genopretter helbredet.
Bir müddet dinlenmeye bırakılır.De beslutter at holde en pause.
Ayın 28. günü bir dinlenme günü olurdu.Missionens ottede dag d. 22. marts, skulle have været en delvis hviledag.
Ayrıca istasyon danışmanı'nın ofisi ve otobüs şoförleri için dinlenme odaları da bulunmaktadır.Derudover kan der være mulighed for henstilling af busser og opholdsrum for buschaufførerne.
Bu gol bir kuş golü olup göçmen kuşların göçleri sırasında bu kuşlara bir dinlenme yeri sağlar.Et mindesmærke med fugle i flugt erindrer om dette.
YouTube üzerinde şarkı, birkaç saat içinde iki milyon dinlenme yakaladı.Sangen har opnået Guld (streaming), og haft næsten 2 millioner visninger på YouTube.
Sessiz sakin dinlenmeye uygundur.Det er ubehagelig å sitte stille.
Dokuzuncu gece dinlenmek için durakladılar.Klokken ni på kvelden var det leggetid.
Abraham dinlenmek ister ancak Glenn yola devam etmek istemektedir.Jakob ønsker å dra med sitt hus, men Laban ønsker at han forblir.
Dinlenmek için herhangi bir tesis yoktur.Ingen symptomer ved hvile.
Bir müddet dinlenmeye bırakılır.Da ble han beordret på hvile.
Tekne sahiplerinin dinlenmeleri için yat limanı mevcuttur.I havnen finnes det tørrdokk for skipsreparasjoner.
Geleneksel olarak Middle Sunday (Ortadaki Pazar günü) karşılaşma yapılmaz ve dinlenmeye ayrılır.Tradisjonelt ble det ikke spilt på den midterste søndagen («Middle Sunday»).
Ve ilçemizde dinlenmeleri için yardımcı oluyorum" diye konuştu.Vi ber bare om at du støtter oss i vår store svakhet.»
Optimum medicamentum quies est En iyi ilaç dinlenmektir.Optimum medicamentum quies est Obat yang terbaik adalah ketenangan.
Orman birçokları tarafından Tokyo'nun merkezinde rekreasyon ve dinlenme alanı olarak görülür.Hutan ini sebagian besar dikunjungi sebagai tempat rekreasi dan relaksasi di pusat kota Tokyo.
Dachau'nun SS doktorları tarafından yapılan bir muayene sonucunda dinlenmesi gerekli olduğu sonucuna ulaşıldı.Pengamatan medis oleh dokter SS di Dachau memperlihatkan ia butuh istirahat.
Aynı ayda, LSSAH birliği dinlenmek için Fransa'ya transfer oldu.Dalam bulan yang sama, LSSAH dipindah ke Prancis, untuk beristirahat dan memulihkan diri.
Her çalışanın ortak eğlence ve dinlenme merkezlerine giriş hakkı vardır.Setiap karyawan memiliki akses menuju pusat hiburan kantor.
İyileşmesi için altı ay kadar dinlenmek zorunda kaldı.Ia harus menjalani pemulihan kesehatan selama 1 bulan lamanya.
3. tavlamadan sonra bir alana serilerek dinlenmeye bırakılır.Sebaiknya istirahat sedikit lama di pos 3 ini.
Bu bölge iyi bir dinlenmeyle düzelmektedir.Segera kota ini menjadi tempat peristirahatan terkenal.
Rick onlara katılmak ister ama Michonne, Rick'in dinlenmeye ihtiyacı olduğunu söyler.Rick nói rằng anh sẽ đi cùng nhưng Michonne bảo anh cần nghỉ ngơi.
İyileşmesi için altı ay kadar dinlenmek zorunda kaldı.Vào tháng 5 năm ấy, ông được rời ngũ 3 tháng để phục hồi sức khỏe.
YouTube üzerinde şarkı, birkaç saat içinde iki milyon dinlenme yakaladı.Video âm nhạc của "Love Song" trên YouTube đạt 2 triệu lượt xem chỉ trong hai ngày.
“Doktor istirahat edip dinlenmemi istedi” cümlesi duru değildir.Lý Hanh hỏi bà sao không nghỉ ngơi, bà đáp: "Không có thời gian nghỉ ngơi".
Verdiği öğütlerin dinlenmesini ister.Nó cố gắng dự đoán những lời khuyên mà người dùng mong muốn.
Ada Tokyo sakinlerinin yazlık dinlenme mekanıdır.Thành phố Port Said cũng là một nơi nghỉ mát mùa Hè.
Buna ilaveten Haçlı ordusu çok yorgundu ve bir müddet dinlenmesi gerekmekteydi.Ford cho rằng, binh sĩ miền Nam đã mỏi mệt nên cần được nghỉ ngơi.
Yom Kipur'un bir dinlenme günü olmasını kanunlaştırmıştır.Tập 76: Hyun Kyung cho Se Kyung một ngày nghỉ.
Bağışıklık sistemi uyku ve dinlenmeyle güçlenir, stresle zayıflar.免疫系は睡眠や休息によって増強され ストレスによって損なわれる。
Sonrasında 1 dakika boyunca dinlenmek zorundadır.その後故障により1年の休養に入る。
İyileşmesi için altı ay kadar dinlenmek zorunda kaldı.治るまでに長くて6ヵ月ほどかかることがある。
Bundan sonra Michaels'ın dinlenmesi gerekti.以降、ミイは元気を取り戻した。
Bir gün Li, dağlarda Wen ile dinlenmektedir.それは飯盛山で白虎隊が自刃した日である)。
Dokuzuncu gece dinlenmek için durakladılar.夜9時になると眠くなる。
Turnede değilken evde dinlenmeyi sever.休みの日は、外出せず家で過ごすのが好きだった。
Yom Kipur'un bir dinlenme günü olmasını kanunlaştırmıştır.ヨム・キプル(贖罪の日)には飲食が禁じられる。
Kervancıların dinlenme yerlerinden biri de bu kasabadır.また、卸団地も一部当町に属する。
Dinlenmek şarttır.休養に入る。
Her akşam saat 21:55'te çalınmakta ve hem Alman hem de müttefik askerleri tarafından ilgiyle dinlenmekteydi.毎晩21時57分になると、戦場ではドイツ軍、連合国軍を問わず、兵士たちはラジオをつけて聴いていた。
Eğrek: Dinlenme yeri.いっぷく - 休憩。
Bir müddet dinlenmeye bırakılır.我想好好休息一下。