Ana içeriğe geç
Sözlük

dinlemek ile cümle

dinlemek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Oğlum buna "mısır patlatırken tam çekmeyen bir radyo istasyonunu dinlemek" diyor.Min søn kalder dette "at lave popcorn mens man lytter til en dårlig indstillet A.M. station."
Oğlum buna "mısır patlatırken tam çekmeyen bir radyo istasyonunu dinlemek" diyor.Mio figlio lo chiama "fare i popcorn mentre si ascolta una stazione radio AM mal sintonizzata."
Oğlum buna "mısır patlatırken tam çekmeyen bir radyo istasyonunu dinlemek" diyor.Moj sin temu pravi "pripravljanje pokovke med poslušanjem slabo uglašene A.M. postaje".
Oğlum buna "mısır patlatırken tam çekmeyen bir radyo istasyonunu dinlemek" diyor.Mój syn mówi, że to dźwięk "robienia popcornu w trakcie słuchania źle nastrojonej stacji AM".
Oğlum buna "mısır patlatırken tam çekmeyen bir radyo istasyonunu dinlemek" diyor.Mon fils appelle ça "faire du popcorn en écoutant une station de radio grandes ondes mal réglée."
Oğlum buna "mısır patlatırken tam çekmeyen bir radyo istasyonunu dinlemek" diyor.Můj syn tomu říká "dělání popcornu během poslechu špatně naladěné AM stanice".
Oğlum buna "mısır patlatırken tam çekmeyen bir radyo istasyonunu dinlemek" diyor.Ο γιος μου λέει είναι "σαν να φτιάχνεις ποπκόρν, ακούγοντας έναν σταθμό στα μεσαία με κακή λήψη".
Oğlum buna "mısır patlatırken tam çekmeyen bir radyo istasyonunu dinlemek" diyor.Мой сын говорит, что это похоже на "попкорн, взрывающийся под звуки шипящей радиоволны".
Oğlum buna "mısır patlatırken tam çekmeyen bir radyo istasyonunu dinlemek" diyor.Синът ми го нарича "правене на пуканки, докато слушате лошо настроена радио станция".
Oğlum buna "mısır patlatırken tam çekmeyen bir radyo istasyonunu dinlemek" diyor.הבן שלי מכנה זאת "קליית פופקורן תוך האזנה לתחנת בוקר בלתי מכוונת".
Oğlum buna "mısır patlatırken tam çekmeyen bir radyo istasyonunu dinlemek" diyor.يسمّي ابني ذلك ب"إعداد الفشار أثناء الاستماع إلى مذياع سيّء الضبط."
Oğlum buna "mısır patlatırken tam çekmeyen bir radyo istasyonunu dinlemek" diyor.これが脳です
Öğüt dinlemek için:Um zu hören, guten Rat:
Öğüt dinlemek için:Untuk mendengar nasihat:
Öğüt dinlemek için:Για να ακούσετε καλή συμβουλή:!
Öğüt dinlemek için:За да чуете добър съвет:
Öğüt dinlemek için:Чтобы услышать хороший совет:
Öğüt dinlemek için:כדי לשמוע עצה טובה:
Öğüt dinlemek için:Aby usłyszeć dobrą radę:
Öğüt dinlemek için:At høre godt råd:!
Öğüt dinlemek için:Att höra goda råd:
Öğüt dinlemek için:Če želite slišati dober nasvet:!
Öğüt dinlemek için:Để nghe tư vấn tốt:
Öğüt dinlemek için:Hallani jó tanács:
Öğüt dinlemek için:! 좋은 충고를 들으려면 :
Öğüt dinlemek için:Kuulla hyvä neuvo:
Öğüt dinlemek için:Om te horen een goede raad:
Öğüt dinlemek için: O, neyi öğrenme - Efendim, ben my lady gelecek anlatacağım.Ak chcete počuť dobrú radu: o to, čo učenie - Môj Pane, poviem pani prídete.
Öğüt dinlemek için: O, neyi öğrenme - Efendim, ben my lady gelecek anlatacağım.Chcete-li slyšet dobrou radu: o to, co učení - Můj Pane, řeknu paní přijdete.
Öğüt dinlemek için: O, neyi öğrenme - Efendim, ben my lady gelecek anlatacağım.لسماع الموعظة الحسنة : يا ، ما هو التعلم -- يا سيدي ، انا اقول لك سيدتي سيأتي.
Öğüt dinlemek için: O, neyi öğrenme - Efendim, ben my lady gelecek anlatacağım.ロメオは、そう、とたしなめるに私の甘い準備を入札。
Öğüt dinlemek için:Para escuchar un buen consejo:
Öğüt dinlemek için:Para ouvir um bom conselho:
Öğüt dinlemek için:Pentru a asculta sfat bun:!
Öğüt dinlemek için:Per ascoltare buoni consigli:
Öğüt dinlemek için:Pour entendre un bon conseil:
Onlara, ‹‹Rahatlık budur, yorgunların rahat etmelerini sağlayın, huzur budur›› dedi, ama dinlemek istemediler.ao qual disse: Este é o descanso, dai descanso ao cansado; e este é o refrigério; mas não quiseram ouvir.
Onlara, ‹‹Rahatlık budur, yorgunların rahat etmelerini sağlayın, huzur budur›› dedi, ama dinlemek istemediler.colui che aveva detto loro: «Ecco il riposo! Fate riposare lo stanco. Ecco il sollievo!». Ma non vollero udire
Onlara, ‹‹Rahatlık budur, yorgunların rahat etmelerini sağlayın, huzur budur›› dedi, ama dinlemek istemediler.han, som dog sagde til dem: "Her er der Hvile, lad den trætte hvile, her er der Ro!" men de vilde ej høre.
Onlara, ‹‹Rahatlık budur, yorgunların rahat etmelerini sağlayın, huzur budur›› dedi, ama dinlemek istemediler.han som sa til dem: Dette er ro, unn den mødige ro, og dette er hvile. Men de vilde ikke høre.
Onlara, ‹‹Rahatlık budur, yorgunların rahat etmelerini sağlayın, huzur budur›› dedi, ama dinlemek istemediler.im, ktorým povedal: Toto je odpočinutie; dajte odpočinúť ustalému, a toto utíšenie! Avšak nechceli počuť.
Onlara, ‹‹Rahatlık budur, yorgunların rahat etmelerini sağlayın, huzur budur›› dedi, ama dinlemek istemediler.전에 그들에게 이르시기를 이것이 너희 안식이요 이것이 너희 상쾌함이니 너희는 곤비한 자에게 안식을 주라 하셨으나 그들이 듣지 아니하였으므로
Onlara, ‹‹Rahatlık budur, yorgunların rahat etmelerini sağlayın, huzur budur›› dedi, ama dinlemek istemediler.on, ki jim je rekel: To je pravi pokoj, pokoja dajte trudnemu; in to je odpočitek! A niso hoteli poslušati.
Onlara, ‹‹Rahatlık budur, yorgunların rahat etmelerini sağlayın, huzur budur›› dedi, ama dinlemek istemediler."So hat man Ruhe, so erquickt man die Müden, so wird man still"; und sie wollen doch solche Predigt nicht.
Onlara, ‹‹Rahatlık budur, yorgunların rahat etmelerini sağlayın, huzur budur›› dedi, ama dinlemek istemediler.TUHAN menawarkan tempat istirahat kepada kamu semua, tetapi kamu tak mau mendengarkan Dia
Onlara, ‹‹Rahatlık budur, yorgunların rahat etmelerini sağlayın, huzur budur›› dedi, ama dinlemek istemediler.Им говорили: „вот – покой, дайте покой утружденному, и вот успокоение". Но они не хотели слушать.
Onlara, ‹‹Rahatlık budur, yorgunların rahat etmelerini sağlayın, huzur budur›› dedi, ama dinlemek istemediler.אשר אמר אליהם זאת המנוחה הניחו לעיף וזאת המרגעה ולא אבוא שמוע׃
Onlara, ‹‹Rahatlık budur, yorgunların rahat etmelerini sağlayın, huzur budur›› dedi, ama dinlemek istemediler.الذين قال لهم هذه هي الراحة. اريحوا الرازح وهذا هو السكون. ولكن لم يشاءوا ان يسمعوا.
Onlara, ‹‹Rahatlık budur, yorgunların rahat etmelerini sağlayın, huzur budur›› dedi, ama dinlemek istemediler.他 曾 對 他 們 說 、 你 們 要 使 疲 乏 人 得 安 息 . 這 樣 纔 得 安 息 、 纔 得 舒 暢 . 他 們 卻 不 肯 聽
Onlara, ‹‹Rahatlık budur, yorgunların rahat etmelerini sağlayın, huzur budur›› dedi, ama dinlemek istemediler.他 曾 對 他 們說 、 你 們 要 使 疲乏 人 得 安息 . 這樣纔 得 安息 、 纔 得 舒暢 . 他 們卻 不 肯 聽
Onların ne düşündüklerini dinlemek benim hoşuma gider;Gosto de saber em que estão a pensar.
Onların ne düşündüklerini dinlemek benim hoşuma gider;Ich mag es, zu hören worüber sie nachdenken;
Onların ne düşündüklerini dinlemek benim hoşuma gider;Ik wil horen waaraan ze denken;
Onların ne düşündüklerini dinlemek benim hoşuma gider;Jag tycker om att höra vad de funderar kring;
Onların ne düşündüklerini dinlemek benim hoşuma gider;저는 그들이 생각하는 바를 경청하기 좋아합니다.
Onların ne düşündüklerini dinlemek benim hoşuma gider;Saya suka mendengar apa yang mereka pikirkan;
Onların ne düşündüklerini dinlemek benim hoşuma gider;Szeretem hallani, hogy hogyan vélekednek.
Onların ne düşündüklerini dinlemek benim hoşuma gider;Мені подобається чути про що вони думають;
Onların ne düşündüklerini dinlemek benim hoşuma gider;אני אוהב לשמוע על מה הם חושבים;
Onların ne düşündüklerini dinlemek benim hoşuma gider;يعجبني سماع ما يفكرون فيه؛
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod