dinlemek ile cümle

dinlemek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
"Peki, bunu nasıl yapacağız? Biliyorsun, müzik tamamen dinlemekle ilgili.""איך נעשה את זה? את יודעת, מוזיקה היא עניין של הקשבה."
"Peki, bunu nasıl yapacağız? Biliyorsun, müzik tamamen dinlemekle ilgili.""حسناً، كيف ستقومين بفعل هذا؟ تعرفون، الموسيقى تدور حول الإستماع."
"Peki, bunu nasıl yapacağız? Biliyorsun, müzik tamamen dinlemekle ilgili."私は "そうですけど?" と聞き返しました
Peki neden? Duymak bir histir, dinlemekse bir beceri.La audición es un sentido del cuerpo y el escuchar una habilidad.
Petrus ve öbür elçiler şöyle karşılık verdiler: ‹‹İnsanlardan çok, Tanrının sözünü dinlemek gerek.A Peter odpovedal i ostatní apoštolovia a riekli: Viac treba poslúchať Boha ako ľudí.
Petrus ve öbür elçiler şöyle karşılık verdiler: ‹‹İnsanlardan çok, Tanrının sözünü dinlemek gerek.Da svarte Peter og apostlene: En skal lyde Gud mere enn mennesker.
Petrus ve öbür elçiler şöyle karşılık verdiler: ‹‹İnsanlardan çok, Tanrının sözünü dinlemek gerek.Felelvén pedig Péter és az apostolok, mondának: Istennek kell inkább engedni, hogynem az embereknek.
Petrus ve öbür elçiler şöyle karşılık verdiler: ‹‹İnsanlardan çok, Tanrının sözünü dinlemek gerek.베드로와 사도들이 대답하여 가로되 사람보다 하나님을 순종하는것이 마땅하니라
Petrus ve öbür elçiler şöyle karşılık verdiler: ‹‹İnsanlardan çok, Tanrının sözünü dinlemek gerek.Men Peter og Apostlene svarede og sagde: "Man bør adlyde Gud mere end Mennesker.
Petrus ve öbür elçiler şöyle karşılık verdiler: ‹‹İnsanlardan çok, Tanrının sözünü dinlemek gerek.Men Petrus och de andra apostlarna svarade och sade: »Man måste lyda Gud mer än människor.
Petrus ve öbür elçiler şöyle karşılık verdiler: ‹‹İnsanlardan çok, Tanrının sözünü dinlemek gerek.Mutta Pietari ja muut apostolit vastasivat ja sanoivat: "Enemmän tulee totella Jumalaa kuin ihmisiä.
Petrus ve öbür elçiler şöyle karşılık verdiler: ‹‹İnsanlardan çok, Tanrının sözünü dinlemek gerek.Odpověděv pak Petr a apoštolé, řekli: Více sluší poslouchati Boha než lidí.
Petrus ve öbür elçiler şöyle karşılık verdiler: ‹‹İnsanlardan çok, Tanrının sözünü dinlemek gerek.Pero respondiendo Pedro y los apóstoles, dijeron: --Es necesario obedecer a Dios antes que a los hombres
Petrus ve öbür elçiler şöyle karşılık verdiler: ‹‹İnsanlardan çok, Tanrının sözünü dinlemek gerek.Peter in apostoli odgovore in reko: Boga je treba bolj poslušati nego ljudi.
Petrus ve öbür elçiler şöyle karşılık verdiler: ‹‹İnsanlardan çok, Tanrının sözünü dinlemek gerek.Petrus aber antwortete und die Apostel und sprachen: Man muß Gott mehr gehorchen denn den Menschen.
Petrus ve öbür elçiler şöyle karşılık verdiler: ‹‹İnsanlardan çok, Tanrının sözünü dinlemek gerek.Petrus dan rasul-rasul yang lainnya menjawab, "Kami harus menuruti Allah dan bukan menuruti manusia
Petrus ve öbür elçiler şöyle karşılık verdiler: ‹‹İnsanlardan çok, Tanrının sözünü dinlemek gerek.Petrus en de andere apostelen antwoordden: "Men moet God meer gehoorzamen dan de mensen.
Petrus ve öbür elçiler şöyle karşılık verdiler: ‹‹İnsanlardan çok, Tanrının sözünü dinlemek gerek.Phi - e-rơ và các sứ đồ trả_lời rằng : Thà phải vâng lời Ðức_Chúa_Trời còn hơn là vâng lời người_ta .
Petrus ve öbür elçiler şöyle karşılık verdiler: ‹‹İnsanlardan çok, Tanrının sözünü dinlemek gerek.Phi -e-rơ và các sứ đồ trả lời rằng: Thà phải vâng lời Ðức Chúa Trời còn hơn là vâng lời người ta.
Petrus ve öbür elçiler şöyle karşılık verdiler: ‹‹İnsanlardan çok, Tanrının sözünü dinlemek gerek.Pierre et les apôtres répondirent: Il faut obéir à Dieu plutôt qu`aux hommes.
Petrus ve öbür elçiler şöyle karşılık verdiler: ‹‹İnsanlardan çok, Tanrının sözünü dinlemek gerek.Respondendo Pedro e os apóstolos, disseram: Importa antes obedecer a Deus que aos homens.
Petrus ve öbür elçiler şöyle karşılık verdiler: ‹‹İnsanlardan çok, Tanrının sözünü dinlemek gerek.Rispose allora Pietro insieme agli apostoli: «Bisogna obbedire a Dio piuttosto che agli uomini
Petrus ve öbür elçiler şöyle karşılık verdiler: ‹‹İnsanlardan çok, Tanrının sözünü dinlemek gerek.Tedy odpowiadając Piotr i Apostołowie, rzekli: Więcej trzeba słuchać Boga, niż ludzi.
Petrus ve öbür elçiler şöyle karşılık verdiler: ‹‹İnsanlardan çok, Tanrının sözünü dinlemek gerek.Бог на бащите ни възкреси Исуса, когото вие убихте като го повесихте на дърво.
Petrus ve öbür elçiler şöyle karşılık verdiler: ‹‹İnsanlardan çok, Tanrının sözünü dinlemek gerek.Озвав ся ж Петр і апостоли, і рекли: Більше треба коритись Богу нїж людям.
Petrus ve öbür elçiler şöyle karşılık verdiler: ‹‹İnsanlardan çok, Tanrının sözünü dinlemek gerek.Петр же и Апостолы в ответ сказали: должно повиноваться больше Богу, нежели человекам.
Petrus ve öbür elçiler şöyle karşılık verdiler: ‹‹İnsanlardan çok, Tanrının sözünü dinlemek gerek.ויען פטרוס והשליחים ויאמרו הלא עלינו להקשיב בקול אלהים מהקשיב בקול בני אדם׃
Petrus ve öbür elçiler şöyle karşılık verdiler: ‹‹İnsanlardan çok, Tanrının sözünü dinlemek gerek.‎فاجاب بطرس والرسل وقالوا ينبغي ان يطاع الله اكثر من الناس‎.
Petrus ve öbür elçiler şöyle karşılık verdiler: ‹‹İnsanlardan çok, Tanrının sözünü dinlemek gerek.彼 得 和 眾 使 徒 回 答 說 、 順 從 神 、 不 順 從 人 、 是 應 當 的
Petrus ve öbür elçiler şöyle karşılık verdiler: ‹‹İnsanlardan çok, Tanrının sözünü dinlemek gerek.彼得 和 眾使徒 回答 說 、 順從 神 、 不 順從人 、 是 應當的
Phi Phi Hill Resort'da televizyondan uzak bir yere oturdum fakat televizyonu dinlemek için çabalıyordum.파이파이힐 레조트에서 저는 텔레비전으로부터 다소 떨어진 코너에서 쓰나미에 관해 언급하는 보도를 들을 수 있었습니다.
Phi Phi Hill Resort'da televizyondan uzak bir yere oturdum fakat televizyonu dinlemek için çabalıyordum.Ở Resort Phi Phi Hill, tôi nép vào góc tường cách xa tivi nhất nhưng lại rất căng thẳng nghe thông tin.
Phi Phi Hill Resort'da televizyondan uzak bir yere oturdum fakat televizyonu dinlemek için çabalıyordum.W kurorcie Phi Phi Hill stałem w kącie, najdalej od telewizora, jednak wciąż słuchałem informacji.
Phi Phi Hill Resort'da televizyondan uzak bir yere oturdum fakat televizyonu dinlemek için çabalıyordum.בגבעת הנופש פאי-פאי הייתי תקוע בפינה הרחוקה ביותר מן הטלוויזיה, אבל התאמצתי להקשיב לאינפורמציה
Phi Phi Hill Resort'da televizyondan uzak bir yere oturdum fakat televizyonu dinlemek için çabalıyordum.في منتجع فاي فاي هيل كنت منطوياً في أبعد زاوية و بعيداً عن التلفزيون ولكني كنت استمع بتوتر للحصول على معلومات
Phi Phi Hill Resort'da televizyondan uzak bir yere oturdum fakat televizyonu dinlemek için çabalıyordum.私はテレビから遠くの部屋の隅に押し込まれたが テレビからの情報に耳をそばだてていた その情報によると スマトラでM8.5の地震が起き
Planın ellili doğru dışarı birim i düz dinlemek i gibi diyor Orada yardım gönderirCinquanta fuori proprio del piano Unità dice che proprio come ho ascoltare il piano manda di assistenza non
Planın ellili doğru dışarı birim i düz dinlemek i gibi diyor Orada yardım gönderirJednotka hovorí, že som rovnako ako aj počúvať bytu pošle pomoc tam
Planın ellili doğru dışarı birim i düz dinlemek i gibi diyor Orada yardım gönderir계획의 오십 오른쪽 출력 단위는 내가 평면 들어, 난 것과 같이 말합니다 그는 거기 지원을 보내
Planın ellili doğru dışarı birim i düz dinlemek i gibi diyor Orada yardım gönderirProzess selbst auf die von der Armaturen Ausfahrt sieben Tausend Stadtrat fünfziger Jahren direkt aus dem Plan
Planın ellili doğru dışarı birim i düz dinlemek i gibi diyor Orada yardım gönderirБлок говорит, что я так же, как я слушаю в квартире Он посылает помощь там
Planın ellili doğru dışarı birim i düz dinlemek i gibi diyor Orada yardım gönderirБлок говорить, що я так само, як я слухаю в квартирі Він посилає допомогу там
Planın ellili doğru dışarı birim i düz dinlemek i gibi diyor Orada yardım gönderirالخمسينات الحق في الخروج من خطة وحدة تقول أنا تماما كما أستمع الى الشقة انه يرسل المساعدات هناك
Planın ellili doğru dışarı birim i düz dinlemek i gibi diyor Orada yardım gönderirユニットは、私はちょうど私がフラットに耳を傾けるように述べてい 彼はそこに援助を送る すべての学生プラスですciencias 公約を果たすための表面
Sabah erkenden bütün halk O'nu tapınakta dinlemek için O'na akın ediyordu.A všecken lid na úsvitě přicházel k němu do chrámu, aby ho poslouchal.
Sabah erkenden bütün halk O'nu tapınakta dinlemek için O'na akın ediyordu.A všetok ľud prichádzal na úsvite k nemu do chrámu počúvať ho.
Sabah erkenden bütün halk O'nu tapınakta dinlemek için O'na akın ediyordu.A wszystek lud rano się schodził do niego, aby go słuchał w kościele.
Sabah erkenden bütün halk O'nu tapınakta dinlemek için O'na akın ediyordu.És kora reggel hozzá megy vala az egész nép, hogy õt hallgassa a templomban.
Sabah erkenden bütün halk O'nu tapınakta dinlemek için O'na akın ediyordu.E todo o povo ia ter com ele no templo, de manhã cedo, para o ouvir.
Sabah erkenden bütün halk O'nu tapınakta dinlemek için O'na akın ediyordu.Et tout le peuple, dès le matin, se rendait vers lui dans le temple pour l`écouter.
Sabah erkenden bütün halk O'nu tapınakta dinlemek için O'na akın ediyordu.E tutto il popolo veniva a lui di buon mattino nel tempio per ascoltarlo
Sabah erkenden bütün halk O'nu tapınakta dinlemek için O'na akın ediyordu.In prihajalo je vse ljudstvo zgodaj k njemu, poslušat ga v templju.
Sabah erkenden bütün halk O'nu tapınakta dinlemek için O'na akın ediyordu.Ja kaikki kansa tuli varhain aamuisin hänen tykönsä pyhäkköön kuulemaan häntä.
Sabah erkenden bütün halk O'nu tapınakta dinlemek için O'na akın ediyordu.모든 백성이 그 말씀을 들으려고 이른 아침에 성전에 나아가더라
Sabah erkenden bütün halk O'nu tapınakta dinlemek için O'na akın ediyordu.Och allt folket kom bittida om morgonen till honom i helgedomen för att höra honom.
Sabah erkenden bütün halk O'nu tapınakta dinlemek için O'na akın ediyordu.Og alt folket kom tidlig om morgenen til ham i templet for å høre ham.
Sabah erkenden bütün halk O'nu tapınakta dinlemek için O'na akın ediyordu.Og hele Folket kom årle til ham i Helligdommen for at høre ham.
Sabah erkenden bütün halk O'nu tapınakta dinlemek için O'na akın ediyordu.Setiap pagi semua orang datang ke Rumah Tuhan untuk mendengar Yesus mengajar
Sabah erkenden bütün halk O'nu tapınakta dinlemek için O'na akın ediyordu.Şi tot norodul venea dis de dimineaţă la El în Templu, ca să -L asculte.
Sabah erkenden bütün halk O'nu tapınakta dinlemek için O'na akın ediyordu.Und alles Volk machte sich früh auf zu ihm, im Tempel ihn zu hören.

İlgili Sayfalar