Ana içeriğe geç
Sözlük

dinlemek ile cümle

dinlemek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Sabah erkenden bütün halk O'nu tapınakta dinlemek için O'na akın ediyordu.All the people came early in the morning to him in the temple to hear him.
Petrus ve öbür elçiler şöyle karşılık verdiler: ‹‹İnsanlardan çok, Tanrının sözünü dinlemek gerek.But Peter and the apostles answered, "We must obey God rather than men.
Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rabbin sözünü dinlemek için toplanmıştı.The next Sabbath almost the whole city was gathered together to hear the word of God.
Doğrusu Biz sizinle beraber dinlemekteyiz.Go with My signs, both of you.
Doğrusu onlar vahyi dinlemekten uzak tutulmuşlardır.They have been precluded from hearing it.
Biz sizinleyiz, herşeyi dinlemekteyiz."I am verily with you and I hear.
"Ayetlerimizi götürün. Biz sizinleyiz, herşeyi dinlemekteyiz."He said, “Not like this (any more); both of you go with Our signs, We are with you, All Hearing.”
Bir zaman, cinlerden bir topluluğu Kur'an dinlemek üzere sana yöneltmiştik.And recall what time We turned towards thee a company Of the Jinns hearkening Unto the Qur'an.
Hani cinlerden birkaçını, Kur'an dinlemek üzere sana yöneltmiştik.And recall what time We turned towards thee a company Of the Jinns hearkening Unto the Qur'an.
Onlar Kur'ân'ı dinlemek için hazır bulundukları zaman birbirlerine "susun" dediler.So when they came in the presence thereof they said: give ear.
Cinlerden bir grubu, Kuran'ı dinlemek üzere sana yöneltmiştik.And recall what time We turned towards thee a company Of the Jinns hearkening Unto the Qur'an.
Artık şimdi kim dinlemek istese, kendisini gözetleyen bir ışın bulur.But he who listeneth now findeth a flame in wait for him;
"Oysa gerçekte biz, dinlemek için onun oturma yerlerinde otururduk.And we used to sit on places (high) therein to listen.
"Biz eskiden, onun, dinlemek için oturulan yerlerinde otururduk.And we used to sit on places (high) therein to listen.
"Doğrusu biz göğün bazı mevkilerinde dinlemek için otururduk.And we used to sit on places (high) therein to listen.
Ancak şimdi her kim dinlemek isterse kendisini gözleyen bir ateş topu bulur."But he who listeneth now findeth a flame in wait for him;
Allah: "Hayır; ikiniz mucizelerimizle gidiniz. Doğrusu Biz sizinle beraber dinlemekteyiz.The Lord said, "Have no fear, both of you go with Our miracles.
Dinlemek için bir soket açılamadı:% 1Could not open a socket for listening: %1
Telaffuzu dinlemek için tıklayınClick to play pronunciation
Bu toplu yardım kampanyası ile amacımız Suriyelileri dinlemektir.With this crowdfunding campaign we aim to listen to Syrians.
SETimes Podcast: dinlemek için buraya tıklayın!SETimes podcast: click here to listen!
"Bizler seçmeniz ve hükümet bizi dinlemek zorunda kalacak.""We are voters and the governments will have to listen to us."
Ses kaydını dinlemek ya da video görüntülerini izlemek için aşağıdaki bağlantılara tıklayın.To listen to audio or to view video, please click on the links provided above.
Telefon dinlemek için de devlet mahkemesi tarafından önceden izin alınması gerekecek.Wiretaps will have to be authorised in advance by the state court.
Davacılar devleti 1999 ve 2000 yıllarında yasadışı olarak telefon dinlemekle suçlamışlardı.The plaintiffs had charged the state with conducting illegal wiretaps in 1999 and 2000.
İnternet sağlayıcısından gelen kişi sorunlarımızı dinlemek istemedi.The guys from the internet provider didn't want to hear about our problems.
Söz gelimi, radyoyu dinlemek bir dergi okumaktan çok daha farklıdır.For instance, hearing the radio is very different from reading a magazine.
Nearchus sırrı dinlemek için eğildiğinde, Zenon kulağını ısırdı.When Nearchus leaned in to listen to the secret, Zeno bit his ear.
Şikâyetlerini dinlemekten bıktım.Ich habe es satt, mir dein Gejammer anzuhören.
Ben sadece biraz müzik dinlemek istedim.Ich wollte nur etwas Musik hören.
Onu dinlemekten bıktım.Ich habe es satt, mir das anzuhören.
'Hâlbuki biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk.So stehn wir unter freiem Himmel und sagen das Wahre und Rechte laut.
Böylelikle onu dinlemek isteyenler için geniş bir mekânda konser vermiş olacaklardı.Daher wollte er Überblickswerke liefern, die ein breites Publikum ansprachen.
Söz gelimi, radyoyu dinlemek bir dergi okumaktan çok daha farklıdır.Das sei viel fundierter, als wenn man nur eine Zeitung lese.
Herkes onun kendisini dinlemek ister.Jedermann kann sie sich dort anhören.
Öğretilerini dinlemek isteyen müritleri ona eşlik ederler.Er wird begleitet von Anhängern, die seinen Lehrreden lauschen.
Kral da mecburen dinlemek zorunda kalır.Der König hört das und erfüllt ihren Wunsch.
Brandt o sırada generalin anlattıklarını dinlemekteydi.Brandt, in den Mittelpunkt seiner Verkündigung rückte.
Gıybet ve İftira haram olduğu gibi bunları dinlemek de haramdır.Abzulehnen ist nur der Zeitvertreib und die Spielerei beim Hören."
Aynı zamanda kitap okuyup müzik dinlemektedir.Hier hört der Jugendliche Musik und liest Bücher.
Haberleri dinlemek için radyoyu açtım.J'ai allumé la radio pour écouter les nouvelles.
Onun söylediğini dinlemek zorunda değilsin.Tu ne dois pas écouter ce qu'il dit.
Ben sadece biraz müzik dinlemek istedim.Je voulais juste écouter un peu de musique.
Müzik dinlemek, tercih ettiğim bir eğlencedir.Écouter de la musique est ma distraction préférée.
Kimse dinlemek istemiyordu.Personne ne voulait écouter.
Hiç kimse dinlemek istemezdi.Personne ne voudrait écouter.
Kimse dinlemek istemezdi.Personne ne voudrait écouter.
Dinlemek zorundasın.Tu dois écouter.
Böylelikle onu dinlemek isteyenler için geniş bir mekânda konser vermiş olacaklardı.Une grande peur s'empara de tous ceux qui en entendaient parler.
Dinlemekte problem mi yaşıyorsunuz?Can You Feel the Silence?
Aynı zamanda kitap okuyup müzik dinlemektedir.Il apprend également à lire la musique.
Kral da mecburen dinlemek zorunda kalır.Le roi fut obligé d'intervenir.
Saruman bu iyiliği karşılıksız bırakmış, sadece dinlemekle yetinmiştir.C’est bien Marie qui a choisi la meilleure part ; elle ne lui sera pas enlevée ».
Eğer dinlemekten çok konuşmamız gerekseydi, iki ağzımız bir kulağımız olurdu.Si tuviéramos que hablar más que escuchar tendríamos dos bocas y una oreja.
Onun söylediğini dinlemek zorunda değilsin.No tienes que escuchar lo que dice.
Sizi dinlemek istemiyorum.No quiero escucharos.
Dün bunu seninle konuşmak istedim ama sen dinlemek istiyor gibi görünmüyordun.Ayer quería hablar contigo acerca de eso, pero no parecía que quisieras escuchar.
Yedi senede bir bütün Yahudiler Hakel'in okunuşunu dinlemek için Tapınağa gelmeliydi.Cada siete años, todos los judíos estaban obligados a reunirse en el templo para la lectura Hakhel.
Herkes onun kendisini dinlemek ister.A todos fascina escucharse a sí mismos.
Şarkıyı söyledik, insanlar yine dinlemek istedi.Cantaba lo que la gente quería escuchar.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod