dinlemek ile cümle

dinlemek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Kanımca ilham almak için durup bir başkasının öyküsünü dinlemek gerekiyor.За мен, най-добрият начин да се вдъхновим да опитаме е да спрем и да се вслушаме в историята на някой друг.
Kanımca ilham almak için durup bir başkasının öyküsünü dinlemek gerekiyor.Лично для меня, лучший способ вдохновиться на попытку - это остановиться и прислушаться к чьей-то истории.
Kanımca ilham almak için durup bir başkasının öyküsünü dinlemek gerekiyor.Те, що мене дійсно надихає - це коли я зупиняюся і слухаю чиюсь історію.
Kanımca ilham almak için durup bir başkasının öyküsünü dinlemek gerekiyor.הדרך הטובה ביותר עבורי לקבל השראה לנסות היא לעצור ולהקשיב לסיפור של אדם אחר.
Kanımca ilham almak için durup bir başkasının öyküsünü dinlemek gerekiyor.بالنسبة لي .. افضل طريقة لكي أُلهم هي ان اتوقف .. وان استمع لقصص الآخرين
Kanımca ilham almak için durup bir başkasının öyküsünü dinlemek gerekiyor.立ち止まって他の誰かの 話を聞くことです このTEDでそれができて感謝しています
Kendini mi dinlemek istiyorsun?Akkor hallgatnál saját magadra?
Kendini mi dinlemek istiyorsun? Ha?Τότε νομίζεις πως θα σε ακούσω εγώ; Εε;
Kendini mi dinlemek istiyorsun? Ha?وهل تعتقدين انني سأستمع اليك؟
Keşiş Sen düşkün çılgın adam, bana biraz konuşmasını dinlemek -Anh em Ngài thích người đàn ông điên, nghe tôi nói chuyện một chút,
Keşiş Sen düşkün çılgın adam, bana biraz konuşmasını dinlemek -Brat Ty lubi szaleńca, słyszysz mnie trochę po, -
Keşiş Sen düşkün çılgın adam, bana biraz konuşmasını dinlemek -CAPUCIN Tu l'homme aime fou, entendez-moi parler un peu, -
Keşiş Sen düşkün çılgın adam, bana biraz konuşmasını dinlemek -FRADE homem gosta Estás louca, ouvir-me falar um pouco, -
Keşiş Sen düşkün çılgın adam, bana biraz konuşmasını dinlemek -FRATE Tu uomo appassionato pazzo, mi senti parlare un po ', -
Keşiş Sen düşkün çılgın adam, bana biraz konuşmasını dinlemek -Friar Du glad gal mand, hør mig tale lidt, -
Keşiş Sen düşkün çılgın adam, bana biraz konuşmasını dinlemek -Friar Engkau menyukai orang gila, mendengar saya berbicara sedikit, -
Keşiş Sen düşkün çılgın adam, bana biraz konuşmasını dinlemek -Friar Gij gek gek man, hoor mij praten een beetje, -
Keşiş Sen düşkün çılgın adam, bana biraz konuşmasını dinlemek -Friar Εσύ αρέσει τρελός άνθρωπος, με ακούσετε να μιλούν λίγο, -
Keşiş Sen düşkün çılgın adam, bana biraz konuşmasını dinlemek -HERMANO Tú loco aficionado, me escuchan hablar un poco, -
Keşiş Sen düşkün çılgın adam, bana biraz konuşmasını dinlemek -KAPUCINUS Te fond dühös ember, hall engem beszélni egy kicsit, -
Keşiş Sen düşkün çılgın adam, bana biraz konuşmasını dinlemek -수사 너는 좋아 미친 사람은, 내가 조금 말을 듣고 -
Keşiş Sen düşkün çılgın adam, bana biraz konuşmasını dinlemek -MÖNCH Du fond mad Mann, hört mich sprechen ein wenig, -
Keşiş Sen düşkün çılgın adam, bana biraz konuşmasını dinlemek -Patra Ti fond jezen človek, me slišiš govoriti malo, -
Keşiş Sen düşkün çılgın adam, bana biraz konuşmasını dinlemek -Tie mních fond blázon, vyslyš ma trochu hovoriť, -
Keşiş Sen düşkün çılgın adam, bana biraz konuşmasını dinlemek -TIGGARMUNK Du förtjust galen man, hör mig prata lite, -
Keşiş Sen düşkün çılgın adam, bana biraz konuşmasını dinlemek -Tu călugăr om nebun fond, auzi-ma sa vorbesc un pic, -
Keşiş Sen düşkün çılgın adam, bana biraz konuşmasını dinlemek -Ty mnich fond blázen, vyslyš mne trochu mluvit, -
Keşiş Sen düşkün çılgın adam, bana biraz konuşmasını dinlemek -Veli Sinä ihastunut hullun miehen, kuule minua puhua vähän, -
Keşiş Sen düşkün çılgın adam, bana biraz konuşmasını dinlemek -Брат ты любил сумасшедший, выслушайте меня говорить мало, -
Keşiş Sen düşkün çılgın adam, bana biraz konuşmasını dinlemek -Монах Ти обичаше луд човек, да ме чуете да говорят малко, -
Keşiş Sen düşkün çılgın adam, bana biraz konuşmasını dinlemek -גבר אתה נזיר מטורף אוהב, לשמוע אותי מדבר מעט, -
Keşiş Sen düşkün çılgın adam, bana biraz konuşmasını dinlemek -الراهب أنت رجل مجنون مغرم ، والاستماع لي أن أتكلم قليلا ، --
Keşiş Sen düşkün çılgın adam, bana biraz konuşmasını dinlemek -ロミオO、なたは追放から再び話す。
Konuşmak için. Dinlemek için.Zu sprechen, zu hören.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.A fület nem hallásra tervezték, hanem hallgatásra.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.귀는 듣기 위해 만들어지지 않고, 경청하기 위해 만들어졌습니다.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.Las orejas no están hechas para oír sino para escuchar.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.Les oreilles sont faites non pas pour entrendre, mais pour écouter.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.Ma le orecchie non sono fatte per sentire, sono fatte per ascoltare.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.Ohren sind nicht zum Hören da, sondern zum Zuhören.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.Oren zijn niet gemaakt om te horen maar om te luisteren.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.Ører ikke lavet til at høre, men til at lytte.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.Os ouvidos foram feitos, não para ouvir, mas para escutar.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.Tai không chỉ để NGHE THẤY, mà còn LẮNG NGHE.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.Telinga dibuat bukan untuk mendengar tapi untuk aktif mendengarkan.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.Urechile nu sunt făcute pentru auzit, ci pentru ascultat.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.Uši nejsou stvořeny pro slyšení, ale pro poslouchání.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.Uši nie sú stvorené, aby počuli, ale aby počúvali.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.Uszy nie są stworzone do słyszenia, a do słuchania.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.Τα αυτιά δεν είναι φτιαγμένα για να ακούν, αλλά για να ακροάζονται.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.Вуха призначені не для того, щоб чути, а для того, щоб слухати.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.Уши созданы не для того, чтобы слышать, а для того, чтобы слушать.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.Ушите са направени не за чуване, а за слушане.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.האוזניים נועדו לא לשמיעה, כי אם להקשבה.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.ولكن الاذن لم تُخلق للاستماع بل للانصات !
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.聴くためにあるのです 聴くというのは、積極的なスキルです
Kulaklarınızı sevdirecek üçüncü yol ise; afedersiniz, seslerle sağlıklı olmanın üçüncü yolu ise; dinlemektir.Trzeci sposób na poprawę zdrowia za pomocą dźwięków, to słuchanie.
Malcolm, Harlem sakinlerinin sevgili oğluydu ve insanlar, hikayeyi onun ağzından dinlemek istiyorlardı.말 콤은 확실히 할 렘 커뮤니티의 사랑 하는 아들 하 고 사람들이 이야기의 옆구리에 관심이 있었다.
Mesajlarınızı dinlemek için..."Ca sa va ascultati mesajele...."
Mesajlarınızı dinlemek için..."Để nghe các tin nhắn của bạn ..."

İlgili Sayfalar