"Sadece bir an için dinlemek," dedi yan odada yöneticisi; "diye dönüm tuşuna basın."Samo poslušaj za trenutek," je rekel ravnatelj v sosednji sobi, "je za obračanje ključ.
"Sadece bir an için dinlemek," dedi yan odada yöneticisi; "diye dönüm tuşuna basın."Wystarczy posłuchać przez chwilę", powiedział dyrektor w pokoju obok, "on jest włączenie klucza.
"Sadece bir an için dinlemek," dedi yan odada yöneticisi; "diye dönüm tuşuna basın."Μόλις ακούσουν για μια στιγμή", δήλωσε ο διευθυντής στο διπλανό δωμάτιο?
"Sadece bir an için dinlemek," dedi yan odada yöneticisi; "diye dönüm tuşuna basın."Просто слухайте на хвилину", сказав менеджер в сусідній кімнаті, "він поворотом ключ.
"Sadece bir an için dinlemek," dedi yan odada yöneticisi; "diye dönüm tuşuna basın."Просто слушайте на минуту", сказал менеджер в соседней комнате, "он поворотом ключ.
"Sadece bir an için dinlemek," dedi yan odada yöneticisi; "diye dönüm tuşuna basın."Просто слушам за момент," каза мениджър в съседната стая, той е превръщането на ключ.
"Sadece bir an için dinlemek," dedi yan odada yöneticisi; "diye dönüm tuşuna basın."תקשיב רגע", אמר מנהל בחדר הסמוך, "הוא הופך את
"Sadece bir an için dinlemek," dedi yan odada yöneticisi; "diye dönüm tuşuna basın."مجرد الاستماع للحظة واحدة" ، وقال المدير في الغرفة المجاورة ، "انه تحول
"Sadece bir an için dinlemek," dedi yan odada yöneticisi; "diye dönüm tuşuna basın.キー。"大きな励みとなったグレゴールのため。
Sen de gelip dinlemek ister misin?" derdi.Át akarsz jönni meghallgatni?"
Sen de gelip dinlemek ister misin?" derdi.Chcesz przyjść i posłuchać?"
Sen de gelip dinlemek ister misin?" derdi.여기와서 우리들의 이야기를 들을래요?"
Sen de gelip dinlemek ister misin?" derdi."Vill du komma över och lyssna?"
Sen de gelip dinlemek ister misin?" derdi.Voulez-vous venir et écouter ? "
Sen de gelip dinlemek ister misin?" derdi.Vrei să vii şi să asculţi?"
Sen de gelip dinlemek ister misin?" derdi.Vuoi venire ad ascoltare?"
Sen de gelip dinlemek ister misin?" derdi.Wil je hierheen komen om te luisteren?"
Sen de gelip dinlemek ister misin?" derdi.Wollen Sie kommen und zuhören?"
Sen de gelip dinlemek ister misin?" derdi.Θέλεις να έρθεις από δω και να μας ακούσεις;"
Sen de gelip dinlemek ister misin?" derdi.Искаш ли да дойдеш и да слушаш?"
Sen de gelip dinlemek ister misin?" derdi.Хочешь прийти и послушать?"
Sen de gelip dinlemek ister misin?" derdi.אתה רוצה לבוא ולהקשיב?"
Sen de gelip dinlemek ister misin?" derdi.هل تود القدوم إلى هنا وتستمع ؟
Sen de gelip dinlemek ister misin?" derdi.「もちろん 伺いたいです」と答えると
Sessizliğin seslerini dinlemekteyim.Estoy escuchando los sonidos del silencio.
Sessizliğin seslerini dinlemekteyim.Iar acum ascult sunetul tăcerii.
Sessizliğin seslerini dinlemekteyim.Ik luister naar het geluid van de stilte
Sessizliğin seslerini dinlemekteyim.J'écoute le son du silence.
Sessizliğin seslerini dinlemekteyim.Sto ascoltando il suono del silenzio.
Sessizliğin seslerini dinlemekteyim.Tôi đang lắng nghe thanh âm của sự yên lặng.
Sessizliğin seslerini dinlemekteyim.Wsłuchuję się w dźwięki ciszy.
Sessizliğin seslerini dinlemekteyim.Ακούω τους ήχους της σιωπής.
Sessizliğin seslerini dinlemekteyim.Слушам звука на тишината.
Sessizliğin seslerini dinlemekteyim.Я слушаю звук тишины.
Ses üzerine koskoca bir kitap yazdım. Yani hayatım dinlemekle geçiyor.소리에 대해서 책도 썼어요. 전 듣기위해 삽니다.
Ses üzerine koskoca bir kitap yazdım. Yani hayatım dinlemekle geçiyor.כתבתי ספר שלם על זה. כך שאני חי כדי להקשיב.
Ses üzerine koskoca bir kitap yazdım. Yani hayatım dinlemekle geçiyor.لقد كتبت كتاب كاملاً عن الصوت .. انا أعيش لكي استمع
Ses üzerine koskoca bir kitap yazdım. Yani hayatım dinlemekle geçiyor.皆さんには私のようなことをしろとは求めませんが
Simeon ise şöyledir dinlemek için:lắng nghe, trong khi Simeon đọc như sau:
Sizi duyamadım. Dinlemek ister misiniz?Nem hallom, akarják meghallgatni?
Sizin gibi sıralarda oturup saatlerce bir şeyler dinlemek onları canlandırıp neşelendirmiyor.Ellos no son como Uds, que pueden estar sentados y pasar así horas y horas escuchando.
Sizin gibi sıralarda oturup saatlerce bir şeyler dinlemek onları canlandırıp neşelendirmiyor.기존의 교육체계는 이 학생들에게 활기를 불어 넣지 못합니다. 이 학생들은 여러분들처럼 줄 맞춰 앉아서 몇시간 동안이나 계속되는 강의를 듣지 못합니다.
Sizin gibi sıralarda oturup saatlerce bir şeyler dinlemek onları canlandırıp neşelendirmiyor.Nenadchýňa ich. Oni nie sú ako vy, čo dokážete sedieť v radoch a počúvať, čo vám hovoria, hodinu za hodinou.
Sizin gibi sıralarda oturup saatlerce bir şeyler dinlemek onları canlandırıp neşelendirmiyor.Nepovzbuzuje je to. Nejsou jako vy všichni, co tady sedíte v řadách a posloucháte myšlenky hodinu za hodinou.
Sizin gibi sıralarda oturup saatlerce bir şeyler dinlemek onları canlandırıp neşelendirmiyor.Nie są jak my i nie mogą siedziec w rządkach i słuchać wykładów przez wiele godzin.
Sizin gibi sıralarda oturup saatlerce bir şeyler dinlemek onları canlandırıp neşelendirmiyor.Δεν μοιάζουν σε εσάς που μπορούν να κάθονται σε μια καρέκλα και να ακούνε επί ώρες διαλέξεις.
Sizin gibi sıralarda oturup saatlerce bir şeyler dinlemek onları canlandırıp neşelendirmiyor.Они не способны сидеть спокойно, как мы с вами, и часами слушать преподавателя.
Sizin gibi sıralarda oturup saatlerce bir şeyler dinlemek onları canlandırıp neşelendirmiyor.זה לא מרגש אותם. הם לא כמו כולכם שיכולים לשבת בשורות ולשמוע דברים שנאמרים לכם שעה אחר שעה.
Sizin gibi sıralarda oturup saatlerce bir şeyler dinlemek onları canlandırıp neşelendirmiyor.فهي لا تحفزهم. انهم ليسوا مثلكم. فهم لا يجلسون في صفوف و لا يستمعون لاشياء تلقى عليهم ساعة تلو الاخرى
Sizin gibi sıralarda oturup saatlerce bir şeyler dinlemek onları canlandırıp neşelendirmiyor.生徒たちは、みなさんと違って、並んで座って 何時間も講義を聞くことはできません 生徒は何かを実行したい、自らの手を汚したい、
Sonrasını dinlemek istiyor musunuz?E vuoi saperne di più?
Tabii ki, benim işim tamamen dinlemekle ilgili, ve amacım da, gerçekten, dünyaya dinlemeyi öğretmek.Az én munkám a figyelés, a hallgatás, és az a célom, hogy megtanítsam a világot hallgatni.
Tabii ki, benim işim tamamen dinlemekle ilgili, ve amacım da, gerçekten, dünyaya dinlemeyi öğretmek.Bien sûr, écouter est mon travail, et mon but est véritablement d'enseigner au monde à écouter.
Tabii ki, benim işim tamamen dinlemekle ilgili, ve amacım da, gerçekten, dünyaya dinlemeyi öğretmek.Celá moja práca je o počúvaní a mojím cieľom je naučiť svet, ako počúvať.
Tabii ki, benim işim tamamen dinlemekle ilgili, ve amacım da, gerçekten, dünyaya dinlemeyi öğretmek.Evident, slujba mea este strans legata de ascultare si telul meu, realmente, este sa invat lumea sa asculte.
Tabii ki, benim işim tamamen dinlemekle ilgili, ve amacım da, gerçekten, dünyaya dinlemeyi öğretmek.물론, 음악을 듣는 일이 제 직업의 전부구요 저의 목표는 세상 사람들에게 음악듣는 법을 알리는 것입니다
Tabii ki, benim işim tamamen dinlemekle ilgili, ve amacım da, gerçekten, dünyaya dinlemeyi öğretmek.Mijn werk gaat helemaal over luisteren. Mijn doel is om de wereld te leren luisteren.
Tabii ki, benim işim tamamen dinlemekle ilgili, ve amacım da, gerçekten, dünyaya dinlemeyi öğretmek.Mitt jobb går förstås helt ut på att lyssna, och mitt mål är egentligen att lära världen att lyssna.
Tabii ki, benim işim tamamen dinlemekle ilgili, ve amacım da, gerçekten, dünyaya dinlemeyi öğretmek.Moje práce je pochopitelně celá o poslouchání a mým cílem je opravdu naučit svět, jak poslouchat.
Tabii ki, benim işim tamamen dinlemekle ilgili, ve amacım da, gerçekten, dünyaya dinlemeyi öğretmek.Mój zawód polega przecież na słuchaniu, a mój cel to nauczyć świat, jak słuchać.