Ana içeriğe geç
Sözlük

dinlemek ile cümle

dinlemek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Aynı zamanda kitap okuyup müzik dinlemektedir.Leían los mismos libros y escuchaban la misma música.
Gıybet ve İftira haram olduğu gibi bunları dinlemek de haramdır.Pero ¿han escuchado, como fueron acosados?
Konserlerine çıkmadan önce eski türküleri ve deyişleri dinlemektedir.Vamos a ver cómo van las cosas antes de los conciertos.
Zira onu bu hâliyle dinlemekten fazlasıyla mutluymuşuz meğer."Vosotros no lo oísteis de nosotros, ¿verdad?"
Ana madde: Sihirli Flüt diskografi Dinlemekte problem mi yaşıyorsunuz?La pregunta es: ¿está el mercado preparado para deshacerse de los discos duros?
Punk-rock dinlemektedir.El estilo es punk-rock.
Haber dinlemek için radyoyu açtım.Ho acceso la radio per ascoltare le notizie.
Eğer dinlemekten çok konuşmamız gerekseydi, iki ağzımız bir kulağımız olurdu.Se avessimo avuto più bisogno di parlare che di ascoltare, saremmo nati con due bocche e un solo orecchio.
Çılgın bir sürüş tarzı vardır ve heavy metal müzik dinlemektedir.Va matto per le motociclette e la musica Heavy Metal.
Dinlemekte problem mi yaşıyorsunuz?Ci avete fatto caso?
Aynı zamanda kitap okuyup müzik dinlemektedir.Legge e ascolta musica.
Neden ben bütün her şeyi dinlemek zorundayım?Почему я должен всё это выслушивать?
Senin şikayetlerini dinlemekten yoruldum.Я устал выслушивать твои жалобы.
Ben sizin açıklamalarınızı dinlemek istemiyorum.Я не хочу выслушивать ваши объяснения.
Kimse dinlemek istemiyordu.Никто не хотел слушать.
Senin teorilerinden birini bile dinlemek benim ilgimi çekmiyor.Мне неинтересно выслушивать твои очередные теории.
Zira onu bu hâliyle dinlemekten fazlasıyla mutluymuşuz meğer."Надеюсь, мы прошли это прослушивание».
Yedi senede bir bütün Yahudiler Hakel'in okunuşunu dinlemek için Tapınağa gelmeliydi.Каждые семь лет все евреи должны были собираться в Храме, чтобы слушать чтение Торы царём (заповедь хахель).
Şarkıyı söyledik, insanlar yine dinlemek istedi.«Почему людям не услышать ещё раз эти песни?
Herkes onun kendisini dinlemek ister.Каждый хочет постоять за себя.
Kraliçe kendinden şefaat isteyen genç kizi dinlemek zorunda kalır.Но царица призывает стражу, которая набрасывается на девушек.
Punk-rock dinlemektedir.Основным направлением был панк-рок.
Hobileri: Müzik dinlemek, CD koleksiyonu.Мистические песнопения, запись CD.
Bundan önce sadece Poison ve Guns N' Roses gibi glam metal grupları dinlemektedir.До этого он увлекался глэм-метал/хард-рок группами, таким как Guns N' Roses и Poison.
Michael ve Sucre, Michael'ın dışarı gömdüğü kayıt cihazının kaydettiklerini dinlemektedir.Утром, Скайлер и Майкл приезжают забрать вещи, которые забыли в доме.
Burada dinleyicilerinin haftalarca okumasını dinlemek için toplandıkları görülüyordu.В семье было заведено вечерами читать вслух.
'Hâlbuki biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk.Небо и земля услышат нас, свидетелями будут звезды светящиеся.
Amaç dünyadan kaçmak ve medeniyetten uzak olarak kafayı dinlemektir.وهدفهم هو البعد عن العالم وإمتاع عقولهم بالبعد عن الحضارة.
Punk-rock dinlemektedir.مؤشر التكديس Stack Pointer.
Senin övüngen masallarını dinlemekten bıktım.سئمت من سماع حكايات مدح نفسك.
Senin övüngen masallarını dinlemekten bıktım.سئمت من سماع حكايات تبجحك.
Hanami kutlamaları genellikle yeme ve içme, oynama ve müzik dinlemek gibi etkinlikleri içerir.As celebrações do hanami normalmente envolvem muita comida, bebida e música.
Dinlemekte problem mi yaşıyorsunuz?Gostaria de escutar?
Herkes onun kendisini dinlemek ister.Todos pararam para ouví-lo.
Stetoskop (stethoscope), vücut içinde oluşan sesleri dinlemek için kullanılan tıbbi bir cihazdır.Um otoscópio é um equipamento médico utilizado para observar o interior da orelha.
Aynı zamanda kitap okuyup müzik dinlemektedir.Também escreve e compõe música.
Böylelikle onu dinlemek isteyenler için geniş bir mekânda konser vermiş olacaklardı.Ao fazer isso, eles esperavam atrair audiências mais amplas.
Ders çalışırken, klasik müzik dinlemekten hoşlanıyorum.Eu gosto de escutar música clássica enquanto estudo.
Böylelikle onu dinlemek isteyenler için geniş bir mekânda konser vermiş olacaklardı.Daarna reisde hij rond, toespraken houdend tot wie luisteren wilde.
'Hâlbuki biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk.En deze stem hebben wij zelf uit de hemel horen klinken, toen wij met Hem op de heilige berg verbleven.
Stetoskop (stethoscope), vücut içinde oluşan sesleri dinlemek için kullanılan tıbbi bir cihazdır.Een stethoscoop (Grieks stèthos = borst(kas)) is een instrument om naar geluiden in het lichaam te luisteren.
Basê, kasetleri çıkarmış ve onları dinlemektedir.Bond verwisselt de tapes en luistert het gesprek af.
Bu sırada FBI konuşmaları dinlemektedir.Dit gesprek wordt door de FBI afgeluisterd.
Buna ek olarak, kullanıcılar kendi müzik kütüphanelerinde dinlemek için ek akış akışlarına girebilirler.De gebruiker heeft ook de mogelijkheid om zelf geluiden toe te voegen in de zogenaamde geluidsbibliotheek.
Müzik dinlemek, dans etmek ve hatta gülmek yakışıksız olarak görülür.Muziek, liederen en dans worden vooral erg gewaardeerd.
Amaç dünyadan kaçmak ve medeniyetten uzak olarak kafayı dinlemektir.De uitdaging is, om toch buiten te lopen en de mannen te ontwijken.
Punk-rock dinlemektedir.De groep is Punk-geïnspireerd.
Herkes onun kendisini dinlemek ister.Daarom mag iedereen erbij horen.
Dinlemekte problem mi yaşıyorsunuz?Kunt u tegen kritiek?
Jackson ailesi ilk defa şarkı yayını dinlemek için bir radyo etrafında toplandı.De Soirées musicales waren voor het eerst te horen tijdens een radio-uitzending.
Hobim müzik dinlemektir.Mijn hobby is muziek beluisteren.
Dinlemek zorundasın.Je moet luisteren.
'Hâlbuki biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk.Przyjaźń jest dobroczynnym darem nieba, a stąd jakże byśmy o niej zapomnieć mogli!
Ayrıca radyoların şarkıyı çalmak, insanların da dinlemek isteyeceğini de ekledi.Chciałam również umieścić tę piosenkę, aby dać ludziom nadzieję.
Kimse benim fikirlerimi dinlemek istemiyor.Nikt nie chce słuchać moich poglądów.
Şikayet etmeni dinlemek istemiyorum.Nie chcę słuchać twojego narzekania.
O emirleri dinlemekten başka seçeneğim yok.Nie mam innego wyboru niż słuchać tych rozkazów.
Aynı zamanda kitap okuyup müzik dinlemektedir.Han började också läsa böcker och lyssna på musik.
Dinlemekte problem mi yaşıyorsunuz?Problem att lyssna på filerna?
Kral da mecburen dinlemek zorunda kalır.Kungen lyssnar i smyg.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod