dinlemek ile cümle

dinlemek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Ses üzerine koskoca bir kitap yazdım. Yani hayatım dinlemekle geçiyor.皆さんには私のようなことをしろとは求めませんが
Simeon ise şöyledir dinlemek için:lắng nghe, trong khi Simeon đọc như sau:
Sizi duyamadım. Dinlemek ister misiniz?Nem hallom, akarják meghallgatni?
Sizin gibi sıralarda oturup saatlerce bir şeyler dinlemek onları canlandırıp neşelendirmiyor.Ellos no son como Uds, que pueden estar sentados y pasar así horas y horas escuchando.
Sizin gibi sıralarda oturup saatlerce bir şeyler dinlemek onları canlandırıp neşelendirmiyor.기존의 교육체계는 이 학생들에게 활기를 불어 넣지 못합니다. 이 학생들은 여러분들처럼 줄 맞춰 앉아서 몇시간 동안이나 계속되는 강의를 듣지 못합니다.
Sizin gibi sıralarda oturup saatlerce bir şeyler dinlemek onları canlandırıp neşelendirmiyor.Nenadchýňa ich. Oni nie sú ako vy, čo dokážete sedieť v radoch a počúvať, čo vám hovoria, hodinu za hodinou.
Sizin gibi sıralarda oturup saatlerce bir şeyler dinlemek onları canlandırıp neşelendirmiyor.Nepovzbuzuje je to. Nejsou jako vy všichni, co tady sedíte v řadách a posloucháte myšlenky hodinu za hodinou.
Sizin gibi sıralarda oturup saatlerce bir şeyler dinlemek onları canlandırıp neşelendirmiyor.Nie są jak my i nie mogą siedziec w rządkach i słuchać wykładów przez wiele godzin.
Sizin gibi sıralarda oturup saatlerce bir şeyler dinlemek onları canlandırıp neşelendirmiyor.Δεν μοιάζουν σε εσάς που μπορούν να κάθονται σε μια καρέκλα και να ακούνε επί ώρες διαλέξεις.
Sizin gibi sıralarda oturup saatlerce bir şeyler dinlemek onları canlandırıp neşelendirmiyor.Они не способны сидеть спокойно, как мы с вами, и часами слушать преподавателя.
Sizin gibi sıralarda oturup saatlerce bir şeyler dinlemek onları canlandırıp neşelendirmiyor.זה לא מרגש אותם. הם לא כמו כולכם שיכולים לשבת בשורות ולשמוע דברים שנאמרים לכם שעה אחר שעה.
Sizin gibi sıralarda oturup saatlerce bir şeyler dinlemek onları canlandırıp neşelendirmiyor.فهي لا تحفزهم. انهم ليسوا مثلكم. فهم لا يجلسون في صفوف و لا يستمعون لاشياء تلقى عليهم ساعة تلو الاخرى
Sizin gibi sıralarda oturup saatlerce bir şeyler dinlemek onları canlandırıp neşelendirmiyor.生徒たちは、みなさんと違って、並んで座って 何時間も講義を聞くことはできません 生徒は何かを実行したい、自らの手を汚したい、
Sonrasını dinlemek istiyor musunuz?E vuoi saperne di più?
Tabii ki, benim işim tamamen dinlemekle ilgili, ve amacım da, gerçekten, dünyaya dinlemeyi öğretmek.Az én munkám a figyelés, a hallgatás, és az a célom, hogy megtanítsam a világot hallgatni.
Tabii ki, benim işim tamamen dinlemekle ilgili, ve amacım da, gerçekten, dünyaya dinlemeyi öğretmek.Bien sûr, écouter est mon travail, et mon but est véritablement d'enseigner au monde à écouter.
Tabii ki, benim işim tamamen dinlemekle ilgili, ve amacım da, gerçekten, dünyaya dinlemeyi öğretmek.Celá moja práca je o počúvaní a mojím cieľom je naučiť svet, ako počúvať.
Tabii ki, benim işim tamamen dinlemekle ilgili, ve amacım da, gerçekten, dünyaya dinlemeyi öğretmek.Evident, slujba mea este strans legata de ascultare si telul meu, realmente, este sa invat lumea sa asculte.
Tabii ki, benim işim tamamen dinlemekle ilgili, ve amacım da, gerçekten, dünyaya dinlemeyi öğretmek.물론, 음악을 듣는 일이 제 직업의 전부구요 저의 목표는 세상 사람들에게 음악듣는 법을 알리는 것입니다
Tabii ki, benim işim tamamen dinlemekle ilgili, ve amacım da, gerçekten, dünyaya dinlemeyi öğretmek.Mijn werk gaat helemaal over luisteren. Mijn doel is om de wereld te leren luisteren.
Tabii ki, benim işim tamamen dinlemekle ilgili, ve amacım da, gerçekten, dünyaya dinlemeyi öğretmek.Mitt jobb går förstås helt ut på att lyssna, och mitt mål är egentligen att lära världen att lyssna.
Tabii ki, benim işim tamamen dinlemekle ilgili, ve amacım da, gerçekten, dünyaya dinlemeyi öğretmek.Moje práce je pochopitelně celá o poslouchání a mým cílem je opravdu naučit svět, jak poslouchat.
Tabii ki, benim işim tamamen dinlemekle ilgili, ve amacım da, gerçekten, dünyaya dinlemeyi öğretmek.Mój zawód polega przecież na słuchaniu, a mój cel to nauczyć świat, jak słuchać.
Tabii ki, benim işim tamamen dinlemekle ilgili, ve amacım da, gerçekten, dünyaya dinlemeyi öğretmek.O meu trabalho tem tudo a ver com escutar. O meu objetivo é ensinar o mundo a escutar.
Tabii ki, benim işim tamamen dinlemekle ilgili, ve amacım da, gerçekten, dünyaya dinlemeyi öğretmek.Por supuesto, mi trabajo se trata de escuchar, y mi objetivo, en realidad, es enseñarle al mundo a escuchar.
Tabii ki, benim işim tamamen dinlemekle ilgili, ve amacım da, gerçekten, dünyaya dinlemeyi öğretmek.Tất nhiên, tất cả công việc của tôi là về lắng nghe, và thực sự mục đích của tôi là dạy mọi người lắng nghe.
Tabii ki, benim işim tamamen dinlemekle ilgili, ve amacım da, gerçekten, dünyaya dinlemeyi öğretmek.Звичайно, моя робота вся полягає у слуханні, і моя мета, насправді - навчити світ слухати.
Tabii ki, benim işim tamamen dinlemekle ilgili, ve amacım da, gerçekten, dünyaya dinlemeyi öğretmek.Моя работа вся заключается в слушании, и моя цель — научить мир слушать.
Tabii ki, benim işim tamamen dinlemekle ilgili, ve amacım da, gerçekten, dünyaya dinlemeyi öğretmek.Разбира се, моята работа изцяло касае слушането, и моята цел, всъщност, е да науча света да слуша.
Tabii ki, benim işim tamamen dinlemekle ilgili, ve amacım da, gerçekten, dünyaya dinlemeyi öğretmek.כמובן, המקצוע שלי עוסק כולו בהקשבה, ומטרתי בעצם היא ללמד את העולם להקשיב.
Tabii ki, benim işim tamamen dinlemekle ilgili, ve amacım da, gerçekten, dünyaya dinlemeyi öğretmek.بالطبع، يدور كل عملي حول الاستماع، وهدفي، حقاً، هو تدريس العالم أن يسمع.
Tabii ki, benim işim tamamen dinlemekle ilgili, ve amacım da, gerçekten, dünyaya dinlemeyi öğretmek.世界の人々に聴くことを教えるのが目的です 人生の唯一の目的と言えます
Tabi ki mesajlarımı dinlemek isityorum!Bien sûr que je veux écouter mes messages!
Tabi ki mesajlarımı dinlemek isityorum!Bineinteles ca vreau sa-mi ascult mesajele!
Tabi ki mesajlarımı dinlemek isityorum!Certo che voglio ascoltare i mei messaggi!
Tabi ki mesajlarımı dinlemek isityorum!Jasne jak słońce, że chcę!
Tabi ki mesajlarımı dinlemek isityorum!당연히 난 메시지를 듣기 원해요!
Tabi ki mesajlarımı dinlemek isityorum!Natürlich möchte ich meine Nachrichten abhören!
Tabi ki mesajlarımı dinlemek isityorum!Natuurlijk wil ik naar mijn berichten luisteren!
Tabi ki mesajlarımı dinlemek isityorum!¡Por supuesto que quiero escuchar los mensajes!
Tabi ki mesajlarımı dinlemek isityorum!Tất nhiên là tôi muốn nghe các tin nhắn rồi!
Tabi ki mesajlarımı dinlemek isityorum!Конечно, я хочу прослушать сообщения!
Tabi ki mesajlarımı dinlemek isityorum!Разбира се, че искам да си чуя съобщенията!
Tabi ki mesajlarımı dinlemek isityorum!ברור שאני רוצה לשמוע את ההודעות שלי!
Tabi ki mesajlarımı dinlemek isityorum!بالطبع اريد ان استمع لرسائلي!
Tabi ki mesajlarımı dinlemek isityorum!(笑)
Tabiki ondan dinlemek istedim.Aaron continue :
Tabiki ondan dinlemek istedim.A lo que dijo:
Tabiki ondan dinlemek istedim."قال لي: "حسنا، لقد اعتقلت
Tabiki ondan dinlemek istedim.学術論文を大量ダウンロードした罪で逮捕され、 僕を見せしめにしようとしているんだ」
Tanrının Süleymana verdiği bilgeliği dinlemek için bütün dünya onu görmek isterdi.Cả thiên hạ đều tìm kiếm mặt Sa-lô-môn đặng nghe sự khôn ngoan mà Ðức Chúa Trời đã để trong lòng người.
Tanrının Süleymana verdiği bilgeliği dinlemek için bütün dünya onu görmek isterdi.Cả thiên_hạ đều tìm_kiếm mặt Sa-lô-môn đặng nghe sự khôn_ngoan mà Ðức_Chúa_Trời đã để trong lòng người .
Tanrının Süleymana verdiği bilgeliği dinlemek için bütün dünya onu görmek isterdi.E toda a terra buscava a presença de Salomão para ouvir a sabedoria que Deus lhe tinha posto no coração.
Tanrının Süleymana verdiği bilgeliği dinlemek için bütün dünya onu görmek isterdi.Fra alle Jordens Egne søgte man hen til Salomo for at høre den Visdom, Gud havde lagt i hans Hjerte;
Tanrının Süleymana verdiği bilgeliği dinlemek için bütün dünya onu görmek isterdi.Fra alle jordens kanter kom folk for å se kong Salomo og høre hans visdom, som Gud hadde lagt i hans hjerte,
Tanrının Süleymana verdiği bilgeliği dinlemek için bütün dünya onu görmek isterdi.Från alla länder kom man för att besöka Salomo och höra den vishet som Gud hade nedlagt i hans hjärta.
Tanrının Süleymana verdiği bilgeliği dinlemek için bütün dünya onu görmek isterdi.In vsa zemlja je hrepenela po obličju Salomonovem, da bi slišali modrost njegovo, ki mu jo je dal Bog v srce.
Tanrının Süleymana verdiği bilgeliği dinlemek için bütün dünya onu görmek isterdi.Ja kaikki maa pyrki näkemään Salomoa kuullakseen hänen viisauttaan, jonka Jumala oli antanut hänen sydämeensä.
Tanrının Süleymana verdiği bilgeliği dinlemek için bütün dünya onu görmek isterdi.천하가 다 하나님께서 솔로몬의 마음에 주신 지혜를 들으며 그 얼굴을 보기 원하여
Tanrının Süleymana verdiği bilgeliği dinlemek için bütün dünya onu görmek isterdi.Ľudia celej zeme hľadali vidieť tvár Šalamúnovu, aby počuli jeho múdrosť, ktorú dal Bôh do jeho srdca.

İlgili Sayfalar