dinlemek ile cümle
dinlemek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Mesajlarınızı dinlemek için..."Jeśli chcesz odsłuchać..."
Mesajlarınızı dinlemek için...""메시지를 들으시려면..."
Mesajlarınızı dinlemek için..."Om uw berichten te beluisteren ..."
Mesajlarınızı dinlemek için..."Para escuchar sus mensajes..."
Mesajlarınızı dinlemek için..."Per ascoltare i tuoi messaggi.."
Mesajlarınızı dinlemek için..."Pour écouter vos messages..."
Mesajlarınızı dinlemek için..."Um Ihre Nachrichten abzuhören, ... "
Mesajlarınızı dinlemek için..."За да ги чуете..."
Mesajlarınızı dinlemek için..."Чтобы прослушать их..."
Mesajlarınızı dinlemek için..."בכדי להקשיב להודעות..."
Mesajlarınızı dinlemek için..."للاستماع لرسائلك..."
Mesajlarınızı dinlemek için..."他にどんな理由で 私が電話をかけてるっていうんだ?
Milyonlardan oluşan bir kalabalık benim senfon'ilerimi dinlemek için bekliyorDes millions de gens attendent ici Prêts à écouter mes symphonies
Muddy Waters'ın ve Uncle Dave Macon'ın eski kayıtlarını dinlemek.머디워터스와 엉클 데이브 맥콘의 오래된 레코드 듣기.
Muddy Waters'ın ve Uncle Dave Macon'ın eski kayıtlarını dinlemek.luisteren naar oude records van Muddy Waters en Uncle Dave Macon.
Muddy Waters'ın ve Uncle Dave Macon'ın eski kayıtlarını dinlemek.להקשיב לתקליטים ישנים של מאדי ווטרס ואנקל דייב מאקון.
Muddy Waters'ın ve Uncle Dave Macon'ın eski kayıtlarını dinlemek.والاستماع إلى الأغاني القديمة ل " مادي ويترز " و العم " ديف ماكون "
Muddy Waters'ın ve Uncle Dave Macon'ın eski kayıtlarını dinlemek.そして スティールギターの音色
Müziği sadece dinlemekle kalmayıp onu kendiniz yaratırsanız müzik daha da güçlü hale gelir.Ale muzyka ma jeszcze większą moc, jeśli się jej nie tylko słucha, ale też tworzy się ją samemu.
Müziği sadece dinlemekle kalmayıp onu kendiniz yaratırsanız müzik daha da güçlü hale gelir.Dar muzica este încă şi mai puternică dacă nu doar o asculţi, ci o faci tu însuţi.
Müziği sadece dinlemekle kalmayıp onu kendiniz yaratırsanız müzik daha da güçlü hale gelir.Doch Musik ist noch stärker, wenn man sie nicht nur hört, sondern auch selbst macht.
Müziği sadece dinlemekle kalmayıp onu kendiniz yaratırsanız müzik daha da güçlü hale gelir.하지만 음악을 단순히 듣기보단 직접 만들면 더 큰 힘을 발휘합니다
Müziği sadece dinlemekle kalmayıp onu kendiniz yaratırsanız müzik daha da güçlü hale gelir.La musica, però, é ancora più potente se la fai, oltre ad ascoltarla.
Müziği sadece dinlemekle kalmayıp onu kendiniz yaratırsanız müzik daha da güçlü hale gelir.Maar muziek is nog krachtiger als je ze niet alleen beluistert, maar ook zelf maakt.
Müziği sadece dinlemekle kalmayıp onu kendiniz yaratırsanız müzik daha da güçlü hale gelir.Mais la musique a encore plus de pouvoir quand on ne fait pas que l'écouter et qu'on en joue.
Müziği sadece dinlemekle kalmayıp onu kendiniz yaratırsanız müzik daha da güçlü hale gelir.Pero la música es mucho más poderosa si no sólo la escuchas, sino que la haces tú mismo.
Müziği sadece dinlemekle kalmayıp onu kendiniz yaratırsanız müzik daha da güçlü hale gelir.Αλλά η μουσική είναι ακόμα πιο δυνατή αν δεν την ακούς μόνο, αλλά τη δημιουργείς κιόλας.
Müziği sadece dinlemekle kalmayıp onu kendiniz yaratırsanız müzik daha da güçlü hale gelir.Но музиката е дори още по-мощна, ако не просто я слушаш, а я създаваш самият ти.
Müziği sadece dinlemekle kalmayıp onu kendiniz yaratırsanız müzik daha da güçlü hale gelir.Но музыка имеет ещё большее значение, если мы не только её слушаем, но даже сами её создаём.
Müziği sadece dinlemekle kalmayıp onu kendiniz yaratırsanız müzik daha da güçlü hale gelir.אבל המוסיקה היא אפילו יותר עוצמתית אם אתה לא רק מקשיב לה, אלא יוצר אותה בעצמך.
Müziği sadece dinlemekle kalmayıp onu kendiniz yaratırsanız müzik daha da güçlü hale gelir.لكن الموسيقى تكون أكثر تأثيراً إذا قمت بعزفها بنفسك بدلاً من الاستماع إليها
Müziği sadece dinlemekle kalmayıp onu kendiniz yaratırsanız müzik daha da güçlü hale gelir.もっと音楽は力強いものになります これが最初のテーマです
"Ne orada yer dinlemek ', Hall?" Dedi diye sordu."A čo tvoj listenin" tam, Hall? "Povedala spýtal sa.
"Ne orada yer dinlemek ', Hall?" Dedi diye sordu."A co tvůj listenin" tam, Hall? "Řekla zeptal se.
"Ne orada yer dinlemek ', Hall?" Dedi diye sordu."Apa Yer listenin 'sana, Hall?" Dia bertanya.
"Ne orada yer dinlemek ', Hall?" Dedi diye sordu."Ce asculti yer 'acolo pentru, Hall?", A a întrebat.
"Ne orada yer dinlemek ', Hall?" Dedi diye sordu."Co yer słucha" tam, Hall? "Ona zapytał.
"Ne orada yer dinlemek ', Hall?" Dedi diye sordu."Kaj yer poslušaš tam, Hall?" Je vprašal.
"Ne orada yer dinlemek ', Hall?" Dedi diye sordu.Layer mới listenin có, Hall? " hỏi.
"Ne orada yer dinlemek ', Hall?" Dedi diye sordu."Lo que yer oyendo allí, Hall?" Ella preguntó.
"Ne orada yer dinlemek ', Hall?" Dedi diye sordu."Mitä Yer listenin" siellä, Hall? ", Hän kysyi.
"Ne orada yer dinlemek ', Hall?" Dedi diye sordu."Mi yer listenin" ott, Hall? "Lány kérdezte.
"Ne orada yer dinlemek ', Hall?" Dedi diye sordu."O que yer escutando lá por, Hall?", Ela perguntou.
"Ne orada yer dinlemek ', Hall?" Dedi diye sordu."Quello che yer listenin 'lì, Hall?", Ha ha chiesto.
"Ne orada yer dinlemek ', Hall?" Dedi diye sordu."Qu'est-ce yer listenin 'là pour, Hall?" Elle demandé.
"Ne orada yer dinlemek ', Hall?" Dedi diye sordu."Vad yer listenin" där, Hall? "Hon frågade.
"Ne orada yer dinlemek ', Hall?" Dedi diye sordu."Was yer listenin 'dort, Halle?" Sie gebeten.
"Ne orada yer dinlemek ', Hall?" Dedi diye sordu."Wat yer listenin 'er voor, Hall?" Zij gevraagd.
"Ne orada yer dinlemek ', Hall?" Dedi diye sordu."Τι yer listenin" εκεί για, Hall; "αυτή ρώτησε.
"Ne orada yer dinlemek ', Hall?" Dedi diye sordu."Какво Yer listenin", зала? " попита.
"Ne orada yer dinlemek ', Hall?" Dedi diye sordu."Что йер listenin 'там, зал?" Она спросил.
"Ne orada yer dinlemek ', Hall?" Dedi diye sordu."Що Йер listenin 'там, зал?" Вона запитав.
Ne var ki, Amnon Tamarı dinlemek istemedi. Daha güçlü olduğu için onunla zorla yattı.Aber er wollte nicht gehorchen und überwältigte sie und schwächte sie und schlief bei ihr.
Ne var ki, Amnon Tamarı dinlemek istemedi. Daha güçlü olduğu için onunla zorla yattı.Ale nechtěl uposlechnouti hlasu jejího, nýbrž zmocniv se jí, učinil jí násilí a ležel s ní.
Ne var ki, Amnon Tamarı dinlemek istemedi. Daha güçlü olduğu için onunla zorla yattı.Dar el n'a vrut s'o asculte; a silit -o, a necinstit -o şi s'a culcat cu ea.
Ne var ki, Amnon Tamarı dinlemek istemedi. Daha güçlü olduğu için onunla zorla yattı.Han, vilde dog ikke høre hende, men tog hende med Vold, krænkede hende og lå hos hende.
Ne var ki, Amnon Tamarı dinlemek istemedi. Daha güçlü olduğu için onunla zorla yattı.암논이 그 말을 듣지 아니하고 다말보다 힘이 세므로 억지로 동침하니라
Ne var ki, Amnon Tamarı dinlemek istemedi. Daha güçlü olduğu için onunla zorla yattı.Lecz on nie chciał usłuchać głosu jej, ale zmógłszy ją, uczynił jej gwałt, i leżał z nią.
Ne var ki, Amnon Tamarı dinlemek istemedi. Daha güçlü olduğu için onunla zorla yattı.Ma egli non volle ascoltarla: fu più forte di lei e la violentò unendosi a lei
Ne var ki, Amnon Tamarı dinlemek istemedi. Daha güçlü olduğu için onunla zorla yattı.Mais il ne voulut pas l`écouter; il lui fit violence, la déshonora et coucha avec elle.