‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.ktorého nechceli poslúchať naši otcovia, ale ho odsotili a obrátili sa svojimi srdcami do Egypta
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.Któremu nie chcieli posłuszni być ojcowie nasi; ale go odrzucili i obrócili się sercy swemi do Egiptu.
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.Ma i nostri padri non vollero dargli ascolto, lo respinsero e si volsero in cuor loro verso l'Egitto
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.Nos pères ne voulurent pas lui obéir, ils le repoussèrent, et ils tournèrent leur coeur vers l`Égypte,
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.Părinţii noştri n'au vrut să -l asculte, ci l-au nesocotit: şi, în inimile lor, s'au întors spre Egipt,
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.Sekalipun begitu nenek moyang kita tidak mau taat kepadanya. Mereka menolak dia dan ingin kembali ke Mesir
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.которому отцы наши не хотели быть послушными, но отринули его и обратились сердцами своими к Египту,
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.Котрому не хотїли слухняними бути отцї наші, а відопхнули його, і обернулись серцем у Єгипет,
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.הוא אשר אבותינו לא אבו לשמע לו כי אם מאסו אתו ולבבם פנה מצרימה׃
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.الذي لم يشأ آباؤنا ان يكونوا طائعين له بل دفعوه ورجعوا بقلوبهم الى مصر
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.我 們 的 祖 宗 不 肯 聽 從 、 反 棄 絕 他 、 心 裡 歸 向 埃 及
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.我 們 的 祖宗 不 肯 聽從 、 反棄絕 他 、 心裡歸 向 埃及
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Ale nie chciał lud usłuchać głosu Samuelowego; owszem mówili: Nic z tego; ale król niech będzie nad nami,
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,A nép azonban nem akart Sámuel szavára hallgatni, és mondának: Nem! hanem király legyen felettünk.
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Avšak ľud nechcel počuť na hlas Samuelov, ale povedali: Nie, ale kráľ bude nad nami.
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Dân sự chối không nghe lời của Sa-mu-ên, mà rằng: Không, phải có một vua trên chúng tôi.
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Dân_sự chối không nghe lời của Sa-mu-ên , mà rằng : Không , phải có một vua trên chúng_tôi .
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Folket vilde dog ikke rette sig efter Samuel, men sagde: "Nej, en Konge vil vi have over os,
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Il popolo non diede retta a Samuele e rifiutò di ascoltare la sua voce, ma gridò: «No, ci sia un re su di noi
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,백성이 사무엘의 말 듣기를 거절하여 가로되 아니로소이다 우리도 우리 왕이 있어야 하리니
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Le peuple refusa d`écouter la voix de Samuel. Non! dirent-ils, mais il y aura un roi sur nous,
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Ljudstvo pa se brani poslušati glas Samuelov, in reko: Kratko ne; temuč kralja hočemo imeti,
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Men folket vilde ikke høre på Samuel, de sa: Nei, vi vil ha en konge over oss.
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Men folket ville icke lyssna till Samuels ord, utan sade: »Nej, en konung måste vi hava över oss.»
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Mutta kansa ei tahtonut kuulla Samuelin puhetta, vaan sanoi: "Ei, kuningas meillä pitää olla.
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Nechtěl však lid uposlechnouti řeči Samuelovy, a řekli: Nikoli, ale král bude nad námi,
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,O povo, porém, não quis ouvir a voz de Samuel; e disseram: Não, mas haverá sobre nós um rei,
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Poporul n'a vrut să asculte glasul lui Samuel. ,,Nu!`` au zis ei, ,,ci să fie un împărat peste noi,
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Sin embargo, el pueblo rehusó escuchar a Samuel. Y dijeron: --¡No! Más bien, que haya rey sobre nosotros
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Но народ не согласился послушаться голоса Самуила, и сказал: нет, пусть царь будет над нами,
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Обаче, людете не искаха да послушат Самуиловия глас, а рекоха: Не, но цар нека има над нас,
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,וימאנו העם לשמע בקול שמואל ויאמרו לא כי אם מלך יהיה עלינו׃
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,فأبى الشعب ان يسمعوا لصوت صموئيل وقالوا لا بل يكون علينا ملك.
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,百 姓 竟 不 肯 聽 撒 母 耳 的 話 、 說 、 不 然 、 我 們 定 要 一 個 王 治 理 我 們
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,百姓 竟 不 肯 聽 撒母耳 的話 、 說 、 不然 、 我 們 定要 一 個 王 治理 我 們
Odysseus en iyi şekilde rol yapar ve "Çöz beni, Çöz beni o şarkıyı dinlemek istiyorum.A Odyseusz daje z siebie wszystko, udając, że błaga: "Rozwiąż mnie, rozwiąż. Chcę usłyszeć tę pieśń.
Odysseus en iyi şekilde rol yapar ve "Çöz beni, Çöz beni o şarkıyı dinlemek istiyorum.A Odysseus se snaží ze všech sil, volá: "Odvažte mě! Odvažte mě! chci to slyšet, odvažte mě!"
Odysseus en iyi şekilde rol yapar ve "Çöz beni, Çöz beni o şarkıyı dinlemek istiyorum.E o Odisseu faz a sua melhor encenação possível e diz: "Solta-me. Solta-me.
Odysseus en iyi şekilde rol yapar ve "Çöz beni, Çöz beni o şarkıyı dinlemek istiyorum.És Odüsszeusz legjobbját hozva játsza a szerepét, és mondja: "Oldozz el! Oldozz el!"
Odysseus en iyi şekilde rol yapar ve "Çöz beni, Çöz beni o şarkıyı dinlemek istiyorum.Iar Odiseu îşi joacă rolul cât poate el de bine şi spune: "Dezleagă-mă. Dezleagă-mă.
Odysseus en iyi şekilde rol yapar ve "Çöz beni, Çöz beni o şarkıyı dinlemek istiyorum.그리고 오디세우스는 최선의 연기를 펼치며 말합니다, "나를 풀어줘. 나를 풀어줘. 나는 노래가 듣고싶어. 나를 풀어줘."
Odysseus en iyi şekilde rol yapar ve "Çöz beni, Çöz beni o şarkıyı dinlemek istiyorum.Luego Odiseo juega su papel y dice, "Desátenme. Desátenme. Quiero oír esa canción.
Odysseus en iyi şekilde rol yapar ve "Çöz beni, Çöz beni o şarkıyı dinlemek istiyorum.Odisseo fa di tutto per convincerli [a slegarlo] dicendo loro: "Slegatemi, slegatemi. Voglio udire quel canto.
Odysseus en iyi şekilde rol yapar ve "Çöz beni, Çöz beni o şarkıyı dinlemek istiyorum.Odysseus acteert zo goed hij kan en zegt: "Maak me los. Maak me los.
Odysseus en iyi şekilde rol yapar ve "Çöz beni, Çöz beni o şarkıyı dinlemek istiyorum.Odysseus forsøger sig med sit bedste skuespil og siger: "Bind mig op. Bind mig op.
Odysseus en iyi şekilde rol yapar ve "Çöz beni, Çöz beni o şarkıyı dinlemek istiyorum.Und Odysseus gibt sein Bestes beim Schauspielern und sagt: "Binde mich los. Binde mich los.
Odysseus en iyi şekilde rol yapar ve "Çöz beni, Çöz beni o şarkıyı dinlemek istiyorum.А Одисей дал най-доброто от себе си, за да играе ролята, и повтарял: "Отвържи ме. Отвържи ме.
Odysseus en iyi şekilde rol yapar ve "Çöz beni, Çöz beni o şarkıyı dinlemek istiyorum.Одиссей показывает все свои актёрские способности. Он просит: "Развяжи меня.
Odysseus en iyi şekilde rol yapar ve "Çöz beni, Çöz beni o şarkıyı dinlemek istiyorum.Одіссей вдавав, ніби він пручається, і кричав: "Розв'яжіть мене! Розв'яжіть мене!
Odysseus en iyi şekilde rol yapar ve "Çöz beni, Çöz beni o şarkıyı dinlemek istiyorum.ואודיסאוס עושה את תפקידו בהעמדת פנים ואומר, "שחרר אותי. שחרר אותי. אני רוצה לשמוע את השיר. שחרר אותי."
Odysseus en iyi şekilde rol yapar ve "Çöz beni, Çöz beni o şarkıyı dinlemek istiyorum.فكوا وثاقي .. فكوا وثاقي اريد ان استمع لتلك الاغنية .. فكوا وثاقي ولكن مساعده يرفض ذلك
Odysseus en iyi şekilde rol yapar ve "Çöz beni, Çöz beni o şarkıyı dinlemek istiyorum.「縄をほどいてくれ!自由にしてくれ! あの歌が聴きたいんだ!」 一等航海士は忠実に言いつけを守り
Oğlum buna "mısır patlatırken tam çekmeyen bir radyo istasyonunu dinlemek" diyor.A fiam ezt úgy hívja: kukorica-pattogtatás egy rosszul hangolt rádióállomást hallgatva.
Oğlum buna "mısır patlatırken tam çekmeyen bir radyo istasyonunu dinlemek" diyor.제 아들은 이것을 "잘못 조정된 AM 라디오를 들으면서 팝콘 만들기"라고 부릅니다.
Oğlum buna "mısır patlatırken tam çekmeyen bir radyo istasyonunu dinlemek" diyor.Con trai tôi gọi đây là " tiếng bắp nổ khi đang nghe đài bị nhiễu sóng"
Oğlum buna "mısır patlatırken tam çekmeyen bir radyo istasyonunu dinlemek" diyor.Fiul meu îi spune "a face floricele în timp ce asculţi un post de radio A.M. prost reglat."
Oğlum buna "mısır patlatırken tam çekmeyen bir radyo istasyonunu dinlemek" diyor.Mein Sohn nennt das "Popcorn machen, wenn das Radio rauscht".
Oğlum buna "mısır patlatırken tam çekmeyen bir radyo istasyonunu dinlemek" diyor.Meu filho chama isso de: "fazer pipoca ouvindo uma radio A.M. fora do ar"
Oğlum buna "mısır patlatırken tam çekmeyen bir radyo istasyonunu dinlemek" diyor.Mi hijo llama a esto "haciendo palomitas de maiz mientras se escucha una emisora AM mal sintonizada".
Oğlum buna "mısır patlatırken tam çekmeyen bir radyo istasyonunu dinlemek" diyor.Mijn zoon noemt dit "popcorn maken terwijl je luistert naar een slecht afgestemde AM-radiozender."